selahattin_ay
09-12-2007, 12:16
Gazetemiz Milliyet ve Ernst & Young Türkiye tarafından düzenlenen 2008 Yılın Girişimcisi ve Yılın Sosyal Girişimcisi yarışmaları için geri sayım başladı.
Önceki akşam düzenlenen ilk toplantıda, geçen yılki Sosyal Girişimci yarışmasının finalistlerinden Doğu Anadolu Tarımsal Üreticiler ve Besiciler Birliği Başkanı Nazmi Ilıcalı ile sohbet imkânı bulduk ve çiftçilerin tüm şikâyetlerine karşın, son seçimde oylarını neden AKP'ye verdiklerinin sırrını da çözdük.
Zaten son dönemde hangi toplantıya katılsam, farklı bir kesimin neden AKP'ye oy verdiğini de "yan ürün" olarak öğrenmiş oluyorum...
CHP Erzurum İl Başkan Yardımcısı ve Tarım Komisyonu Başkanı olan Ilıcalı "Ben de çiftçi olsam, elbette oyumu AK Parti'ye verirdim" diyor ve nedenini tek tek sıralıyor:
2007'de seçim bereketi!
"Doğrudan tarım desteğinde dönüm başına 16 YTL verdiler.
Yonca ektin mi eskiden dönüm başına 30 YTL alıyordun, seçim öncesi 150 YTL'ye çıkardılar.
Korunga (yem bitkisi) ekersen dönüm başına 97 YTL veriyorlar.
Bir başka yem bitkisi fiğ ektin mi dönüm başına 90 YTL...
Doğrudan tarım desteği hariç diğerlerinin hepsi, 2007'nin ilk yarısında seçim kararı alındıktan sonra devreye girdi.
Taş atıp kolun mu yoruldu? Havadan para...
Bunu eken de, ekmeyen de alır.
Buğdayı Toprak Mahsulleri Ofisi'ne teslim edene ton başına 45 YTL teşvik verdiler.
Organik tarım yapanlara, dönüm başına 3 YTL verildi...."
Damla sulama devletten
Ilıcalı'nın da altını çizdiği gibi seçim öncesinde çiftçiye dağıtılan paraların içinde "en önemlisi", bana göre ise aynı zamanda "kuraklık çeken ülkemiz için en yararlısı", damla sulama sistemine geçen çiftçiye verilen büyük teşvik.
Nazmi Bey'den öğrendiğimize göre damla sulama sistemine geçmeyi kabul eden çiftçinin, 40 bin YTL'lik makine alması lazım. Az para değil. Çiftçi bunu kabul ederse, devlet maliyetin yarısını üstleniyor. Geri kalan ve çiftçinin ödemesi gereken 20 bin YTL, Ziraat Bankası'ndan düşük faiz ve çok uzun vade ile kredilendiriliyor.
Biliyorsunuz sularımızın % 72'si tarımda tüketiliyor ve vahşi sulama nedeniyle de büyük bölümü heba olup gidiyor. Damla sulama, tarlanın sadece gerekli yerlerinin sulanmasını sağlarken, büyük miktarlarda suyun heba olup gitmesini de engelliyor.
Ilıcalı ile bu sohbetimizin ardından dün Milliyet'in arşivinde kısa bir gezinti sonunda, geçmiş hükümetler gibi AKP'nin de seçim öncesinde çiftçiye oluk oluk para akıttığını gördüm:
# " Çiftçiye 2007 için öngörülen 5.3 milyar YTL'lik Doğrudan Gelir Desteği'nin tamamı, ilk kez yılın ilk yarısında ödendi. (Ödemelerin 2 yıl ertelendiği bile olmuştu)
# Pamuk, ayçiçeği, soya, kanola ve aspir için 2006'da ödenmesi gereken 1 milyar YTL'lik destekleme primi, seçimden önce verildi.
# Muhalefet fındığa kilo başına 8 YTL fiyat vereceğim diye propaganda yaparken AKP, Karadeniz'de 2004 yılında yaşanan don felaketiyle zarara uğrayan fındık üreticisine 3 yıl önce vermesi gereken 44 milyon YTL'yi seçim öncesi dağıttı.
# Çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatifi'ne ve Ziraat Bankası'na olan yaklaşık 200 milyon YTL tutan kefalet borcunu affetti."
Liste uzayıp gidiyor, ama yerimizin elverdiği kadarı da sanırım yeterince çarpıcı.
Önceki akşam düzenlenen ilk toplantıda, geçen yılki Sosyal Girişimci yarışmasının finalistlerinden Doğu Anadolu Tarımsal Üreticiler ve Besiciler Birliği Başkanı Nazmi Ilıcalı ile sohbet imkânı bulduk ve çiftçilerin tüm şikâyetlerine karşın, son seçimde oylarını neden AKP'ye verdiklerinin sırrını da çözdük.
Zaten son dönemde hangi toplantıya katılsam, farklı bir kesimin neden AKP'ye oy verdiğini de "yan ürün" olarak öğrenmiş oluyorum...
CHP Erzurum İl Başkan Yardımcısı ve Tarım Komisyonu Başkanı olan Ilıcalı "Ben de çiftçi olsam, elbette oyumu AK Parti'ye verirdim" diyor ve nedenini tek tek sıralıyor:
2007'de seçim bereketi!
"Doğrudan tarım desteğinde dönüm başına 16 YTL verdiler.
Yonca ektin mi eskiden dönüm başına 30 YTL alıyordun, seçim öncesi 150 YTL'ye çıkardılar.
Korunga (yem bitkisi) ekersen dönüm başına 97 YTL veriyorlar.
Bir başka yem bitkisi fiğ ektin mi dönüm başına 90 YTL...
Doğrudan tarım desteği hariç diğerlerinin hepsi, 2007'nin ilk yarısında seçim kararı alındıktan sonra devreye girdi.
Taş atıp kolun mu yoruldu? Havadan para...
Bunu eken de, ekmeyen de alır.
Buğdayı Toprak Mahsulleri Ofisi'ne teslim edene ton başına 45 YTL teşvik verdiler.
Organik tarım yapanlara, dönüm başına 3 YTL verildi...."
Damla sulama devletten
Ilıcalı'nın da altını çizdiği gibi seçim öncesinde çiftçiye dağıtılan paraların içinde "en önemlisi", bana göre ise aynı zamanda "kuraklık çeken ülkemiz için en yararlısı", damla sulama sistemine geçen çiftçiye verilen büyük teşvik.
Nazmi Bey'den öğrendiğimize göre damla sulama sistemine geçmeyi kabul eden çiftçinin, 40 bin YTL'lik makine alması lazım. Az para değil. Çiftçi bunu kabul ederse, devlet maliyetin yarısını üstleniyor. Geri kalan ve çiftçinin ödemesi gereken 20 bin YTL, Ziraat Bankası'ndan düşük faiz ve çok uzun vade ile kredilendiriliyor.
Biliyorsunuz sularımızın % 72'si tarımda tüketiliyor ve vahşi sulama nedeniyle de büyük bölümü heba olup gidiyor. Damla sulama, tarlanın sadece gerekli yerlerinin sulanmasını sağlarken, büyük miktarlarda suyun heba olup gitmesini de engelliyor.
Ilıcalı ile bu sohbetimizin ardından dün Milliyet'in arşivinde kısa bir gezinti sonunda, geçmiş hükümetler gibi AKP'nin de seçim öncesinde çiftçiye oluk oluk para akıttığını gördüm:
# " Çiftçiye 2007 için öngörülen 5.3 milyar YTL'lik Doğrudan Gelir Desteği'nin tamamı, ilk kez yılın ilk yarısında ödendi. (Ödemelerin 2 yıl ertelendiği bile olmuştu)
# Pamuk, ayçiçeği, soya, kanola ve aspir için 2006'da ödenmesi gereken 1 milyar YTL'lik destekleme primi, seçimden önce verildi.
# Muhalefet fındığa kilo başına 8 YTL fiyat vereceğim diye propaganda yaparken AKP, Karadeniz'de 2004 yılında yaşanan don felaketiyle zarara uğrayan fındık üreticisine 3 yıl önce vermesi gereken 44 milyon YTL'yi seçim öncesi dağıttı.
# Çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatifi'ne ve Ziraat Bankası'na olan yaklaşık 200 milyon YTL tutan kefalet borcunu affetti."
Liste uzayıp gidiyor, ama yerimizin elverdiği kadarı da sanırım yeterince çarpıcı.