Gönülden
08-19-2008, 11:11
İletişim becerilerinin kazınıldığı ilk yer ailedir. Aile içindeki ilişkilerin temelini ana-babanın birbirine karşı tutumu oluşturur. Uyumlu ve sıcak ilişkiler ana-babadan çocuklara doğru yayılır.
Gerginkarı-koca ilişkisi çocuklar için güvensiz, tedirgin bir ortam yaratır.
Sağlıklı aileler sağlıklı ve mutlu çocuklar yetiştirirler. Ailenin sağlıklı olması toplumunda sağlıklı olmasına yol açar. O halde ailenin baştan sağlam temellere dayandırılması gerekir.
Ailenin kuruluşu önemlidir.
Araştırmalar sağlam evliliklerin anlık tutkuların üzerine kurulmadığını gösteriyor. İyi düşünmek, bilinçli olmak, doğru karar vermek önemlidir.
Evlenmek için doğru insanı seçmek gerekir. Ancak doğru insan olmak doğru insanı bulmaktan çok daha önemlidir.
İyi bir evlilik yapmak kadar evliliğin sürdürülmesi de büyük çaba ister. Her insanın içinde doldurulmayı bekleyen bir sevgi deposu vardır.
Sevgi depoları dolduğunda insanlar mutlu ve uyumlu olurlar.
Sevdiği insanın övgüsü erkek olsun kadın olsun herkesin performansını artırmaktadır.
Goethe; “Bir erkeğe olduğunu gibi davranırsanız öyle kalır. Olması gerektiği, olabileceği gibi davranırsanız daha kuvvetli ve daha iyi bir erkek haline gelir” der.
Aile, insan ilişkilerininin sergilendiği bir sahne gibidir. Çocuk bu sahnede insan ilişkilerini bütün karmaşık yönleriyle gözlemler ve yaşar. Anlaşma, uzlaşma, bağlılık, işbirliği gibi olumlu nitelikleri evde kazanır. Anlaşmazlık, çekişme ve çatışma gibi olumsuz durumlarda takınacağı tutumları da evde öğrenir.
Herbir aile üyesinin diğeri ile ilişkisi vardır. Bu ilişkiler ağı içinde birey benlik bilincini ve kişiliğini kazanır.
Benlik bilinci; insanın kendisi hakkındaki duygu ve düşüncelerini ifade eden bir kavramdır. Bebek kendi bakımı ile ilgili davranışlardan etkilenir. Diğer insanların gözünde ne kadar değerli olduğunu hissetmeye başlar. Kucağa almak, beslemek, sarılmak, öpmek, uykusu geldiğinde ninni söyleyip uyutmak gibi davranışlarla ana-baba çocuklarına olan ilgilerini, sevgilerini ilişki düzeyinde iletmiş olurlar. Eğer bebek konuşabilseydi “Bana gerçekten değer veriyorlar... Demek ki onlar için önemliyim” derdi.
İnsanlarla başarılı ilişkiler kurabilmenin temellerinden biri fizyolojik, psikolojik ve sosyal gereksinimlerin dengeli bir şeklide karşılanmasıdır. Temel gereksinimleri karşılanan bir insan kendine doğru hedefler belirleyerek olmak istediği gibi bir insan olabilir. Böylece başarılı ve mutlu bir yaşam sürebilir.
Temel gereksinimlerimiz arasında yer alan “sevgi”nin çocuğun sağlıklı bir kişilik geliştirmesinde ve güven duygusu kazanmasında rolü büyüktür. Yunus Emre; “sevgi gelince bütün eksikler biter” der.
Çocuğu sevmek kadar, çocuğun sevildiğini hissetmesi de önemlidir. Bir insan değerli olduğunu, kabul edildiğini hissedince bulunduğu yerden kımıldamaya başlar.
Sağlıklı iletişimin temelinde çok açılı düşünme biçimi yatar. Kendini anlatma çabasından önce başkalarını anlama çabaları ön planda gelmelidir. Buna empatik yaklaşım denir.
Empati; karşımızdakinin duygu ve düşüncelerini anlamak, onun gözüyle olaylara bakabilmektir. “Öğretmenime kızdım” der, çocuk A, a a hiç öğretmene kızılır mı? deriz. Burada empati yoktur. Empatide hak verip vermemek önemli değil, önemli olan karşımızdakini anlamaktır.
Empatide saygı vardır. Senin bakış açına saygı duyuyorum, seni anlıyorum mesajı verilir. Karşımızdakini anlamak için de dinlemek önemlidir. Etkin dinlemede iletiyi alan önce gönderenin duygularını, iletinin ne anlama geldiğini anlamaya çalışır. Sonra bunun doğruluğunu sınamak için duygularını, iletinin ne anlama geldiğini anlamaya çalışır. Sonra bunun doğruluğunu sınamak için kendi sözcükleriyle gönderene iletir. Bu iletide değerlendirme, öneri, görüş bildirme, soru sorma yoktur.
Özden AKKOL
Gerginkarı-koca ilişkisi çocuklar için güvensiz, tedirgin bir ortam yaratır.
Sağlıklı aileler sağlıklı ve mutlu çocuklar yetiştirirler. Ailenin sağlıklı olması toplumunda sağlıklı olmasına yol açar. O halde ailenin baştan sağlam temellere dayandırılması gerekir.
Ailenin kuruluşu önemlidir.
Araştırmalar sağlam evliliklerin anlık tutkuların üzerine kurulmadığını gösteriyor. İyi düşünmek, bilinçli olmak, doğru karar vermek önemlidir.
Evlenmek için doğru insanı seçmek gerekir. Ancak doğru insan olmak doğru insanı bulmaktan çok daha önemlidir.
İyi bir evlilik yapmak kadar evliliğin sürdürülmesi de büyük çaba ister. Her insanın içinde doldurulmayı bekleyen bir sevgi deposu vardır.
Sevgi depoları dolduğunda insanlar mutlu ve uyumlu olurlar.
Sevdiği insanın övgüsü erkek olsun kadın olsun herkesin performansını artırmaktadır.
Goethe; “Bir erkeğe olduğunu gibi davranırsanız öyle kalır. Olması gerektiği, olabileceği gibi davranırsanız daha kuvvetli ve daha iyi bir erkek haline gelir” der.
Aile, insan ilişkilerininin sergilendiği bir sahne gibidir. Çocuk bu sahnede insan ilişkilerini bütün karmaşık yönleriyle gözlemler ve yaşar. Anlaşma, uzlaşma, bağlılık, işbirliği gibi olumlu nitelikleri evde kazanır. Anlaşmazlık, çekişme ve çatışma gibi olumsuz durumlarda takınacağı tutumları da evde öğrenir.
Herbir aile üyesinin diğeri ile ilişkisi vardır. Bu ilişkiler ağı içinde birey benlik bilincini ve kişiliğini kazanır.
Benlik bilinci; insanın kendisi hakkındaki duygu ve düşüncelerini ifade eden bir kavramdır. Bebek kendi bakımı ile ilgili davranışlardan etkilenir. Diğer insanların gözünde ne kadar değerli olduğunu hissetmeye başlar. Kucağa almak, beslemek, sarılmak, öpmek, uykusu geldiğinde ninni söyleyip uyutmak gibi davranışlarla ana-baba çocuklarına olan ilgilerini, sevgilerini ilişki düzeyinde iletmiş olurlar. Eğer bebek konuşabilseydi “Bana gerçekten değer veriyorlar... Demek ki onlar için önemliyim” derdi.
İnsanlarla başarılı ilişkiler kurabilmenin temellerinden biri fizyolojik, psikolojik ve sosyal gereksinimlerin dengeli bir şeklide karşılanmasıdır. Temel gereksinimleri karşılanan bir insan kendine doğru hedefler belirleyerek olmak istediği gibi bir insan olabilir. Böylece başarılı ve mutlu bir yaşam sürebilir.
Temel gereksinimlerimiz arasında yer alan “sevgi”nin çocuğun sağlıklı bir kişilik geliştirmesinde ve güven duygusu kazanmasında rolü büyüktür. Yunus Emre; “sevgi gelince bütün eksikler biter” der.
Çocuğu sevmek kadar, çocuğun sevildiğini hissetmesi de önemlidir. Bir insan değerli olduğunu, kabul edildiğini hissedince bulunduğu yerden kımıldamaya başlar.
Sağlıklı iletişimin temelinde çok açılı düşünme biçimi yatar. Kendini anlatma çabasından önce başkalarını anlama çabaları ön planda gelmelidir. Buna empatik yaklaşım denir.
Empati; karşımızdakinin duygu ve düşüncelerini anlamak, onun gözüyle olaylara bakabilmektir. “Öğretmenime kızdım” der, çocuk A, a a hiç öğretmene kızılır mı? deriz. Burada empati yoktur. Empatide hak verip vermemek önemli değil, önemli olan karşımızdakini anlamaktır.
Empatide saygı vardır. Senin bakış açına saygı duyuyorum, seni anlıyorum mesajı verilir. Karşımızdakini anlamak için de dinlemek önemlidir. Etkin dinlemede iletiyi alan önce gönderenin duygularını, iletinin ne anlama geldiğini anlamaya çalışır. Sonra bunun doğruluğunu sınamak için duygularını, iletinin ne anlama geldiğini anlamaya çalışır. Sonra bunun doğruluğunu sınamak için kendi sözcükleriyle gönderene iletir. Bu iletide değerlendirme, öneri, görüş bildirme, soru sorma yoktur.
Özden AKKOL