fatih kısaparmak balon baskılı balon Adalet kalmadı, anket verelim... - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Adalet kalmadı, anket verelim...


selahattin_ay
12-05-2007, 13:22
Konda'nın yaptırdığı araştırmaya göre başını örtenlerin oranı yüzde 64,2'den 69,i4'e çıkmış, başını 'türbanla' örtenlerin oranı da yüzde 3,5'ten yüzde 16,2'ye yükselmiş. 03.12.2007'de sürmanşetten anket sonuçlarını veren Milliyet gazetesi, 'türban' takanların oranının 4 kat arttığını duyuruyor.

'Türban' teknik olarak yemek tariflerinin vazgeçilmez gurusu Emine Beder'in taktığıdır. Hayrünnisa Gül, başörtüsünü modernleştirecekmiş haberlerine eşlik eden fotoğraflarda, Sophia Loren'in başında bulunan şeye denir ve başörtüsünden ayırt edilmesi çok kolaydır. Ancak anladığımız kadarıyla Tarhan Erdem'in yaptığı anketin sonuçlarından çıkan türban bu türban değil; üniversiteleri başörtülü kadınlara yasaklamak için geliştirilmiş 'ama bu başörtüsü değil ki, türban, o yüzden doyasıya yasaklayabiliriz" demek için uydurulmuş 'türban' kastediliyor.

'Başörtüsü yasaklarından yana olanlar', kırdaki, tarladaki eğitim almamış kadının başörtüsüne 'başörtüsü'; kentteki, üniversitedeki eğitim almış ya da eğitim almaya hevesli kadının başörtüsüne de 'türban' deme yolunu seçiyorlardı. İlkini arızi ve bu nedenle masum buluyorlar, ikincisini ise bilinçli, tercih edilmiş bir siyasi görüşün tezahürü olarak gördükleri için sakıncalı addediyorlardı. Bu ayrımın ne kadar sorunlu olduğu ortada, ancak tartıştığım bu değil. Şöyle ki, söz konusu ayrım başörtüsü ile türban arasındaki farkı, örtünün şekline şemaline değil, onu kullananın kimliğine, sosyal durumuna hasrediyordu. Fakat Konda'nın yeni anketi, başörtüsü/eşarp ve türban gibi kategoriler ihdas ederken, bunlar arasında gözle görünür farklar varmış gibi, hatta isimleri üzerlerinde yazıyormuş gibi davranıyor. Anketörler başörtüsünü dinî ya da diyelim ki siyasi görüşleri gereği tercih eden kadınlarla, 'bizim oralarda hep böyle...' ya da 'bana yakıştığı için takıyorum' diyen kadınları bir lahzada ayırt edebilecek kadar özel yeteneklerle donanmışlarsa bilemem. Bildiğim, türbanı kendi teknik anlamından koparıp, 'eğitimli kişilere' hasredilmiş kişilere özgüledikten sonra 'türban kullanımı eğitimlilerde fazla' demenin gülünç olduğu.

Buradan örtünme tercihini siyasi hayattaki ayrışmanın sorumlusu olarak görenlere seslenmek isterim. Başörtüsü ile türban arasında kastettiğiniz kadar açık bir fark var ise, neden hâlâ memuriyette, üniversitelerde, asker oğlunu ziyaret etme seremonilerinde ve hatta orduevinde yapılan düğün törenlerine, 'serbest' olan bir baş örtme stili yok? O zaman neyi ayırıyorsunuz? "Bakın, cici olan başörtüsünü seçmiyorlar da kaka olan türbanı seçiyorlar, demek ki sahiden militan ruhlu bunlar", diyebileceğiniz bir vasat var mı ki, bu ayrımların bir manası olsun?

Açık olun, dürüst olun. 'Başörtülüler hep vardı biliyoruz, ama AKP'nin ikinci iktidar döneminde bu durum sinirimizi bozuyor, gözümüze batıyorlar' deyin. Ve fakat bunu diyecek kadar dürüst olduğunuzda da Özlem Yapıcıoğlu gibi boğazınıza zannnkk diye oturması gereken örneklere sakın ağlamayın. O vakit kalbinizi aldırmanız gerektiğine ve sinirlerinizle baş başa kalacağınız gerçeğine hazır olun. Özlem'in 03.12.2007 tarihli Radikal gazetesindeki hikâyesini okuyun. Bakın 'imam hatip lisesi' çıkışlı 'başörtülü' bir genç kadın, size çok tanıdık gelecek olan katsayı problemi yüzünden hiçbir yerleri kazanamamış, bir hanzoyla evlenmek durumunda kalmış. Yargıtay, hanzonun sarılma talebini reddettiği için bıçaklayarak öldürdüğü Özlem'in kocasını reddetmiş olmasını 'haksız tahrik' saydı; Ümit Yapıcıoğlu'nun cezası indirildi. Sadece 9 yıl yatıp, çıkabilir. 10 puanlık soru geliyor: Özlem Yapıcıoğlu'na o caniyle evlenmeme ya da ilk fırsatta boşanma şansını verebilecek şartları oluşturmak, okumasını filan yasakla-ma-mak mı önemliydi, türbanlı mı başörtülü mü olduğunu tespit etmek mi?

Kadın düşmanı sistem ile kadın düşmanı rejim el ele vermiş, kadınları nispeten inisiyatif alabilecekleri bir hayattan mahrum bırakıyor, katillerini bile koruyorlar. Bilim adamları da 'başörtüsü kırda, türban kentte yaygın' gibi süper muğlak ve anlamsız bulgularla bizi aydınlatmaya devam ediyor. Ne müthiş bir organizasyon!

Nihal bengisu Karaca

selahattin_ay
12-05-2007, 13:25
Başı örtülü memur

Tarhan Erdem yönetimindeki KONDA'nın Milliyet için yaptığı, "Gündelik Yaşamda Din, Laiklik ve Türban" konulu araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.
Araştırma sonuçlarına göre, son 4 yılda başını örtenlerin oranı yüzde 64.2'den yüzde 69.4'e çıktı. Türban örtenlerin oranı ise yüzde 3.5'ten yüzde 16.2'ye yükseldi.
Erdem'e göre, başını örtenlerin oranında son 4 yılda görülen artışın en önemli nedenlerinden biri AKP'nin iktidarda oluşu. Erdem'e göre iktidarda, bu kültürde bir siyasi partinin bulunması önemli bir faktör.
Erdem, kurduğu bu bağlantıya örnek verirken de şunları söyledi:
"AKP bu kültürdeki insanların kurduğu bir parti. Bunu zaten gizlemiyorlar. Eskiden liderler peşlerine kamera takarak namaza gitmezlerdi. Bugün cuma namazlarına liderlerin böyle gittiğini görüyoruz. Liderlerin cumaya gidişleri bir şekilde ekrana yansıyor."
İktidarın örtünmeyi özendirdiğine ilişkin başka örnekler de vermek mümkün. AKP'nin kamu yönetiminde de fiilen "başörtüsü"nü bir atama ölçüsü gibi kullandığını söylemek yanlış olmaz. Önemli görevlere atanan isimlerin ortak özelliklerinden biri eşlerinin örtülü olması. Keza küçük memuriyetlerde de bu tercih rahatlıkla gözlenebilir.

Kamuda araştırma
KONDA veya güvenilir bir başka araştırma kuruluşu, bu tür bir araştırmayı "devlet memurları" arasında yapabilse çok daha çarpıcı sonuçlar ortaya çıkabilir.
Örneği eşlerinin başı örtülü olan memurların oranı nedir?
Memurların başlarını örtme serbestliği olması gerektiğini savunan memurların oranı kaçtır?
Yönetim yetkisi taşıyan memurlardan kaçının eşinin başı örtülüdür?
Üst düzey bürokratlar arasında eşinin başı örtülü olanların oranı nedir?
Asıl iktidar etkisi böyle bir araştırmayla ortaya çıkacaktır.
Bu etkiyi sadece AKP iktidarıyla sınırlı görmek de yanlış olur. AKP öncesindeki iktidarlarda -koalisyon olsa bile- aynı yönde bir iktidar tercihi ve koruması uygulandığı görülür.

Kaynağı ne?
Başını örtenlerin, memurların da isterlerse başını örtmelerinde sakınca görmeyenlerin oranındaki artışta iktidar olmanın özendirici etkisinin yanı sıra, yıllara dayanan örgütlü, sistematik bir çalışmanın payı olduğunu da unutmamak gerekir. Bir yandan eğitici, idareci, karar verici nitelikteki mesleklere girecek fakülteleri hedefleyerek özel sektörde örgütlenen cemaat esaslı eğitim kurumları kaynak oluşturuyor. Diğer yandan bu tipte yetişen gençler sadece son 4 yılda değil yıllardır iktidarların tercihiyle belli kamu kurumlarına alınıyor.
Bu nedenle araştırmanın kamu kurumlarında yapılması sivil alandan çok daha çarpıcı sonuçlar verecektir.
Kuşkusuz tek göstergenin türban veya başörtüsü olduğu düşünülmemelidir. Erkek kamu görevlilerinin din, laiklik, türban konusundaki görüşleri kıyafetlerinden anlaşılmayabilir. Önemli olan zihniyettir.
Üniversitelerde türban serbestliğinden sonra gündeme taşınacak olan, memuriyette türban serbestliği olacaktır.

Fikret bila .... milliyet

erenon
12-05-2007, 14:06
evet son günlerde irticai faaliyetlerin sayısında artış oluyor yaklaşımında haberlere çok sık rastlıyoruz;bugün başörtülülerin sayısı artıyor diye anket düzenleyen ve bunu haber yapan kurumun zihniyetinin altında aman irtica geliyor bastıralım;önlem alalım isteği ve yeniden bir 28 şubat süreci yaratma özlemi var;oysa aynı medya kurumuna bağlı radikal gazetesinde 4 ay önce yapılan bir diğer ankette ise başını örtenlern oranında azalış olduğunu;toplumun muhafazkar eğilimlerden ,daha açık eğilimlere yöneldiği söyleniyordu

benimde bir örnekle katılmam gerekirse 1999 senesinde bulunduğum malatyada;şehir çok fazla muhafazakar idi;sokaklarda bayan dan çok erkek görmekteydiniz;ve bu kent başörtüsü yasağı için kalkışma yapmış 2. ordu birlikleri kentin merkezine yerleşmiş idi,yada mc donalds veyahut burger king gibi gıda sektöründe farlı bir tarz olan markalar kente girmek istediğinde imza kampanyaları ile kente sokulmamıştı fakat sonra şehirde belediye başkanlarının girşimi ile büyük bir değişim başladı ;sanayi merkezleri,büyük alışveriş merkezleri oluştu kent kapalılıktan dışa açılıma geçti..1999 dan sonra ilk defa geçen yılda bu kente gittiğimde ise çok büyük bir değişim vardı eski muhafazakarlığını kaybetmiş bir kentti ;sokaklarında daha çok bayan vardı;gençler cıvıl cıvıl hatayın içine akmıştı,bir 1999 bir de 2006 arasındaki malatyada korkunç fark vardı.,şehirdeki o tutucu hava silinmeye başlamıştı bir 10 yıl sonra eminim malatya çok daha fazla değişecekti...şimdi bu anket beni tereddüte düşürdü.