Ertuğrul ÖZGÜL
03-13-2009, 21:56
Şu siyaset denilen illet hakikaten tuhaf bir meşgale…
Kimi zaman insanı tanınmaz hale getiriyor…
Şu sözlere bakın: “Seçime birkaç gün kala 28 Şubat döneminin kudretli bazı simaları ve bazı ünlü gazeteciler gözaltına alınacak…”
Neresinden baksanız büyük bir iddia…
Ne zaman söyleniyor bu sözler? Ergenekon soruşturması kapsamında 1909 sayfa tutan ek iddianamenin mahkemeye gönderildiği haberinin tam da basında yer aldığı gün. Yani dün… Üstelik Taksim Meydanı’nda…
28 Şubat’ın kudretli simalarının hangi haklı gerekçe ile olursa olsun tam da bugünlerde ola ki gözaltına alınacak olması bu kadar kimi rahatsız etmiş dersiniz?
Saadet Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Sayın Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu’nu…
Şimdi siz Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı olsanız ve soruşturma kapsamında gerçekten de yeni bazı isimlerin de ifadelerine başvurmak üzere gözaltına almayı düşünüyor olsaydınız bu açıklamadan sonra ne yapardınız?
Bekaroğlu’nun kehanetinin doğrulanmasına yardımcı mı olmak isterdiniz, yoksa soruşturmayla ilgili rutin çalışma takviminiz içinde bu tür bir ihtiyaç söz konusu olsaydı bile tehir etmeyi ya da vazgeçmeyi mi düşünürdünüz?
Ergenekon tutuklusu bir general, ya da soruşturma kapsamında her an kapısı çalınması muhtemel biri olsaydım, bir yolunu bulur, Sayın Bekaroğlu’na üzerine “teşekkürlerimle” notu iliştirilmiş bir demet çiçek gönderirdim.
Şaka gibi değil mi?
Demirel’in Sayın Erbakan’ı sevenleri nezdinde zor duruma düşürmek için 28 Şubat kararlarını imzaladığı belgeyi medyaya servis ettiği gün, Sayın Bekaroğlu çıkıyor ve diyor ki, AK Parti 28 Şubat’ın kudretli bazı isimlerini içeri alacak?
Bir mizah dergisinde konuyla ilgili karikatür çıksa “bu kadar mı olur” diye gülmekten kırılır geçer insan…
‘Ben Ergenekon’un avukatıyım’ diyen Sayın Baykal’ın açıklamaları bile bu ölçüde sevindirmemiştir soruşturmada adı geçen veya geçmesi muhtemel isimleri… Kaldı ki, Sayın Baykal bu konularda çokça konuşmasına rağmen, birkaç aydır o bile davanın seyrini kendi içinde izleme yolunu seçmiş, seçim meydanlarının polemiğine alet etmemeye özen göstermişti.
İşe bakın ki, Taksim Meydanı’ndaki açıklamasını ‘Erdoğan ve Baykal Ergenekon’u siyasete alet ediyor’ tespiti üzerine kuran Sayın Bekaroğlu’nun bu sözleri her iki liderin yaklaşımını da aştı ve doğrudan yargıya müdahale gibi görüntü ortaya çıkardı.
Sayın Bekaroğlu bu açıklaması ile siyasete, demokrasiye, çetelerden arınmaya, yargının sağlıklı işlemesine ne tür bir katkı yaptı, doğrusu ben pek anlayabilmiş değilim.
Ne gerek vardı, açıklamanın amacı tam olarak ne idi hepsi izaha muhtaç konular. Konuyu biraz daha açarsa memnun oluruz.
Uğur Dündar’da tatmin olmadı…
Haberlerde izledim…
Sayın Bekaroğlu almış etrafına 5–10 insan, çıkmış Taksim Meydanı'na, sanırsınız ki Tuncay Özkan’ın bedeni hapiste, ruhu Bekaroğlu’nun içinde, Taksim Meydanı’nda Ergenekon konusunda bir feveran efkârı ammeye sesleniyor.
Söylediklerinde elbette bazı önemli tespitler de var. Ama bu ayrıntıların, doğru zamanda, doğru yerde, doğru şekilde seslendirilip seslendirilmediği tartışmaya açık mevzudur. Söylediklerinde haklılık payı olanlar bile, “Seçime birkaç gün kala 28 Şubat döneminin kudretli bazı simaları ve bazı ünlü gazeteciler gözaltına alınacak ve bu yolla seçimler kurtarılmaya çalışılacak…” sözlerinin gürültüsü arasında yok olup gitti.
O kadar ki, Bekaroğlu’nun basın açıklamasının internet ortamına düşmesinden hemen sonra bir toplantıda konuşma için kürsüye çıktığımda bu sözleri hatırlattıktan sonra, Sayın Bekaroğlu bu akşam kesin Star Haber’de Uğur Dündar’a konuk olacaktır dedim.
Benim bir gazeteci olarak merak ettiğimi Sayın Dündar neden merak etmesin ki? Acaba kimler içeriye alınacak?
Nitekim Sayın Bekaroğlu’na ilk sorusu bu oldu; “Seçime birkaç gün kala 28 Şubat döneminin kudretli bazı simaları ve bazı ünlü gazeteciler gözaltına alınacak derken bir kanıtınız, bildiğiniz isimler var mı?” dedi. Cevap ‘hayır’ oldu.
“Öyle ise bu iddianızı neye dayandırıyorsunuz?” sorusuna ise; ‘Son anketlerde AK Parti’nin oy oranı kısmen düşmüş görünüyor, seçime yakın ünlü bazı isimleri içeri almak suretiyle bu yolla oy artışı sağlamaya çalışacaklarını tahmin ediyorum’ dedi. Bu kadar büyük bir iddiaya karşılık verilen cevaplardan tatmin olmayan Uğur Dündar söyleşiyi hemen kesti.
Yazımızı, konuyla ilgili haberi “Bekaroğlu'dan şok açıklamalar” başlığı ile veren Vatan gazetesi internet sayfasında haberin altına (Ö. G isimli bir okuyucu tarafından) yazılan yorumla bitirelim: “Ya Kılıçdaroğlu Bekaroğlu lehine, ya da Bekaroğlu Kılıçdaroğlu lehine seçimlerden çekilse mi diye düşündüm… İstanbul AKP’den başka nasıl kurtulur?”
Demek Vatan okuyucusu bu kadar yakın görüyor bu iki adayı birbirine…
Öyle veya böyle, Bekaroğlu bir çeşit gündeme gelmenin yolunu buldu.
Bu davranışlar oy getirir mi, ya da AK Parti’nin oy oranı düşürür mü, onu elbette seçimde göreceğiz.
Konunun bizi ilgilendiren tek tarafı ise, sırf oy için her şeyi, seçime - siyasete alet etmeye değer mi, işte o tartışılacak mevzudur.
Bir de, sırf oy için kardeş kardeşi yemeli mi, ya da Osmanlı padişahları saltanat için kardeşlerini yemişlerse, bizim elimiz armut mu topluyor ki, biz birbirimizi yemeyelim meselesi de var…
Haklısınız, yiyin birbirinizi…
Kusura bakmayınız, manzara bende bunları çağrıştırıyor…
Aksini sağlamak da, yine onların elinde…
Göreceğiz.
Prof. Dr. Osman ÖZSOY – Haber7
yazaramesaj@gmail.com www.osmanozsoy.com.tr
Kimi zaman insanı tanınmaz hale getiriyor…
Şu sözlere bakın: “Seçime birkaç gün kala 28 Şubat döneminin kudretli bazı simaları ve bazı ünlü gazeteciler gözaltına alınacak…”
Neresinden baksanız büyük bir iddia…
Ne zaman söyleniyor bu sözler? Ergenekon soruşturması kapsamında 1909 sayfa tutan ek iddianamenin mahkemeye gönderildiği haberinin tam da basında yer aldığı gün. Yani dün… Üstelik Taksim Meydanı’nda…
28 Şubat’ın kudretli simalarının hangi haklı gerekçe ile olursa olsun tam da bugünlerde ola ki gözaltına alınacak olması bu kadar kimi rahatsız etmiş dersiniz?
Saadet Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Sayın Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu’nu…
Şimdi siz Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı olsanız ve soruşturma kapsamında gerçekten de yeni bazı isimlerin de ifadelerine başvurmak üzere gözaltına almayı düşünüyor olsaydınız bu açıklamadan sonra ne yapardınız?
Bekaroğlu’nun kehanetinin doğrulanmasına yardımcı mı olmak isterdiniz, yoksa soruşturmayla ilgili rutin çalışma takviminiz içinde bu tür bir ihtiyaç söz konusu olsaydı bile tehir etmeyi ya da vazgeçmeyi mi düşünürdünüz?
Ergenekon tutuklusu bir general, ya da soruşturma kapsamında her an kapısı çalınması muhtemel biri olsaydım, bir yolunu bulur, Sayın Bekaroğlu’na üzerine “teşekkürlerimle” notu iliştirilmiş bir demet çiçek gönderirdim.
Şaka gibi değil mi?
Demirel’in Sayın Erbakan’ı sevenleri nezdinde zor duruma düşürmek için 28 Şubat kararlarını imzaladığı belgeyi medyaya servis ettiği gün, Sayın Bekaroğlu çıkıyor ve diyor ki, AK Parti 28 Şubat’ın kudretli bazı isimlerini içeri alacak?
Bir mizah dergisinde konuyla ilgili karikatür çıksa “bu kadar mı olur” diye gülmekten kırılır geçer insan…
‘Ben Ergenekon’un avukatıyım’ diyen Sayın Baykal’ın açıklamaları bile bu ölçüde sevindirmemiştir soruşturmada adı geçen veya geçmesi muhtemel isimleri… Kaldı ki, Sayın Baykal bu konularda çokça konuşmasına rağmen, birkaç aydır o bile davanın seyrini kendi içinde izleme yolunu seçmiş, seçim meydanlarının polemiğine alet etmemeye özen göstermişti.
İşe bakın ki, Taksim Meydanı’ndaki açıklamasını ‘Erdoğan ve Baykal Ergenekon’u siyasete alet ediyor’ tespiti üzerine kuran Sayın Bekaroğlu’nun bu sözleri her iki liderin yaklaşımını da aştı ve doğrudan yargıya müdahale gibi görüntü ortaya çıkardı.
Sayın Bekaroğlu bu açıklaması ile siyasete, demokrasiye, çetelerden arınmaya, yargının sağlıklı işlemesine ne tür bir katkı yaptı, doğrusu ben pek anlayabilmiş değilim.
Ne gerek vardı, açıklamanın amacı tam olarak ne idi hepsi izaha muhtaç konular. Konuyu biraz daha açarsa memnun oluruz.
Uğur Dündar’da tatmin olmadı…
Haberlerde izledim…
Sayın Bekaroğlu almış etrafına 5–10 insan, çıkmış Taksim Meydanı'na, sanırsınız ki Tuncay Özkan’ın bedeni hapiste, ruhu Bekaroğlu’nun içinde, Taksim Meydanı’nda Ergenekon konusunda bir feveran efkârı ammeye sesleniyor.
Söylediklerinde elbette bazı önemli tespitler de var. Ama bu ayrıntıların, doğru zamanda, doğru yerde, doğru şekilde seslendirilip seslendirilmediği tartışmaya açık mevzudur. Söylediklerinde haklılık payı olanlar bile, “Seçime birkaç gün kala 28 Şubat döneminin kudretli bazı simaları ve bazı ünlü gazeteciler gözaltına alınacak ve bu yolla seçimler kurtarılmaya çalışılacak…” sözlerinin gürültüsü arasında yok olup gitti.
O kadar ki, Bekaroğlu’nun basın açıklamasının internet ortamına düşmesinden hemen sonra bir toplantıda konuşma için kürsüye çıktığımda bu sözleri hatırlattıktan sonra, Sayın Bekaroğlu bu akşam kesin Star Haber’de Uğur Dündar’a konuk olacaktır dedim.
Benim bir gazeteci olarak merak ettiğimi Sayın Dündar neden merak etmesin ki? Acaba kimler içeriye alınacak?
Nitekim Sayın Bekaroğlu’na ilk sorusu bu oldu; “Seçime birkaç gün kala 28 Şubat döneminin kudretli bazı simaları ve bazı ünlü gazeteciler gözaltına alınacak derken bir kanıtınız, bildiğiniz isimler var mı?” dedi. Cevap ‘hayır’ oldu.
“Öyle ise bu iddianızı neye dayandırıyorsunuz?” sorusuna ise; ‘Son anketlerde AK Parti’nin oy oranı kısmen düşmüş görünüyor, seçime yakın ünlü bazı isimleri içeri almak suretiyle bu yolla oy artışı sağlamaya çalışacaklarını tahmin ediyorum’ dedi. Bu kadar büyük bir iddiaya karşılık verilen cevaplardan tatmin olmayan Uğur Dündar söyleşiyi hemen kesti.
Yazımızı, konuyla ilgili haberi “Bekaroğlu'dan şok açıklamalar” başlığı ile veren Vatan gazetesi internet sayfasında haberin altına (Ö. G isimli bir okuyucu tarafından) yazılan yorumla bitirelim: “Ya Kılıçdaroğlu Bekaroğlu lehine, ya da Bekaroğlu Kılıçdaroğlu lehine seçimlerden çekilse mi diye düşündüm… İstanbul AKP’den başka nasıl kurtulur?”
Demek Vatan okuyucusu bu kadar yakın görüyor bu iki adayı birbirine…
Öyle veya böyle, Bekaroğlu bir çeşit gündeme gelmenin yolunu buldu.
Bu davranışlar oy getirir mi, ya da AK Parti’nin oy oranı düşürür mü, onu elbette seçimde göreceğiz.
Konunun bizi ilgilendiren tek tarafı ise, sırf oy için her şeyi, seçime - siyasete alet etmeye değer mi, işte o tartışılacak mevzudur.
Bir de, sırf oy için kardeş kardeşi yemeli mi, ya da Osmanlı padişahları saltanat için kardeşlerini yemişlerse, bizim elimiz armut mu topluyor ki, biz birbirimizi yemeyelim meselesi de var…
Haklısınız, yiyin birbirinizi…
Kusura bakmayınız, manzara bende bunları çağrıştırıyor…
Aksini sağlamak da, yine onların elinde…
Göreceğiz.
Prof. Dr. Osman ÖZSOY – Haber7
yazaramesaj@gmail.com www.osmanozsoy.com.tr