fatih kısaparmak balon baskılı balon Bu Ayna PKK’ye Hediyemdir! - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bu Ayna PKK’ye Hediyemdir!


Ammar
05-15-2011, 01:53
İsmail Kasımoğlu

Savaş koşullarında olağanüstü durumların olması gayet akli ve mantıkidir. İslam düşüncesinde normal durumlarda haram olan hile, harp dönemlerinde caiz görülmüş ve savaşın bir parçası olarak bilinmiştir.

Savaşın en kaba şekli; fiziki güçlerin kullanılmasıyla rakibe verilen tahribat ve zayiattır/kayıptır. Güç potansiyelini (adil olarak) kontrol edemeyen (beşeri) sistemler/düşünceler, bu fiziki üstünlükleriyle mazlumları daima ezmiş, sürgüne zorlamışlardır. Tarihten gelen savaş türünü (genelde) böyle biliriz. Fakat zamanımızda, öyle savaş türleri gelişmiş ki, akla hayale kolay gelsin.

Demokraside çok partili dediğimiz siyasi/politik rekabette, bir savaştır sonuçta. Bu savaşta fiziki aletler kullanmazsa da öyle sinsi hile ve tuzaklar oynanıyor ki, fiziki darbelerden çok daha ağır ve tahrip edicidir.

Aynı şekilde günümüzde en etkili saldırı silahı haline gelen medya rekabeti/savaşı, yanlı/yalanlı tutumlarıyla halkı, yanlış yönlere sevk ederek, kirli amaçlarına alet edebiliyor.

Önümüzdeki ayda (12 Haziranda) yapılacak olan seçim sıcaklığı, tüm Türkiye’yi sardığı gibi, bölgemizde de güçleri harekete geçirmiştir. Herkes kendi kozlarını sonuna kadar zorlayarak, seçim sandığına kazançla girmek arzusundadır. Bu süreç, demokratik sistemlerde rekabetin doğal gidişatıdır.

Fakat Türkiye Cumhuriyeti’nin seçim kanununda, ön koşul olarak kabul ettiği yüzde 10’luk baraj koşulu, bir takım haksızlıkları beraberinde getiriyor. İşte bu hukuksuzluklar nedeniyle, dengesizleşen bazı siyasi partiler, politik sahada başaramadığı direnci, meydanlarda taşkınlıklar çıkararak güç gösterisinde bulunuyorlar.

Bu olayın en bariz örneği; geçen hafta Yüksekova ilçesinde PKK/BDP’liler tarafından ateşli silahla vurularak şehit edilen Yüksekova Mustazaf-Der Şubesi başkan yardımcısı Ubeydullah Durna olayıdır.

Hassas dengeler üzerinde, sıkıntılı dönem geçiren bölgenin, olası bir BDP-Mustazaf Der çatışmasıyla bölge insanın, büyük felaketlerle karşı karşıya kalacağını daha önceki yazılarımızda belirtmiştik.

PKK/BDP’nin olayı samimi bir dil ile kınamadığı gibi, medyalarında olayın Mustazaf-Der’in üyeleri tarafından yapılan provokatif eylemler sonucu geliştiğini söylemeleri, büyük bir ukalalık ve sorumsuzluktur.

Bölge insanı, böyle bir çatışma ortamını istemediği gibi, çatışmayı körükleyen PKK’nin derin ilişkili kanadı, özellikle İmralı kolu provokatif bir çatışmayı kızıştırmakta ve bölgeyi bir daha, ateş topuna döndürme hevesindedir. Dayılarının tavsiyesi bu şekildedir galiba.

Özellikle PKK’nin bu kontrolsüz gidişatını durduracak sağduyulu yöneticiler olmaması, partinin derin güçler tarafından farklı mecralara sürüklenmesi, istikrarlı bir gidişatın düşünce boyutunda şekil almaması, halkla bütünleşme sürecinde büyük sorunlar yaşaması, PKK’nin ruh yapısını bozmuş, düşünce algısını şiddet ve zorbalık merkezinde sabitleştirmiştir.

Devlet güçleriyle yaşadığı çatışma sürecini, büyük bir başarı ve zafer olarak algılayan BDP’nin basiretsiz yöneticileri, bölgede büyük bir halk tabanına sahip olan Mustazaf-Der’i birkaç silahlı/sopalı saldırıyla bitirebileceğini zannediyor. Bu hatayı 1990’lı yıllarda da yapmıştı. Ancak bütün ısrarlara rağmen, şiddet üzerine kurulu kafalarına hiçbir şey girmedi ve en büyük darbeyi Hizbullah’la girdikleri çatışmada yaşadı (PKK). Hizbullah, şimdi çok daha güçlü, daha etkin ve her refleksi zamanına göre ortaya koyabilecek kabiliyettedir. Kimse, karanlık kafalarında yaptığı stratejik kurgularla, kendini kandırmasın. Yâda dayıları tarafından aldatılmasın.

Hizbullah-PKK çatışmasında şartlar çok farklı olacaktır. Ve Hizbullah’ın uygulayacağı taktikler, devletin uyguladığı yöntemlerden çok daha farklı olacaktır. Hizbullah, cadde ve sokaklarda taşkınlık çıkaran züppelere, polislerin kullandığı tazyikli su ile biber gazını kullanmayacak. Hatta bu züppelerle işi bile olmaz. Nereye ve nasıl vuracağını çok iyi bilir. PKK bu durumu iyice gözden geçirsin. Ne yazık ki bu durumu PKK’nin beyni tutuk yöneticileri, fehm edemiyor. Bölgeyi hiçbir zaman bilmeyen ve bilmeyecek olan Apo’nun havada uçuşan uçuk fikirleri, halkın inancıyla zıt olduğu gibi, stratejisi de şiddetten başka mantık içermiyor. 30 yıldır mücadele ediyorlarmış ta devlet onlarla baş edemiyormuş! Sanki devlet, bütün güç ve kuvvetiyle Hizbullah’ın üzerine gelmedi mi? Bitirebildi mi? Zamanın da sizde, Hizbullah’ın üzerine amansızca geldiniz. Bitirebildiniz mi? Aklınızı başınıza alın. Hizbullah bu bölgenin bir gerçeğidir. Evet, biliyorum bu hakikat size ağır geliyor ama kabullenmek zorundasınız.

Şu var ki;

Bölgede etkin ve itibar sahibi olan kanaat önderlerinden, sendika yöneticilerinden, vakıf teşkilatlarından, sivil toplum kuruluşlarından, farklı alanlarda oluşan dernek yöneticilerinden, aydın ve düşünürlerden oluşan tarafsız bir uyum ekibinin, bu tehlikeli duruma el atması/koyması ve bu konuda aracılık yapması, Kürt halkının üzerlerine yüklediği tarihi bir sorumluluktur diye düşünüyorum.

Böylece kimin çatışma ve çekişme tarafı olduğu, kurulan bu tarafsız komisyonca belirlenebilir. Yeter ki araya, devlet ve devletle ilintili bir el girmesin. Eminim ki derin ellerin olmadığı böyle bir girişimin sonuçları, bölge halkının faydasına olacaktır. En azında kısmen de olsa PKK, bu çirkin yüzünü görme imkânına sahip olur.

(Hürseda Haber)