fatih kısaparmak balon baskılı balon Batı bizi nasıl görüyor? - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Batı bizi nasıl görüyor?


EbuHafs
12-10-2007, 23:32
Batı bizi nasıl görüyor?

Suavi Kemal

10.12.2007


Jean Auguste Dominique Ingres'in Türk Hamamı Tablosu “Le Bain turc” 1862’de yapılmış. 2007’de de ise Avusturya'nın başkenti Viyana'nın Karlsplatz semtinde bulunan Teknik Üniversite bahçesindeki heykel sergisinde, heykeltıraş Olaf Metzel'in “Turkish Delight'' (Türk Lokumu) adlı heykel... Demek ki geçen zaman bazı önyargıların ve düşmanlıkların ortadan kalkması için yeterli olmamış. “Doğu” batı sanatçılarının gözünde çıplak bir kadın olarak tasvir edilirken siyasilerinin gözünde de her türlü istismara, sömürüye açık bir nesne olarak görülmüş. Bu noktada “oryantalizmin nesi kötü anlamıyorum” diyen Sertab Erener’i hatırlamak ve hatırlatmak zorundayım. Kendi kendimizin oryantalisti olmaya başladığımızdan beri mesele daha da çetrefilleşti. Ancak bu başka bir yazının konusu elbette. Bu yüzden de oryantalizmi sanat akımlarından biri olarak görmek meseleye çok dar bakmak anlamına gelir. Siyasi hedefleri olan bir akımdır oryantalizm ve amacı da doğunun kaynaklarını sömürmektir. Jale Parla oryantalizmle ilgili olarak şunları söyler: “Oryantalizm “anlatılarla” beslenir; yani Doğu hakkında uydurulmuş ya da Doğu'ya göre biçilmiş hikâyelerle. Bunlar, zaman ve amaca göre değişikliğe uğrayabilirler ama ortak özellikleri aynı kalır. Batı'nın Doğu'yu nesneleştirip her türlü sömürüsünü meşru kılması için gerekli zemini yaratır, kılıf ya da kılıfları hazırlarlar.” Ingres’in Türk Hamamı adlı tablosuyla Olaf Metzel’in Türk Lokumu adlı heykeli arasındaki tutarlı çizgi oryantalizmin uğradığı bunca eleştiriye rağmen zihinlerdeki saltanatını koruduğunun işaretidir.

Bugün Bush “Irak ve Afganistan’a demokrasi götürüyorum” diyerek vahşet götürmüşse, arka planında binlerce tablo, yüzlerce roman ve filmden oluşan kapsamlı bir sanat birikimi vardır. Karl Marks bile “İngiltere'nin, Hindistan'da bir toplumsal devrimi yaratırken, ancak en iğrenç çıkarlara göre hareket ettiği ve bunları kabul ettirmede aptalca davrandığı doğrudur. Ama sorun bu değildir. Sorun, insanoğlunun, Asya'nın toplumsal durumunda köklü bir devrim olmaksızın yazgısını tamamlayıp tamamlayamayacağıdır. Eğer tamamlayamayacaksa suçu ne olursa olsun, bu devrimi getirmekle İngiltere, tarihin bilinçsiz aleti olmuştur.” diyerek İngiliz sömürgeciliğinin Hindistan’da bilinçsiz de olsa olumlu bir şeyler yaptığını söyledi ise varın kalanını da siz hesap edin.

1910’da Avam Kamarasında, İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur J. Balfour da Marks’ın sözlerini farklı bir bağlamda da olsa tekrar etmekte ve Bush’a öncülük yapmaktadır: “Her şeyden önce olgulara bakın. Batılı uluslar, tarihte ortaya çıkar çıkmaz, kendilerine özgü erdemler edinip kendi kendini yönetme yetilerinin ilk ilkelerini sergilediler.

Genel deyişle “Doğu’daki Şarklıların tüm tarihine bir göz atın, kendi kendini yönetmenin izine rastlayamazsınız.”

Bugün İslam=terör, Müslüman=terörist denklemi kuran birtakım kafatasçıların yönettiği ordular Müslümanlara saldırıyor, medyada İslam ile ilgili her imajın arka planında bir küçümseme, hor görme okunuyorsa; akşamdan sabaha alınmış bir kararın değil, yüzlerce yılın birikiminin ürünüdür.

Nasıl “300 Spartalı” filmiyle Sprata’da hükümferma olan despotik yönetim yüceltilirken ve Persler üstünden tüm doğuya hakaretler yağdırılırken güncel bir işe imza atılmışsa Danimarka’da yaşanan karikatür, Avusturya’da yapılan heykel küstahlığıyla da benzer sonuçlara ulaşılmaya çalışılıyor. Olan biten sanatın bir silah olarak kullanılmasıdır.

Avusturya’da yaşanan “Türk Lokumu” faciası, yüzlerce yıldır devam eden bir barbarca geleneğin en güncel halkası olarak değerlendirilmeli. Bir Avusturyalı heykeltıraşın münferit bir sapkınlığı olarak değil...

Kırık_Çocuk
12-29-2007, 13:04
5 paralık değer taşımayacak bi dava....

sonra da böyle onur kırıcı bi heykelle uyanırsınız üniversitenin bahçesinde..Ne kadar ironik..

Devrimciler de pekala kaçabilirdi yurtdışına ama onlar kalıp direnmeyi da doğru buldular doğrusu da buydu..bence başörtü yüzünden yurtdışında okuyan bir kişinin bile bi dava uğruna gittiği söylenemez.sadece muhtac oldular ve bir sabah okudukları üniversitenin bahçesinde çırılçıplak ancak BAŞÖRTÜLÜ büst le yüzyüze gelince ne düşündüklerini merak ediyorum doğrusu....