fatih kısaparmak balon baskılı balon Dünya hayatı dedikleri... - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dünya hayatı dedikleri...


ÜMİT-AK
12-30-2008, 17:26
Mustafa YAZGAN Dünya hayatı dedikleri...

Bütün insanlarım müşterek kader muhiti ”Dünya” dır. Hava, su, gıda, toprak kullanımındaki ayniyet (eşitlik ve benzerlik) gibi aynı dünya da yaşamakta olduğumuzun ilahi ve kesin kader hükmünü beraberce yaşıyoruz.

Ezeldeki zamansızlık ve mekansızlık iklimlerinden ruhi bir cevher ışıltısında, bu dünyaya yansıdık, indik, geldik, gördük, yaşıyoruz.

Akıllı, şuurlu, ruh ve beden sıhhati içindeki bir insan, “Dünya hayatını” nı en mükemmel şekilde algılayan, yorumlayan, değerlendiren kişi olmalıdır.

“Dünya hayatını” nı yaşarken, bu ilahi dekorun içinde, güneşlerin batışını, dolunayların hilale dönüşünü, mevsimlerden biri girerken (doğarken) öbürünün çıktığını (öldüğünü), yaprakların sararıp döküldüğünü, toprakların nice bedenleri ağuşuna (kucağına-koynuna) aldığını, gelenlerin gittiğini, konanların göçtüğünü:

− Küllü men aleyha fan… (Yeryüzünde bulunan her canlı, fanidir, sonludur, ölecektir) (Kuran: Er Rahman: 26) sırriyle anlatmıştır akil kişi…

Beşer aklının son noktasında, “Akıl-ı külli” ye sınır taşı olan Rasülullah (a.s.s.)’ın “Dünya hayatı” nı tasvir edişindeki güzellik, yakıcılık, tevazu, istiğna, (kanaat ve doygunluk) harika’dır. Buyuruyorlar ki:

− Ben, uçsuz bucaksız bir çöl yolculuğunda, sıcakta, bir ağacın altında, ağaç gölgesinde bir müddet dinlenen yolcu gibiyim…

Evet… “Dünya hayatı” bir gölgeliktir. Gerçek akıllılık, bu bir müddetlik gölgeliğe kapılmadan, menzil-i maksud’u (varılmak, erişilmek istenen hedefi, son noktayı) unutmadan, gölgeliğin hakkını verip, ebedileşmektir.

Hasan Basri Çantay hoca (merhum) Kur’an-ı Hakim ve Meal-i Keriym isimli eserinin 3 üncü cild , 1010’uncu sayfasında “Dünya” kelimesini şu not’la izah ediyor:

− Dünya “Dünüvv= Yakınlık” dan gelen “Edna= Çok yakın”ın müennesidir. Öyle denilmesi, mukabili olan ahirete nispetle, çok yakın olmasındandır.

Bu not’a temel teşkil eden ayet ise şudur:

− Bilin ki (ahiret kazancına yer vermeyen) dünya hayatı, ancak bir oyundur, bir eğlencedir, bir süstür, aranızda bir öğünüştür. Mallarda ve evladlarda bir çoğalıştır. Dünya hayatı (n dan faidelenmek) bir aldanış faidesinden başka (bir şey) değildir (Kur’an El Hadid:20)

Bu manayı tahkim ve takviye eden (sağlamlaştıran) bir başka ayet de (Kur’an El En’am: 32) Buyruluyor:

− “Dünya hayatı” , bir oyundan, bir oyalanmadan başka bir şey değildir…

Hazret-i Ali (r.a.) (k.v.) ye sormuşlar:
− Dünya nedir?
− SENİ MEVLA’DAN ALI KOYAN HERŞEY’DİR… buyurmuş.

Burada, çok ince ve çok hassas bir aman güzelliği var. Dikkat edersek, derin hikmetler, ni’metler ve hizmetler için yaratılmış bulunan dünya’nın “gölgeliği” ne oyalayıcılığı, imtihan alanı oluşu, aldatıcılığı ve geçiciliği vurgulanıyor bu ikazda…

… Ve bu manayı ve hikmeti işaret eden şu üç ayetle:
− Yaa! Sizi ancak boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız? (Kur’an El Mü’minun: 115)

− O göğü, o yeri ve bunların arasında bulunun şey’leri boşuna yaratmadık… Bu o küfredenlerin zannıdır. (Kur’an- Saad:27)

− Allah’ın sana verdiği (maldan harcamayıp) ahiret yurdunu ara. Dünya’dan nasibini de unutma!.. (Kur’an El Kasas: 77)
İslam müthiş güzellikte bir “Denge” dinidir. İfrat ve tefritten uzak bir “Ölçü” ve “Nizam” dinidir. Hayattır… Hayatın ta kendisidir.

O halde, beşeriyetin kader muhiti olan şu en mükemmel, en asil, en nezih,”Dünya hayatı” nı yansıtması gereken yeryüzünde beşeriyet niçin bedbaht? İnsanlık, niçin mutsuz? Çağ, niçin “vahşet” çağını yaşıyor?

Çünkü hayatın ta kendisi olan “İslam”ı hayatımızdan soyutladığımız (tecrit etiğimiz) için, hayat paramparça oldu… “Denge”ler alt üst… “Ölçüler” müflis… “Nizam” tepe taklak.

− İki günü birbirine denk geçen ziyandadır…
− Sizin en hayırlınız, dünyası için ahiretini, ahireti için ise dünyasını terk etmeyen ve insanların sırtına yük olmayandır…

− Dünya ahiretin tarlasıdır… buyuran Rasüller Rasülü (s.a.s.) in geçmiş ve gelecek zamanları kuşatan, dolduran, aydınlatan sözleri, “Dünya hayat”ımıza yeniden, en güzel anlamda rehber kılınmadıkça, bu bedbahtlık büyüyecek, bu mutsuzluklar cinnete dönüşecek, bu “vahşet” çığırı, topyekün bir felaket “şoku” ile paramparça olacaktır.

Bu günkü yazımı yine ruhumuzu zelzelelerle sarsan ve tekrar tekrar okuyup, çok düşünmenizi rica edeceğim bir hadis’le bitiriyorum:

− SİZLER, DÜNYA’DA NASIL YAŞIYORSANIZ, ÖYLECE DÜRÜLÜRSÜNÜZ. NASIL ÖLDÜRÜLÜRSENİZ, ÖYLECE DİRİLTİRİLİRSİNİZ!..