Alem_i Ervah
01-14-2009, 21:38
Eşler arasındaki sorunlara çözüm önerisi getiren ve mutlaka okunması gereken bir yazı......
Sorun: Eve TV ve bilgisayar alma konusunu tartıştık. Ortasını bulamıyoruz.
Çözüm: Kimse bu sorunda ortayı bulabilmiş değildir. Yokluğunun oluşturduğu sorunla varlığının getirdiği sorun birbiriyle yarışır gibidir. Özellikle TV konusunda yıllardır Müslümanlar bir çözüm üretebilmiş değildirler. Eskiden sadece filmlerin kötülüğü üzerinde yoğunlaşılıyordu artık filmden öteye, reklamların getirdiği sakıncalar, çocuklara eğitim için ilave bir vakit kalmayışı, ailede kimsenin kimseyle ilgilenme fırsatı bulamayışı gibi sonuçlarla karsılaşıyoruz.
Benzer şeyler bilgisayar için de geçerlidir. Kanser gibi bağımlılık yapması, kendi dilini alıştırması, meçhul bir âleme alıp götürmesi gibi sıkıntılar onunla da gelmektedir. Evimizde haşere ilacı bulundurmak zorunda oluşumuz gibi bir formülle bu cihazları alabiliriz.
Ancak su kesinlikle itibara alınmalıdır: Eve bu tip cihazlar alındığında kontrol sistemi önceden oluşturulmalıdır. Sınırsız ve kontrolsüz bir cihaz alır götürür. Bu tip cihazlardan kurtulmak için müzik aleti gibi, kendisi başka bir tehlike oluşturan şeylere tevessül etmek de çözüm değildir.
Eşinizle şakalaşın
Sorun: Erkek her an ciddiyet istiyor. Evde şakaya, espriye hiç yer verilmiyor.
Çözüm: ALLAH’tan en çok korkan, en iyi kulluğu yapan Peygamberin ümmetiyiz. O güldü, ağladı, şakalaştı. Yedi içti. O’ndan daha iyi bir Müslümanlık mı icat edeceğiz. Eğer erkek veya kadın, gülmeyi unutmuş, haline bir din maskesi giydiriyorsa bu iftiradır. Mizacı öyle olan biri ise kendisini değiştirmenin yollarını aramalıdır.
AiŞe (ra) validemiz anlatıyor:
Bir yolculuğunda Resulullah (sav) ile beraberdim. O zaman yaşım küçüktü. Etim budum yoktu. Kilolu değildim. Yolculuk esnasında yanındakilere: "Siz ilerleyin" dedi. Sonra bana dönüp: "Gel, yarısalım" dedi. Yarıştık. Ben onu geçtim. O zaman sustu. Yıllar sonra kilo aldım, şişmanladım. Yine bir defasında beraberinde çıkmıştım. Yanındakilere: "İlerleyin" dedi. İlerlediler. Bana donup: "Gel yarısalım" dedi. Ben de dedim ki: Bu halimle seninle nasıl yarışırım. "Hayır, yarışacaksın" dedi. Yarıştık. Beni geçti. Bu sefer gülmeye başladı ve dedi ki: "İşte bu, öncekinin karşılığıydı. [Ebu Davud]
Evin yetkileri erkeğin elindedir
Sorun: Eşitlik konusunu çok tartıştık. Söyle bir sonuç cıktı. Hanımım tamam dese bile, yine söz hakkını bana vermediği için ben hükmedemiyorum. Hükmedemeyince de evimizde huzur olmadığını düşünüyorum. Hanımımın, ‘Tamam, erkek üstündür.’ dediği halde, yetki vermemesi durumu, iktidar olup muktedir olamamak gibi bir hale sokuyor beni.
Çözüm: Kur’an’ımızın kesin hükmü bellidir. Evin yetkileri erkeğin elindedir. Bu yetkilerin erkeğin elinde olması elbette, mesela çocukların hangi okula gideceklerini karar verme hakkını da beraberinde getirmektedir. Hanımların bu konudaki itirazlarının temelinde erkeklerin, işi baştan savacakları gibi bir kanaate varmaları yatmaktadır. Yani ortada bir güven sıkıntısı vardır. Bir de gelişen teknoloji sayesinde kadınlarımızın çok vakit fazlalığı oluşmuştur. Kendilerine iş ararken felsefeye de bulaşmış oldular. Nisa suresinin 34. ayeti bütün müminlerin önündedir. Tartışılacak bir konu yoktur. Yeryüzünü ifsat edip kana bulayanların kültürüyle, ALLAH’ın bu hükmünü karıştırıp, kadına zulmedildiğini iddia etmek istiğfarı gerektiren bir hatadır.
Resulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem buyurdular ki: “Ademoğlunda her canın bir efendiliği vardır. Erkek ailesinin efendisidir. Kadın da evinin efendisidir.” Camiussağir, 3634
ALLAH’tan hayâ et
Sorun: Eşim beni, sadece kadın olduğum için ikinci sınıf insan görüyor. Benimle konuşurken, çocukla konuştuğundan daha düşük seviyede konuşuyor. Varlığımla yokluğum arasında onun için bir fark olmuyor.
Çözüm: ALLAH’ın emaneti olarak bir kadını nikâhlayan Müslüman’ın böyle yapması mümkün değildir. Kadınlara karsı dikkat etmeyi emreden hiçbir hadis veya ayet olmasa, sadece Resulullah (sav)’ın vefatından önceki son sözlerinden birinin kadınlara iyi davranmayı emreden vasiyeti olsa, irkilip kendine gelmesi için Müslüman’a yeterdi. Kaldı ki, pek çok ayette ve hadiste uyarılmış bir konuyla karsı karşıyayız. Böyle bir erkeğe söylenebilecek tek söz olabilir: ALLAH’tan hayâ et.
Eşler birbirlerine bakımlı ve güzel görünmelidir
Sorun: Eşim benden güzel olmamı istiyor. Kendisi ise, giyiminden tıraşına kadar hiçbir şeyine özen göstermiyor. Güzel görünmek sadece kadınların işi gibi algılanıyor.
Çözüm: Bir kadının eşini en çekici haliyle ve sık görmek istemesi hakkıdır. Bakara suresinin 228. ayeti buna delalet etmektedir. Ağzı kokan, elbisesi temiz olmayan bir erkek kınanmayı hak etmiştir. Abdullah bin Abbas ve Abdullah bin Mesud radıyALLAHu anhumadan yapılan rivayetlerde, süslendikleri, süslenmelerinin nedeni kendilerine sorulduğunda, hanımlarından bekledikleri güzel görünmeyi kendilerinin de onlara göstermelerinin bir hak olduğunu dile getirmişlerdir.
Cahiliye hastalığı
Sorun: Kız doğurduğum için eşim bana soğuk davranıyor. İkna edemiyorum. Çocuğu yokmuş gibi tavır sergiliyor.
Çözüm: Evlenmeden önce, eş adayınızın cahiliye kafası taşıyıp taşımadığına bakmalıydınız. Bu bir cahiliye hastalığıdır. Esinizin Nahl suresinin 58. ve 59. ayetlerini okumasını sağlayabilirsiniz.
Aşırı olmamalı
Sorun: Eşim beni çok kıskanıyor. Bu kıskanması rahatsızlık vermeye başladı.
Çözüm: Müslüman’ın eşini kıskanması imanına delalettir. Ancak bu kıskanma, kadının haklarını ezmeye, onu horlamaya götürecek düzeyde olmamalıdır. Kıskanma mesela, kadının annesine karşı bile olacak hale gelmemelidir. Her halükarda böyle bir durumda denge sağlamak, özel bir durum değerlendirmesi yapmakla mümkün olur. Herkesin sorunu farklı cevapları gerektirmektedir.
Kavga konusu yapmayın
Sorun: Kızımızı bizim istediğimiz biriyle evlendiremiyoruz. Bize itaat etmiyor.
Çözüm: Kızınızın kiminle evleneceği hakkında karar vermesi kendi hakkıdır. ‘Şununla evleneceksin!’ deme hakkını ALLAH size vermemiştir. İkna edebilirseniz ikna edersiniz. Edemezseniz, onun da razı olacağı biriyle evlendirirsiniz. Bunu kavga konusu yapmakta haklı değilsiniz.
Haklı değilsiniz
Sorun: Hanımım hiçbir iyiliğimi hatırlamıyor. Tartıştığımız zaman en kötü insan benim zannediyorum. Bu nedenle de ona karşı soğuyorum.
Çözüm:Haklı değilsiniz. Önceden hadis okuyup, Peygamber nasihati dinlemeliydiniz. Kadınların bu noktaları zayıftır. Öyle konuşur, sonra da esef ederler. Erkekler onları o şekilde idare etmesini bilecekler. Şikâyet ederek bir noktaya varamazsınız. Hanımınıza yaptığınız iyilikleri yok saymasından rahatsız oluyorsunuz. Ona yaptığınız her iyiliği, eve getirdiğiniz her elmayı ALLAH’ın sadaka olarak sizin defterinize yazdığını neden hatırlamıyorsunuz? Siz onun hatırlaması için yapıp kendinizi paralamayın. ALLAH görsün, yeter. Kazanırsınız.
Cimrilik insani bir hastalıktır ve çirkindir
Sorun: Esim aşırı cimri. Neredeyse yiyip içmekten bile kısacak. Beni ve çocuklarımı sefil bir yaşama itiyor. Bunu yaparken de ‘Bir kefenlik dünyaya değmez!’ gibi bir felsefesi var. Varlık içinde yokluk çekiyoruz.
Çözüm: Dünyanın bir kefenden ibaret olduğu büyük bir hakikattir. Bir başka hakikat de, bütün bu nimetleri ALLAH’ın mümin kulları için yarattığı gerçeğidir. Cimrilik insani bir hastalıktır ve çirkindir. İsraf gibi cimrilik de müminin alnında lekedir. Çocuklarımızın başkalarının eline bakar halde olması, tamamen yokluk içinde olmaktan kaynaklanıyorsa elimizden bir şey gelmez. Eğer neden, bizim cimriliğimiz ise bu yanlıştır. Bazı insanlar kendi çocukluk yıllarındaki sıkıntılarının etkisinden yaşlandıkları halde kurtulamamaktadırlar. Onlara göre hala kıtlık vardır. Onlar adeta varlık içinde yokluk çekmeyi maharet görmektedirler. Bunu hata görmemek mümkün değildir. Herhalde bu meselede şahsın yakın çevresi de önemli bir etki odağı olmaktadır. Abartılmamış ve başkalarına ait olmayan örf sınırları içinde harcama yapmak İslami’dir.
Milli Gazete
Sorun: Eve TV ve bilgisayar alma konusunu tartıştık. Ortasını bulamıyoruz.
Çözüm: Kimse bu sorunda ortayı bulabilmiş değildir. Yokluğunun oluşturduğu sorunla varlığının getirdiği sorun birbiriyle yarışır gibidir. Özellikle TV konusunda yıllardır Müslümanlar bir çözüm üretebilmiş değildirler. Eskiden sadece filmlerin kötülüğü üzerinde yoğunlaşılıyordu artık filmden öteye, reklamların getirdiği sakıncalar, çocuklara eğitim için ilave bir vakit kalmayışı, ailede kimsenin kimseyle ilgilenme fırsatı bulamayışı gibi sonuçlarla karsılaşıyoruz.
Benzer şeyler bilgisayar için de geçerlidir. Kanser gibi bağımlılık yapması, kendi dilini alıştırması, meçhul bir âleme alıp götürmesi gibi sıkıntılar onunla da gelmektedir. Evimizde haşere ilacı bulundurmak zorunda oluşumuz gibi bir formülle bu cihazları alabiliriz.
Ancak su kesinlikle itibara alınmalıdır: Eve bu tip cihazlar alındığında kontrol sistemi önceden oluşturulmalıdır. Sınırsız ve kontrolsüz bir cihaz alır götürür. Bu tip cihazlardan kurtulmak için müzik aleti gibi, kendisi başka bir tehlike oluşturan şeylere tevessül etmek de çözüm değildir.
Eşinizle şakalaşın
Sorun: Erkek her an ciddiyet istiyor. Evde şakaya, espriye hiç yer verilmiyor.
Çözüm: ALLAH’tan en çok korkan, en iyi kulluğu yapan Peygamberin ümmetiyiz. O güldü, ağladı, şakalaştı. Yedi içti. O’ndan daha iyi bir Müslümanlık mı icat edeceğiz. Eğer erkek veya kadın, gülmeyi unutmuş, haline bir din maskesi giydiriyorsa bu iftiradır. Mizacı öyle olan biri ise kendisini değiştirmenin yollarını aramalıdır.
AiŞe (ra) validemiz anlatıyor:
Bir yolculuğunda Resulullah (sav) ile beraberdim. O zaman yaşım küçüktü. Etim budum yoktu. Kilolu değildim. Yolculuk esnasında yanındakilere: "Siz ilerleyin" dedi. Sonra bana dönüp: "Gel, yarısalım" dedi. Yarıştık. Ben onu geçtim. O zaman sustu. Yıllar sonra kilo aldım, şişmanladım. Yine bir defasında beraberinde çıkmıştım. Yanındakilere: "İlerleyin" dedi. İlerlediler. Bana donup: "Gel yarısalım" dedi. Ben de dedim ki: Bu halimle seninle nasıl yarışırım. "Hayır, yarışacaksın" dedi. Yarıştık. Beni geçti. Bu sefer gülmeye başladı ve dedi ki: "İşte bu, öncekinin karşılığıydı. [Ebu Davud]
Evin yetkileri erkeğin elindedir
Sorun: Eşitlik konusunu çok tartıştık. Söyle bir sonuç cıktı. Hanımım tamam dese bile, yine söz hakkını bana vermediği için ben hükmedemiyorum. Hükmedemeyince de evimizde huzur olmadığını düşünüyorum. Hanımımın, ‘Tamam, erkek üstündür.’ dediği halde, yetki vermemesi durumu, iktidar olup muktedir olamamak gibi bir hale sokuyor beni.
Çözüm: Kur’an’ımızın kesin hükmü bellidir. Evin yetkileri erkeğin elindedir. Bu yetkilerin erkeğin elinde olması elbette, mesela çocukların hangi okula gideceklerini karar verme hakkını da beraberinde getirmektedir. Hanımların bu konudaki itirazlarının temelinde erkeklerin, işi baştan savacakları gibi bir kanaate varmaları yatmaktadır. Yani ortada bir güven sıkıntısı vardır. Bir de gelişen teknoloji sayesinde kadınlarımızın çok vakit fazlalığı oluşmuştur. Kendilerine iş ararken felsefeye de bulaşmış oldular. Nisa suresinin 34. ayeti bütün müminlerin önündedir. Tartışılacak bir konu yoktur. Yeryüzünü ifsat edip kana bulayanların kültürüyle, ALLAH’ın bu hükmünü karıştırıp, kadına zulmedildiğini iddia etmek istiğfarı gerektiren bir hatadır.
Resulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem buyurdular ki: “Ademoğlunda her canın bir efendiliği vardır. Erkek ailesinin efendisidir. Kadın da evinin efendisidir.” Camiussağir, 3634
ALLAH’tan hayâ et
Sorun: Eşim beni, sadece kadın olduğum için ikinci sınıf insan görüyor. Benimle konuşurken, çocukla konuştuğundan daha düşük seviyede konuşuyor. Varlığımla yokluğum arasında onun için bir fark olmuyor.
Çözüm: ALLAH’ın emaneti olarak bir kadını nikâhlayan Müslüman’ın böyle yapması mümkün değildir. Kadınlara karsı dikkat etmeyi emreden hiçbir hadis veya ayet olmasa, sadece Resulullah (sav)’ın vefatından önceki son sözlerinden birinin kadınlara iyi davranmayı emreden vasiyeti olsa, irkilip kendine gelmesi için Müslüman’a yeterdi. Kaldı ki, pek çok ayette ve hadiste uyarılmış bir konuyla karsı karşıyayız. Böyle bir erkeğe söylenebilecek tek söz olabilir: ALLAH’tan hayâ et.
Eşler birbirlerine bakımlı ve güzel görünmelidir
Sorun: Eşim benden güzel olmamı istiyor. Kendisi ise, giyiminden tıraşına kadar hiçbir şeyine özen göstermiyor. Güzel görünmek sadece kadınların işi gibi algılanıyor.
Çözüm: Bir kadının eşini en çekici haliyle ve sık görmek istemesi hakkıdır. Bakara suresinin 228. ayeti buna delalet etmektedir. Ağzı kokan, elbisesi temiz olmayan bir erkek kınanmayı hak etmiştir. Abdullah bin Abbas ve Abdullah bin Mesud radıyALLAHu anhumadan yapılan rivayetlerde, süslendikleri, süslenmelerinin nedeni kendilerine sorulduğunda, hanımlarından bekledikleri güzel görünmeyi kendilerinin de onlara göstermelerinin bir hak olduğunu dile getirmişlerdir.
Cahiliye hastalığı
Sorun: Kız doğurduğum için eşim bana soğuk davranıyor. İkna edemiyorum. Çocuğu yokmuş gibi tavır sergiliyor.
Çözüm: Evlenmeden önce, eş adayınızın cahiliye kafası taşıyıp taşımadığına bakmalıydınız. Bu bir cahiliye hastalığıdır. Esinizin Nahl suresinin 58. ve 59. ayetlerini okumasını sağlayabilirsiniz.
Aşırı olmamalı
Sorun: Eşim beni çok kıskanıyor. Bu kıskanması rahatsızlık vermeye başladı.
Çözüm: Müslüman’ın eşini kıskanması imanına delalettir. Ancak bu kıskanma, kadının haklarını ezmeye, onu horlamaya götürecek düzeyde olmamalıdır. Kıskanma mesela, kadının annesine karşı bile olacak hale gelmemelidir. Her halükarda böyle bir durumda denge sağlamak, özel bir durum değerlendirmesi yapmakla mümkün olur. Herkesin sorunu farklı cevapları gerektirmektedir.
Kavga konusu yapmayın
Sorun: Kızımızı bizim istediğimiz biriyle evlendiremiyoruz. Bize itaat etmiyor.
Çözüm: Kızınızın kiminle evleneceği hakkında karar vermesi kendi hakkıdır. ‘Şununla evleneceksin!’ deme hakkını ALLAH size vermemiştir. İkna edebilirseniz ikna edersiniz. Edemezseniz, onun da razı olacağı biriyle evlendirirsiniz. Bunu kavga konusu yapmakta haklı değilsiniz.
Haklı değilsiniz
Sorun: Hanımım hiçbir iyiliğimi hatırlamıyor. Tartıştığımız zaman en kötü insan benim zannediyorum. Bu nedenle de ona karşı soğuyorum.
Çözüm:Haklı değilsiniz. Önceden hadis okuyup, Peygamber nasihati dinlemeliydiniz. Kadınların bu noktaları zayıftır. Öyle konuşur, sonra da esef ederler. Erkekler onları o şekilde idare etmesini bilecekler. Şikâyet ederek bir noktaya varamazsınız. Hanımınıza yaptığınız iyilikleri yok saymasından rahatsız oluyorsunuz. Ona yaptığınız her iyiliği, eve getirdiğiniz her elmayı ALLAH’ın sadaka olarak sizin defterinize yazdığını neden hatırlamıyorsunuz? Siz onun hatırlaması için yapıp kendinizi paralamayın. ALLAH görsün, yeter. Kazanırsınız.
Cimrilik insani bir hastalıktır ve çirkindir
Sorun: Esim aşırı cimri. Neredeyse yiyip içmekten bile kısacak. Beni ve çocuklarımı sefil bir yaşama itiyor. Bunu yaparken de ‘Bir kefenlik dünyaya değmez!’ gibi bir felsefesi var. Varlık içinde yokluk çekiyoruz.
Çözüm: Dünyanın bir kefenden ibaret olduğu büyük bir hakikattir. Bir başka hakikat de, bütün bu nimetleri ALLAH’ın mümin kulları için yarattığı gerçeğidir. Cimrilik insani bir hastalıktır ve çirkindir. İsraf gibi cimrilik de müminin alnında lekedir. Çocuklarımızın başkalarının eline bakar halde olması, tamamen yokluk içinde olmaktan kaynaklanıyorsa elimizden bir şey gelmez. Eğer neden, bizim cimriliğimiz ise bu yanlıştır. Bazı insanlar kendi çocukluk yıllarındaki sıkıntılarının etkisinden yaşlandıkları halde kurtulamamaktadırlar. Onlara göre hala kıtlık vardır. Onlar adeta varlık içinde yokluk çekmeyi maharet görmektedirler. Bunu hata görmemek mümkün değildir. Herhalde bu meselede şahsın yakın çevresi de önemli bir etki odağı olmaktadır. Abartılmamış ve başkalarına ait olmayan örf sınırları içinde harcama yapmak İslami’dir.
Milli Gazete