fatih kısaparmak balon baskılı balon Demokrasi ve medya (1) --nedim hazar - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Demokrasi ve medya (1) --nedim hazar


Meftun
10-06-2007, 11:08
En genel anlamıyla bakarsak dünya medya tarihi, aynı zamanda demokrasi tarihi demektir. Hangisinin diğerini oluşturduğunu bilemem; ama medya ve demokrasi birbirine sırt vererek aldılar bu yolu.
İnsanların özgürlük ve eşitlik isteği ile kitle iletişimin sosyal gelişimi arasında hem sıkı bir ilişki, hem de doğru bir orantı vardır.

Hemen bir genelleme çıkaracak olursak; bir ülkede demokrasinin gelişmişliğine, sağlamlığına ve sağlıklı oluşuna bakmak isterseniz o ülkenin medyasına bakmanız yeterli. Sonuç hanesinde yazanlar arasında hiç fark olmadığını göreceksiniz.

Şayet bir ülkenin demokrasisi problemli, özgürlükleri sakat, rejimi baskıcı ise, medya (her ne kadar kendisi aksini iddia edip söylese de) da aynı derecede sıkıntılı, hastalıklı ve problemlidir. Demokrasiyi kendi uhdesinde bulunduranlar ile gizli-açık kartelleşme ile medyayı tekeline alanların zihniyeti ve çıkarları arasında da bir paralellik-benzerlik olacağını elbette tahmin etmek güç değil.

Kısacık cumhuriyet tarihimize bakıldığında; demokrasinin aldığı yaralar ile medyanın etik-fizikî yaralarının aynı döneme denk gelmesi de bu nedenledir. Demokrasiye geçiş ile medyaya tanınan özgürlüğün tarihsel çakışması da bu cümledendir. Çokların o zaman (ve bugün de) eleştirdiği özgürlüğü medyaya tanıyan bir hükümetin ipini yine medyanın çekmesi sadece trajik bir tesadüf değil, sosyal bir gerçekliktir.

Kendilerini bu ülkenin gerçek sahibi görme psikozunda olanların ilgi alanlarına göre 'ya benimsin ya toprağın' mantığını uygulamaları hep oldu ve olacak. Kendi başbakanını 'cezası idam' şeklinde (henüz yargılamalar bile başlamamışken) manşete çakan başka bir ülke medyası var mıdır bilmiyorum!

Demokrasi ile medyanın kader arkadaşlığından bahsettik. Hangi dönemde olursa olsun sahipsiz kalan bu iki kader arkadaşı eline düştükleri zihniyetin ortak çalışmasıyla hastalanmış, darbe almış, komaya girmiş, (belki bazı ülkelerde) ölmüş ve cenazesi kaldırılmıştır. Bazen demokrasinin ve medyanın sahiplerinin zihniyetinde farklılık görülebilir, ancak bir çıkar ilişkisi vardır. Demokrasiyi bir türlü ayağa kaldırmayan ile medyayı dizlerinin üzerine çöktürenin genel sonuç olarak bir ortak menfaati söz konusu olur. Sözgelimi birisi ticarî ve ekonomik kaygılarından dolayı medyayı hançerlerken, diğeri ticarî ve üç kuruşluk makam, kariyer, ideoloji uğruna gırtlağına çöreklenir demokrasinin.
Size (üzgünüm ama) karamsar bir haber vermek zorundayım. Demokrasiyi ve/veya medyayı elinde tutarların hırçınlığı, acımasızlığı, akılsızlığı, gözü dönmüşlüğü geçen süreç içerisinde aşağı değil yukarı doğru yön alan bir eğri şeklinde ilerlemektedir. Yani; geçmişteki medya sahiplerinin vicdansızlığı, merhametsizliği ve çıkarları için her şeyi yakıp yıkabilme katsayısı bugünkülere göre çok daha düşüktü. Keza, dün kendini ülkenin sahibi olarak gören, bu uğurda darbe yapıp, adam asmaktan çekinmeyen zihniyetin yerine gelenlerin bugünkü versiyonları da çok daha sert ve şedittir. Görüyorsunuz işte, hücre evleri, yakalanan silahları, korkutmak amacıyla atılan bombaları filan.

Görünen o ki, medyayı ve siyasal rejimi (demokrasiyi) uhdesinde tutan, tutmaya çalışan, asla bırakmak istemeyen zihniyet bu uğurda laf anlamamakta direndiği gibi, dünyanın gittiği yönü de çok umursar gibi görünmemektedir. Sadece ezberlediği birkaç klişe ile soytarılık yapmak üzere sahneye sürdüğü birkaç sirk palyaço-soytarısının günübirlik illüzyonlarından başka -bu gerçeği tersine işletecek- hiçbir şey yoktur. Mevzu uzun yer kısa... Devam edeceğim daha diyeceğim bitmedi...


06 Ekim 2007, Cumartesi