CeVHeR
02-06-2008, 19:34
İki gazeteden aynı konudaki bir haberin başlık ve spotlarını aktaracağım size..
Birincisi Cumhuriyet gazetesinden..
üst başlık şöyle: “Erdoğan'la görüşen DSP lideri Sezer, 'Türban sürecini durdurun' çağrısına olumlu yanıt alamadı.” Başlık ise şöyle: “AKP gerginlikte ısrarlı”
Görüyorsunuz değil mi? DSP ne kadar yumuşak bir parti. Laikçiler ne kadar hümanist, ne kadar uzlaşmadan yana insanlar.
Adamcağız Başbakan’ın ayağına gidip, “Ne olursunuz gerginlik çıkarmayın” demiş. Ama Başbakan kaba-saba bir insan.. Gerginlik çıkartmaya bayılıyor. Uzlaşmaya kesinlikle yanaşmıyor!!!! Verilen görüntü bu..
Devlet gazetesindeki haber de aynı doğrultuda..
Başlığı şöyle: “Uzlaşma kapıdan geri çevrildi”.. Spot ise şöyle: “DSPGenel Başkanı Zeki Sezer, uzlaşma sağlamak için Başbakan’a türban sürecinin durdurulmasını önerdi, ancak Erdoğan bunu kabul etmedi”
Tam Mişon taktiği..
Alacaklı iken, borçlu çıkıyorsunuz. Haklı iken, haksız çıkıyorsunuz. Dayak yemiş iken, dayak atmış gibi muameleye tabi tutuluyorsunuz! Suçsuz iken, suçlu ilan ediliyorsunuz.
Adamlar uzlaşmak istiyorlarmış da, Başbakan kapıdan geri çeviriyormuş!
Bre vicdansızlar, bre insafsızlar, bre ikiyüzlüler, şu an ertelenmesini talep ettiğiniz değişiklik, ilk defa dün mü gündeme geldi?
Dün mü gündeme geldi de, bugün “kısa bir süre erteleyelim, sonra konuşuruz” diyorsunuz?
Söyleyin yalancılar.Söyleyin “ak’ı kara”, “kara’yı ak” göstermeye çalışan hilebazlar!
Taa 1999’da MHP’nin iktidar ortağı olduğu dönemde bile bu konu konuşuluyordu. MHP’yi bir şeklide, “Daha sonra hallederiz” diyerek o günlerde ikna ettiniz. Onlar da, kendilerini yalnız hissettikleri için, “önce ekonomiyi çözelim de, sonra da başörtü yasağını çözeriz” düşüncesi ile konuyu bir süre ertelediler. Ama o ertelemeden sonra, konu bir daha gündeme bir türlü gelemedi.
Ara sıra; bazı MHP’li milletvekilleri, bazı MHP’li bakanlar, başörtü yasağı aleyhine sözler sarfettiler. Ama derin gazeteler hemen devreye girdi, “Gerginlik çıkarmayın” tehdidi ile konunun ötelenmesini sağladılar.
Sonra geldik 2002 yılına. AKParti tek başına iktidar... Aslında bir yıl içinde, üniversitelerle ilgili yasal değişikliklerin yapılması vaadinde bulunmuşlar.. Amma velakin, üniversiteler direniyorlar.. “İlk işiniz bu mu?” diyorlar. “Durun bakalım; dün bir, bugün iki” diyorlar.. “Durduk yerde niçin gerginlik çıkarıyorsunuz?” diyorlar..
Yasağın karşısında olan bizim mahallenin bazı isimleri bile, “İktidar tansiyonu düşürmeli. Gerginliğe fırsat vermemeli” diyerek, konunun ötelenmesine yeşil ışık yakıyorlar.
Hiç unutmuyorum; tartışmanın en yoğun günlerinde, tüm gazete ve televizyonlar, üniversiteler adına Ayhan Alkış ve hükümet adına Tayyar Altıkulaç’ın görüşmelerine kilitlenmişler.. üniversite rektörleri itiraz ediyorlar: “Yapamazsınız, yaptırmayız.” Başbakan teklifte bulunuyor, “Yıllardır eleştirilen bir YöKsistemi var.Nasıl değiştirilmesi gerekiyorsa, buyrun siz hazırlayın değişikliği.”
Sonuçta YöKKanunu’nun değiştirilmesi ile ilgili hükümetin girişimi, üniversitelerarası Kurul adına hareket eden Ayhan Alkış’ın, “Tüm üniversitelere mektup gönderiyorum. 1000’e yakın öğretim üyesinden YöKsistem değişikliği tekliflerini topluyoruz. çok kısa bir süre sonra, bir komisyon bunları ortak metin haline getiriyor ve hükümete vereceğiz” vaadi ile rafa kaldırılıyor..
Ne oldu, üniversiteler değişiklik tasarısını hazırlayıp getirdiler mi?
Yooo.
Onların derdi, değişikliği önlemekti. Hükümeti aldattılar.. Değişikliği ertelettiler. Ondan sonra da konuyu unutturdular.
Sonraki her yıl da, aynı konu zaman zaman gündeme geldi. Hep aynı taktik uygulandı: “Gerginlik çıkarıyorsunuz. Şimdi zamanı mı bu değişikliğin?”
Değişikliğin zamanı 1999 değildi. 2002 değildi. 2004 değildi. 2007 değildi. 2008 Şubat’tayız, hâlâ değişikliğin zamanı değil!
Ne zaman, “değişikliğin zamanı” gelecekse?!
Şimdi aynı taktiğin figüranı olarak, Zeki Sezer beyefendi, gidip Başbakan’dan uzlaşma talebinde bulunmuş!
Peki, uzlaşma olarak neyi önermiş? Sorunun daha sonra konuşulmasını!
İyi de kardeşim, bu uzlaşma teklifi değil ki.. Bu üçkâğıtçıların oyalama taktiği...
Dün MHP’nin oyu % 17 idi, % 18 oy alan DSP istemiyor diye değişiklik yaptırılmadı. 2002’de AKParti’nin oyu % 34 idi, % 21 oyu olan CHP istemiyor diye yine değişiklik yapılmadı. Şimdi AKParti ve MHP’nin toplam oyu % 60’ı aştı, % 21’lik CHP istemiyor diye, yine konunun ertelenmesi talep ediliyor.
Ve bu da “uzlaşma” diye takdim ediliyor kamuoyuna!
Uzlaşma için, bir karşı teklif getirin beyler..
Teklifiniz yoksa eğer, bari 70 milyonu aptal yerine koymayın!..
Ali KARAHASANOĞLU / VAKİT 06/02/2008
Birincisi Cumhuriyet gazetesinden..
üst başlık şöyle: “Erdoğan'la görüşen DSP lideri Sezer, 'Türban sürecini durdurun' çağrısına olumlu yanıt alamadı.” Başlık ise şöyle: “AKP gerginlikte ısrarlı”
Görüyorsunuz değil mi? DSP ne kadar yumuşak bir parti. Laikçiler ne kadar hümanist, ne kadar uzlaşmadan yana insanlar.
Adamcağız Başbakan’ın ayağına gidip, “Ne olursunuz gerginlik çıkarmayın” demiş. Ama Başbakan kaba-saba bir insan.. Gerginlik çıkartmaya bayılıyor. Uzlaşmaya kesinlikle yanaşmıyor!!!! Verilen görüntü bu..
Devlet gazetesindeki haber de aynı doğrultuda..
Başlığı şöyle: “Uzlaşma kapıdan geri çevrildi”.. Spot ise şöyle: “DSPGenel Başkanı Zeki Sezer, uzlaşma sağlamak için Başbakan’a türban sürecinin durdurulmasını önerdi, ancak Erdoğan bunu kabul etmedi”
Tam Mişon taktiği..
Alacaklı iken, borçlu çıkıyorsunuz. Haklı iken, haksız çıkıyorsunuz. Dayak yemiş iken, dayak atmış gibi muameleye tabi tutuluyorsunuz! Suçsuz iken, suçlu ilan ediliyorsunuz.
Adamlar uzlaşmak istiyorlarmış da, Başbakan kapıdan geri çeviriyormuş!
Bre vicdansızlar, bre insafsızlar, bre ikiyüzlüler, şu an ertelenmesini talep ettiğiniz değişiklik, ilk defa dün mü gündeme geldi?
Dün mü gündeme geldi de, bugün “kısa bir süre erteleyelim, sonra konuşuruz” diyorsunuz?
Söyleyin yalancılar.Söyleyin “ak’ı kara”, “kara’yı ak” göstermeye çalışan hilebazlar!
Taa 1999’da MHP’nin iktidar ortağı olduğu dönemde bile bu konu konuşuluyordu. MHP’yi bir şeklide, “Daha sonra hallederiz” diyerek o günlerde ikna ettiniz. Onlar da, kendilerini yalnız hissettikleri için, “önce ekonomiyi çözelim de, sonra da başörtü yasağını çözeriz” düşüncesi ile konuyu bir süre ertelediler. Ama o ertelemeden sonra, konu bir daha gündeme bir türlü gelemedi.
Ara sıra; bazı MHP’li milletvekilleri, bazı MHP’li bakanlar, başörtü yasağı aleyhine sözler sarfettiler. Ama derin gazeteler hemen devreye girdi, “Gerginlik çıkarmayın” tehdidi ile konunun ötelenmesini sağladılar.
Sonra geldik 2002 yılına. AKParti tek başına iktidar... Aslında bir yıl içinde, üniversitelerle ilgili yasal değişikliklerin yapılması vaadinde bulunmuşlar.. Amma velakin, üniversiteler direniyorlar.. “İlk işiniz bu mu?” diyorlar. “Durun bakalım; dün bir, bugün iki” diyorlar.. “Durduk yerde niçin gerginlik çıkarıyorsunuz?” diyorlar..
Yasağın karşısında olan bizim mahallenin bazı isimleri bile, “İktidar tansiyonu düşürmeli. Gerginliğe fırsat vermemeli” diyerek, konunun ötelenmesine yeşil ışık yakıyorlar.
Hiç unutmuyorum; tartışmanın en yoğun günlerinde, tüm gazete ve televizyonlar, üniversiteler adına Ayhan Alkış ve hükümet adına Tayyar Altıkulaç’ın görüşmelerine kilitlenmişler.. üniversite rektörleri itiraz ediyorlar: “Yapamazsınız, yaptırmayız.” Başbakan teklifte bulunuyor, “Yıllardır eleştirilen bir YöKsistemi var.Nasıl değiştirilmesi gerekiyorsa, buyrun siz hazırlayın değişikliği.”
Sonuçta YöKKanunu’nun değiştirilmesi ile ilgili hükümetin girişimi, üniversitelerarası Kurul adına hareket eden Ayhan Alkış’ın, “Tüm üniversitelere mektup gönderiyorum. 1000’e yakın öğretim üyesinden YöKsistem değişikliği tekliflerini topluyoruz. çok kısa bir süre sonra, bir komisyon bunları ortak metin haline getiriyor ve hükümete vereceğiz” vaadi ile rafa kaldırılıyor..
Ne oldu, üniversiteler değişiklik tasarısını hazırlayıp getirdiler mi?
Yooo.
Onların derdi, değişikliği önlemekti. Hükümeti aldattılar.. Değişikliği ertelettiler. Ondan sonra da konuyu unutturdular.
Sonraki her yıl da, aynı konu zaman zaman gündeme geldi. Hep aynı taktik uygulandı: “Gerginlik çıkarıyorsunuz. Şimdi zamanı mı bu değişikliğin?”
Değişikliğin zamanı 1999 değildi. 2002 değildi. 2004 değildi. 2007 değildi. 2008 Şubat’tayız, hâlâ değişikliğin zamanı değil!
Ne zaman, “değişikliğin zamanı” gelecekse?!
Şimdi aynı taktiğin figüranı olarak, Zeki Sezer beyefendi, gidip Başbakan’dan uzlaşma talebinde bulunmuş!
Peki, uzlaşma olarak neyi önermiş? Sorunun daha sonra konuşulmasını!
İyi de kardeşim, bu uzlaşma teklifi değil ki.. Bu üçkâğıtçıların oyalama taktiği...
Dün MHP’nin oyu % 17 idi, % 18 oy alan DSP istemiyor diye değişiklik yaptırılmadı. 2002’de AKParti’nin oyu % 34 idi, % 21 oyu olan CHP istemiyor diye yine değişiklik yapılmadı. Şimdi AKParti ve MHP’nin toplam oyu % 60’ı aştı, % 21’lik CHP istemiyor diye, yine konunun ertelenmesi talep ediliyor.
Ve bu da “uzlaşma” diye takdim ediliyor kamuoyuna!
Uzlaşma için, bir karşı teklif getirin beyler..
Teklifiniz yoksa eğer, bari 70 milyonu aptal yerine koymayın!..
Ali KARAHASANOĞLU / VAKİT 06/02/2008