AK Gençliğin Buluşma Noktası
Köşe Yazıları Köşe yazıları burada paylaşılıyor.



Cevapla
Stil
Seçenekler
 
Alt 11-09-2007, 23:02   #1
Kullanıcı Adı
selahattin_ay
Standart Amerika-Rusya-Hindistan ittifakı ve Pakistan'ın kaderi
Amerika'nın 11 Eylül sonrası başlattığı hegemonya savaşının "ağırlık merkezi"ni oluşturan "Hazar/Orta Asya cephesi"nde kilit öneme sahip iki ülke var: Rusya ve Hindistan. ABD'nin bu iki ülkeyle geliştireceği ortaklık Orta Asya ve Güney Asya'nın geleceğini belirleyecek. Soğuk Savaş'tan sonra 'Süper Avrupa' fikriyle siyasi ve askeri alanda ABD'den bağımsızlaşma sürecine giren Almanya ve Fransa önderliğindeki "kıta Avrupası", 11 Eylül sonrası ABD ile arayı daha da açtı ve Atlantik İttifakı ayrışma sürecine girdi. ABD'nin küresel savaşının terörizme karşı olduğuna inanmayan, bu savaşın, Avrupa'nın Ortadoğu, Orta Asya ve Güney Asya'daki çıkarlarını tehdit ettiğini düşünen, özellikle Hazar çevresinde Rusya ve İran'la geliştirdiği "ortak projeler"e büyük darbe vurduğunu gören Avrupa, kendini eski kıtaya hapsedilmiş hissediyor. Avrupa'nın bu kaygılarını ciddiye almayan ABD ise, tek yanlı çıkarlarını önceleyen bencil bir dış politika izliyor. Bu açıdan, ABD Başkanı George Bush ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında dün Kremlin Sarayı'nda yapılan zirveyi dikkatle izleyenlerin başında Avrupa var.

Rusya neden teslim oldu!

ABD-Rusya yakınlaşması, iddia edildiği gibi "stratejik ortaklık" değil ve olmayacak da. Bu tür bir ilişkiye ne ABD'nin ne de Rusya'nın niyeti var. Daha çok konjonktürel bir yakınlaşma sözkonusu. ABD askeri gücünün Orta Asya'ya yerleşmesine, enerji kaynaklarının ABD denetimine geçmesine ve "Rusya'nın kuşatılması"na Moskova'nın neden sessiz kaldığı ise en önemli soru işareti. Ancak Rusya'nın çok önemli gerekçeleri var:

#

ABD gibi Rusya da yükselen İslam'ı tehdit olarak görüyor ve İslami hareketlerin bölgedeki etkinliğinin kırılması iki ülkeyi yakınlaştıran en önemli sebep.
#

Putin için öncelik, Rusya içinde siyasi, ekonomik ve sosyal dengenin yeniden kurulması. Ona göre yeniden "büyük Rusya" için sağlam temellerin atılması ve bunun güçlendirilmesi gerekiyor. Rusya, Büyük Rusya için geçici bir sükunet dönemi istiyor.
#

ABD varlığı Rusya'nın daha da parçalanmasını erteliyor. ABD ile belli konularda ortaklık Rusya'nın bütünlüğünün güvencesi olarak görülüyor.
#

Rusya kendini, Sibirya kaynaklarını da açarak dünyanın en büyük petrol üreten gücü olmaya hazırlıyor. Dünya petrol piyasasında Suudi Arabistan'a alternatif olmaya çalışıyor.
#

Putin ve kendinden sonra gelen liderler, iç dinamiklerin sağlam temellere oturtulmasından sonra dış politikayı tekrar öne alacaklar ve emperyal bir süreç başlatacaklar. Bunu ABD de biliyor. Dolayısıyla Rusya'nın sessizliği ve teslimiyeti kimseyi yanıltmasın.

Roller değişti: Şimdi hedef Pakistan

ABD için kilit öneme sahip ikinci ülke ise Hindistan. Rusya'nın aksine ABD-Hindistan ilişkileri stratejik ölçekli ve etki alanı Orta Asya, Güney Asya ve Güneydoğu Asya'yı kapsıyor. Soğuk Savaş döneminde ABD'nin müttefiki olan ve bu misyonu Afganistan savaşıyla daha da pekişen Pakistan, Sovyet tehdidinin ortadan kalkmasıyla bu özelliğini kaybetti. "Yeni tehditler"e karşı Hindistan öne çıktı. Orta Asya ve Afganistan'da güçlenen İslam, küresel tehdit olarak algılandı ve bu güçlere ev sahipliği yaptığı gerekçesiyle Pakistan gözaltına alındı.

Pakistan, 11 Eylül sonrası Afganistan'a yönelik ABD müdahalesinde tam anlamıyla "kullanıldı". Hindistan ise, bölgedeki İslami uyanışa karşı şiddetli savaş yürütmesi ve Çin'e karşı güç merkezi olması açısından ABD'nin en yakın müttefiki oldu. İsrail'le çok yakın ilişkileri olan Hindistan, bu ülke ile nükleer alanda işbirliği yapıyor, Keşmir'de İsrailli askeri uzmanlar barındırıyor.

Darbe ile iktidara gelen General Perviz Müşerref ise, Pakistan'ın hâlâ ABD'nin stratejik müttefiki olduğunu sanıyor. Afganistan saldırısında ABD'ye güçlü destek veren Müşerref, ülkesini yeni bir Afganistan'a dönüştürdü. Oysa ABD'nin Afganistan için Pakistan'a ihtiyacı kalmadı. Afganistan'a tamamen yerleşti. Bundan sonra Pakistan için Afganistan kullanılacak. Roller değişti. Şimdi Afganistan cephe ülkesi ve Pakistan ise hedef.

Nükleer gücünü ABD denetimine açan Müşerref, ülkesinin en önemli kozunu yok etmiş oldu. Artık Pakistan'ın nükleer silahı tehdit değil. ABD istihbarat uçakları her gün Pakistan topraklarının üçte ikisi üzerinde uçuyor ve denetim yapıyor. ABD'nin Pakistan topraklarındaki denetim için bu ülkeye milyarlarca dolarlık para akıttığı belirtiliyor. Bu açıdan, Pakistan istese de artık nükleer silahlarını başka bölgeye nakledemez. Küresel savaşta ABD'nin en önemli amaçlarından biri Müslüman bir ülkenin elinde nükleer gücün olmamasıydı ve bu amaca ulaşıldı.

Müşerref yönetimi, şimdi hem içte hem de dışta ciddi açmazlarla karşı karşıya. 11 Eylül'den sonra Hindistan'la ikinci kez savaşın eşiğine geldi. Ancak caydırıcı güçten yoksun. İçeride ise, ABD'nin Müslüman cemaatlere karşı Pakistan topraklarında operasyon yapma isteğine tepki gösteren halktaki huzursuzluk tehlikeli boyutta. Eğer ABD'ye kendi topraklarında operasyon izni verirse Pakistan'da parçalanma süreci başlayabilir. Müşerref'in Hindistan tehdidini görüşmek için toplantıya çağırdığı İslami hareket liderleri toplantıya gitmedi.

İç savaş ve parçalanma senaryosu

ABD, Hindistan ve Müşerref, sanki Pakistan halkına karşı oyun oynuyorlar. ABD askerlerinin Pakistan'a girmesine karşı çıkan halk, Hindistan tehdidiyle korkutuluyor. Böylece ABD'nin Pakistan içinde operasyon yapmasına zemin hazırlanıyor, Pakistan halkı ise seçeneksiz bırakılıyor. ABD ve Hindistan, Müşerref'in devrilmesine "görünüşte" karşı. Laiklik savaşçısı Müşerref devrilirse İslami gruplar iktidara gelecek. O zaman Pakistan'ın nükleer gücü tehdit olacak, ABD'nin Afganistan ve Pakistan planı boşa gidecek.

Belki de gerçek amaç bu: Pakistan'da iç savaş veya ABD'ye karşı bir iktidar, Amerika ve Hindistan'ın Pakistan'a müdahalesi ve yeni bir Afganistan... Unutmayın, Orta Asya'nın okyanusa açılan kapısında tek ülke Afganistan değil. Ondan sonra Pakistan var. Enerji kaynakları Hind Okyanusu'na ve Hindistan'a ulaştıracak boru hatları Afganistan'dan sonra Pakistan'dan geçecek. Dolayısıyla bu topraklarda da güvenliğin tesis edilmesi lazım. Güvenlik tehdidi ise İslami hareketlerden geliyor ve bu güçler tasfiye edilmeli. Onların tasfiyesi de Pakistan'da iç savaş ve Müşerref'in gitmesi demektir.


İBRAHİM KARAGÜL-- YENI SAFAK


 

selahattin_ay isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi