selahattin_ay
09-12-2007, 12:27
Fas�ta, Cezayir�de, Malezya�da, Endonezya�da, Pakistan�da, Suudi Arabistan�da, İran�da tartışılamayabilir. Konuşulamayabilir... Hele kadınların tartışma hakkı hiç olmayabilir.
Ama burası Türkiye. 84 yıldır kimseye açıkça dini baskının yapılamadığı, herkesin dinini inancını özgürce yaşadığı ve her şeyi tartışıp konuştuğu özgür, çağdaş, demokrat ve diğer İslâm ülkelerinin de bu nedenle hayranlık duyduğu bir Müslüman çoğunluklu ülke... O zaman biz, özellikle de kadınlar başörtüsünün kadını daha çok/daha az, daha iyi/daha kötü Müslüman yapıp yapmadığını tartışabiliriz.
Biz tartışmalıyız, çünkü başörtüsü takarak özgürleştiğine, iyi Müslüman olduğuna olmadığına inanılan, baskıyla karşılaşan, üzerinden siyaset yapılan, mağdur olan hep bizim aramızdan çıkıyor.
Geçen gün VATAN�da sürmanşet verilmişti; �Dünyanın 13. en zengini olan Suudi Prens�in 4. eşi Prenses Amira güzelliği ve zarafetiyle Prenses Rania�ya benzetiliyor� diyordu.
Şeriat kurallarının en sıkı şekilde uygulandığı Suudi Arabistan�ın Prensesi Amira�nın da başı, Hz. Peygamber�in soyundan gelen Ürdün Kralı�nın eşi Rania�nınki gibi açıktı. Saçları yine onun saçları gibi güzelce fönlenmiş, sarılmıştı. Hafif makyajı ve şık tayyörü de yine Rania�ya benziyordu.
İki yıl kadar önce bir başka Suudi prensesin yaşamını anlatan bir kitaptan köşemde söz etmiş, prenseslerin diğer ülkelere yolculuk ederken çarşafı uçakta çıkarıp modern kıyafetler giydiklerini kitaptan alıntılarla yazmıştım. Şimdi tam hatırlamıyorum ama sanıyorum kitabın adı �Princess� idi ve Prenses�in yakın bir İngiliz arkadaşı tarafından yazılmıştı.
Daha sonra Suudi Arabistan�ın Ankara konsolosu bir kadının Türkiye�de başını açıp, kendi ülkesine gittiği zaman kapattığını onunla yapılmış bir röportajda okudum, fotoğraflarını gördüm.
İranlı kadın turistlerin Türkiye�ye geldikleri zaman çarşaflarını çıkardıklarını ve hatta mayo giyerek denize girdiklerini mayolu fotoğraflarıyla yine basından izledim.
İngiltere�ye gittiğimde Arap kadınların çoğunun en az İngiliz kadınlar kadar modern giyindiğini gördüm.
Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş başörtüsünün asıl nedeninin erkek tacizinden korunmak olduğunu, medeni ülkelerde (Avrupa�da örneğin) şart olmadığını, olmazsa olmaz bir emir olmadığını söylüyor. Onun gibi düşünen çok sayıda din uzmanı var.
Şimdiki Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ve yine eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz�ın da kızlarına başları açık okuyabileceklerini söylediğini biliyoruz.
Nitekim Bardakoğlu�nun kızları eğitimlerini böyle tamamlamışlar.
Bütün bu örneklere bakarak düşünmeye başlayalım; Kur�an�da saçını örtmek konusunda kesin emir olduğuna inanan ve en azından okumak için veya devlette görev nedeniyle başını açan bir kadının Müslümanlığına zarar gelir mi?
Gelirse yukardaki örneklerde okuduğumuz kadınlar şimdi daha az Müslüman mı olmuşlardır?.. Biraz düşünelim, devam edeceğim.
*****
Doktorunuza sormayın, okuyun!
Böyle bir kitap olamaz... Kilolarınızın sağlığınız için ne anlama geldiğinden kalp ve damar hastalıklarına hangi ihmallerin neden olduğuna, az yemenize rağmen kilo verememenizin nedenlerinden bunun çözümüne, uykusuzlukla kalp ilişkisinden şeker ve tansiyon kontrolüne, kalp krizi belirtilerinden ne yapmanız gerektiğine, kolesterolden iktidarsızlığa kadar ne ararsanız her şey var.
�Kalbim� isimli bu kitabın yazarı Dr. Özgen Doğan�ı Türkiye�ye geldiği zamanlarda sık sık konuk olduğu TV programlarından tanıyoruz.
Columbia Üniversitesi�nde öğretim görevlisi olan Dr. Özgen Doğan aynı zamanda NewYork Presbiterian ve Long Island College Hastanelerinin en başarılı kardiyologlarından biri... Dünyaca ünlü kalp cerrahımız Prof. Dr. Mehmet Öz�le de uzun süredir aynı ekipte çalışan Dr. Özgen Doğan yılların uluslararası deneyimini Kalbim (Doktoruma bir sorum var) isimli kitapta toplamış... Bence Türkiye�nin Mehmet Öz kadar gurur duyulacak bir doktoru olarak kendi ülkesine, toplumuna güzel bir armağan vermiş.
Kitabı okurken tesadüfen bir yakınımın hayatının kurtarılmasında nasıl rol oynadığımı hatırladım. Bir sabah telefonda �gece omzuna ve göğsüne ağrı girdiğini, sabaha kadar uyuyamadığını� söylemişti.
�Hemen doktora gidiyorsun, şu anda� dedim ve onu Dr. Bingür Sönmez�le Dr. Deniz Şener�e gönderdim. Bir saat sonra anjiyoya aldılar ve tamamen tıkanmış olan kalp damarlarını açtılar. Büyük bir tehlikenin eşiğinden dönmüştü.
Hiç şüphe yok elinin altında �Kalbim� kitabı olsaydı onu benim doktora göndermeme gerek kalmayacak, bunu o anda kendisi anlayarak doktora koşacaktı.
Siz okurlarımı da �ailem gibi� sevdiğim için mutlaka öğrenmenizi istedim. Soru-cevap şeklinde yazılmış olan Kalbim�i alın, bana teşekkür edeceksiniz.
Ama burası Türkiye. 84 yıldır kimseye açıkça dini baskının yapılamadığı, herkesin dinini inancını özgürce yaşadığı ve her şeyi tartışıp konuştuğu özgür, çağdaş, demokrat ve diğer İslâm ülkelerinin de bu nedenle hayranlık duyduğu bir Müslüman çoğunluklu ülke... O zaman biz, özellikle de kadınlar başörtüsünün kadını daha çok/daha az, daha iyi/daha kötü Müslüman yapıp yapmadığını tartışabiliriz.
Biz tartışmalıyız, çünkü başörtüsü takarak özgürleştiğine, iyi Müslüman olduğuna olmadığına inanılan, baskıyla karşılaşan, üzerinden siyaset yapılan, mağdur olan hep bizim aramızdan çıkıyor.
Geçen gün VATAN�da sürmanşet verilmişti; �Dünyanın 13. en zengini olan Suudi Prens�in 4. eşi Prenses Amira güzelliği ve zarafetiyle Prenses Rania�ya benzetiliyor� diyordu.
Şeriat kurallarının en sıkı şekilde uygulandığı Suudi Arabistan�ın Prensesi Amira�nın da başı, Hz. Peygamber�in soyundan gelen Ürdün Kralı�nın eşi Rania�nınki gibi açıktı. Saçları yine onun saçları gibi güzelce fönlenmiş, sarılmıştı. Hafif makyajı ve şık tayyörü de yine Rania�ya benziyordu.
İki yıl kadar önce bir başka Suudi prensesin yaşamını anlatan bir kitaptan köşemde söz etmiş, prenseslerin diğer ülkelere yolculuk ederken çarşafı uçakta çıkarıp modern kıyafetler giydiklerini kitaptan alıntılarla yazmıştım. Şimdi tam hatırlamıyorum ama sanıyorum kitabın adı �Princess� idi ve Prenses�in yakın bir İngiliz arkadaşı tarafından yazılmıştı.
Daha sonra Suudi Arabistan�ın Ankara konsolosu bir kadının Türkiye�de başını açıp, kendi ülkesine gittiği zaman kapattığını onunla yapılmış bir röportajda okudum, fotoğraflarını gördüm.
İranlı kadın turistlerin Türkiye�ye geldikleri zaman çarşaflarını çıkardıklarını ve hatta mayo giyerek denize girdiklerini mayolu fotoğraflarıyla yine basından izledim.
İngiltere�ye gittiğimde Arap kadınların çoğunun en az İngiliz kadınlar kadar modern giyindiğini gördüm.
Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş başörtüsünün asıl nedeninin erkek tacizinden korunmak olduğunu, medeni ülkelerde (Avrupa�da örneğin) şart olmadığını, olmazsa olmaz bir emir olmadığını söylüyor. Onun gibi düşünen çok sayıda din uzmanı var.
Şimdiki Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ve yine eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz�ın da kızlarına başları açık okuyabileceklerini söylediğini biliyoruz.
Nitekim Bardakoğlu�nun kızları eğitimlerini böyle tamamlamışlar.
Bütün bu örneklere bakarak düşünmeye başlayalım; Kur�an�da saçını örtmek konusunda kesin emir olduğuna inanan ve en azından okumak için veya devlette görev nedeniyle başını açan bir kadının Müslümanlığına zarar gelir mi?
Gelirse yukardaki örneklerde okuduğumuz kadınlar şimdi daha az Müslüman mı olmuşlardır?.. Biraz düşünelim, devam edeceğim.
*****
Doktorunuza sormayın, okuyun!
Böyle bir kitap olamaz... Kilolarınızın sağlığınız için ne anlama geldiğinden kalp ve damar hastalıklarına hangi ihmallerin neden olduğuna, az yemenize rağmen kilo verememenizin nedenlerinden bunun çözümüne, uykusuzlukla kalp ilişkisinden şeker ve tansiyon kontrolüne, kalp krizi belirtilerinden ne yapmanız gerektiğine, kolesterolden iktidarsızlığa kadar ne ararsanız her şey var.
�Kalbim� isimli bu kitabın yazarı Dr. Özgen Doğan�ı Türkiye�ye geldiği zamanlarda sık sık konuk olduğu TV programlarından tanıyoruz.
Columbia Üniversitesi�nde öğretim görevlisi olan Dr. Özgen Doğan aynı zamanda NewYork Presbiterian ve Long Island College Hastanelerinin en başarılı kardiyologlarından biri... Dünyaca ünlü kalp cerrahımız Prof. Dr. Mehmet Öz�le de uzun süredir aynı ekipte çalışan Dr. Özgen Doğan yılların uluslararası deneyimini Kalbim (Doktoruma bir sorum var) isimli kitapta toplamış... Bence Türkiye�nin Mehmet Öz kadar gurur duyulacak bir doktoru olarak kendi ülkesine, toplumuna güzel bir armağan vermiş.
Kitabı okurken tesadüfen bir yakınımın hayatının kurtarılmasında nasıl rol oynadığımı hatırladım. Bir sabah telefonda �gece omzuna ve göğsüne ağrı girdiğini, sabaha kadar uyuyamadığını� söylemişti.
�Hemen doktora gidiyorsun, şu anda� dedim ve onu Dr. Bingür Sönmez�le Dr. Deniz Şener�e gönderdim. Bir saat sonra anjiyoya aldılar ve tamamen tıkanmış olan kalp damarlarını açtılar. Büyük bir tehlikenin eşiğinden dönmüştü.
Hiç şüphe yok elinin altında �Kalbim� kitabı olsaydı onu benim doktora göndermeme gerek kalmayacak, bunu o anda kendisi anlayarak doktora koşacaktı.
Siz okurlarımı da �ailem gibi� sevdiğim için mutlaka öğrenmenizi istedim. Soru-cevap şeklinde yazılmış olan Kalbim�i alın, bana teşekkür edeceksiniz.