fatih kısaparmak balon baskılı balon Bir de şuradan bakın! - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir de şuradan bakın!


ceyhanli
01-02-2008, 20:02
Bir de şuradan bakın!

Bendeniz bugün 62 adet 1 Ocak görmüş oldum. Bu bakımdan 1 Ocak’lar benim için bir şeyler ifade ediyor. Sizler için ne ifade ediyor bilemem. Ancak bir de mâli yılbaşı özelliği var 1 Ocağın, yani şirketlerin envanterlerini yaptıkları, kâr-zararlarını belirlemeleri için bir nirengi noktası, ya da mukayese aralığının bitiş ve başlayışı.
Gelin bugün biz de bu 1 Ocağı şirketimizin yönetim anlayışının sorgulandığı bir gün olarak alalım. Birtakım kriterler koyalım, gelecek yıl bunların ne kadarını gerçekleştirdiğimizi veya bu kriterler konusunda ne derecede iyileştirmeler yapabildiğimizi belirlemeye çalışalım:
* Şirketimizin “kâr etmek” ana gayesi yanında bir varlık sebebi var mı? Bu varlık sebebi, yani misyondan, çalışanların ne derecede haberleri var? Misyonumuz diğer bütün faaliyetler için bir ilham kaynağı teşkil ediyor mu? Şimdi ismini çıkaramadığım bir Amerikan şirketi “Kâr, ama insanlığa fayda sağlayan faaliyetlerle sağlanan kâr” temel değerini misyon edinmiş mesela.
* Vizyonumuz belli mi ve bu anlaşılır, gönülleri harekete geçirecek bir hedef mi? Çalışanlarınız, şirketinizin beş yıl sonraki resmi içinde kendilerine bir yer belirleyebiliyorlar mı? Yani yönetimin kafa ve gönlündeki hedefler, çalışanlarca paylaşılıyor mu?
* Bu misyon ve vizyonun paylaşılır olduğunun en önemli göstergesi şirket içinde “takım anlayışının” hakim olmasıdır. Patrondan en son işe giren kişiye kadar herkes; bir takımın parçası olduğuna, herkesin yaptığı işin aynı derecede önemli olduğuna, farklılıkların zenginlik oluşturduğuna inanıyor mu?
* Tek kelime ile insanlar, başlarına bir şey geleceği endişesi taşımadan iletişim kurabiliyorlar mı? Ya da tek kelime ile herkes rahatça “konuşabiliyor mu?”
* Şiddetlenen ve gittikçe de azgınlaşan rekabet dalgalarında rafting yapar hale geldiğimiz iş hayatının zorluklarını göğüslemekte en önemli konu olan “çalışanların yetkilendirilmesi” konusunda durumumuz ne? Herkes azgın dalgalar geldikçe küreğini bileği ve yüreğiyle birleştirip inisiyatif kullanıp, şirketin dengesini sağlamaya gayret ediyor mu?
* Şirketin faaliyet sonuçlarından patron, yöneticiler, müşteriler kadar, çalışanlar da adil şekilde pay alıyorlar mı?
* İnsanları -ister en üst düzey yönetici isterse en alt kademe çalışanı olsun- en çok motive eden şeyin “takdir edilmek” olduğu herkesçe benimsenmiş mi?
* Şirket; insanlığın gerek çevre problemleri ve gerekse fakirlik yönünden maruz kaldığı felaketlere karşı duyarlı mı? Bu konuda atılan bölgesel ve küresel faaliyetlere katılma konusunda istekli ve aktif mi?
* Şirkette herkes birbirine güveniyor ve birbirini samimi olarak seviyor mu? Bu güven ve sevgi ortamı, yönetenlerle yöneticiler arasındaki duvarları yıkmış mı?
* Şirket gerek teknik gerekse kültür oluşturma amaçlı eğitim faaliyetlerine kafa yoruyor, eğitimin yatırım olduğuna, şirketin en önemli varlığı olan insan kaynağını eğitmenin global rekabetle başetmenin en tesirli yolu olduğuna inanıyor mu?..
Benim aklıma gelen kriterler bunlar, gelecek 1 Ocak’ta sağlık ve mutluluklar içinde bunları ne derecede iyileştirdiğimizi sorgulayabilmek ümidiyle...


İş Dünyamız
Resul İzmirli