fatih kısaparmak balon baskılı balon Bakın, ne yapacaklar?!.. - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bakın, ne yapacaklar?!..


CeVHeR
12-06-2007, 01:53
Hepimizin yüreğini yakan son PKK baskınlarının ardından, “terörle mücadelede” hangi kurumların ne denli başarısız olduğu...
Bazı “koruyucu ve de kollayıcı” unsurların, PKK terörünün onbinlerce canımızı, yüzmilyarlarca dolarımızı “yok etmesinden” ne ölçüde mes’ul olduğu...
Mesullerin niçin cezalandırılmadığı...
Vesaire vesaire tartışıldı ya...
Önceleri, “Bu tartışmayı açmanın sırası mı” diyenler...
Sonra sonra...
Sorgulamanın derinleşmesine katkıda bulundu ya...
Terör örgütü ve müttefikleri açısından son derece sakıncalı bir vaziyet çıktı ortaya!..
Örgütün bugünlere hangi harici ve dahili “desteklerle” geldiği...
Para trafiği...
Ve bu trafiğin “ana noktalarında rol alan unsurlar” da tartışılmaya başlanınca...
“Gündemin değiştirilmesi” icap etti!..
Biz, bunu hissetmiştik...
Birtakım duyumlar aldıktan sonra da sizlerle paylaşmıştık.
Bilhassa “Akredite medyada” görev yapan bazı meslektaşlarımız, “Bizimkiler irtica haberlerine ağırlık vermemizi istediler” haberini uçurunca...
“Tamam!..” demiştik...
“Sıkıştılar!..”
Ve...
Netekim...
Yani nitekim...
Yazdıklarımız “aynen” tahakkuk etti!..
Akredite medya ile o çerçevedeki zevât, gündemi “irtica mevzuu”na çekmek için harekete geçti.
Şöyle...
Son zamanlardan birkaç olay:
-Bir okul müdiresinin, kız öğrencilere “bacaklarınızı pergel gibi açıp erkekleri tahrik etmeyin” uyarısında bulunmasından üretilen “irtica” yaygarası.
-Kız meslek lisesinin pansiyonunda kaldığı iddia edilen dört öğrencinin namaz kılmadıkları için “mahalle baskısı”na maruz kaldıklarına ve pansiyondan ayrılmak mecburiyetinde bırakıldıklarına dair tuhaf iddia... Öğrencilerden üçünün pansiyonda hiç kalmadığı, diğerinin ise bir haftalığına “misafir” olduğu ortaya çıkmışsa da...
Bu da, bir malzeme oldu “gündemi değiştirmeye matuf yeni irtica kampanyası”na.
-İstanbul’daki bir caminin duyuru panosuna, meali “Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin, onlar birbirlerinin dostudur. Sizden onları kim dost edinirse kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah zâlimler topluluğuna hidayet vermez.” olan Mâide Sûresi 51. Ayeti’nin yerleştirilmesi...
Akredite medya tarafından, “turistik yere böyle şeyler yazılır mı (!)” bağlamında ele alınınca...
Kampanyaya bir malzeme daha!..
-Bir ilçe milli eğitim müdürünün, öğretmenler günü kutlama etkinliklerine “Şehit öğretmenler için mevlid”i dâhil etmesinden istifade...
Yaygara!..
-Uluslararası Kudüs Buluşması’nın “Yahudi-Türk dostluğuna darbe vurduğu” görüşünden hareketle, mevzuun “irtica” bağlamına taşınması!..
-İmam Hatip öğrencisi bir hanımefendi, birinci olduğu kompozisyon yarışmasının ödülünü almak üzere kürsüye çıktığı esnada “Laikçi” binbaşı ve kaymakamın talimâtıyla alaşağı edildi ya...
Buna tepki gösteren Başbakan, mağdûre ve ebeveynini arayıp üzüntüsünü dile getirince...
Bu da, akredite medya için “gündem değiştirmeye yarar” bir başka malzeme!..
-Ve...
Din dersine giren bir Müftü’nün sözlerini çarpıtarak, “Alevileri kışkırtmayı hedefleyen” ultra-akredite gazetenin “kampanya”ya katkısı!..
Uzatayım mı?..
Gerek yok!..
Sağduyulu medyanın “sorgulama ameliyesini” başlatmasından bu yana geçen birkaç haftalık süre içinde...
Bunca “malzeme”nin piyasaya sürülmüş, değerlendirilmiş olması...
“Sorgulama ziyadesiyle rahatsızlık ve endişeye yol açtı...
Yakında yeni bir irtica kampanyası başlatılacak” duyurumuzun ne denli isabetli olduğunu gösteriyor mu?..
Şimdiiii...
Bugüne kadar mütemadiyen “tutturmuş” olmaktan kaynaklanan “özgüvenle” bir “duyuru” daha yapayım diyorum...
Diyorum da...
Yer bitti!..
“Yarın” yazalım...
Önümüzdeki dönemin gündemi karıştıracak bir başka gelişmesi daha duyulmuş olsun...
Kısmetse...
Serdar ARSEVEN / VAKİT (05/12/2007)

CeVHeR
12-06-2007, 17:59
Aman dikkat!..

Nerede kalmıştık?..
Evet;
“Bakın ne yapacaklar?..”
Malûm;
Menfur Dağlıca baskınının ardından, “terörle mücadeledeki” başarısızlıklar çok daha yoğun bir şekilde gündeme gelmişti...
Menfur baskının ardından estirdiğimiz güçlü sorgulama rüzgârının peşine takılan diğer hassas medya organları...
Terör örgütünün para trafiğine ilişkin çalışmalarımıza destek verince...
“Sorgulanan kesimler” açısından hayli “sıkıntılı” bir vaziyet çıkmıştı ortaya.
Böylesine hassas dönemlerde ne yapılır?..
Gündem nasıl saptırılır?..
Kolay:
Al sana irtica!..

Son günlerde hız kazanan irtica kampanyaları bu “gündem değiştirme” çabasıyla alâkalı...
Böyle bir kampanyanın başlatılacağını...
Akredite gazetelerde çalışan meslektaşlarımızın “irtica haberlerine ağırlık vermeleri” konusunda uyarıldıklarını haftalar öncesinden haber vermiştik.
Şimdiii...
Yeni bir haber...
Yani;
Duymayanlar için yeni...
Şöyle girelim:
“Yazmadığımız” onbeş günlük süreçte Güneydoğu’daydık...
Sivil toplum örgütlerinin yöneticileriyle, belediye başkanlarıyla, valilerle, kaymakamlarla, rektörlerle buluştuk...
Esnafı, köylüyü, çiftçiyi ziyaret ettik.
Bol bol problem dinleyip, çözüm teklifleri derledik.
Bunları kısmet olursa, önümüzdeki günlerde bir yazı dizisiyle paylaşırız...
Bugün paylaşacağımız ise...
Güneydoğu temaslarımız esnasında, “kulağımıza çalınan” bir gelişme...
Malûm; zamanında Marksist-Leninist Örgüt, “Hizbullah” ile karşı karşıya getirilmişti.
Oralara tekrar girmek istemiyorum.
Bugün kısaca üzerinde duracağım gelişme; geçmişte Hizbullah yapılanması içinde olan unsurlara son zamanlarda birtakım “saldırıların” vuku bulmuş olması...
Ya PKK ya da “PKK görünümlü birileri”, “yayınevlerine” saldırılar düzenlemişler, söylenenlere göre...
Bu “yayınevlerinin” bağlı bulunduğu “oluşum”un birileri tarafından “çatışma zeminine” çekilmek istendiği güçlü vurgularla ifade edildi bana.
Bilinmez...
Belki...
Zemini hazırlamaya çalışan, önümüzdeki yerel seçimleri kaybetme telaşındaki partinin illegal uzantısıdır...
Belki de, Şemdinli-Diyarbakır hattında çalışan “iyi çocuklar”dır.
Her neyse...
Devam edelim:
Çatışma zeminine çekilmek istenen taraf “şimdilik”, durumu “gerekli makamlara” bildirmekle yetiniyormuş...
Soru şu:
Bölge, önümüzdeki günlerde sıkıntısını daha da tırmandıracak bir “çatışma fırtınasına” yakalanabilir mi?..
Bilhassa Diyarbakır’da “bunun kuvvetle muhtemel olduğuna” dair bir hava var...
Bir yerlerde plânlanmış yeni bir çatışma dalgası, böylesine sıkıntılı bir dönemden geçmekte olan bölgenin problemlerini büyütür.
Bitmek bilmez çatışmalardan, gerginliklerden bıkmış olan...
Şöyle “rahat bir nefes almaya” hasret hale gelen bölge insanı, mevcut sıkıntılarına yenilerinin eklenmesinden endişe ediyor.
Güneydoğu’daki herhangi bir problem, bütün ülkeyi derinden etkilemez mi?..
Fena halde etkiler!..
Diyarbakır sıkıntıya düştüğünde, mesela İstanbul’un, İzmir’in de huzuru kaçar...
Türkiye’nin dikkatini “sınır ötesindeki” moral operasyonlarına yoğunlaştırdığı bu dönemde “sınır gerisini” ihmal etmemekte...
Çok daha dikkatli olmakta fayda var!..

Serdar ARSEVEN / VAKİT (06/12/2007)