fatih kısaparmak balon baskılı balon Çok çarpıcı bir örnek --ahmet selim - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Çok çarpıcı bir örnek --ahmet selim


Meftun
09-30-2007, 16:26
Bir anket yapmışlar, sordukları arasında "ülkeyi kim yönetiyor?" sorusu da (şıklı olarak) var.
Verilen cevaplarda "cumhurbaşkanı" şıkkı ekseriyetle işaretlenmiş.

Şimdi bunu milletin cehaletine veriyorlar. Neden "hükümet" denilmemiş de "cumhurbaşkanı" denilmiş. Vah, vah, vah! Bu millet bu kadarcık bilgiden bile yoksunmuş!

Ben de tersinden eyvahlandım. "Bu aydınlar milletin şu cevabını bile anlayamıyor" diyerek.

Ahmet Necdet Sezer görevdeyken bu ülkeyi kim yönetiyordu?

Kimin dediği oluyordu, tepedeki meselelerde?

Kimin sesi "son sözü ben söylerim" yahut "devlet ben'im" edasıyla en üst perdeden yankılanıyordu?

Millet buna bakar. Ekonomiye falan değil.

Uyaran ses, hal bildiren ses, devletin gücünü arkasına almışlığın sesi, onun sesiydi.

Millet böyle gözlemledi. Böyle algıladı.

Yanlış mıydı milletin görüşü ve algılayışı?

Ecevit başbakandı ve O'nun tarafından ağlamaklı hale getirildi, "küçük düşürüldüm, ben bunu içime sindiremem" derken Başbakan Ecevit küçük düşürülmenin kahrından titriyordu. Kimdeydi hâkimiyetin gücü? Ahmet Necdet Sezer'de mi, Ecevit'te mi?

Gürsel'in, Sunay'ın liderleri toplayarak yaptıkları Çankaya toplantılarında, "kim yönetiyor bu ülkeyi?" sorusu sorulsaydı cevabı ne olurdu?

Milletin "Cumhurbaşkanı yönetiyor, Çankaya yönetiyor" cevabı bir kitabi bilgi noksanlığı mıdır acaba? Yoksa o aydınların böyle anlaması mı bir gafletten ibarettir?

Orada akademisyenler, ünlü gazeteciler vardı. Hepsi de meseleyi bir "yurttaşlık bilgisi" cehaleti olarak kabul ettiler ve ben asıl onların bu gafletine kahroldum. İçlerinden bir kişi bile çıkıp "belki de millet o cevabıyla şunu kastetmiştir" diyemedi.

Devleti şimdi Abdullah Gül yönetmiyor, ama dün Ahmet Necdet Sezer yönetiyordu.

Ülkeyi, devleti yönetmek, ekonomiyi yönetmekten ibaret değildir.

Merkez Bankası'na bir başkan atayamayan değil, o atamayı yaptırmayandır yöneten güç. Halkın algılaması yanlış değildir.

Şöyle tasavvur edin:

Acemilere sürücülük eğitimi verirken kullanılan özel otomobiller vardır. Yan tarafta oturan hocanın ayağının altında da kumanda pedalları bulunur.

Fren pedalı, cumhurbaşkanının ayağının altında ise, o ülkeyi direksiyondaki başbakanın yönettiğini söyleyebilir misiniz? Sağa saptın, fren! İleri gittin, fren! Sola saptın, fren! Hızı yükselttin, fren! Kim yönetiyor, kim kullanıyor, bu otomobili şimdi?

Önceki Meclis bir cumhurbaşkanı seçemedi. Yolunun önüne "367" adını taşıyan bir yasak levhası konuldu. Nasıl oldu bu? Millet nasıl algıladı? "Hukuki bir sakınca varmış. Bu sakıncayı Meclis'teki ekseriyet bilmiyormuş, görememiş" mi dedi millet?

Milletin "cumhurbaşkanı yönetiyor" şeklindeki cevabı "bürokrasiyi temsilen o yönetiyor" anlamına geliyor olmasın?!

Bizim aydınlarımız bunu bile düşünemiyor. Oradaki hâzirun hiç alınmasın. Böyle bu.

Başbakan Suat Hayri Ürgüplü, Cumhurbaşkanı Sunay'a Bakanlar Kurulu listesini sundu. Önce liste reddedildi, sonra Ürgüplü'nün kendisi! Kim yönetiyordu devleti ve ülkeyi o günlerde? Suat Hayri Ürgüplü'nün arkasında parlamento çoğunluğunun uzlaşması ve anlaşması vardı. Cevdet Sunay "dur" deyip, frene bastı; ne uzlaşma kaldı, ne de partilerin ve liderlerin parlamento çoğunluğunu temsil eden iradesi. Bu metot en son, Demirel'in cumhurbaşkanlığı sırasında, çoğunluğu temsil etmeyen bir siyasetçiye görev verilerek uygulanmadı mı?

... Hiç anlamıyorsunuz bu milleti. Hiç mi hiç!


30 Eylül 2007, Pazar