ceyhanli
01-02-2008, 19:45
2008’de daha çok çalışmak lazım...
Kalkınmasını tamamlayamamış ülkeler, önemli meselelerini hep erteleme durumunda kalırlar... Türkiye’nin köklü ve kalıcı çözüm bekleyen birçok meselesi var. Bunların başında işsizlik geliyor. 2003-2007 döneminde, işsizlik ülkemizde oran olarak artmadı. Ama azalma da olmadı. Hükümetin uyguladığı sıkı ve disiplinli ekonomik program sayesinde; 2003-2006 yıllarında; makro ekonomik dengeler istikrarlı bir seyir izledi. Ama 2007 yılında, hem Türkiye’de yaşanan seçim atmosferi yüzünden gevşeyen disiplin, hem de dünya genelindeki ekonomik dalgalanmaların etkisiyle; istikrarlı ve olumlu bir trendde seyreden dengelerde bozulma meydana geldi. Geçenlerde bir televizyon programında, Başbakan Erdoğan, enflasyon hedefini tutturmada başarısız olduklarını açıkça itiraf etti.
Esasen yalnızca enflasyon değil; 2007 yılı büyüme hedefinde, önemli bir sapma var... Demek oluyor ki, Türkiye bu sene; hem büyüme ve hem de enflasyonda hedefi tutturmanın yanında, vatandaşın gündemindeki en önemli konu olan işsizlikle mücadeleyi de daha etkili biçimde sürdürmek durumundadır. Ülkedeki genel ekonomik istikrarın, bugüne kadar önemli testlerden geçebilmiş olması, her şeyin sütliman olduğunu ifade etmiyor. Ekonominin kırılganlıktan büsbütün kurtulamadığı, cari açık gibi problemlerin piyasayı tedirgin etmeye devam ettiği sır değil. Bunun yanında, Amerikan ekonomisinde yaşanan daralma ile genel olarak dünya piyasalarında da hissedilen yavaşlama ve durgunluktan ülkemize yansıyacak sonuçları da dikkate alınca; 2008 yılının iktisadi yönden çok rahat geçemeyeceği kolayca öngörülebilir.
2008’de; Türkiye’nin terörle mücadele çerçevesinde de, özel olarak uygulamaya koyması gereken ekonomik programlar söz konusu. Bu cümleden olarak, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkı ve gelir dağılımı dengesizliğini olumlu yönde değiştirecek ekonomik hamlelere ihtiyaç var. Tarım ve hayvancılık başta olmak üzere, daha fazla istihdam alanı sağlayacak sanayi ve hizmet projelerinin hayata geçirilmesi gerekiyor. Burada teşvik sisteminden tutunuz da, atıl kapasitelerin yeniden ekonomiye kazandırılmasına kadar yeni baştan ele alınması gereken bir dizi mesele var... Bakalım bütün bunlar hangi oranda gerçekleştirilebilecek!..
Ekonominin yanında, siyasette de hayli yoğun bir sene olacak 2008. Öncelikle ocak ayında kamuoyu tartışmasına açılması beklenen anayasa taslağı var... Epeyce süre tartışmada kalacak taslağın kaç ay sonra Meclis zeminine geleceğini şu an bilmiyoruz. Acaba 2008 yılında yeni anayasa tamamlanabilecek mi? Yani yeni anayasa 2008 tarihini taşıyacak mı? Bugün için belli değil. Diğer taraftan, ekonomik ve siyasi reform programı çerçevesinde, yapılması gereken pek çok şey var. Bu arada hükümetin, AB’ye tam üyelik sürecini yeniden hızlandırma hedefinin bulunduğunu da biliyoruz... Hem AB sürecini hızlandırma, hem de terörle mücadele çerçevesinde; hayli zamandır tartışılan kanuni düzenlemeler artık sonuçlandırılacak mı?
Mesela TCK’nın 301’inci maddesi (Devletin ve kurumlarının manevi şahsiyetine yönelik hakaret suçlarına dair) ile 221’inci Madde (Etkin pişmanlık hakkındaki madde) değişikliği... Her iki madde de, kamuoyunda geniş ve birbirinden çok farklı tartışmalara konu oluyor. Siyasi platformda, iktidar ile muhalefet partileri arasında; bu konularda derin görüş ayrılıkları var. Dolayısıyla başta anayasa çalışmaları olmak üzere, yeni hukuki düzenlemeler, uzun süre gündemi işgal edecek...
Terörle mücadelenin güvenlik boyutu yanında; ekonomik, siyasi ve sosyal yönlerinin de artık kararlı bir şekilde ele alınıp sonuçlandırılması kaçınılmaz olmuştur. Halen bu operasyonlara doğrudan ve açıkça destek veren ABD ile, destek vermese bile mücadeleyi anlayışla karşıladığını açıklayan Avrupa Birliği ve yine bu operasyonlara sessiz kalan Arap Dünyasının; hâli hazırdaki tutumunun ne kadar süreceği belli değildir. Dolayısıyla hem hükümetin, hem de devletin, 2008’de bu alanda daha çok çalışması gerekiyor!
Noktalar
İsmail Kapan
Kalkınmasını tamamlayamamış ülkeler, önemli meselelerini hep erteleme durumunda kalırlar... Türkiye’nin köklü ve kalıcı çözüm bekleyen birçok meselesi var. Bunların başında işsizlik geliyor. 2003-2007 döneminde, işsizlik ülkemizde oran olarak artmadı. Ama azalma da olmadı. Hükümetin uyguladığı sıkı ve disiplinli ekonomik program sayesinde; 2003-2006 yıllarında; makro ekonomik dengeler istikrarlı bir seyir izledi. Ama 2007 yılında, hem Türkiye’de yaşanan seçim atmosferi yüzünden gevşeyen disiplin, hem de dünya genelindeki ekonomik dalgalanmaların etkisiyle; istikrarlı ve olumlu bir trendde seyreden dengelerde bozulma meydana geldi. Geçenlerde bir televizyon programında, Başbakan Erdoğan, enflasyon hedefini tutturmada başarısız olduklarını açıkça itiraf etti.
Esasen yalnızca enflasyon değil; 2007 yılı büyüme hedefinde, önemli bir sapma var... Demek oluyor ki, Türkiye bu sene; hem büyüme ve hem de enflasyonda hedefi tutturmanın yanında, vatandaşın gündemindeki en önemli konu olan işsizlikle mücadeleyi de daha etkili biçimde sürdürmek durumundadır. Ülkedeki genel ekonomik istikrarın, bugüne kadar önemli testlerden geçebilmiş olması, her şeyin sütliman olduğunu ifade etmiyor. Ekonominin kırılganlıktan büsbütün kurtulamadığı, cari açık gibi problemlerin piyasayı tedirgin etmeye devam ettiği sır değil. Bunun yanında, Amerikan ekonomisinde yaşanan daralma ile genel olarak dünya piyasalarında da hissedilen yavaşlama ve durgunluktan ülkemize yansıyacak sonuçları da dikkate alınca; 2008 yılının iktisadi yönden çok rahat geçemeyeceği kolayca öngörülebilir.
2008’de; Türkiye’nin terörle mücadele çerçevesinde de, özel olarak uygulamaya koyması gereken ekonomik programlar söz konusu. Bu cümleden olarak, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkı ve gelir dağılımı dengesizliğini olumlu yönde değiştirecek ekonomik hamlelere ihtiyaç var. Tarım ve hayvancılık başta olmak üzere, daha fazla istihdam alanı sağlayacak sanayi ve hizmet projelerinin hayata geçirilmesi gerekiyor. Burada teşvik sisteminden tutunuz da, atıl kapasitelerin yeniden ekonomiye kazandırılmasına kadar yeni baştan ele alınması gereken bir dizi mesele var... Bakalım bütün bunlar hangi oranda gerçekleştirilebilecek!..
Ekonominin yanında, siyasette de hayli yoğun bir sene olacak 2008. Öncelikle ocak ayında kamuoyu tartışmasına açılması beklenen anayasa taslağı var... Epeyce süre tartışmada kalacak taslağın kaç ay sonra Meclis zeminine geleceğini şu an bilmiyoruz. Acaba 2008 yılında yeni anayasa tamamlanabilecek mi? Yani yeni anayasa 2008 tarihini taşıyacak mı? Bugün için belli değil. Diğer taraftan, ekonomik ve siyasi reform programı çerçevesinde, yapılması gereken pek çok şey var. Bu arada hükümetin, AB’ye tam üyelik sürecini yeniden hızlandırma hedefinin bulunduğunu da biliyoruz... Hem AB sürecini hızlandırma, hem de terörle mücadele çerçevesinde; hayli zamandır tartışılan kanuni düzenlemeler artık sonuçlandırılacak mı?
Mesela TCK’nın 301’inci maddesi (Devletin ve kurumlarının manevi şahsiyetine yönelik hakaret suçlarına dair) ile 221’inci Madde (Etkin pişmanlık hakkındaki madde) değişikliği... Her iki madde de, kamuoyunda geniş ve birbirinden çok farklı tartışmalara konu oluyor. Siyasi platformda, iktidar ile muhalefet partileri arasında; bu konularda derin görüş ayrılıkları var. Dolayısıyla başta anayasa çalışmaları olmak üzere, yeni hukuki düzenlemeler, uzun süre gündemi işgal edecek...
Terörle mücadelenin güvenlik boyutu yanında; ekonomik, siyasi ve sosyal yönlerinin de artık kararlı bir şekilde ele alınıp sonuçlandırılması kaçınılmaz olmuştur. Halen bu operasyonlara doğrudan ve açıkça destek veren ABD ile, destek vermese bile mücadeleyi anlayışla karşıladığını açıklayan Avrupa Birliği ve yine bu operasyonlara sessiz kalan Arap Dünyasının; hâli hazırdaki tutumunun ne kadar süreceği belli değildir. Dolayısıyla hem hükümetin, hem de devletin, 2008’de bu alanda daha çok çalışması gerekiyor!
Noktalar
İsmail Kapan