fatih kısaparmak balon baskılı balon Başörtüsüne karşı önleyici vuruş! - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Başörtüsüne karşı önleyici vuruş!


_SoN_
09-14-2007, 07:09
Son zamanlarda beni en şaşırtan söz, Tarhan Erdem'in, Radikal'de Neşe Düzel'e söylediği “Türban serbest bırakılırsa üniversitelerde başı örtüsüz genç kız kalmaz” ifadesi oldu. Tarhan Erdem'in kıdemli bir CHP'li olduğunu bilmekteydim ama, yine de “makule saygı”da bu kadar uzaklara düşeceği aklıma gelmezdi.

Bu söz, daha sonra medyada bir çok “başörtüsü karşıtı” tarafından malzeme olarak kullanılınca, bana göre Tarhan Erdem'in vebali çok daha arttı.

Tarhan Erdem bir kamuoyu araştırmacısı ve en azından söylediği sözün toplumsal bir veriye dayanması gerektiğini bilir. Oysa bu söz tam bir kehanet niteliğinde. Ne var ki, anayasa değişikliği öncesinde “başörtüsü karşıtı” kesimlere “objektif adam” rolünde malzeme sunuyor. Kendi kariyerini harcamak pahasına neden yapar bunu insan?

Şimdi soralım Tarhan Erdem'e:

-Başörtüsü yasağı kalkınca üniversitelerde neden başörtüsüz öğrenci kalmasın?

Bunun bilinen cevabı, Şerif Mardin'in “mahalle baskısı” dediği şey. Yani çevre baskısı ile genç kızlar başlarını örtmeye başlarlar.

“Mahalle baskısı” söylemi de, bir süredir her kapıya uyan maymuncuk halinde kullanılıyor. Ak Parti, büyük çoğunlukla iktidara geldi ya, bu hava, toplumun “yaşam tarzı”nı “islamcı” bir baskı altına alır! Anadolu'da özgürlükler son nefesini verir. Öyleyse zinhar AKP'ye nefes aldırılmamalı!
Başörtüsü olayında da “özgürlük” verilince ötekiler baskı altına girmiş olacaksa, Başörtülüye asla özgürlük verilmemeli!

Mantık müthiş!

Size muhtemel bir baskı söz konusu olacaksa, benim özgürlüğümü yok edebilirsiniz!

Şu ana kadar sistem böyle işliyor ve başörtülülerin özgürlük alanı yok edilmiş durumda.

Bunun adı laiklik ve Türkiye'ye özgü demokrasi.

Binlerce kız öğrenci kendi yurdunda okuyamıyor.

Bu yasak uygulanmaya başladığında üniversitelerdeki başörtülü öğrenci oranı yüzde 3'lerdeydi.

Yüzde 3'lerden, yüzde 97 için korku üretildi ve başörtüsü yasağı kökleştirildi.

İnsaf bunun neresinde?

Aslında, başörtüsü yasağı olmadığı takdirde “mahalle baskısı” sebebiyle üniversite öğrencilerinin kafileler halinde başlarını örtmeye başlamayacağının bir örneğini yaşadı Türkiye... Yasaksız günlerde, üniversitelerde başörtülü ve başı açık öğrenciler arasında asla bir baskı ortamı oluşmadı. Hatta mahalle baskısı denen şey varsa, bunu başörtülü genç kız hissetti. Çünkü başörtüsü takmak, genel-geçer uygulamaya göre farklılık arz etmekteydi ve başörtülü genç kız farklı bir iklimde var olmak çabasındaydı. Sonra buna yasaklar da eklenince, üniversite ortamı çok daha boğucu hale geldi.

Peki acaba başörtülü öğrenci sayısı gerçekten artacaksa bunun “mahalle baskısı”ndan başka bir sebebi olamaz mı?

Mesela;

Başörtüsü Anadolu kadınının tabii giyim parçası halindedir. Dolayısıyla Anadolu'da, belli bir yaşa gelmiş olan kız çocuğu -elbet annesinin yönlendirmesi ile- başını örtebilir.

Bu durumda;

Normalde başını örtmek istediği halde, yasak sebebiyle başlarını örtemeyen ve eğitimini sürdürebilmek için üniversiteye başı açık gitmek zorunda kalan öğrenciler yasak kalkınca başlarını örteceklerdir.

Yasak bu öğrenciler üzerinde reel bir baskı oluşturuyor. Yasağın kalkması da bu baskıyı kaldırmış oluyor.

O zaman yasak savunması, bu genç kızların da başlarını örtmesinin önüne geçmek niyeti taşıyor. Ve ortaya anne yönlendirmesi yerine devlet baskısını koymak çıkıyor.

Bunu anlamak zor değil. Türkiye'de devlete, gerektiğinde zor kullanarak “modernleştirme” misyonu yüklendiği ve kılık kıyafet, bu noktada ana tercih alanını oluşturduğu için “başörtüsü yasağı” pek makul, “özgürlük” ise aykırılık anlamına geliveriyor. O zaman başörtüsü ile eğitimini sürdürmek isteyenler, ağızları ile kuş tutsalar, başarının zirvesine çıksalar bile, üstleri kolaylıkla çizilebilen toplum kesimlerine dönüşüveriyor.

Tarhan Erdem'in içinden yasağa gerekçe üretme malzemesi çıkacak bu değerlendirmesi, devletin daha baskıcı misyonlar üstlendiği zamanlar için anlamlı olabilirdi. Ama Türkiye gittikçe daha çok demokratikleşme, daha çok insan hakları, daha çok hukuk devleti, bireyin özgürlüklerinin daha çok önemsendiği bir ülke olmaya doğru gidiyor.

Tarhan Erdem, bilmem ki yaklaşımının Amerika'nın 11 Eylül'den sonra geliştirdiği ve “tehdit algılaması” ile bir çok ülkeyi kana buladığı “Preemptive strike - Önleyici vuruş” teorisiyle tıpatıp örtüştüğünün farkında mıdır? Amerika bunu dışarda yapıyor, bizimkiler içerde, kendi halkına karşı...

İnsaf mı bu?

Kafes
09-14-2007, 07:22
hayir.