fatih kısaparmak balon baskılı balon Can Dündar'dan AK Parti'ye bayrak açan yazı! - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Can Dündar'dan AK Parti'ye bayrak açan yazı!


Mavera
01-14-2012, 21:23
Başbakan’ın “Buyursun dağa gitsin” uyarısının ardından polisin Leyla Zana (http://www.milliyet.com.tr/index/Leyla%20Zana)’nın evini basması zorbalıktır.
12 yıl önce de DGM (http://www.milliyet.com.tr/index/DGM) savcısı, Fazilet Partisi Milletvekili Merve Kavakçı’nın evini basmaya kalkışmıştı.
O zaman da, merkez medyadan alkış sesleri yükselirken şiddetle karşı çıkmış, “Geceyarısı eşkıya kovalar gibi kapıya dayanıp zorbaca haneye girmeye kalkışan savcıyı” eleştiren bir yazı yazmıştım.
Faziletçiler henüz mağdur cephedeydiler. Hemen Kavakçı’nın evine koşmuş, savcının, dokunulmazlığı olan bir milletvekilinin evini basarak bizi dünyaya rezil ettiğini söylemişlerdi.
Parti yöneticisi Bülent Arınç (http://www.milliyet.com.tr/index/Bulent%20Arinc) “Bu, partimiz aleyhine tertiplenmiş bir komplodur” demiş, Meclis Başkanı’ndan özür dilemesini istemişti.
Arınç bugün Başbakan Yardımcısı...
BDP (http://www.milliyet.com.tr/index/BDP), Meclis’ten özür bekleyen tarafta...
AKP ise, dokunulmazlığı olan Leyla Zana’nın evinin basılmasını -kınamak şöyle dursun- emreden pozisyonda...
* * *
Aslında bir milletvekilinin evinin basılmasına karşı değiller.
Karşı oldukları, kendi evlerinin basılması...
Aslında parti kapatmaya da karşı değiller.
Karşı oldukları, kendi partilerinin kapatılması...
Yargıyı artık kendi partilerini kapatamayacak şekle sokar sokmaz, BDP’nin kapatılması için polise, yargıya yol gösteren demeçler vermeye koyuldular.
Onlar da mesajı aldı ve ev baskınlarına, tutuklamalara başladı.
* * *
Aslında tutuklu yargılamaya, tutukluluk sürelerinin uzunluğuna karşı değiller; kendileri tutuklu olmadığı sürece...
Aslında DGM’lere de karşı değillerdi; DGM’leri kontrol edememekten dertliydiler. Nitekim DGM’ler kapatılıp yerine hükümet kontrolünde özel yetkili sivil DGM’ler kurdular.
Yargı bağımsızlığından da yana değillerdi; yargının kendilerinden bağımsız olmasından rahatsızlardı.
Yargı teslim oldu; mesele halloldu.
* * *
Aslında askerin siyasete müdahalesine karşı değiller; askerin kendileri aleyhine siyasete müdahalesine karşılar.
Öyle olsa Genelkurmay (http://www.milliyet.com.tr/index/Genelkurmay) Başkanı “Kürtçe (http://www.milliyet.com.tr/index/Kurtce) eğitim olmaz” dediğinde, “Paşam, siz bu işlere girmeyin” derlerdi.
Demediler.
Aslında Kürt sorunda askeri çözüme karşı değiller.
Karşı oldukları, savaşırken askerin güç kazanmasıydı.
Genelkurmay’ı ekarte eder etmez, Kürt çözümünde baskı yöntemlerine geri döndüler.
Dersim’den dolayı özür dilerken dertleri, Kılıçdaroğlu’nu köşeye sıkıştırmaktı.
Gerçekten Dersim’in acısını çekiyor olsalar, Uludere katliamından sonra bölgeye gidip halktan özür dilerlerdi.
Tersine, Genelkurmay’ı tebrik ettiler.
* * *
Kendi okudukları şiirin yargılanmasına karşılar, ama piyasaya çıkmamış bir kitabın suç unsuru sayılmasına itirazları yok.
Basında tekelleşmeden değil, tekelin kendileri tarafından kurulmamış olmasından şikayetçiler.
Nitekim o tekeli kırıp kendi tekellerini kurmaya başlayınca rahatladılar; o konu kapandı.
* * *
Hasılı dün kendilerine yapılmasından şikayet ettikleri ne varsa bugün rakiplerine yapmaktalar.
Muhalefetteyken “Adalet istiyoruz” diye diye karşı çıktıkları her konuda çifte standart uygulamaktalar.
“Adaletle Kandırma Partisi...”
Milliyet

Mavera
01-14-2012, 21:25
Yazinin genelini baz almadan sunu belirteyim bazi noktalarda haksizda degil.. acaba magdurda, magrurluga giden bir yol mu var?
Sahsen son zamanlarda bazi noktalarda ak partinin yanlis yaptigini düsünüyorum belkide bana öyle geliyordur!

Cihannur
01-14-2012, 21:53
Yalan söylüyorsun ve gerçekleri gizliyorsun Can Dündar. Hükümet düşmanlığı gözünü kör etmiş. 28 Şubat 1997 Askerî Darbesi ve o askerî darbeyle başlayan ara rejim döneminde yapılan zulümlerle, 3 Kasım 2002'den sonra yaşananları bir tutamazsın. Şimdi hukuk işliyor. Ahmet Şık ve Nedim Şener hukuka göre yargılanıyorlar. Yerel mahkemede yanlışlık olursa Yargıtay'da davaları bozulabilir. Yargıtay'da da haklarında yanlış hüküm verildiğine inanırlarsa Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilirler. Türkiye artık cuntacıların, darbecilerin cirit attıkları, eşkiyaların silah gücüyle hükümetleri devirdikleri o karanlık günlerde değil. AK Parti, Türkiye'de demokrasiyi ve özgürlüğü yerleştirdi.

Milletin gözünün içine baka baka nasıl yalan söylersin! Kürt Sorunu da dahil olmak üzere Türkiye'nin bazı sorunlarını çözerek Türkiye'yi daha da demokratikleştirmek için CHP'nin ve MHP'nin bütün güçleriyle karşı çıkmalarına rağmen Demokratik Açılımla Milli Birlik ve Kardeşlik Projesini başlatarak sürdüren AK Parti değil mi? Cevap ver Can Dündar! Kürt Sorununu da çözmek için Demokratik Açılımla Milli Birlik ve Kardeşlik Projesini başlatmış ve sürdürmekte olan AK Parti'ye ne hakla, "Aslında Kürt sorunda askeri çözüme karşı değiller." dersin. Azıcık insafın varsa özür dile. Eğer AK Parti, Kürt Sorununda askerî çözümden yana olsaydı Demokratik Açılımla Milli Birlik ve Kardeşlik Projesini başlatıp sürdürmezdi. Yalanlarınla ancak bilgisizleri ve salakları kandırırsın Can Dündar.

Garibüzzaman
01-14-2012, 22:21
Doğru ve yanlışın bir manzume toplanması kadar ilginç bir yazı dizisi.

Leyla Zana'nın evi leyla zanaya ait olduğu için basılmamıştır. Sanırım bunu kendisi de biliyordur. Fakat tarafsızlığını yitirmiş bir zat bunu da illegal bakarak yorumlayabilir.

Dersim mevzuunda haklı konuların var olduğu bedahet derecede ortadadır. Dersim katliamının yaşanmasından sonra gelen özür katliam için değil kılıçdaroğlunu köşeye sıkıştırmak içindir. Eğer öyle olmasa 35 can kaybının yaşanmasında sonra biraz samimiyet duygusu ruhunda peyda olmuş birinde gelen küçük bir özür hiç bir iktidarda rant kaybını sebep olmaz bilakis kazandırır. Yaşanan trajidilerden sonra Genelkurmaya teşekkür edilmesini hala anlamış ve kavramış değilim.

Cihannur
01-14-2012, 22:55
Dersim katliamının yaşanmasından sonra gelen özür katliam için değil kılıçdaroğlunu köşeye sıkıştırmak içindir. Eğer öyle olmasa 35 can kaybının yaşanmasında sonra biraz samimiyet duygusu ruhunda peyda olmuş birinde gelen küçük bir özür hiç bir iktidarda rant kaybını sebep olmaz bilakis kazandırır.

Olay kazayla olmuş, devlet yetkilileri tarafından üzüntüler bildirilmiş. O açıklamaları bir nevi özür kabul etmek gerekir. Ölen vatandaşlarımızın yakınları tazminatlarını da alacaklardır inşaallah.

Bu olayı Dersim Katliamı'yla benzeştirmek doğru olmaz. Birinde (Dersim Katliamı) bilerek yapılmış katliamlar var, diğerinde (Uludere Olayı) yanlışlıkla yapılmış bir operasyon var. Kaçakçı vatandaşlarımız geceyarısı sınırdan geçerek PKK'lı izlenimi vermişler. Yanlışlıkla gidilip bir köy vurulmamış, sınırı kaçak geçenler PKK'lı izlenimi verdikleri için vurulmuşlar. Ne yapılmalıydı? Geceyarısı katırlarla sınırı geçen insanlar tespit edilince öylece bakılmalı mıydı? Ya o kişiler kaçakçı değil de terörist olsalardı ve gidip karakol basıp onlarca askerimizi şehit etselerdi ne olacaktı? Öyle bir durumda Genelkurmay ve olayı gözleyen komutanlar tefe konulmayacaklar mıydı? Onlara, sınırı geçenleri tespit ettiniz ama vurmadınız denilmeyecek miydi?

Can alıcı bir soru daha sorayım: Aynı durumla bir kez daha karşılaşılırsa ve güvenlik güçlerimiz geceyarısı katırlarla sınırı geçen kalabalık bir topluluk tespit ederlerse ne yapacaklardır? Cevabı da ben vereyim: İstihbarat yapacaklar ve istihbarat durumuna göre gerektiğinde operasyon yaparak sınırı geçen o kalabalık grubu vuracaklardır muhtemelen. Çünkü o kişilerin PKK'lı olma ve onlarca askerimizi şehit etme ihtimali bulunmaktadır.

Garibüzzaman
01-14-2012, 23:20
Cihan bey, çetin misalllerle durumu analiz etmeye çalışmıssınız. Tabii dir ki dersim katliam emri bizatihi chp tarafından verilmiş, katliam bu küllenmiş zihniyettin nefretinden, cuntalığından, despotluğundan, faşizminden ortaya çıkmıştır. Hatta hava harekatı gerçekleştirmek için bile özen izin istenmiştir.

Tabi dir ki son yaşanan uludere vukuunda tezahür eden üzücü hadisede hükümetimizin hiç bir parmağının olmadığı, yaşananlara sonradan vakıf oldukları aşikardır.

Fakat üzüntülerini dile getirmek ile özür beyan etmek. Bu iki haleti ruhiye arasında büyük bir ruh hali farklılığını detayları ile analiz etmeye gerek yok sanırım. Yasama ve yürütme gibi iki büyük organı elinde güçlü bir şekilde elinde bulunduran hükümetimiz. Vuku bulan olaylardan sonra küçük bir özür ile hiç bir şey kaybetmezdi.

Cihannur
01-14-2012, 23:33
Cihan bey, çetin misalllerle durumu analiz etmeye çalışmıssınız. Tabii dir ki dersim katliam emri bizatihi chp tarafından verilmiş, katliam bu küllenmiş zihniyettin nefretinden, cuntalığından, despotluğundan, faşizminden ortaya çıkmıştır. Hatta hava harekatı gerçekleştirmek için bile özen izin istenmiştir.

Tabi dir ki son yaşanan uludere vukuunda tezahür eden üzücü hadisede hükümetimizin hiç bir parmağının olmadığı, yaşananlara sonradan vakıf oldukları aşikardır.

Fakat üzüntülerini dile getirmek ile özür beyan etmek. Bu iki haleti ruhiye arasında büyük bir ruh hali farklılığını detayları ile analiz etmeye gerek yok sanırım. Yasama ve yürütme gibi iki büyük organı elinde güçlü bir şekilde elinde bulunduran hükümetimiz. Vuku bulan olaylardan sonra küçük bir özür ile hiç bir şey kaybetmezdi.

Nevariye, AK Parti Hükümeti'nin bu acı olaydan dolayı özür dilemesi beklenir. Belki bizim şu an için bilmediğimiz başka sebeplerden dolayı özür dilenmemiştir. Yoksa yapılan yanlışlığın özür ve tazminat gerektirdiği açıktır. Ölenleri geri getirmek mümkün değil. Yapabileceğimiz şey, ölen vatandaşlarımızın yakınlarının acılarını azaltmakta onlara yardımcı olmak ve onlara sahip çıkmaktır.


Dersim katliamının yaşanmasından sonra gelen özür katliam için değil kılıçdaroğlunu köşeye sıkıştırmak içindir.

Bu görüşünüze katılmıyorum. AK Parti kadrosu çoğunlukla dindar insanlardan oluşmaktadır. Dindar insanlar küfre ve zulme karşıdırlar. Kimden gelirse gelsin küfre karşıyız; kimden kime yapılırsa yapılsın zulme karşıyız.

Mesela ben, Dersim Katliamı'na ne kadar karşıysam, Dersim'de masum Kürt Alevileri katledenleri ne kadar eleştiriyorsam, 1915 olaylarında masum Ermenileri katledenleri de şiddetle eleştiriyorum ve onlara da karşıyım.

BeldeiTAYYIBe
01-15-2012, 00:03
Leyla zana ile Merve kavakci örnegini yanyana koyup bunun üzerinden AK partiye yüklenmek birza gayri ciddi olmus.
Ne Merve hanim nede o dönem temsil ettigi siyasi olusum, Leyla Zana ve mensubu oldugu kitle ile kiyas kabul edilemiyecek kadar farlidir. Biri insanin refahi ve ülkeye hizmette inkisafi kendine ülkü edinmisken digeri silah sikan canileri ve terörizmi siar edinmis kesimlerdir....

Resmi agizlardan uludereye dair bir özür dileme gelmez. Cünkü özür dilemek " evet ben bu halti yedim ve beni af et " anlami tasidigi icin hükümetimizden böyle bir özür bekliyenler bosuna nefes tüketmesinler.
Bir sürü senaryonun ve sürece dair bir netligin olmadigi bir zamanda böyle bir beklenti ancak bu senaryolari tertip edenlerin isine yarar...