CeVHeR
01-18-2008, 17:33
Hikayeyi bilirsiniz... Adamın biri kırda gezerken "bok böceği"ni görmüş...
Böcek, içinde "yumurta"larının bulunduğu bok yumağını yuvarlamakla meşgulmüş...
Kendi kendine, "Allah bunu neden yaratmış? Ne lüzumu var? Bok yuvarlamaktan başka ne işe yarar ki!" demiş. Daha sonra bir hastalığa yakalanmış. Birçok yere başvurmasına rağmen, derdine çare bulamamış. En sonunda bir tabip kendisine; "bok böceğini ezip yemesini" tavsiye etmiş! Bu böceği tiksinerek yemiş ve iyileşmiş...
Yine bir gün gemi ile yolculuk yaparken, fırtına çıkmış. Gemi su almaya başlamış. Herkes bağırıyor, çağırıyor, yardım istiyor... Bu adam ise hiç kılını kıpırdatmıyor. Adama sormuşlar; "Yahu biz batıyoruz, sende hiç telaş yok! Neden bir şeyler söylemiyorsun" demişler.
Adam demiş ki;
"Ben Allah'ın işine karışmam! Bir kere karıştım, bana BOK BöCEĞİ yedirdi, O işini bilir!"
MOSKOVA DENİNCE AKLA GELENLER!
Peki durduk yerde bu hikâye de nereden çıktı?..
Hikâyenin nereden çıktığına geçmeden önce, kısa bir hatırlatma yapayım:
Malûm; "Rusya" veya "Moskova" denildiğinde, hemen herkesin aklına "komünizm" gelirdi!..
Ya da;
"Ayıdan post, Rus'tan dost olmaz" sözü!...
Biz yıllar boyu, Rusların "sıcak denizlere" yani "Akdeniz'e inme emelleri" bulunudğu korkusu ile büyütüldük!..
Bunun için de; "Rusya lehinde" söz sarfedenlerin karşısına, "Komünistler Moskova'ya" diyerek dikildik!..
Hatta Nazım Hikmet Moskova'ya kaçtığında Cumhuriyet gazetesi; birinci sayfadan onun fotoğrafını yayınlamış ve "kendisi Moskova'da olduğu için fotoğrafını yayınlıyoruz" deyip, eklemişti: "Tükürün!.. Bu adamın suratına tükürün!"Biz, "Rusya" ve "Komünizm" denildiğinde; "CHP'nin Ankara Valisi Nevzat Tandoğan'ın sözleri"ni de hatırlarız.
çünkü Nevzat Tandoğan;
“Bu ülkeye komünizm gelecekse, onu da biz getiririz!..” diyerek, "CHP'nin halka rağmenciliğini" pek güzel özetlemişti.
Hasılı kelâm; özellikle bizim gençliğimizde "Rusya" veya "Komünizm" denildiğinde hep "düşman" kavramı gelmiştir akıllara!..
İşte bu yüzden de;
"Solcu"ları "Türkiye düşmanı" görmüş ve onlara avazımız çıktığı kadar bağırmışızdır: "Komünistler Moskova'ya!..
MOSKOVA, ESKİ MOSKOVA DEĞİL!
Peki şimdi ne diyelim?
Tansu çiller'in deyimiyle, "Son komünist ülke Türkiye"de bütün "solcu"lar köşebaşlarını tutmuş ve habire "dindarlara baskı" yapıyorlarsa!... "Helâl-haram" demeden, insanlara her türlü yiyecek kakalanıyorsa!..
"İslâm'ın emri" olan başörtüsü "yasak" ise!..
Bir televizyon kanalının kameraları, hastane hastane dolaşıp, "başörtülü doktor ve hemşire avı"na çıkmışsa!.. "Başörtülü"ler de; onların karşısına dikilip "siz kim oluyorsunuz?" diye hesap sormak yerine, bir "suçluluk" duygusu içinde "köşe-bucak kaçmaya" çalışıyorsa!..
İnançları konusunda "hassasiyet" gösteren insanlar, "haremlik-selâmlık" uygulamakla suçlanıyorsa!..
Erkek doktora görünmek istemeyen kadın; "bu çağda bu kafa!" diye aşağılanıyorsa!..
Evet bu durumda ne diyelim?..
Şöyle desek mi acaba;
"Müslümanlar Moskova’ya!"
Nasıl, biraz garip kaçtı değil mi?..
Ama, şu an, kendimi "bok böceği" yemek zorunda kalan adama benzetiyorum!..
Hani, adam; "Ben bir kere Allah'ın işine karıştım, bok böceği yedim.. Bir daha Allah'ın işine karışmam" demiş ya; doğrusu "Rusya'daki gelişme"yi duyunca ben de aynısını dedim!..
Peki, Rusya'daki gelişme ne?..
Anadolu Ajansı'ndan önceki gün saat 17.03'te geçen haberi özetle aktarıyorum:
“Rusya'nın başkenti Moskova'da İslâmi kurallara uygun şekilde hizmet verecek bir hastane açıldı.
Rus Nezavisimaya gazetesinde yayımlanan habere göre, başkent Moskova'nın Volgagradski Prospekt bölgesinde açılan hastanenin cami veya herhangi bir İslâmi kuruma bağlı olmadığı, tamamen ticari amaçlarla hizmet vereceği belirtildi.
Haberde, hastanenin açılışına Rusya Müftüler Konseyi yetkililerinin de katılarak, sahiplerine “önemli” tavsiyelerde bulunduğu kaydedilerek, şöyle denildi:
‘Bilindiği üzere, İslâm dininde bazı özel şartlar var ve bunlar hastalığın tedavisi dahil, Müslümanların hayatlarını düzenlemektedir.
Buna göre, hastanede tedavi sırasında ispirto içeren ilaçlar kullanılmayacak.
Erkek hastaları erkek doktorlar, kadın hastalarıysa kadın doktorlar muayene edecek.
Hastanede ayrıca bir mescit ve helal yemeklerin hazırlandığı bir yemekhane bulunuyor.’
Müslüman ülkelerden Moskova'ya gelenlerin sayısının çok fazla olduğuna dikkat çekilen haberde, şunlar kaydedildi:
‘Hastanede, bu kişilerin dinlerine ve geleneklerine uygun olarak tedavi yapılacak. Hastane çalışanları, günde 50-70 kadar kişinin telefon ederek, hastanenin özellikleri ve yapılan tedavi hakkında bilgi talebinde bulunduğunu belirttiler.
Hastane personeli için dikkat edilen kıstaslar arasında da Arapça, Farsça ve İngilizce konuşmaları, Müslüman gelenekleri bilmeleri ve doğu ülkelerinde bir süre çalışmış olmaları bulunuyor. çalışanlar arasında hem Müslümanlar, hem de diğer dinlere mensup kişiler bulunuyor.’ ”
AYNI UYGULAMA TüRKİYE'DE OLSA!
Nasıl, şaşırdınız değil mi?.. İnanın, haberi okuyunca ben de şaşırdım.
Şu hâle bakın; hem de Rusya'nın başkenti Moskova'da "alkollü" olduğu için "ispirto" ihtiva eden ilaçlar kullanılmayacak!..
"Erkek hasta"ları erkek doktorlar, "kadın hasta"ları kadın doktorlar muayene edecek!..
Hastanede, bir de "mescid" bulunuyor!..
Dahası, "helâl yemek"lerin hazırlandığı bir yemekhane de var!..
Siz olsanız, şimdi demez misiniz;
"Haydi Müslümanlar Moskova'ya!"
Tamam, adamlar, bütün bunları "kara kaşımız, kara gözümüz" için yapmıyor!.. Elbette "paramız" için yapıyor!.. "Ticaret" için yapıyor!..
Peki ama, böyle bir hassasiyet Türkiye'de niye yok?.. Ne yani; Türkiye'deki hastalar, hastanelere "para" değil de "ıspanak yaprağı" mı veriyor?..
Böyle bir uygulama Türkiye'de başlasa var ya, anında "kızılca kıyamet"ler kopar, anında "irtica" hortlar ve "Bremen Mızıkacıları" anında höykürmeye başlar:
"Rejim elden gidiyor!"
İşin acayip ve garip tarafı;
Bu höykürmelerin sahipleri de; bir zamanlar "Moskova'ya" gitmeleri istenen "Komünistler" olur, iyi mi?!?
Gerçekten tuhaf bir ülkeyiz!
Şu hâle bakın; "Moskova'ya gitmeleri" istenen "komünist"ler gitmeyip Türkiye'de kaldılar ve bütün köşe başlarını tuttular... Şimdi, tam bir terör estiriyorlar!..
Onların karşısında olan "milliyetçi"ler ve "dindar"lar ise, bugün neredeyse "Moskova'ya gitmeye mahkûm!"
Adamlar; "Keser döner, sap döner, bir gün hesap döner" demekte gerçekten haklıymış!..
Alın işte; dün "Komünistler Moskova'ya" diye bağırırken; bugün, "tedavi" için de olsa, "Moskova'ya gitmek zorunda" kalan, biz olduk!..
Sadece "Moskova"ya mı?..
"Başörtüsü yasağı" ve "katsayı adaletsizliği" yüzünden Almanya'ya, Avusturya'ya, Amerika'ya, Kanada'ya ve Hollanda'ya gitmek zorunda kalan, dünyaya çil yavrusu gibi dağılan biz olduk!..
Uzun lâfın kısası;
"Türkiye düşmanı" oldukları için "Komünistler Moskova'ya" diye yıllarca biz bağırdık; ama sonunda "giden" biz olduk!..
Ne dersiniz;
"Müslümanlar Moskova'ya" diye bağırmanın, şimdi tam zamanı değil midir?..
Ama, hayır; bağırmayalım...
Neyimize lâzım, "Allah'ın işine" karışmayalım!..
Malûm;
"Hak şerleri hayreyler
Zannetme ki, gayreyler
Arif anı seyreyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler!"
Moskova'nın bile bu hâle geldiğini gördük ya; bakalım Cenab-ı Hak, daha neler gösterecek bize?..
Dileyelim ki, "güzellik"leri göstersin!..
----------------------------
CHP, nerede var ki?!?
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, önceki gece "İspanya dönüşü"nde Esenboğa Havaalanı'nda; "Başörtüsü sorununa çözüm için yeni anayasayı beklemeye gerek yok" demesi ve "çözüm isteyenleri" göreve davet etmesi, onun bu konuda "samimi ve istekli" olduğunu göstermeye yeterlidir!..
öyle görünüyor ki, Başbakan bu işin "sürüncemede kalmasını" istemiyor!.. İstiyor ki, bu sorun, bir an önce "tartışma gündemi"nden çıksın!..
çözüm girişimlerine, MHP de, "Biz de varız" dediğine göre, mesele bitmiş demektir!...
CHP, istediği kadar "biz yokuz" desin!..
AK Parti ve MHP'nin oyları, "sorunu çözmeye" yeterlidir.
Hem CHP, nerede "var" olmuş, "halkın yararı"na olan hangi konuda "çözüm"e yanaşmış ki, "örtü" konusunda da yanaşsın!..
Eğer, "başörtüsü sorununun çözümü" konusunda CHP de "varız" deseydi; şu anda iktidarda AK Parti değil, CHP olurdu!..
"çözümsüzlükte var, çözümde yok" olması değil midir CHP'yi "muhalefete müebbed mahkûm" eden?..
"çözüm"de yok olan, "iktidar"da da olamaz!..
Hasan KARAKAYA / VAKİT 18/01/2008
Böcek, içinde "yumurta"larının bulunduğu bok yumağını yuvarlamakla meşgulmüş...
Kendi kendine, "Allah bunu neden yaratmış? Ne lüzumu var? Bok yuvarlamaktan başka ne işe yarar ki!" demiş. Daha sonra bir hastalığa yakalanmış. Birçok yere başvurmasına rağmen, derdine çare bulamamış. En sonunda bir tabip kendisine; "bok böceğini ezip yemesini" tavsiye etmiş! Bu böceği tiksinerek yemiş ve iyileşmiş...
Yine bir gün gemi ile yolculuk yaparken, fırtına çıkmış. Gemi su almaya başlamış. Herkes bağırıyor, çağırıyor, yardım istiyor... Bu adam ise hiç kılını kıpırdatmıyor. Adama sormuşlar; "Yahu biz batıyoruz, sende hiç telaş yok! Neden bir şeyler söylemiyorsun" demişler.
Adam demiş ki;
"Ben Allah'ın işine karışmam! Bir kere karıştım, bana BOK BöCEĞİ yedirdi, O işini bilir!"
MOSKOVA DENİNCE AKLA GELENLER!
Peki durduk yerde bu hikâye de nereden çıktı?..
Hikâyenin nereden çıktığına geçmeden önce, kısa bir hatırlatma yapayım:
Malûm; "Rusya" veya "Moskova" denildiğinde, hemen herkesin aklına "komünizm" gelirdi!..
Ya da;
"Ayıdan post, Rus'tan dost olmaz" sözü!...
Biz yıllar boyu, Rusların "sıcak denizlere" yani "Akdeniz'e inme emelleri" bulunudğu korkusu ile büyütüldük!..
Bunun için de; "Rusya lehinde" söz sarfedenlerin karşısına, "Komünistler Moskova'ya" diyerek dikildik!..
Hatta Nazım Hikmet Moskova'ya kaçtığında Cumhuriyet gazetesi; birinci sayfadan onun fotoğrafını yayınlamış ve "kendisi Moskova'da olduğu için fotoğrafını yayınlıyoruz" deyip, eklemişti: "Tükürün!.. Bu adamın suratına tükürün!"Biz, "Rusya" ve "Komünizm" denildiğinde; "CHP'nin Ankara Valisi Nevzat Tandoğan'ın sözleri"ni de hatırlarız.
çünkü Nevzat Tandoğan;
“Bu ülkeye komünizm gelecekse, onu da biz getiririz!..” diyerek, "CHP'nin halka rağmenciliğini" pek güzel özetlemişti.
Hasılı kelâm; özellikle bizim gençliğimizde "Rusya" veya "Komünizm" denildiğinde hep "düşman" kavramı gelmiştir akıllara!..
İşte bu yüzden de;
"Solcu"ları "Türkiye düşmanı" görmüş ve onlara avazımız çıktığı kadar bağırmışızdır: "Komünistler Moskova'ya!..
MOSKOVA, ESKİ MOSKOVA DEĞİL!
Peki şimdi ne diyelim?
Tansu çiller'in deyimiyle, "Son komünist ülke Türkiye"de bütün "solcu"lar köşebaşlarını tutmuş ve habire "dindarlara baskı" yapıyorlarsa!... "Helâl-haram" demeden, insanlara her türlü yiyecek kakalanıyorsa!..
"İslâm'ın emri" olan başörtüsü "yasak" ise!..
Bir televizyon kanalının kameraları, hastane hastane dolaşıp, "başörtülü doktor ve hemşire avı"na çıkmışsa!.. "Başörtülü"ler de; onların karşısına dikilip "siz kim oluyorsunuz?" diye hesap sormak yerine, bir "suçluluk" duygusu içinde "köşe-bucak kaçmaya" çalışıyorsa!..
İnançları konusunda "hassasiyet" gösteren insanlar, "haremlik-selâmlık" uygulamakla suçlanıyorsa!..
Erkek doktora görünmek istemeyen kadın; "bu çağda bu kafa!" diye aşağılanıyorsa!..
Evet bu durumda ne diyelim?..
Şöyle desek mi acaba;
"Müslümanlar Moskova’ya!"
Nasıl, biraz garip kaçtı değil mi?..
Ama, şu an, kendimi "bok böceği" yemek zorunda kalan adama benzetiyorum!..
Hani, adam; "Ben bir kere Allah'ın işine karıştım, bok böceği yedim.. Bir daha Allah'ın işine karışmam" demiş ya; doğrusu "Rusya'daki gelişme"yi duyunca ben de aynısını dedim!..
Peki, Rusya'daki gelişme ne?..
Anadolu Ajansı'ndan önceki gün saat 17.03'te geçen haberi özetle aktarıyorum:
“Rusya'nın başkenti Moskova'da İslâmi kurallara uygun şekilde hizmet verecek bir hastane açıldı.
Rus Nezavisimaya gazetesinde yayımlanan habere göre, başkent Moskova'nın Volgagradski Prospekt bölgesinde açılan hastanenin cami veya herhangi bir İslâmi kuruma bağlı olmadığı, tamamen ticari amaçlarla hizmet vereceği belirtildi.
Haberde, hastanenin açılışına Rusya Müftüler Konseyi yetkililerinin de katılarak, sahiplerine “önemli” tavsiyelerde bulunduğu kaydedilerek, şöyle denildi:
‘Bilindiği üzere, İslâm dininde bazı özel şartlar var ve bunlar hastalığın tedavisi dahil, Müslümanların hayatlarını düzenlemektedir.
Buna göre, hastanede tedavi sırasında ispirto içeren ilaçlar kullanılmayacak.
Erkek hastaları erkek doktorlar, kadın hastalarıysa kadın doktorlar muayene edecek.
Hastanede ayrıca bir mescit ve helal yemeklerin hazırlandığı bir yemekhane bulunuyor.’
Müslüman ülkelerden Moskova'ya gelenlerin sayısının çok fazla olduğuna dikkat çekilen haberde, şunlar kaydedildi:
‘Hastanede, bu kişilerin dinlerine ve geleneklerine uygun olarak tedavi yapılacak. Hastane çalışanları, günde 50-70 kadar kişinin telefon ederek, hastanenin özellikleri ve yapılan tedavi hakkında bilgi talebinde bulunduğunu belirttiler.
Hastane personeli için dikkat edilen kıstaslar arasında da Arapça, Farsça ve İngilizce konuşmaları, Müslüman gelenekleri bilmeleri ve doğu ülkelerinde bir süre çalışmış olmaları bulunuyor. çalışanlar arasında hem Müslümanlar, hem de diğer dinlere mensup kişiler bulunuyor.’ ”
AYNI UYGULAMA TüRKİYE'DE OLSA!
Nasıl, şaşırdınız değil mi?.. İnanın, haberi okuyunca ben de şaşırdım.
Şu hâle bakın; hem de Rusya'nın başkenti Moskova'da "alkollü" olduğu için "ispirto" ihtiva eden ilaçlar kullanılmayacak!..
"Erkek hasta"ları erkek doktorlar, "kadın hasta"ları kadın doktorlar muayene edecek!..
Hastanede, bir de "mescid" bulunuyor!..
Dahası, "helâl yemek"lerin hazırlandığı bir yemekhane de var!..
Siz olsanız, şimdi demez misiniz;
"Haydi Müslümanlar Moskova'ya!"
Tamam, adamlar, bütün bunları "kara kaşımız, kara gözümüz" için yapmıyor!.. Elbette "paramız" için yapıyor!.. "Ticaret" için yapıyor!..
Peki ama, böyle bir hassasiyet Türkiye'de niye yok?.. Ne yani; Türkiye'deki hastalar, hastanelere "para" değil de "ıspanak yaprağı" mı veriyor?..
Böyle bir uygulama Türkiye'de başlasa var ya, anında "kızılca kıyamet"ler kopar, anında "irtica" hortlar ve "Bremen Mızıkacıları" anında höykürmeye başlar:
"Rejim elden gidiyor!"
İşin acayip ve garip tarafı;
Bu höykürmelerin sahipleri de; bir zamanlar "Moskova'ya" gitmeleri istenen "Komünistler" olur, iyi mi?!?
Gerçekten tuhaf bir ülkeyiz!
Şu hâle bakın; "Moskova'ya gitmeleri" istenen "komünist"ler gitmeyip Türkiye'de kaldılar ve bütün köşe başlarını tuttular... Şimdi, tam bir terör estiriyorlar!..
Onların karşısında olan "milliyetçi"ler ve "dindar"lar ise, bugün neredeyse "Moskova'ya gitmeye mahkûm!"
Adamlar; "Keser döner, sap döner, bir gün hesap döner" demekte gerçekten haklıymış!..
Alın işte; dün "Komünistler Moskova'ya" diye bağırırken; bugün, "tedavi" için de olsa, "Moskova'ya gitmek zorunda" kalan, biz olduk!..
Sadece "Moskova"ya mı?..
"Başörtüsü yasağı" ve "katsayı adaletsizliği" yüzünden Almanya'ya, Avusturya'ya, Amerika'ya, Kanada'ya ve Hollanda'ya gitmek zorunda kalan, dünyaya çil yavrusu gibi dağılan biz olduk!..
Uzun lâfın kısası;
"Türkiye düşmanı" oldukları için "Komünistler Moskova'ya" diye yıllarca biz bağırdık; ama sonunda "giden" biz olduk!..
Ne dersiniz;
"Müslümanlar Moskova'ya" diye bağırmanın, şimdi tam zamanı değil midir?..
Ama, hayır; bağırmayalım...
Neyimize lâzım, "Allah'ın işine" karışmayalım!..
Malûm;
"Hak şerleri hayreyler
Zannetme ki, gayreyler
Arif anı seyreyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler!"
Moskova'nın bile bu hâle geldiğini gördük ya; bakalım Cenab-ı Hak, daha neler gösterecek bize?..
Dileyelim ki, "güzellik"leri göstersin!..
----------------------------
CHP, nerede var ki?!?
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, önceki gece "İspanya dönüşü"nde Esenboğa Havaalanı'nda; "Başörtüsü sorununa çözüm için yeni anayasayı beklemeye gerek yok" demesi ve "çözüm isteyenleri" göreve davet etmesi, onun bu konuda "samimi ve istekli" olduğunu göstermeye yeterlidir!..
öyle görünüyor ki, Başbakan bu işin "sürüncemede kalmasını" istemiyor!.. İstiyor ki, bu sorun, bir an önce "tartışma gündemi"nden çıksın!..
çözüm girişimlerine, MHP de, "Biz de varız" dediğine göre, mesele bitmiş demektir!...
CHP, istediği kadar "biz yokuz" desin!..
AK Parti ve MHP'nin oyları, "sorunu çözmeye" yeterlidir.
Hem CHP, nerede "var" olmuş, "halkın yararı"na olan hangi konuda "çözüm"e yanaşmış ki, "örtü" konusunda da yanaşsın!..
Eğer, "başörtüsü sorununun çözümü" konusunda CHP de "varız" deseydi; şu anda iktidarda AK Parti değil, CHP olurdu!..
"çözümsüzlükte var, çözümde yok" olması değil midir CHP'yi "muhalefete müebbed mahkûm" eden?..
"çözüm"de yok olan, "iktidar"da da olamaz!..
Hasan KARAKAYA / VAKİT 18/01/2008