AK Gençliğin Buluşma Noktası
Köşe Yazıları Köşe yazıları burada paylaşılıyor.



 
Stil
Seçenekler
 
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
Alt 11-05-2007, 13:12   #1
Kullanıcı Adı
erenon
Standart “NE MUTLU...”
Bu ülkede kişisel dramlar “dehşet aşuresine” katılmış küçük yemişler gibi kaybolup gidiyor hayatın dağdağası içinde.

Hepimiz, bir türlü çözülemeyen ve niye çözülemediği de asla mantıkla açıklanamayan büyük sorunlara bakarken birçok çocuğun, gencin, ihtiyarın hayatı tek bir cümle yüzünden bir cehenneme dönebiliyor.

Yüzlerce yıldan beri, peş peşe gelen kuşaklar, ardı ardına hayat sahnesinden geçen milyonlarca insan, bu ülkeyi “tek cümlelik” bir ülke olmaktan kurtaramadı.

Hâlâ bu ülkede tek bir cümle yüzünden insanların gelecekleri yok edilebiliyor.

Ve, biz bu yok oluşu alışkın gözlerle izliyoruz.

Geçenlerde on üç yaşındaki bir çocuk güneydoğu illerimizden birindeki bir okulda “ne mutlu Türküm diyene” yerine “ne mutlu Kürdüm diyene” dediği için savcılığa verildi.

On üç yaşındaki bir öğrencinin bir cümle için savcılığa verildiği bir ülkede aklı başında bir insan “Türküm” ya da “Kürdüm” dediği için mutlu olabilir mi sizce?

Hele bir de, okul müdürünün o çocuğa söylediği inanılmaz cümleyi duyduktan sonra.

Okul müdürü, o öğrenciye, elinde tuttuğu boruyu göstererek şöyle demiş:

- Sen bölücüsün, bu boruyu sana sokarım.

Bir ülkenin başına bölünmekten büyük felaketler de gelebilir.

Bu tür “okul müdürleri” çıkar mesela bazı ülkelerde.

Bana sorarsanız, bir ülkeyi, bölünmekten daha büyük acılara götürecek olan, öğrencisiyle böyle konuşabilen eğitimciler yetiştirmesidir.

Çocuklarını böyle insanlara emanet etmesidir.

Küçücük çocukları, insanın tekrarlarken bile utandığı sözcüklerle tehdit edebilen öğretmenlerin bulunduğu bir ülke bütün kalsa ne olacak bölünse ne olacak?

Bunlar nasıl öğretmen?

Bu öğretmenleri kim yetiştiriyor?

Nasıl bir ahlak anlayışıyla yetiştiriyoruz biz bu öğretmenleri?

Kendi çocuklarından bile korkan hatta kendi çocuklarından bile nefret eden bir toplum nasıl bütün kalacak, nasıl mutlu olacak, nasıl gelişecek?

Ankara’daki yöneticilerin geliştirdiği “korkular” yıllar içinde öylesine şiddetli fobilere dönüştü ki sonunda geleceğimizi emanet edeceğimiz öğretmenlerimiz, hukukçularımız, profesörlerimiz de hastalandı.

Çocukları, insanları sevmek, onların gelecekleri ve mutlulukları için çaba sarf etmek yerine, insanlara düşman, cümlelere takılmış, vatanı sadece toprak sanan garip robotlar haline geldiler.

Her türlü kutsal kavramın, “vatanın, milletin, devletin” insanın mutluluğu için olduğunu unuttular.

Ellerindeki borularla çocukları korkutmaya başladılar.

Böyle tehdit edilerek, mahkemelere verilerek, korkutularak, dövülerek büyüyen çocuklarla bu toplum nasıl mutluluğu bulacak sizce?

Bulabilecek mi?

Böyle bir ülkeyi bütün çocukları “ne mutlu Türküm diyene” diye bağırtmak kurtarmaya yetecek mi gerçekten?

Ne olur on üç yaşındaki bir çocuk “ne mutlu Kürdüm diyene” dese?

Batar mı bu ülke bir çocuk böyle söylediği için?

Parçalanır mı?

Ve, siz, çocukların böylesine utanmaz sözcüklerle tehdit edildiği bir ülkede iç rahatlığı ile “ne mutlu Türküm diyene” diyebiliyor musunuz?

Diyebilecek misiniz?

Ben, ırkımızla övünmemiz gerektiğine inananlardan değilim, yaptıklarımızla yarattıklarımızla övünmenin daha manalı olduğunu düşünüyorum ama illa ırkımızla övünmek istiyorsak herhalde övüneceğimiz ırk, çocukları korkutan, onları tek bir cümle için mahkemelere gönderen bir ırk olmamalı.

Ne bu ülke, ne bu ırk, ne bu yöneticiler insanı mutlu etmiyor, bunlar insanı sadece utandırıyorlar.

Hâlâ yamyamların incik boncuk sevmesi gibi cümleleri seven bir toplumda yaşıyoruz, eğer sevilmeyen bir cümle söylerseniz sizi kızgın kazanlara atıyorlar.

Sonra da hep birlikte bağırıyoruz:

“Ne mutlu Türküm diyene.”

İnsan Türk olduğu ya da Kürt olduğu için mutlu olmaz.

Çocuklarının korkmadığı, mutlu olduğu, güven içinde yaşadığı bir toplum yaratabilirse belki mutluluğu hak eder.

Görülüyor ki biz öyle bir mutluluktan çok uzağız.

Daha da üzücüsü, biz böyle bir mutluluk olduğunu bile galiba bilmiyoruz.

Biz çocukları korkutmayı Türklük sanıyoruz.

Eğer buysa Türklük ve eğer bu insanlar temsil ediyorsa Türklüğü, o zaman ben kendi Türklüğümden vazgeçiyorum.

“Ne yazık Türküm diyene.”


Ahmet Altan

 

erenon isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
 


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi