fatih kısaparmak balon baskılı balon (Dindar) Medya ve demokrasi (2) --nedim hazar - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : (Dindar) Medya ve demokrasi (2) --nedim hazar


Meftun
10-08-2007, 11:52
Biliyorum bugün benden bu başlıklı bir yazı bekliyorsunuz ve biliyorum, bu konuda hemen herkesin söyleyecek birden fazla sözü vardır. Hele ki benim. Varlığını demokrasiye borçlu olan bir kurumun, gücü elde ettikten sonra, değil demokrasi, asırlar önceki sistemleri bile içine sindirdiğini size yüzlerce örnekle anlatabilirim.
Keza kendi meslektaşlarını hain ilan etmekten tutun da, seçimle gelmiş bir başbakanı ipe güle oynaya, göbek ata ata göndermelerini tekrar hatırlatabilir, ikiyüzlülüklerini yüzlerine tekrar çarpabiliriz. Ve yine çok iyi biliyorum ki, hemen hepiniz, 'keşke laftan anlasalar, keşke vicdan kulakları açık olsa' diye içinizden geçireceksiniz. Ve benim size, 'onlar anlamasa, okumamış, duymamış gibi yapsalar bile en azından tarihe not düşüyoruz' cevabını vereceğimi de tahmin ediyorsunuz.

Gelin bu kutsal günlerde başka bir şey yapalım. Hem biliyorsunuz bizim medyamız da çok inançlıdır! Hemen hepsinin ya babası, ya dedesi müftüdür. Cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesinde 'dindar cumhurbaşkanı' lafı geçti de, hepsi ateş püskürdü, 'Ne münasebet, hepimiz dindarız' diye gürlemişlerdi. Bayram namazı için köşesinden randevulaşan yazarlarımız, yayın yönetmenlerimiz bile çıkmıştı.

İşbu kendisi inanılmaz derecede dindar olan (inanmayan internet sitelerine baksın) ancak bilinmeyen nedenlerle toplumun dindarlaşmasından da ödü kopan ülkem medyası da Ramazan'la ilgili şeyleri okur en azından. Gerçi hemen hepsinde bir Ramazan sayfası bir de dindar insanları rencide etme sayfası niyetine irtica haberleri sayfası bulunuyor ama olsun. Tahminim kendileri çok dindar oldukları için, toplumun dindarlaşmasından rahatsızlar. Her işi en iyi onlar yapar ya! Bu süper dindar medya, namazı, orucu, haccı, fitreyi, zekâtı çok bilmez; ama bu çok da önemli değildir. Dindarlık için bunlara gerek yoktur. Zira kendilerini destekleyen, her Ramazan ortaya çıkıp 'nasıl oruç tutulmaz, nasıl ibadet edilmez' içerikli fetva veren 'böyle başa bu tıraş' uzmanları vardır.

Neyse bu bahsi kapatıyorum... Belki kızıp, sinirlenecekler; ama malum bugün Müslümanlar için önemli bir gün. Hatta önemliden de öte, tarihî, fırsatı kaçırılmayacak bir gün ve tabii ki gece. 'Bin aydan daha hayırlı' bir gece bu gece. Müslümanlar için (tabiri caizse) bonus üzerine bonus kazanma gecesi. Her yanından pislik, müzahrefat, bencillik, kin ve düşmanlık akan bu pis dünyayı yıkayabileceğimiz, evrenin tek sahibine diz çöküp, yeryüzünü ve kalpleri çevirmesi için yalvaracağımız bir gece.

Gececi olmanın her şeyin üzerinde değer olduğu bir gece bu gece. Gözyaşlarının ateşi söndürmek için bin kat büyüyüp dünyevî ve uhrevî cehennemlerin üzerine akıtılabileceği bir gece. Şüphesiz ben söz sultanları, âlimler, mübarek hocalarımız kadar ehemmiyetini anlatamam, önemine dair ne yazsam kelimelerim ve kapasitem yetmez. Bu gazetede bunu hakkıyla yapan (sözgelimi Şahin Hocam) büyüklerimiz var.

Ama bu kadar çirkefi, pisliği gördükten sonra, yapılacak olan mücadelenin manevi boyutu adına önemli bir gece bu gece. Şeytanın teslim olabileceği, en zayıf kaldığı anlar bu gecede gizli. Şahsım adına söylüyorum. Hem de tüm kalbimle, bugün ve bu gece hiçbir necasete bulaşmamaya dikkat edeceğim. Kumandaya dokunmayacağım, kirli sayfalara gözüm ilişmeyecek, müzahrefatlı radyasyonlara tıklamayacağım. Onlar bilmiyorlar, bildiklerini sanıyorlar; ama diz çökmenin, küçüklüğümüzü idrak etmenin, yakarmanın, yalvarmanın insanı yücelttiği gece bu gece...

Bırakın kuduranlar kudursun...




08 Ekim 2007, Pazartesi