EbuHafs
12-09-2007, 22:04
ABD barış isteyeni değil, silah satın alanı sever…
Hüseyin Altınalan
haltinalan@hotmail.com
09.12.2007
Türkiye enerji alanındaki işbirliğinin ardından askeri alanda da Yunanistan ile işbirliğine gidiyor.
Dışişleri Bakanı Babacan’ın ziyaretinde, iki ülkenin NATO çerçevesinde ortak harekât birliği ve ortak kara birliği oluşturulması konusunda anlaştığı açıklandı.
Yunan basını bu gelişmeyi, "Türkiye ve Yunanistan artık silah arkadaşı", "Düşük öncelikli politikada ilerleme", "NATO’da Türk-Yunan işbirliği", "Ege’de Köprü Kuruyorlar", "ABD ve NATO İhtimamı Altında 5 Güven Arttırıcı Önlem, Türkiye ile Yunanistan Silah Arkadaşı" başlıklarıyla duyurdu.
Yunan basının haberleri kuşku dolu olsa da genelde memnuniyet havası hâkim...
Dikkat çekici olan ise; bu gelişmeye ABD'nin yaklaşımı.
Washington, Türk-Yunan askeri işbirliğinden memnunmuş!
ABD'nin konuya ilişkin açıklaması şöyle:
Biz daima iki iyi dostumuz ve NATO müttefiklerimiz olan Yunanistan ve Türkiye'nin birbiriyle işbirliği içinde olduğunu görmek istiyoruz.
Şimdi soruyorum:
Siz, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tom Casey'in bu sözlerine inandınız mı?
Şahsen ben inanmadım.
Neden mi?
Çünkü ABD, hiçbir ülkenin diğer bir ülke ile iyi ilişki içerisinde olmasını istemez.
Hele de geçtiğimiz ay Türkiye-Yunanistan sınırında doğalgaz boru hattının açılış töreninde Kostas Karamanlis’in ABD Enerji Bakanı Bodman'ı selamlamayıp, görmezden geldiği olayın ardından…
Fakat şu doğrudur:
ABD, iki ülke arasında örneğin bunun gibi askeri alanda işbirliği olacaksa en azından NATO çatısı altında olmasından memnundur.
Niye memnundur?
Çünkü ABD, olacakların kendi bilgisi ve kontrolü altında olacağını düşündüğü için memnundur.
Yoksa ABD, bölge ülkelerinin iyi ilişki kurmasını, yakınlaşmasını asla istemez. Her zaman kavga etmelerini, gerginlik yaşamalarını hatta çatışmalarını sağlamaya çalışır.
Dostları olduğunu ifade ettiği Avrupalı ülkelerinin de birbirleriyle ya da başkalarıyla dost olmasını istemez, aralarına fitne sokmak için her türlü oyunu oynar.
Amerika gibi müttefiki İngiltere ve İsrail de yeryüzüne barışın hâkim olmaması için çeşitli oyunlar tezgâhlar.
ÇÜNKÜ
Onlar kanla beslenirler.
Emperyal politikalarını kan üzerine kurarlar.
Ekonomilerini kan üzerine bina ederler.
Savaş, şiddet, kriz, kaos, çatışma olmazsa silah sanayileri nasıl işleyecek?
İstihdam ettikleri onca insana nasıl maaş ödeyecekler.
İsrail'in Ortadoğu'ya kan gölüne çevirmesi için dev finansmanı nereden bulacaklar?
İstedikleri ultra lüks hayata, şan ve şöhrete kavuşmak için o kadar parayı nasıl sağlayacaklar?
Tabii ki, kan gölüne çevirdikleri Irak'tan, Afganistan'dan, Somali'den, Sudan'dan veya şiddetin yaşandığı diğer ülkelerden...
Amaçlarına ulaşmak için bu gibi ülkelerde kan dökmeleri ya da döktürmeleri yeterli görmüyorlar.
Aynı zamanda komşularıyla sorunlu ülkelere milyarlarca dolarlık silah satıyorlar.
Onları silah satın almaya zorlamak için de çeşitli oyunlara girişiyor ve şöyle telkinlerde bulunuyorlar:
“Hazırlıklı olmalısın!
Her an bir müdahale ile karşı karşıya kalabilir, bir saldırıya uğrayabilirsin.
O yüzden her an tetikte ve güçlü olmalısın!
Ekonomik durumun müsait değil diye üzülme, biz kredi veririz.
Ülkende enflasyon fırlamış, döviz ikiye katlamış, ekonomik buhran yaşıyorsan da canını sıkma.
Biz sana IMF yoluyla 5 Milyar dolar veririz tıpkı, 2001'de olduğu gibi.
Ama aynı dönemde Yunan, Bulgaristan, Irak, Suriye, İran, Ermenistan gibi düşmanlarından korunman için de 2 milyar dolar değerinde Awacs casus uçakları da almak zorundasın.
Senin güvenliğin için bu gerekiyor...”
Bazı ülkeleri de silah almaya mecbur ediyorlar.
Mesela Birleşik Arap Emirlikleri bile milyarlarca dolarlık silah satın alıyor.
Doğru dürüst ordusu bile olmayan BAE’nin normal şatlarda bu kadar para ödeyerek silah alması mümkün mü?
Bence, asla…
Hüseyin Altınalan
haltinalan@hotmail.com
09.12.2007
Türkiye enerji alanındaki işbirliğinin ardından askeri alanda da Yunanistan ile işbirliğine gidiyor.
Dışişleri Bakanı Babacan’ın ziyaretinde, iki ülkenin NATO çerçevesinde ortak harekât birliği ve ortak kara birliği oluşturulması konusunda anlaştığı açıklandı.
Yunan basını bu gelişmeyi, "Türkiye ve Yunanistan artık silah arkadaşı", "Düşük öncelikli politikada ilerleme", "NATO’da Türk-Yunan işbirliği", "Ege’de Köprü Kuruyorlar", "ABD ve NATO İhtimamı Altında 5 Güven Arttırıcı Önlem, Türkiye ile Yunanistan Silah Arkadaşı" başlıklarıyla duyurdu.
Yunan basının haberleri kuşku dolu olsa da genelde memnuniyet havası hâkim...
Dikkat çekici olan ise; bu gelişmeye ABD'nin yaklaşımı.
Washington, Türk-Yunan askeri işbirliğinden memnunmuş!
ABD'nin konuya ilişkin açıklaması şöyle:
Biz daima iki iyi dostumuz ve NATO müttefiklerimiz olan Yunanistan ve Türkiye'nin birbiriyle işbirliği içinde olduğunu görmek istiyoruz.
Şimdi soruyorum:
Siz, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tom Casey'in bu sözlerine inandınız mı?
Şahsen ben inanmadım.
Neden mi?
Çünkü ABD, hiçbir ülkenin diğer bir ülke ile iyi ilişki içerisinde olmasını istemez.
Hele de geçtiğimiz ay Türkiye-Yunanistan sınırında doğalgaz boru hattının açılış töreninde Kostas Karamanlis’in ABD Enerji Bakanı Bodman'ı selamlamayıp, görmezden geldiği olayın ardından…
Fakat şu doğrudur:
ABD, iki ülke arasında örneğin bunun gibi askeri alanda işbirliği olacaksa en azından NATO çatısı altında olmasından memnundur.
Niye memnundur?
Çünkü ABD, olacakların kendi bilgisi ve kontrolü altında olacağını düşündüğü için memnundur.
Yoksa ABD, bölge ülkelerinin iyi ilişki kurmasını, yakınlaşmasını asla istemez. Her zaman kavga etmelerini, gerginlik yaşamalarını hatta çatışmalarını sağlamaya çalışır.
Dostları olduğunu ifade ettiği Avrupalı ülkelerinin de birbirleriyle ya da başkalarıyla dost olmasını istemez, aralarına fitne sokmak için her türlü oyunu oynar.
Amerika gibi müttefiki İngiltere ve İsrail de yeryüzüne barışın hâkim olmaması için çeşitli oyunlar tezgâhlar.
ÇÜNKÜ
Onlar kanla beslenirler.
Emperyal politikalarını kan üzerine kurarlar.
Ekonomilerini kan üzerine bina ederler.
Savaş, şiddet, kriz, kaos, çatışma olmazsa silah sanayileri nasıl işleyecek?
İstihdam ettikleri onca insana nasıl maaş ödeyecekler.
İsrail'in Ortadoğu'ya kan gölüne çevirmesi için dev finansmanı nereden bulacaklar?
İstedikleri ultra lüks hayata, şan ve şöhrete kavuşmak için o kadar parayı nasıl sağlayacaklar?
Tabii ki, kan gölüne çevirdikleri Irak'tan, Afganistan'dan, Somali'den, Sudan'dan veya şiddetin yaşandığı diğer ülkelerden...
Amaçlarına ulaşmak için bu gibi ülkelerde kan dökmeleri ya da döktürmeleri yeterli görmüyorlar.
Aynı zamanda komşularıyla sorunlu ülkelere milyarlarca dolarlık silah satıyorlar.
Onları silah satın almaya zorlamak için de çeşitli oyunlara girişiyor ve şöyle telkinlerde bulunuyorlar:
“Hazırlıklı olmalısın!
Her an bir müdahale ile karşı karşıya kalabilir, bir saldırıya uğrayabilirsin.
O yüzden her an tetikte ve güçlü olmalısın!
Ekonomik durumun müsait değil diye üzülme, biz kredi veririz.
Ülkende enflasyon fırlamış, döviz ikiye katlamış, ekonomik buhran yaşıyorsan da canını sıkma.
Biz sana IMF yoluyla 5 Milyar dolar veririz tıpkı, 2001'de olduğu gibi.
Ama aynı dönemde Yunan, Bulgaristan, Irak, Suriye, İran, Ermenistan gibi düşmanlarından korunman için de 2 milyar dolar değerinde Awacs casus uçakları da almak zorundasın.
Senin güvenliğin için bu gerekiyor...”
Bazı ülkeleri de silah almaya mecbur ediyorlar.
Mesela Birleşik Arap Emirlikleri bile milyarlarca dolarlık silah satın alıyor.
Doğru dürüst ordusu bile olmayan BAE’nin normal şatlarda bu kadar para ödeyerek silah alması mümkün mü?
Bence, asla…