fatih kısaparmak balon baskılı balon CETIN ALTAN - MILLIYET ....Roma'da "Pleb-Patrici" çatışması ve türbanlı aşk - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : CETIN ALTAN - MILLIYET ....Roma'da "Pleb-Patrici" çatışması ve türbanlı aşk


selahattin_ay
09-12-2007, 12:14
Yaşanan ülkeyi de kapsayan Dünya'ya, değişik pencerelerden bakmanın tadı bir başkadır ama, ne yazık ki paylaşımı az...
Eğer Dünya'yı Büyük Okyanus'a, bir türlü "gelişmiş" olamayan ülkeleri de, birer küçük çamaşır leğenine benzetirseniz; kendi leğenlerinde şıpşıp yapmayı, Büyük Okyanus'ta kulaç atma zannedenlerle de öyle güzel eğlenebilirsiniz ki...
Torunum Sanem Altan Seten'le eşi İbrahim Seten'in 3 aylık bebeği minicik Leyla bile, gülücük talimlerini artırarak katılabilir buna.
* * *
Artık yaz mı bitiyor, eylül "ben de varım" demeye mi başladı, bilemiyorum ama; havalar epey serinledi gibi.
Eylül İstanbul'unun esneyerek son bir gerinişe benzeyen kalenderliğiyle; bir kez daha sessiz bir Arjantin tangosu oynamaya özenmek, bin basar Ankara'daki protokol fotoğraflarıyla yorumlarına.
* * *
Solmaz Budapeşte'de; Kiraze'nin Macarcaya da çevrilmesiyle kitaplarının imza gününe gitti.
Bendeniz de, kızım Zeynep Bakan ve pırlanta yürekli eşi Gürkan Bakan'la, eski tılsımlı serseriliklerimizin tefrikasını sürdürmeye başladık.
Çocukluğundan beri, Zeynep'in de hoşuna gider baba serseriliklerinin ortağı olmak.
Hadi ver elini Anadolufeneri...
* * *
İran'ın, gizli bir tehdit çemberi içine alındığından falan pek konuşmuyoruz. 20 yıl içinde İran'ın ne olacağı belli...
Etli şaraplı kadınlı kahkahalı burjuva enternasyonalizmiyle, dünya vatandaşlığı kapıları çalarken; molla sarığıyla, umacı "çadirî"ler mi kalırmış ortalıkta?...
Ne var ki, evrensel değişimi fark edemeden yaşayanlar; değişimleri kendi leğenleri içinde de yaşarken kahrolurlar.
* * *
Anadolufeneri'ne giden ıssız yolların çevresi ormanlarla kaplı.
A a, o da ne?
Issız yolların bir kıyısında türbanlı genç bir kızla bir delikanlı sarmaş dolaş olup kendilerinden geçmişler, dudak dudağa öpüşüyorlar.
"Libido"nun "yerçekimi" yasasına benzeyen mıknatısı, ne kutsal kitap tanır, ne tesbih, ne üniforma...
* * *
Zeynep, ben, Gürkan; türbanlı genç kızın gizli aşkına tanıklığı kahkahalarla kutladık.
Türbanlı genç kız "halk"tan biri miydi, "millet"ten biri miydi, "sıradan" biri miydi?
Sokaklara çiş etmesi manşetleşmiş, Hazine'den geçinmeli biri olmadığına göre...
* * *
Bundan 2500 yıl önce eski Roma'da bir "Plebler" sınıfı vardı. Ana Britannica "Pleb" sınıfını şöyle tanımlıyor:
"Eski Roma'da ayrıcalıklı patriciler dışında kalan yurttaşlara verilen ad. Plebler ve Patriciler arasında, büyük olasılıkla servete ve siyasal nüfuza dayanan bir sınıf ayrımı vardı..."
* * *
Acaba bizde de "halk", "sokaktaki vatandaş", "sıradan vatandaş" deyimleri; 2500 yıl önce eski Roma'daki "Plebler" sınıfının, günümüz Türkiye'sindeki bir gölgesi miydi?
* * *
Anadolufeneri'nin dibindeki ufak koyda, Karadeniz'in dalgaları beyaz köpüklü küçük patlamalarla flört ediyor gibiydi kayalar ve kıyılarla...
Anadolufeneri'nden, Bebek tepelerine, minicik Leyla'nın yanına; oradan da Fenerbahçe Parkı kıyılarına...
Bir eylül İstanbul'unda şiirli serseriliklerin tadı, çifte kavrulmuş gibidir; ye ye doyamazsın.
* * *
2500 yıl önceki eski Roma'da "Plebler", "Patriciler"le siyasal bir mücadeleye girerek sonunda ellerine geçirdiler iktidarı.
* * *
Fenerbahçe Parkı'ndan sonra da eve dönüp, Ahmet Altan ve Mehmet Altan'la genişlettik bizim yazı dünyalarımızın, pencereleri değişik çemberini.
Bizler biliyorduk ki, kendi leğenlerinde şıpşıp yapmayı, okyanusta kulaç atmak zannederek avunanlar da; küreselleşme sürecinin burjuva enternasyonalizmiyle gerdeğe girecek ve artık kuytularda gizli gizli sevişmeye gerek duymayacaklardır.
Bu arada "sıradan"lık burjuvalaşırken, eski şıkıdım burjuvazi de "sıradan"laşacaktır.
"Hünkar beğendi" Urfa'ya gidemedi ama, "Urfa kebap ve lahmacun" Tarabya'ya geldi.
* * *
Eski Roma'da da adam yerine konmayan Plebler, iktidara gelince çok şey değişti. Ama küçümsenmeleri de sürdü gitti.
Fransız İhtilali'nde aristokratlar, "halk" yığınlarına "donsuz"lar diyorlardı. Tıpkı bazı yerlerde de "ayak takımı", "kara kalabalık" dendiği gibi...
* * *
Sonradan "donsuzlar"da burjuvalaşarak kaliteli bir yaşam yaratmaya başladılar ve nasıl ki yoksullar da, hem onlara imrenmekten, hem de onlara öfkelenmekten kolay kolay vazgeçemediler.
* * *
Kozmos'un insan toplumlarını da içeren diyalektiği denir buna.
100 yıllık bir sürede kimsecikler engelleyemez.
* * *
Minicik Leyla kim bilir neler yaşayacak?