![]() |
#1 |
![]() Eğer biz, bugün değil de, saadet asrında, Peygamber Efendimiz'in dizi dibinde olsaydık... O'nun terbiyesinden geçip, O'nun nasihatleriyle günümüzü, gönlümüzü ve yönümüzü aydınlatsaydık. Mesela bir sabah vakti kapımız çalınsa ve: "-Ey Fatıma! Güzel Kızım. Baban peygamber diye güvenme! Kıyâmet günü herkes kendi amelinden hesaba çekilecek! Haydi sabah namazına..." hitabıyla uyansaydık... Yataktan nasıl kalkar, kendimizi nasıl hesaba çeker ve nasıl bir hesab gününe hazırlanırdık. Yine bir gün Hazret-i Âişe anamızı ziyaret eden bir kız kardeş olsaydık, Hazret-i Esmâ gibi... Ve biz kendi aramızda sohbet ederken kapıyı çalıp içeriye giren Allah Rasûlü olsaydı. Bizi baş başa sohbet ederken görünce bir anda başını başka yana çevirseydi ve bize: "-Esmâ Bacım, kızların büluğ vaktine geldikten sonra, elleri ve yüzü dışında bütün vücutlarını örtmeleri gerekir." diye tatlı bir nasihatte bulunsaydı... Acaba yüzümüz nasıl al al olur, kendimize nasıl çekidüzen verirdik. Yine bir gün hücre-i saadette, Peygamber Efendimiz'in muhterem zevceleri ile bir arada bulunsaydık... Kapı çalınsa ve kapıda bir âmâ Abdullah ibn-i Ümmi Mektum içeriye girmek için izin isteseydi... Biz de kendi aramızda: "-Girsin canım, nasıl olsa âmâ, bizi göremez" diye konuşsaydık ve İki Cihan Güneşi biraz tatlı, biraz sert diğer odaya geçmemizi isteyerek şöyle buyursaydı: "-Onun gözleri âmâ, fakat ya sizinkiler!.." Bunlar ve daha nice yaşanmış örnekleriyle, biz Peygamber Efendimiz'in terbiyesinden geçseydik, acaba bugünkü yanlışlarımızın ne kadarı kalırdı? İbâdet hayatındaki gevşekliklerimiz, tesettür konusunda bazen ifrata, bazen tefrite varan tavır ve hareketlerimiz, erkeklerle olan ihtilat ortamlarında bir arada rahatça bulunmamız, hatta onlarla şakalaşma ve sohbetlerimiz?!.. Peygamber Efendimiz'in terbiyesinde olmak imkânsız mı? Bunun için illâ o devirlerde yaşamak, onunla beraber aynı havayı solumak, Medine-i Münevvere'de ikâmet etmek mi gerekiyor? Eğer O, Allâh'ın bir elçisi ise, söyledikleri ve yaşadığı hayat gözler önündeyse, binbir teferruatıyla kitaplara ve hadis mecmualarına geçmişse, onu uzaklarda aramaya gerek yok! Onun terbiyesine girmek için, O'nun devrinde yaşamaya da gerek yok! Sadece niyetimizi düzeltmemiz ve hayatımıza bir çekidüzen vermemiz gerekiyor, onun sünnet-i seniyyesi eşliğinde... FATMA NUR CİHAN
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() Allah Rasûlü 'nün ismi anılınca bile kalplerimizi bir ateş sarıyor. Bu nasihatleri O'nun dillerinden duysaydık bilemiyorum halimiz nasıl olurdu.Ama bulunduğumuz durumdan daha üstün olacağımız ve kendimize , yaşayışımıza daha dikkat edeceğimiz kesin... Allah (c.c.) yanılmayanlardan , Cennetine aldıklarından eylesin cümlemizi İnşaAllah ... :'(
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
#3 |
![]() Dilime " Allah' ın c.c. ahlakı ile ahlaklanın" demek geldi. Bunun içinde, İnsanlığın İftihar tablosuna uymak, onu hücrelerimize dek hayatımıza geçirmekle mümkün sanırım.
Bu güzel paylaşımlara imza attığıınız için teşekkürler. beğenilerinizi yazıyorum. Tek tek verecğim inşaAllah. (+) |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#4 |
![]() Bu devirde ne kadar mümkün bilemiyorum ama inşaallah bizler de o terbiyeyle yaşayıp Allah c.c. ve Resül'ünün karşısına ak pak çıkanlardan oluruz...
Çok teşekkürler güzel paylaşım için...(+) |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|