fatih kısaparmak balon baskılı balon AKP’ye muhalefette kalite... - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : AKP’ye muhalefette kalite...


Ak_Kelebek
08-08-2008, 10:48
AKP, kapatma davasını aştığına göre artık daha kalıcı bir iktidar sayılabilir. Ama ülkemizde ‘Hükümet olunur, ancak iktidar olunamaz’ diye bir söz de var...

Bülent Ecevit’le 12 Eylül döneminde askeri cezaevinde birlikte kalırken, havalandırmaya çıktığımız bahçe, Özel Harp Dairesi’ne yakındı. Havalandırmaya çıktığımızda Özel Harp Dairesi’nin beyaza boyalı camlarını bazen açar, bizi seyrederlerdi. 12 Eylül 1980 askeri darbesi öncesi bu ‘Daire’ye yönelik kuşku ve kaygılar Ecevit hükümeti döneminde tartışma konusu edilmiş ancak kurum bir türlü aydınlığa kavuşturulamamıştı.

Ecevit’e o dönemi sorduğumda, “Askerlere bu konuda laf anlatamadım. Konuyu çözmemiz mümkün olmadı” karşılığını vermişti. Kargaşalık ve büyük çatışmaların ardından askeri darbe gelmişti.

***

Çok partili döneme geçildikten sonra işbaşına gelen hükümetler Türkiye’nin ‘derin iktidarı’yla karşılaşmışlar, bu gerçekle ‘uzlaşarak’, bazı konuları kendi görev alanları dışında kabul etmişler, birçok defteri kapatarak, yeni bir müdahaleye kadar hükümet etmeye çalışmışlardır. Buna uyum sağlamayanlar askeri darbelerle alaşağı edilmişlerdir.

Aynı gerçek hükümet olduktan sonra AKP’nin de karşısına geldi. ‘Şemdinli olayları’ ilk sınavlarından birisiydi. ‘Şemdinli’de devlet AKP’yi düzene soktu, ‘gerçekleri’ görmesini sağladı. Buna rağmen AKP bir ‘çoğunluk’ hükümeti olarak devam etti. Devletin değişik kademelerine kendi siyasi görüşüne yakın olanları yerleştirmeyi sürdürdü.

AKP, ikili bir sıkıştırma altındaydı. Avrupa Birliği’nden gelen ‘demokratikleşme’, ‘sivilleşme’ talepleriyle, ‘devlet’ten gelen, ‘Türkiye’nin gerçeklerini kabul et’ diretmesi eşzamanlı olarak karşısında duruyordu. AKP ikilemi dengelemeye çalıştı. ‘Şemdinli’, ‘TCK 301. maddesi’, ‘Askerin siyasetteki rolü’ konusunda statükocuları memnun etmeye çalışırken, ‘MGK’nın yapısının değiştirilmesi’, ‘Avrupa Birliği’ne Uyum Yasaları’nın çıkarılması konusunda ise AB’yi memnun etme çabası içine girdi.

AKP’nin kendi geleneği de bu denge içinde başka bir etki yaratıyordu. Üniversitelerde başörtüsü-türban yasağının MHP desteğiyle kaldırılma çabası, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi, TCK’ya ‘Zina suçuna ilişkin özel hükümler koymak’, üniversitelerde kendi siyasi anlayışına yakın yeni yönetimler oluşturmak, partinin cemaat yapısının çevresindeki kadroları kritik noktalara yerleştirmek gibi bir dizi uygulamayı devreye soktu.

***

Türkiye’de örgütlü bir demokratik muhalefetten söz etmek pek mümkün değil. Muhalefet bu anlamda daha çok Avrupa Birliği’nden geliyor.

CHP muhalefetini asıl olarak AKP’nin ‘devlete biat’ etmesi temelinde yürütüyor. ‘Sakın ha 301. maddeyi değiştirme’, ‘Sakın ha, Ergenekon gibi devlet içindeki çeteleşmelerin üzerine gitme’, ‘Sakın ha Şemdinli’deki çeteleşmeyi sorgulamaya kalkışma’, ‘1982 Anayasası’nı değiştirme’, ‘YÖK yapılanmasına dokunma’ diyerek itirazlarını yükseltiyor.

***

AKP, daha önceki yazımda da belirttiğim gibi demokratik bir parti değil. Muhafazakârlıkla modernliği, otoriterlikle modernliği sentezleyen bir parti. Bu açıdan, Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki çoğu siyasi hareketten ve oluşumdan çok farklı değil. AKP’nin modernlik-otoriterlik bileşimi, belki ‘esnafvari’ olarak adlandırılabilir. CHP’nin modernlik-otoriterlik bileşimi, ise memurvari. Günümüz koşullarına daha iyi uyum sağlayan bileşim, esnaflarınki gibi görünüyor...

Ayrıca AKP geleneği ‘biat’ kültüründen gelen alışkanlıkları da içinde barındırıyor. Gül’ün Cumhurbaşkanı olması, Arınç’ın tasfiye edilmesi ve Abdüllatif Şener’in istifası Erdoğan’ın tek adam durumuna getirdi. Başbakan, Cumhurbaşkanı ‘dost gazeteciler’le buluşmayı ve onlarla seyahat etmeyi tercih ediyorlar. Genelkurmay Başkanlığı’nın ‘akreditasyon listesi’ kadar olmasa da da AKP’liler de sevilen-sevilmeyen ayrımı yapıyorlar.

Kendilerine yaratılan özel darboğazlar konusunda çok atak davranırken, Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu, TCK’nın düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü hedef alan maddeleri konusunda pek de hevesli görünmüyorlar. Dindar tabanı memnun ve mutlu edebilmek için her aşamada tartışma yaratacak uygulamaları da devreye sokmaktan geri durmuyorlar.

***

AKP, karşısında demokratik bir muhalefet olmayışından yakınıyor, ancak muhalefet eksikliği işlerine de geliyor. Bu sayede, AB’nin desteğini ‘diğerlerine göre daha iyi’ görünerek sağlamayı sürdürüyorlar.

AKP’ye ciddi bir muhalefete özellikle de şu an ihtiyaç var. Bu muhalefetin ‘statükoculuk’, ‘milliyetçilik’ üzerinden olamayacağı da ortada. Özgürlükçü/demokratik/yenilikçi bir muhalefetin değişik çevrelerde parça parça oluşmakta olduğunu ama henüz kendini tam olarak şekillendiremediğini görüyoruz. Önümüzdeki dönemde bu alanda yeni arayışlar sürecek gibi görünüyor. Bu arayışlar, hem soyut hem de somut açıdan son derece gergin ve sancılı geçebilir.

Yeni fikirler, ancak çatışmalarla, çelişkilerle, gerginliklerle ve sancılarla gelirler.


Oral ÇALIŞIR
radikal