selahattin_ay
09-12-2007, 12:13
SEKİZ günlük tatilimde eşimle birlikte Budapeşte, Estergon, Prag ve Karlovy'ye gittik. Budapeşte ve Prag'ın dünyanın en güzel şehirlerinden ikisi olduğunu belirtmeliyim.
Budapeşte'de Gül Baba türbesi... 80 yaşında şehit düşen bu Bektaşi evliyasının cenaze namazını Ebussuud Efendi kıldırmış, Kanuni ön safta namaza durmuştu. 'Oniki' dilimli Bektaşi kavuğunda daima bir gül taşıyan bu evliya, Budapeşte'de "Gül Tepe"de yatıyor.
Büyükçe bir sanduka, başında kavuğu, ayetler yazılı yeşil örtüsü... Küçük kitaplıktaki Kuran'ların çok okunduğu gevşeyen ciltlerinden belli.
Çıkarken "ziyaret defteri"ne bir şeyler yazıp imzalıyorsunuz.
Defteri eşimle şöyle bir karıştırdık; tarihi hamaset, dini ve mistik duygular, niyazlar, adaklar...
Ve İzmirli bir annenin bu sene ağustos ayında yazdıkları:
"Gül Babam! Menekşe'nin davasını hayırlısıyla bitir. Oğluma hayırlı bir gelin nasip et. Kızım üniversiteyi bitirdi, ona bir iş. Gül Babam, kurban olurum sana. Allah rahmet eylesin..."
İzmirli annenin yazdıkları, bizi duygulandırdı.
Duygu ve akıl
Biliyorum; sofu dindarlarla anlayışsız pozitivistler, bu annenin evliyadan medet ummasına dudak bükeceklerdir...
Ama anne yüreği bu; hiçbir kalıba sığmıyor!
Şehit mezarlarında, evliya türbelerinde toprağı vatan yapan bir "ruhaniyet"in bulunduğunu savunan Yahya Kemal'le, mezar ve türbelerden medet ummanın "haram" olduğunu söyleyen 'sofu' Müslüman Ahmet Naim Bey arasındaki sert tartışma. Sonradan Ahmet Naim Bey, Yahya Kemal'e hak verecekti.
Ruhumuz, duygularımız hiçbir kalıba sığmıyor; işin aslı budur.
İzmirli anne, bütün anneler; duyguları hangi kalıba sığar ki?!
Gül Baba türbesinde 2007 yılına ait büyük, kalın defter yazılanlarla dolmak üzere... Çok ziyaretçisi var demek ki... Türbe görevlisi, bazı Macarlarla bazı Hıristiyan turistlerin de Gül Baba'yı bir ziyaretgâh olarak gördüklerini söyledi.
Tarihçi Fuat Köprülü'nün bu tür evliyalar hakkında bilimsel bir araştırması vardır; bunların çoğu Mevlevi, Bektaşi ve Halveti'dirler.
Halden anlarlar çünkü!
Ve Kafka...
Budapeşte'yi ben üçüncü defa gördüm. Adına "kahraman düşman" diye kitabe dikilmiş olan son Budin Valisi Abdurrahman Abdi Paşa'ya bu defa da gittik. Macar milli kimliğinin bir şaheseri olan o muazzam parlamento binasını, muazzam müzeleri gezdik. Gece vakti Tuna'ya yansıyan ışıklar şehri Budapeşte'yi tarif edemem.
1956'da Sovyet tanklarına karşı ayaklanan kahramanlar; müzelerde onlardan kalan ebedi anılar...
Prag mı? Hiçbir modern şehir Prag kadar "müze şehir" olamaz. Sanırsınız ki, tek binası yıkılmadan, hatta tek taşı düşmeden dünlerden bugünlere taşınmış bir tarih!
Ah İstanbul! diye inleyerek hayran hayran gezdim Prag'da.
Gerçi çelik ve beton yığını üç dört bina azmanı var; ama "Biz yapmadık, Stalinistler yaptı" diyorlar!
Tek kolu veya bacağı kopuk, yahut başsız, ya da gözü fırlamış şekilsiz, kapkara çelik heykeller! Nedir bunlar?
Komünizmin 'biyonik' adamları! Başsız, düşünmesine gerek yok! Gözsüz, görmemeli zaten! Kolsuz, çünkü sırtına vurulan yükü taşıması için bacakları yeter!
Ve birkaç ay önce açılan "Kafka Müzesi"; insanda ürperti, hüzün, bunaltı ve muamma duygusu yaratan müzenin dehlizlerinde büyük yazar Kafka ile tanıştım!
Budapeşte'de Gül Baba türbesi... 80 yaşında şehit düşen bu Bektaşi evliyasının cenaze namazını Ebussuud Efendi kıldırmış, Kanuni ön safta namaza durmuştu. 'Oniki' dilimli Bektaşi kavuğunda daima bir gül taşıyan bu evliya, Budapeşte'de "Gül Tepe"de yatıyor.
Büyükçe bir sanduka, başında kavuğu, ayetler yazılı yeşil örtüsü... Küçük kitaplıktaki Kuran'ların çok okunduğu gevşeyen ciltlerinden belli.
Çıkarken "ziyaret defteri"ne bir şeyler yazıp imzalıyorsunuz.
Defteri eşimle şöyle bir karıştırdık; tarihi hamaset, dini ve mistik duygular, niyazlar, adaklar...
Ve İzmirli bir annenin bu sene ağustos ayında yazdıkları:
"Gül Babam! Menekşe'nin davasını hayırlısıyla bitir. Oğluma hayırlı bir gelin nasip et. Kızım üniversiteyi bitirdi, ona bir iş. Gül Babam, kurban olurum sana. Allah rahmet eylesin..."
İzmirli annenin yazdıkları, bizi duygulandırdı.
Duygu ve akıl
Biliyorum; sofu dindarlarla anlayışsız pozitivistler, bu annenin evliyadan medet ummasına dudak bükeceklerdir...
Ama anne yüreği bu; hiçbir kalıba sığmıyor!
Şehit mezarlarında, evliya türbelerinde toprağı vatan yapan bir "ruhaniyet"in bulunduğunu savunan Yahya Kemal'le, mezar ve türbelerden medet ummanın "haram" olduğunu söyleyen 'sofu' Müslüman Ahmet Naim Bey arasındaki sert tartışma. Sonradan Ahmet Naim Bey, Yahya Kemal'e hak verecekti.
Ruhumuz, duygularımız hiçbir kalıba sığmıyor; işin aslı budur.
İzmirli anne, bütün anneler; duyguları hangi kalıba sığar ki?!
Gül Baba türbesinde 2007 yılına ait büyük, kalın defter yazılanlarla dolmak üzere... Çok ziyaretçisi var demek ki... Türbe görevlisi, bazı Macarlarla bazı Hıristiyan turistlerin de Gül Baba'yı bir ziyaretgâh olarak gördüklerini söyledi.
Tarihçi Fuat Köprülü'nün bu tür evliyalar hakkında bilimsel bir araştırması vardır; bunların çoğu Mevlevi, Bektaşi ve Halveti'dirler.
Halden anlarlar çünkü!
Ve Kafka...
Budapeşte'yi ben üçüncü defa gördüm. Adına "kahraman düşman" diye kitabe dikilmiş olan son Budin Valisi Abdurrahman Abdi Paşa'ya bu defa da gittik. Macar milli kimliğinin bir şaheseri olan o muazzam parlamento binasını, muazzam müzeleri gezdik. Gece vakti Tuna'ya yansıyan ışıklar şehri Budapeşte'yi tarif edemem.
1956'da Sovyet tanklarına karşı ayaklanan kahramanlar; müzelerde onlardan kalan ebedi anılar...
Prag mı? Hiçbir modern şehir Prag kadar "müze şehir" olamaz. Sanırsınız ki, tek binası yıkılmadan, hatta tek taşı düşmeden dünlerden bugünlere taşınmış bir tarih!
Ah İstanbul! diye inleyerek hayran hayran gezdim Prag'da.
Gerçi çelik ve beton yığını üç dört bina azmanı var; ama "Biz yapmadık, Stalinistler yaptı" diyorlar!
Tek kolu veya bacağı kopuk, yahut başsız, ya da gözü fırlamış şekilsiz, kapkara çelik heykeller! Nedir bunlar?
Komünizmin 'biyonik' adamları! Başsız, düşünmesine gerek yok! Gözsüz, görmemeli zaten! Kolsuz, çünkü sırtına vurulan yükü taşıması için bacakları yeter!
Ve birkaç ay önce açılan "Kafka Müzesi"; insanda ürperti, hüzün, bunaltı ve muamma duygusu yaratan müzenin dehlizlerinde büyük yazar Kafka ile tanıştım!