![]() |
#1 |
![]() Her Adilcevazlı’nın olduğu gibi oda bir lakapla tanınıyordu Meçolar’ın Hamza’nın oğlu diye bilinen Hasan Hoca Yusuf Çavuşun’da kardeşinin oğludur.
1330 yılında Adilcevaz da Dünya’ya gelen imam küçük yaşta babasını kaybedince annesi ile birlikte amcası olan Yusuf Çavuş’a sığınırlar. 8 yaşına geldiğinde babasından kalan birkaç hayvanı ve amcasının hayvanlarının çobanlığını yapmaya başlar tıpkı büyük alimlerin yaptığı peygamber mesleğini icra eder. Bir yandan da Bahçedere Köyündeki bir alimden ve Adilcevaz da ki alimlerden Kuran-ı Kerim ve medrese eğitimi alır. Adilcevaz’dan yalın ayak dağ yolu ile Bahçedere Köyündeki hocadan ders almaya gidecek kadar ilme susamış bir insandır Hasan Hoca. Yokluk içinde her türlü zorluğa göğüs gererek hayat mücadelesi verir. Kardeşi Recebi 22 yaşında Rus Harbinde Allahuekber dağında şehit veren imam göç ederek herkes gibi bu güzel ilçeyi terk eder. Uzun bir yolculuktan sonra Şanlıurfa’ya yerleşir. Urfada ki alimlerden dini dersler alarak kendini yetiştirir. İşgal sona erdikten sonra canı gibi sevdiği Adilcevaz’a geri dönen Hasan hoca Mahalle mescitlerinde fahri imamlık yapar. Dönemin belediye başkanı hocayı baba mesleği olan zabıta çavuşluğuna alır. Bir süre bu görevi yürütür. Adilcevazlıların imamlık yapmasını istediği hoca görevinden ayrılarak imam olur. Kadrolu imam olarak 30 yıldan fazla hizmet verir. Hayatı boyunca hiç kimseyi geri çevirmedi Hoca karekter olarak şakacı ve kimseyi kırmazdı. Çok sevdiği arkadaşı postacı Asım Gebeloğlu’na takılmadan duramazdı aralarındaki muhabbet öyle ileriydi ki ona ‘ben seni yıkayıp gömecem’ diyerek latife yapardı. Tuttuğu günlüklerde ilçe merkez ve köylerinde 2 bin den fazla cenaze yıkayıp gömmüş binlerce çifttin dini nikahını kıymadan önce resmi nikahını yapmasını teşvik etmiş, yine binlerce çifttin evlenmesine vesile olmuş, kız istemiş küsleri barıştırmıştır. İlçemizde yaşayan insanların her an yardımına koşan Hasan Hoca üstlendiği işi mutlaka bitirerek bir sorumluluk örneği sergilemiştir. Hayatı hizmetti Evinde, camilerde ve medreselerde binlerce öğrenci yetiştirmiş, Kuran ve Kuran ahlakını bütün öğrencilere öğretmişti. Eğitime ve çalışmaya önem veren Hasan Hoca gençlerle devamlı diyalog kurmuş okumaları için köylerden gelen öğrencilere evinde yer vererek okumalarını sağlamıştı. Planlı bir hayatı vardı 5 vakit namaz dışında evde öğrencilerine Kuran-ı Kerim öğreterek vaktini geçiren Hasan Hoca nasihatlerinde ‘Akşam namazından sonra evde olmayan çocuk o gün çarşıda olan hırsızın arkadaşı, adam öldürenin ortağıdır’ derdi. Çocukların ve gençlerin belli bir saatten sonra eve gelmelerini izinsiz kesinlikle bir yere gitmelerini istemeyen Hasan Hoca, yemeğini saatinde yer saatinde yatardı. Oğluna ağlamadı Can dostlarına ağladığı kadar Çevresindekilerle paylaştığı anılarından birini Asker ocağında yaşamıştı. Şanlırfada suvari çavuşu olarak askerliğini yaparken, bir askerin ağladığını görür ve neden ağladığını sorar, köylü olduğunu bir yaşlı anasından başka kimsesinin olmadığını ekininin yerde olduğunu biçip harman edeninin olmadığını öğrenince askerliğinin yanmasına sebep olabilecek bir karar verir, askere harmanını yapıp gelmesi için izin verir. Asker arkadaşı Ali Babo (Ali Özer) bunu her zaman dile getirerek anlatırdı. Diğer bir anısı 65’li yıllarda Ankara’ya gider fakat hiç Ankara’yı tanımaz akşam saatlerinde bir camiye gider cemaat caminin imamını bekler fakat imam ortada yoktur. Cemaate kendisini imam olduğunu namaz kıldırmak istediğini söyler Namaz kıldırdığı cemaat hocanın sesinden ve namaz kıldırışından öyle etkilenir ki herkes kimsin nerelisin diye sormaya başlar. Anlatır nerede kalacağını sorarlar otelde diyince cemaatten biri kendisini misafir eder kabul eder evine götüren adamın kim olduğunu bilmez sabahleyin kalktığında bakar ki kapıda korumaları olan üst düzeyde bir insan resmi arabaya alarak diyanet işlerine kadar götürür. Bu zatın misafirperverlini ve bir uçak kazasında ölümünü hiç unutmaz yıllarca hatırlayıp rahmetle anar. Hoca iki binden fazla cenaze yıkamıştı çok metanetli olan Hasan Hoca 9 yaşındaki oğlunu yıkadığı halde ağladığını gören olmamış, bunu Allah’a bağlılığa, verenin de alanında Allah olduğuna inanmasına bağlayan yakınları, yalnız iki can dostu arkadaşı bir arada yıkaması onun ağlatmıştır; Enver Özatlar ve Muhyettin Akkoyun’u aynı kazanda ısıttığı suyla yıkayan Hoca bu dostlarının acısını ta yüreğinde hissetmiştir. Güvercinler hac yolunu gösterdi 60 yıllarda hac ibadetini yapmak için zamanın şartlarını zorlayan hac seferine ilçemizin tek şehirler arası otobüs sahibi Cercis Beşkardeş’le çıkar. Bu güzel yolculuk imkansızlık ve zor şartlar altında sürer, kumlu çöllerden geçip giderken yollarını kaybederler. Uçsuz bucaksız çölde sabah namazına yakın bir saat de kaybolmaları, beraberinde o gizemli olayı getirir. Otobüste en önde oturan hoca ve şoför den başkası uyanık değildir, kaybolma anında iki güvercinin otobüse elli metre mesafeye konması hocanın dikkatini çeker ve Hacı Cercis’e ‘bu güvercinleri takip et’ der otobüs güvercinlerin bulunduğu noktaya ulaştığında kalkan güvercin elli metre öteye konar böylece yollarını bulup devam ederler. Sigarayı bir sözle bırakır Aşırı derecede sigara içen fakat hac ibadetine gittiği 60’lı yılarda yanında Bitlis’te özel tütün sararak götüren Hoca bu can düşmanını orada yaşayan bir Hcının ‘Allah’ın Resulünün yanında sigara içmeye utanmıyormusun?’ demesi üzere yanındaki çakmak ve sigarasını çöpe atar ve bir daha içmez fakat sigara yaptığını yapmış tüm vücudunda etkili olmuştur. Devletini milletini çok seven nizam ve intizamın yanında yer alan Hasan Hoca, ilçeye gelen tüm yabancılara sahip çıkan onlara ikram etmekte yarışan Hasan Hoca 1980 yılında Adilcevaz’da vefat etmiştir. (Allah Rahmet Etsin)
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
Etiketler... Lütfen konu içeriği ile ilgili kelimeler ekliyelim |
(hasan hoca), adİlcevaz'in sİmge, İ:hasan yaralı, İsİmler |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|