AK Gençliğin Buluşma Noktası
Kim? Kimdir? Biyografiler ve hayat hikayeleri.



Cevapla
Seçenekler
 
Alt 07-09-2012, 02:15   #1
Kullanıcı Adı
zülcenaheyn
Standart Ahmed Hulûsi Kimdir? Amacı Nedir?
Ahmed Hulûsi Kimdir? Amacı Nedir?
AHMED HULÛSİ MUHAMMEDÎ'DİR

İslâmiyeti, camilerde anlatıldığı gibi zannediyoruz. Bütün mesele işin ne olduğunu bilememek!
Dünyada insanın varoluşunun iki ana sebebi vardır:
1. Ölüm ötesi sonsuz hayatın değişik boyutlar hâlinde devam edecek şartlarına, biyolojik beyni en iyi şekilde değerlendirmek suretiyle hazırlanmak.
2. "Nefs"ini tanıyarak "RABB"ini bilmek ve böylece hakikatin olan ALLÂH'a ermek!.
Birinci şıkkı daha önceki yayınlarda detaylı bir şekilde açıkladığımızı düşünerek bu ve bundan sonra yayınlamayı tasarladığımız iki kitapta insanın "manevî hayatıyla" ilgili konuları izah etmeye gayret edeceğiz.
Düşünerek, sorgulayarak, araştırarak ve öğrendiklerinin gereğini tek tek yaşamında uygulayarak geçen 30 küsur yıldan sonra; edindiğim bilgileri, bulguları ve deneyimi, Rasûlullâh Aleyhisselâm’a hizmetim, insanlığa borcum anlayışıyla sizlere ulaştırıyorum.
"Okur" - "yazar" bir "düşünür", olmamın dışında, hiç vasfım, ünvanım yoktur!.
Kim, bize mürşitlik, şeyhlik, hocalık, önderlik, liderlik ve bu gibi pâye yakıştırırsa, bu o kişinin kendisini aldatan zannı ve tasavvuru dolayısıyladır!.. Biraz da Din ve tasavvuf konusundaki cahilliğindendir!.
Benim dinim, Muhammed Mustafa Aleyhisselâm’ın Dini'dir!..
Benim mezhebim, Muhammed Mustafa Aleyhisselâm’ın mezhebidir!..
Benim tarikatım, Muhammed Mustafa Aleyhisselâm’ın tarikatıdır!..
Benim meşrebim, Muhammed Mustafa Aleyhisselâm’ın meşrebidir inşâallâh!..
Kısacası;
Ahmed Hulûsi, MUHAMMEDÎ'dir!..
Elden geldiğince "okur" - "yazar" ve "düşünürdür"!.. Ve düşündüklerini, arzu edenlerle paylaşandır; işte hepsi o kadar!..
Dostlarım,
Lütfen elinizden geldiğince hakikati araştırınız ve yarın size hiçbir faydası olmayacak "dedi-kodu"yu "gıybeti" derhâl terk ediniz!..
Neyinize gerek insanların hâlleri, yaşamları!.. Siz, geleceğinize ışık tutacak fikirlerle, düşüncelerle ilgilenin!..
Biz bu dünyaya başkalarının neler yapıp neler yapmadığıyla uğraşmak ve onları yargılamak üzere gelmedik!..
Zaten hepimiz bu dünyada yaptıklarımızın cezasını tam hakkıyla göreceğiz!.. Bundan kesinlikle kuşku duymayın!.. Çünkü sistem, bir mekanizma olarak yürürlüktedir.
Herkes yaptığının sonucuna katlanacaktır!..
Öyle ise, bırakın insanların yaptıklarıyla kafanızı meşgûl etmeyi!.. Başkalarının kulvarlarıyla ilgilenip yol almaktan geri kalacağınıza; kendi kulvarınızda olabildiğince ileriye gitmeye çalışın!
Biliniz ki, İNSANLAR FİTNEDİR; yani imtihan vesilesidir!
Onlardan Rabbinize, Melikinize ve İlâhınıza sığının!
Bu âyeti kerîmeye çok dikkat ediniz:
"Kul;
Eûzü Bi'RABB'in nâs;
MELİK'in nâs,
İLÂH'in nâs,
min şerr'il vesvâsil Hannas,
elleziy yüvesvisü fiy sudûr'in nâs,
min el CİNNETİ ven NÂS!.."
Hemen hepinizin bildiği "NÂS" = "İNSANLAR" Sûresi'nin yorumuna girmeyeceğim burada elbette... Ancak, konumuzla ilgili olarak son âyetindeki çok çok önemli bir noktaya, değerli bir arkadaşım istediği için dikkatinizi çekmek istiyorum.
Bu sûrenin son âyetinde, hiçbir sınırlama ve ayırım yapılmaksızın şöyle uyarılmaktayız:
"Bütün görünmeyen varlıklardan; ve İNSANLARDAN sığınırım!" de... "RABB'ime, MELİK'ime ve İLÂH'ıma!"
Tek şansımız olan şu kısacık dünya yaşamını, Hakikatı kavrayıp gereğini yaşamak ve ölümötesi boyuta hazırlanmak yerine; insanların dedi-kodusuyla harcarsak, sonuçta çok çok yazık olacaktır bize!..
"İNSANLARDAN sığınmak" demek, "onların bizim için oluşturacağı fitne yani imtihanlardan sığınmak" demektir!..
"İNSANLARIN hakikati olan ALLÂH'ı" göremeyerek, onlara kötü davranmak, hakkını yemek, dedi-kodu ve gıybetini yapmak, iftira etmek; kısacası, yüzünü çevirdiğin her mahalde ALLÂH'ı değil İNSANLARI görmek, ALLÂH'a sığınılması gereken en önemli belâdır!..
İşte "tasavvuf" çalışmaları ve terbiyesinin çok önemli bir amacı da insanı bu en büyük belâdan; perdelilikten korumaktır...
Bu yüzdendir ki "tasavvuf" en değerli konudur!..
Allâh nasip ede...
Kolaylaştıra...
Muvaffak ede!..
AHMED HULÛSİ
24 Eylül 1994
ANTALYA
AHMED HULÛSİ KİMDİR?
Değerli okurum;
Ahmed Hulûsi kimdir, amacı nedir; diye çok merak ediliyor...
Çok özetle anlatalım...
21 Ocak 1945 tarihinde İstanbul, Cerrahpaşa'da dünyaya gelmiş bulunan çocuğa annesi Ahmed, babası da Hulûsi adlarını koymuşlar.
13 Eylül 1963 tarihine kadar yalnızca bir yaratıcıya inanmış ve Hz. Muhammed'i dahi tanımayan bir zihniyetle yaşamış. Din konusunda her sorusuna da sen bunları sorma, sadece denileni yap, cevabıyla karşılaştığı için hep din dışı yaşamış çevresindekilere göre!.
13 Eylül 1963 günü Cuma namazına annesinin zoruyla gitmiş, babasının üç gün önce vefat etmesi dolayısıyla; camideyken içine gelen bir ilhamla da Din konusunu tüm derinlikleriyle araştırma kararı alıp, o gün namaza ve abdestsiz dolaşmamaya karar vermiştir.
Din olayını önce Diyânetin yayınladığı onbir ciltlik Sahihi Buhari tercümesini okuyarak başlatmış, sonra tüm Kütübü Sitte'yi ve Rahmetli Elmalılı'nın "Hak Dini" isimli tefsirini okuyarak sürdürmüştür. İki yıla yakın zâhir ilimleri itibariyle olabildiğince kaynakları inceledikten, yoğun riyâzatlar ve çalışmalarla tasavvufa kendini vermiş; ilk kitaplarını 1965 yılında yazdıktan sonra kendindeki açılım ve hissedişleri, 1966 yılında yazdığı TECELLİYÂT isimli kitabında yayınlamıştır. Bu kitap O'nun 21 yaşındaki bakış açısını ve değerlendirmelerini ihtiva etmesi itibarıyla geçmiş yaşamı hakkında önemli bir değerlendirme kaynağıdır.1965 yılında tek başına hacca gitmiş ve hayatı boyunca kendi yolunda hep tek başına yürümüştür!..
Prensibi, "kimseye tâbi olmayın, kendi yolunuzu kendiniz çizin, Rasûlullâh öğretisi ışığıyla"; olmuştur.
1970 yılında AKŞAM Gazetesinde çalışırken RUH ve ruh çağırmalar konusunu incelemeye almış ve bu konuda Türkiye'de konusunda ilk ve tek kitap olan, "RUH İNSAN CİN"i yayınlamıştır.
Kurân'daki "dumansız ateş" ve "gözeneklere nüfuz eden ateş" uyarılarının "ışınsal enerjiye" işaret ettiğini keşfetmesinden sonra; Kurân'ın işaret yollu açıklamalarını değerlendiren; bundan sonra dinsel anlatımdaki işaretlerin bilimsel karşılıklarını deşifre etmeye çalışan Ahmed Hulûsi, bu alanda ilk çalışmasını 1985 yılında "İNSAN ve SIRLARI" isimli kitabında açıklamıştır.
Daha sonraki süreçte Kurân'da kelimeler bazında yaptığı çalışmalarla, keşfettiği gerçekleri hep çağdaş bilgilerle bütünleştirmiş... Kendisini, "DİN" olayını, ALLÂH adıyla işaret edilenin, tamamen entegre bir sistem ve düzeni temeline oturtarak, Hz. Muhammed aleyhisselâm'ın neyi anlatmak istediğini "OKU"maya vermiştir. Bu yolda edindiği bilgilerin bir kısmını kitapları ve internet aracılığıyla da toplumla paylaşmıştır.
İslâm Dini’ni, Kurân-ı Kerîm, Kütübü Sitte (altı önde gelen kitap) hadisleri temelinde kabul ederek inceleyen; geçmişteki ünlü tasavvuf sîmalarının çalışmalarını değerlendirerek, gereklerini yaşadıktan sonra; bunları, günümüz ilmiyle de birleştirerek değerlendiren ve mantıksal bütünlük içinde BİR SİSTEM olarak sizlere açıklayan Ahmed Hulûsi; insanların kişiliğiyle değil, düşünceleriyle ilgilenmesini istemektedir.
Çünkü, bu alanda tek örnek Hz. Muhammed'dir!
Basit beyinler yaşamlarını, kişilikle ve doğal sonucu olarak dedikodu ve gıybetle tüketirlerken; gelişmiş beyinler ise fikirlerle ve düşünce dünyasının verileriyle ömürlerini değerlendirirler!
Bu nedenledir ki, Ahmed Hulûsi kendisini ön plana çıkartmamakta; kitaplarına 46 yıla yakın zamandır “soyadını” koymamaktadır; insanların şu veya bu şekilde çevresinde bir halka oluşturmaması için... Bugün dahi, görüştüğü çok az sayıda insan vardır. Bu yüzden aşırı boyutlarda tepki almasına rağmen ısrarla bu konuda bu tutumunu sürdürmektedir.
Anadolu'nun beş-altı yerinde, kişilerin kendilerini "Ahmed Hulûsi benim" şeklinde tanıtıp, çevrelerine insanlar toplayıp, onlardan maddi menfaat toplama olayını duyunca da, kitaplara resim koymak zorunda kalmış, böylece bu sahtekârlığı önlemiştir.
Sürekli sarı basın kartı sahibi, gazeteci Ahmed Hulûsi, bu alan dışında profesyonel olarak hiç bir işle meşgul olmamış; hiçbir teşkilât, dernek, parti, cemâat üyesi olmamıştır. Bütün yaşamı, çağdaş bilimler-İslâm-Tasavvuf araştırmalarıyla devam etmiş; kitap ve yazıları ile sesli sohpetlerinin tamamını internet üzerinden okuyucularına ücretsiz ve tam metin olarak indirilebilir şeklinde yayınlamış İLK yazardır. Tüm düşünce ve bakış açılarıyla beklentisiz olarak apaçık ortadadır!
28 Şubat öncesi şartlar dolayısıyla, eşi Cemile ile önce Londra'da bir yıl yaşayan Ahmed Hulûsi daha sonra da Amerika'ya yerleşmiş ve hâlen orada yaşamını sürdürmektedir.
Mevcut bilgileri ışığında, tamamen insanlardan uzak kendi "köy"ünde yaşamayı tercih edip; herkese, orijinal kaynaklara göre Rasûlullâhı ve Kurân'ı aracısız olarak yeniden değerlendirmeyi tavsiye etmektedir!.
Zira, Hz. Muhammed'in açıkladığı SİSTEME göre, "DİN ADAMI" diye bir sınıf asla söz konusu değildir!.. Her ferd direkt olarak Allâh Rasûlunu muhatap alıp O'na göre yaşamına yön vermek zorundadır!.. Tâbi olunması zorunlu tek kişi ALLÂH Rasûlü MUHAMMED MUSTAFA aleyhisselâm'dır. Onun dışındaki tüm kişiler istişari mahiyetteki kişilerdir ve yorumları kimseyi bağlamaz.
Herkes yalnızca Allâh Rasûlü ve KURÂN bildirilerinden mesûldür!.. Bunun dışında kalan tüm veriler kişilerin göresel yorumlarıdır ve kimseyi BAĞLAMAZ!
İşte bu bakışı dolayısıyla da Ahmed Hulûsi insanların kendi çevresinde toplanmasını veya kendisine tâbi olmasını kesinlikle istememektedir. Anlattıklarının sorgulanmasını, araştırılmasını tavsiye etmektedir. Bana inanmayın, yazdıklarımın doğruluğunu araştırın; demektedir!.. Bu yüzden de insanlardan uzak yaşamayı tercih etmektedir.
Bu bakışı dolayısıyladır ki, Ahmed Hulûsi’nin ne bir tarikatı vardır, ne bir cemiyeti ve ne de herhangi bir isimle anılan topluluğu!
Ahmed Hulûsi, çeşitli çevrelerce kendisine yakıştırılan her türlü pâye, ünvan ve etiketlerden beridir! O, sadece Allâh kuludur!
Kimseden maddi veya siyasî, ya da manevî bir beklentisi olmayıp, yalnızca kulluk ve bir insanlık borcu olarak bilgilerinin bir kısmını sizlerle paylaşmaktadır.
Ahmed Hulûsi, yalnızca...
Düşünebilen beyinlerle düşüncelerini paylaşmaya çalışan bir düşünürdür!..
Hepsi, bundan ibaret!
Hiçbir yazılı, sesli veya görüntülü eserinin TELİF HAKKI OLMAYAN yazarın eserleri, pek çok değerlendiren tarafından orijinaline uygun olarak bastırılıp karşılıksız olarak çevrelerine dağıtılmaktadır... Bugün milyonlarca ailenin evinde Ahmed Hulûsi imzalı eserin varolması, onun için yeterli şereftir.
Bu konulardaki detaylı çalışmaları aşağıdaki bazı internet sitelerinden inceleyebilir; dilediklerinizi tümüyle kendi bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
Sonuç olarak şunu vurgulayayım...
Herkesin görüşü kendi bilgi tabanının sonucu kadardır! Bu eserleri kendiniz değerlendirmeye çalışın!.. Yazarla değil, yazılanla ilgilenin. Sizlere karşılıksız olarak verilen bu Allâh hibesi ilmi hakkıyla inceleyin.
Ebedî yaşamınıza yön verebilecek düzeyde Allâh ve Sistemini (sünnetullah) anlatan bu eserler umarım sizlere yeni ufuklar açar.
Saygılarımla,

AHMED HULÛSİ
North Carolina, USA



Kaynak: http://www.ahmedhulusi.org/yazi/ahki...#ixzz204W5QlqH

 

zülcenaheyn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 07-09-2012, 14:42   #2
Kullanıcı Adı
HaArP
Standart
Bu adam için Ehli Sünnet Alimleri sapık deyip dururdu ! Naçizane iyi bir taraf arardım ! Lakin yetiştirdikleri elemanlarla karşılaşınca ne kadar tehlikeli bir durumun içinde olduklarına şahid oldum ! Allah ıslah eylesin !
HaArP isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-09-2012, 15:16   #3
Kullanıcı Adı
zülcenaheyn
Standart
Alıntı:
HaArP Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu adam için Ehli Sünnet Alimleri sapık deyip dururdu ! Naçizane iyi bir taraf arardım ! Lakin yetiştirdikleri elemanlarla karşılaşınca ne kadar tehlikeli bir durumun içinde olduklarına şahid oldum ! Allah ıslah eylesin !
Selamun aleyküm HaArP. Ben Ahmed Hulûsi'nin hakkını yiyemem, kendisi ile görüşmedim fakat bütün kitaplarını okudum ve Allah razı olsun çok ama çok faydalandım. Benim tekin görmediğim tek tarafı kitaplardan zikir vermesi ve insanları izleyemeyeceğinden de bu insanların sağlığının bozulabileceği yani yüksek sayılarda zikir öneriyor ve kendi başlarına yapmalarını söylüyor, bence bir bilenin kontrolü altında olmalı zikir, neyse, onun dışında pek bir sapıklık göremedim, sadece hadislerle, Kur'ân'la ve geçmiş tüm evliyaullahın çizgisinden giderek mutasavvıf bir idrak ile görüşlerini kitaplarında belirtiyor. Sapık görülmesi normaldir çünkü tarih boyunca şeriat çizgisi dışından çıkmasa da biraz tasavvufta-dinde derinlere inen mühim zatların sözleri anlaşılmadığından onları yanlış anlayanlarca hep sapık ilan edilmişlerdir.

Dedikodu olmaz ise, merak ettim, acaba yetiştirdikleri elemanlar içinde ne gibi tehlikeli durumlar gördünüz?
zülcenaheyn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-09-2012, 15:21   #4
Kullanıcı Adı
zülcenaheyn
Standart
Hem bakın, imza kısmımda, Ahmed Hulûsi'nin karşılıksız-bedava olarak dağıttığı Kur'ân-ı Kerîm'den ve diğer dinî kitaplardan bahsediyorum. Allâh ilminin karşılıksız verilmesi gerektiğinden söylüyor ve büyük bir hayır yapıyor.

Benim size tavsiyem başkalarının sapık ithamlarını bir kenara bırakmak ve imza kısmımdaki linkten talep formunu doldurup evinize bedava gelecek olan kitapları kendiniz okuyup bir karara varmanızdır inşallah.
zülcenaheyn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-09-2012, 15:37   #5
Kullanıcı Adı
Cihannur
Standart
Alıntı:
zülcenaheyn Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hem bakın, imza kısmımda, Ahmed Hulûsi'nin karşılıksız-bedava olarak dağıttığı Kur'ân-ı Kerîm'den ve diğer dinî kitaplardan bahsediyorum. Allâh ilminin karşılıksız verilmesi gerektiğinden söylüyor ve büyük bir hayır yapıyor.

Benim size tavsiyem başkalarının sapık ithamlarını bir kenara bırakmak ve imza kısmımdaki linkten talep formunu doldurup evinize bedava gelecek olan kitapları kendiniz okuyup bir karara varmanızdır inşallah.
Ahmed Hulusi isimli şahıs Cenneti Cehennemi inkâr etmiyor mu? Kıyamet kopunca güneşe doğru gideceğiz gibi bir şeyler söylemiyor mu? Bu şahsın Cennet ve Cehennem inancı nasıldır?
Cihannur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-09-2012, 15:44   #6
Kullanıcı Adı
zülcenaheyn
Standart
Alıntı:
Cihannur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ahmed Hulusi isimli şahıs Cenneti Cehennemi inkâr etmiyor mu? Kıyamet kopunca güneşe doğru gideceğiz gibi bir şeyler söylemiyor mu? Bu şahsın Cennet ve Cehennem inancı nasıldır?
Kitaplarının hepsini okudum ve cennet-cehennem inancı dahil tüm inançları gayet Kur'an-sünnet-evliyaullah-tasavvuf çizgisindedir. Güneş ile ilgili olan görüşünü hadislerle açıklıyor, bu onun kendi kanaatidir, doğru ya da yanlış ki bana tatmin edici geliyor açıkçası fakat cennet-cehennem anlatımlarına bakılırsa zahiren şeriata uyduğu gibi batınen de evliyaullahın anlatımlarına uyuyor. Sadece kendi penceresinden-kendine has bir anlatım üslubu var.

Dostlar, Ahmed Hulûsi'ye ancak hakkını tarikat ehli, işin ehli, feyz ehli verebilir. Bir iki cümlesi cımbızla seçilip ve diğer geniş açıklamalı anlatımları ele alınmadan yargılamak çok kolaydır. Yargılamadan durmak sabır ister ki sabırsızlık da zaten Ahmed Hulûsi dahil diğer tüm sufilerin, mutasavvıfların, ariflerin, evliyaullahın sözlerinin anlaşılamayacağına delalet eder.

Ahmed Hulûsi gibi adamlar dinin şeklinden, şemalinden değil dinin hikmetinden, sebeplerinden, derindeki mânâlarından bahseder.
zülcenaheyn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-09-2012, 16:27   #7
Kullanıcı Adı
El Emin
Standart
Ufaktan bakayım dedim de şahsı mevlevi şeyh avnullah özmansur eleştirmiş..
Ehli tarikattanda eleştiri almış..
İlginç her ne ise ben kafamı bu tür meselelerle işgal etmeyi bırakalı çok oldu
El Emin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-09-2012, 19:31   #8
Kullanıcı Adı
zülcenaheyn
Standart
Alıntı:
El Emin Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ufaktan bakayım dedim de şahsı mevlevi şeyh avnullah özmansur eleştirmiş..
Ehli tarikattanda eleştiri almış..
İlginç her ne ise ben kafamı bu tür meselelerle işgal etmeyi bırakalı çok oldu
Arkadaşım "eleştiri" başka şeydir...
İslam dininde alimler arasında Hristiyanlıktaki mezhepler gibi çelişkiler, uzaklıklar, ayrılıklar olmaz...
Mutasavvıflar arasında da temel öğretiler arasında, iman konusunda, iman esaslarının-temellerinin durumu konusunda çelişki olmaz...
Dinde bazı konular vardır, inanırsın-inanmazsın imanına zararı olmaz fakat ana şartlar vardır ki bunlar önemlidir asıl...
Mevlevî şeyhi kendisini eleştirebilir...
Ben de Uşşakî çevresindeyim bir süredir, orada da kendisi eleştiriliyor bir tarikat silsilesinden gelmediği için...
Ama birbirlerine saygı duyuyorlar çünkü bu derin konular herkesin harcı değildir...
Ve bu büyüklerin birbirlerini eleştiri tarzları alt mertebelerdeki Müslümanlardan farklıdır...
Alt mertebedekiler birbirlerine hakaret, dalga geçme şeklinde sataşırlar...
Üst mertebedekiler, hakiki tarikat ehli ise (şekilde kalanları söylemiyorum) ki onlar edep dairesinden çıkmaz ve ilmî olarak tartışırlar...

Bugünkü arifler, mutasavvıflar ne ki...
Siz asıl Hz. Mevlana'ları, Hz. Rufaileri, Hz. Bektaşları, Hz. Geylanileri bir araştırın nasıl kendi dönemlerinde birbirlerine ve başkalarıne eleştirileri olmuş görün...
Eleştiri olabilir çünkü herkesin müşahedesi farklıdır, idrakı farklıdır ve bunlar saf vahiy değildir peygamberlerinki gibi, bunlar ilhamdır ve bu ilhamlara da pek tabi kendi nefslerinden de fikirler girebiliyor meşreplerine göre....

Yani eleştiri gayet doğal, olağandır....

Ama şöyle de bir şey var çok derinlerde yüzen ve bu huzur hâli ile hallenenlerin yüzeydeki sataşmalardan çok rahatsız olmadıklarını görüyorum...
Yüzeydeki sataşanların ise çok çok yanlış anlayarak hatta denilenlerin tam tersini algılayarak buğz ettiklerini görüyorum...
Geçmişte katledilen evliyaullah da aynı şeyleri yaşadılar fakat dert etmediler şükr ettiler...

Konu zülcenaheyn tarafından (07-09-2012 Saat 19:33 ) değiştirilmiştir..
zülcenaheyn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-09-2012, 17:03   #9
Kullanıcı Adı
HaArP
Standart
Alıntı:
Dedikodu olmaz ise, merak ettim, acaba yetiştirdikleri elemanlar içinde ne gibi tehlikeli durumlar gördünüz?

Tasavvuftan ve zikirden bahsederler ! Tesettür, Şeriat gibi kavramların mecazi olduğuna inanmak suretiyle red ederler ! İman kavramında herşeyin kalpte olduğuna inanılan bir Din ! Ama İslam olmadığı kesin ! Kullandıkları hadisler genelde kutsi hadisler !

İyi niyetli biri olduğunu düşünsemde(Ahmed Hulusi) İslam cahili olduğu kanaatini taşırım ! İman kazandırıyorsa mantığına yakınlık gösterirdim ! Lakin daha zararlı zehirlerle İslam'ın farklı bir mantığı çıktığında Hakiki Kur'an ve sünnete mücadele tarzına dönüştüğünde Yarardan çok zararı olduğunu görmek için Alim olmaya gerek yoktur naçizane !
HaArP isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-09-2012, 19:53   #10
Kullanıcı Adı
zülcenaheyn
Standart
Alıntı:
HaArP Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Tasavvuftan ve zikirden bahsederler ! Tesettür, Şeriat gibi kavramların mecazi olduğuna inanmak suretiyle red ederler
Belli derecede dinî ve tasavvufî bilgim olmakla beraber Ahmed Hulûsi'nin de tüm kitaplarını okuduğum için çok rahatlıkla söyleyebilirim ki o karşılaştığınız insanlar tamamiyle yanlış anlamışlar ve kendi işlerine geldikleri gibi anlamışlar sırf vicdanlarını rahatlatmak adına çünkü nefsini terbiye edemeyen dini nefsine uydurur ve vicdanını rahatlatmak için de bunun doğru olduğunu düşünür. Şimdi dinen bunlar hatalı fakat Ahmed Hulûsi'yi bildiğim için de, hakkını teslim edelim ki, Ahmed Hulûsi'nin anlayışına göre de kattiyen yanlıştır bu.

Bakın sırayla cevaplandırayım şimdi:

Hakiki tasavvuftan değil de Ahmed Hulûsi'den ilerleyelim ki ben hiçbirinde şeriata bir terslik görmedim...

Ahmed Hulûsi tesettürün şart/farz olduğunu söyler kitaplarında her ne kadar modern görünüşlü ve kendisini dinlemeye giden insanlar açık olsa da işin aslı budur.

Kendi eşinin Kur'ân'ı okuduğunu ve tesettürün farz olduğunu gördükten sonra da kapandığını söylemektedir ve kendisinin hiç karışmadığını söylemektedir. Ahmed Hulûsi de böyle inanmaktadır.

Fakat o şöyle bir şey demektedir. Bir kadın tesettür takmayabilir, kimsenin karışmaya hakkı yoktur fakat tesettür takmayan bir kadın bunun sonucunu kendisi yaşayacaktır. Yani ne yaparsan kendine! Tesettür teklif edilmiştir, yapmayan kendi bilir diyor.

Ayrıca hacc konusunda kapanmak konusunda çekinen kadınlara da demektedir ki, illa hacdan sonra kapanmak zorundayız o yüzden çok sonra giderim diye düşünmeyin, hacca gidin erkenden döndüğünüzde yine açık gezinmek istiyorsanız gezinin ama haccı ertelemeyin ve gitmemezlik etmeyin çünkü doğduğunuzdan itibaren tüm günahlardan arınıyorsunuz ve tesettür korkusundan bunu ertelemeyin, diyor. Namazlarda kapanır sonra günlük hayatınıza alıştığınız gibi açık olarak dönersiniz diyor. Yani ya hep ya hiç yapmayın demek istiyor. Bu bence gayet mantıklı. Ama ekliyor, Allah'ın tekliflerine uymayan sonucunu kendi yaşar. Dediğim gibi tüm kitaplarını okudum Ahmed Hulûsi'nin ve iftira atanları, yanlış anlayanları artık direk tanıyorum. Tamam şeriata ve tasavvufa göre bu gerçekler böyledir fakat Ahmed Hulûsi de bunlara iştirak etmektedir ki bunun kanıtı da zaten ilmen verdiği zekatların irşad özelliğidir.

Alıntı:
HaArP Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İman kazandırıyorsa mantığına yakınlık gösterirdim !
Bakın bu çok ama çok yanlış anlaşılan bir konudur. Allâh çok insana iman kazandırmıştır Ahmed Hulûsi'yi vasıta ederek. Fakat tasavvufta şöyle bir şey vardır, eğer siz bir mühim zattan imanî açıdan faydalanamıyorsanız bunun sebebi MEŞREP FARKINDANDIR! Yaratılışlarınızın, üsluplarınızın, meşreplerinizin, enerjilerinizin uyuşmamasındandır; tamam ikinizde Müslüman kardeşi olabilirsiniz fakat alış-verişi de sağlayamıyor olabilirsiniz ki bunun örnekleri çok fazladır.

Mesela bir derviş, talip bir mühim zattan ilim talep eder, feyz almak, öğrenmek, gelişmek ister fakat o zat onu başka birisine gönderebilir çünkü meşrep farkındandır bu.

Bugün maalesef tarikatların kabuk kısımları o kadar çok cemaatleşti, siyasallaştı ki irfan ilimlerinin özü, insanların özü unutuldu ve meşrep farklılıkları uymuyor diye adeta birbirine kâfir ilan etme durumları başladı ki bir hadiste der kafir olmayan birisini kafir ilan etmek adamı kafir yapar diye. Yani o kadar çok kendini bilmeden büyük konuşan var ki hangi birimiz imanlı kaldık merak ediyorum.

Geçen günlerde Fethullah Gülen'i dinledim ve helal olsun dedim. Ben Fethullahçı değilim ayrıca o dinlediğim konuşması da kendisini ilk defa dinleyişimdi.

Diyordu ki şu cemaati, bu cemaati, Uşşaki tarikatı, Nakşi tarikatı, şu dernek, bu dernek hepsi kendi meşreplerince, kendi üslup ve imkanlarınca bir hizmet vermektedirler... diye bir konuşma idi. Hepsini genel olarak İslam dini kabuğu içine alan, hepsini kucaklayan ve hepsine hakkını teslim eden bir konuşma. Gerçekten güzeldi. İşte olay da budur zaten. Meşrep farkı, huy farkı ve algılama farkı.

Sadece arifler daha sessiz dururlar ve çevrelerindekilerin derecesine göre konuşurlar, şeriat ehline göre daha temkinlidirler çünkü yanlış anlaşımaya çok yatkındırlar.

Selametle...
zülcenaheyn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi