fatih kısaparmak balon baskılı balon Cemaat dindarları istismar etmekten vazgeçsin - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Cemaat dindarları istismar etmekten vazgeçsin


Özgür Suriye
12-11-2013, 05:05
Cemaat dindarları istismar etmekten vazgeçsin

Eğitim ülkemizin en büyük problemlerinin başında gelmektedir. Yıllarca bu eğitim sorununu çözmeye çalışan Bakanlar, Başbakanlar gelip geçti ama sonuçta eğitim hala büyük bir sorun olmaya devam ediyor. Ak Parti hükümeti bu sorunu çözmeye niyetlendi. Bazı bakanlar çok iddialı projeler yaptı. Ama sonuçta sorun hala masada. Bizler çocuklarımızı hem özel okula gönderiyoruz, bu yetmezmiş gibi bir de dershaneye gönderiyoruz.


Ortada büyük bir ekonomi dönüyor. Kaybeden ülkemiz ve bizim gibi veliler oluyor. Yıllardır bu sömürüye karşı mücadele vermeye çalışıyorum. Ama açıkça ifade edeyim ki karşı olduğum bu sistemden kendi çocuklarımı uzak tutamadım. Birçok veli gibi bizde çocuklarımızı bu dershanelere göndermek mecburiyetinde hissediyoruz kendimizi.


Çocuklar adeta maraton koşucusu gibi kolejden dershaneye dershaneden imtihanlara koşuşturup duruyorlar. Veliler olarak da kapitalist düzenin çarkları arasında ezilip duruyoruz. Bu zulüm sistemi mutlaka değişmeli. Hem cebimiz hem de çocuklarımız rahatlamalı.


Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu yıl bu konuyu halletmesi için Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı hocaya talimat verdi. Bazı çevrelerce ortalık karıştırılmaya başlandı. Görende kötü bir şey yapılıyor sanacak. Ekonomi ve kalkınmada sağlanan başarı belki eğitimde de olur. Bırakın adamlar iş üretsin. Onlara engel olmayalım. Eğer yanlış yaparlarsa o zaman eleştirelim veya oy vermeyelim ama işin başlangıcında önlerini kesmek, bakanlığı iş yapamaz hale getirmek ve mantıksız muhalefet etmek ancak cahillerin veya art niyetli olanların ekmeğine yağ sürmek olur. Bakanlık diyor ki, “dershaneye ihtiyaç kalmayacak bir eğitim sistemi getiriyorum. Bunca öğretmen kadromla çocuklarımıza eğitimi biz vereceğiz”. Bundan daha güzel ne olabilir. Halk olarak sevinmemiz gerekmez mi?


İyi bir eğitimci olan Bakan Avcı’ya kendi bürokratları bir çalışma sundular. Sonra eğitim işi ile ilgilenen diğer kurum ve nihayetinde dershane yöneticilerinden görüşler aldılar. Herkes kendince bazı taslak metinler hazırlayıp bakanlığa sundu. Daha sonra bu taslaklardan bazı maddeler alınacak. O maddeler üzerinde görüşmeler yapılacak ve daha sonra da kanunlaşması için meclise sunulacak. Dershanelere devlet süper destek vererek özel okul olma imkânı ve öğrenci garantisi verecek. Serbest piyasa şartlarında böyle imkâna neden muhalefet ederler? Demek ki mesele dershane meselesi değil.


Taslak metinlerde çok komik veya çok uçuk fikir ve görüşler olabilir. Herkes olaylara kendi dünyasından baktığı için kendi çıkarına olacak görüşleri yazmaları gayet normaldir. Bu taslaklardan birini ele geçiren bir köstebek dosyayı Zaman Gazetesine servis etti. Onlarda bu taslak üzerinden hükümeti topa tutmaya ve kamuoyunu kutuplaştırmaya başladı. Herkes hayret etti. “Ne oluyoruz yahu” dedi. Daha sonra hoca lakaplı(!) kişiler işin içine girdi. Başbakana Firavun benzetmesi ardından sevgili peygamberimizin müşriklerle yapmış olduğu “Hudeybiye anlatması” hatırlatıldı. Zaman Gazetesi ve Samanyolu TV nerde hacı – hoca varsa onları konuşturmaya başladı.


Dershaneler cemaatin arka bahçesi midir?


Siyasi ve ekonomik bir meseleyi getirip dini, hatta dinin esas temellerinden biri haline oturtmaya çalıştılar. Bir taraftan yalan ve iftiralar devam ederken öbür taraftan da dini içerikli temalar ve beraberinde salya sümük ağlamalar. Doğu’daki gariban çocukları utanmadan kullanmaya kalkıştılar. “Dershaneler kapatılırsa biz okuyamayız, dağa çıkarız” gibi abuk sabuk konuşmalar ve açıklamalar yapılmaya başladı. Sanki dershaneler olmasaydı doğudaki kardeşlerimizin hepsi dağa çıkacaktı. Yahu bu dershaneler paralı özel kuruluşlar. Parayı vermeyen çocuk o dershanenin kapısından girebilir mi? Parası olan bir ailenin çocuğu dağa çıkar mı?


Bu sistem çocuklar üzerinden para kazanma sistemidir. Çocuğunu okutmak için senet imzalayan aileler daha sonra parayı ödeyemeyince mahkemeler yolu ile faizi ile birlikte paralarını tahsil ediyor. Bu şekilde mağdur olan yüzlerce aile vardır. Madem hizmet veya dini bir iş yapılıyor o zaman neden senet imzalatılıyor? Parası olmayanı neden bedava okuyamıyor? Bu mümkün değil. Burası bir işletme olduğu için para kazanması gerekir. O kadar öğretmeni, binanın kirası, elektrik, suyu ve diğer giderleri var. Bu giderleri kim karşılayacak ? Yani bu dershane işi tamamen kazanç ve ekonomik boyutu olan bir mesele iken neden bu işi dini ve cemaat işi haline getirdiler?


Anlamakta zorlanan kişiler oldu. Birçok kişi değişik yorumlar yaptı. ‘Bunlar aslında Ak Parti’den ayrılmak istiyordular da dershaneleri bahane ederek bu ayrışmayı kolaylaştırdılar’. Doğru olma ihtimali olabilir. Eğer böyle pis ve çirkef bir oyun ve tezgâh varsa bu kadar çirkefliği ve iftirayı atmanın, işi İslam ve Müslümanların meselesine indirgemenin ne anlamı var? Bu din sizin babanızın, hocanızın ve şeyhlerinizin oyuncağı mı be! Utanmıyor musunuz? Allahtan hiç korkunuz yok mu? Müslümanları neden kendi politik oyunlarınıza alet ediyorsunuz!


Cemaatte Masonların etkisi görülmeye mi başlandı?


Eğer Ak Parti ile anlaşamıyorsanız, daha önce kanka olduğunuz ve hatta şefaatçi(!) olmak istediğiniz kişilerin partilerine gidin. Bunu da her vatandaş gibi açıkça ve özgürce yapın. Zaten yıllar boyu hep Mason ve Laikçi geçinen kişilerle birlikte olmadınız mı? Bir yerleri kullanarak, hele hele İslam dinini kullanmak hiç kimsenin haddi ve hakkı değildir. Gazetelerinizde yazıp duruyorsunuz “ Ak Parti nasıl devrilir? veya “bu hükümet bizi fişledi” gibi yazı ve makaleler yazıp duruyorsunuz. Bu konuda sizin yanınızda olanlar olabileceği gibi muhalif olanlarda olur. Yazmak ve muhalif olmakta özgürsünüz ama yalan, hakaret ve iftira yakışmıyor. Müslümanların zekâtlarını, fitrelerini, sadakalarını, kurban ve yardımlarını toplayarak bankalar, holdingler ve devasa şirketler kurdunuz. Yeter artık! Dindarları kullanarak dindarlara düşman olmaktan ve Müslümanları bölmekten vaz geçin!


Kendilerini değişik isimlerle tanımlayan bu kişiler, genel anlamda kendilerini Fethullah Gülen etrafında toplanmış “hizmet hareketi” olarak tanımlıyorlar. İlk önceleri Saidi Nursi şakirdi, talebeleri olan bu çekirdek kadro zamanla Gülen hareketine donuştu. Cemaat olarak da anılan bu hareket gerçekten olduğundan fazla büyüdü. Ama bu büyüme sağlıksız bir büyüme oldu. İddialara göre içinde masonlardan, ulusalcılardan, solculardan tutunda çok samimi dindar insanlar var. Vatan ve millet sevgisi ile maddi ve manevi özverilerde bulunan kişiler olduğunu biliyorum. Ama bunların içinde bir o kadar da habis olan kişiler var. Bunların içinde peygambere dil uzatan alçaklar da var. İslam dinini diğer dinlerle birleştirme girişiminde bulunan “Gezi zekâlı” diyalogcular ile Müslümanlara karşı mesafeli duran sözde liberaller de var.


Cemaat iken harekete dönüşen bu yapı artık kabına sığmaz oldu. Sağlıksız büyümenin yanı sıra birazda şımarıklığın verdiği aymazlıkla devleti ele geçirme temayülleri baş gösterdi. Mevcut hükümetin içine iyice nüfuz eden hareketin içindeki bazı kişiler devletin sırlarına vakıf olmaya başlayınca bu bilgi ve belgeleri kendisini o yerlere getirenlere karşı kullanmaya başladığını görüyoruz. Söylentilere göre ellerinde bazı kasetler varmış. Bu kasetleri de Sözcü ve Aydınlık gibi yayın organlarına iletmişler. Vay beee! Tehdit ve şantajlara bakın! Bu gidişat herkes için kötü sonuçlar doğurur. Sosyal devletlerde kimse kendini hukukun üstünde görmemelidir.


Devleti ele geçirip ne yapacaksınız?


Dershaneler bahane edilerek aslında devleti ele geçirip kendi etrafındaki kişilerle yönetme isteği ve aymazlığıdır bu gelişmeler. Eğer yönetime talipli isen o zaman bir siyasi partiye gireceksin veya kendine güveniyorsan cemaatin ve hareketinle parti kuracaksın. Halkın karşısına çıkıp oy isteyeceksin. Öyle fikir hırsızlığı ve duygu sömürüsü yapmayacaksın. Bu halk iyi yönetilmeyi hak ediyor.


Bir yandan gezi parkı olaylarına destek vereceksin, Koç gibi sermaye çevrelerinin sponsorluğunda Türkçe olimpiyatları yapacaksınız, bir yandan 28 Şubat post modern darbenin hala gizli savunuculuğunu yapacaksınız, darbecilikten yargılanan generallere ağlayacaksınız, öte yandan da CHP gibi faşist bir parti ile dirsek temasında bulanacaksınız. Utanmadan Ayet ve Hadis okuyarak da Müslüman dindarları yanında tutmaya çalışacaksın. Yahu adam gibi siyasi ve fikrinizi ortaya koysanız olmaz mı? Bu ne ikiyüzlülük böyle?


Cemaat veya Gülen Hareketinin hükümetle uğraşması veya devleti ele geçirmeye çalışması siyasi arena da yapılırsa bir nebze anlaşılır ve makul karşılanır. Ama maddi ve siyasi çıkarları için dini terminoloji ve söylemleri kullanmaları gerçekten çok sırıtıyor. Sız şahsı çıkarlarınız için peygamberimizi bir kenara iten, başörtüsünü teferruattan sayan, İsrail’e ağlayan, Müslümanlara karşı müteşeddit ama küffara karşı mülayim bir görünüm veriyorsunuz.


Ya olduğunuz gibi görünün veya göründüğünüz gibi olun. Siyasi veya şahsı çıkarlarınız için kardeşlerin arasını bozmayın ve bozgunculuk yapmayın.

Aslan Balcı - 10 Aralık 2013

http://www.timeturk.com/tr/makale/aslan-balci/cemaat-dindarlari-istismar-etmekten-vazgecsin.html