fatih kısaparmak balon baskılı balon DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI


ümitli_bekleyis
02-06-2008, 04:53
Bazen haksızlık, sınırları o kadar zorlar ki sükût etmek zorunda kalırsınız.

Çünkü karşı tarafın sizi dinlemeye tahammülü yoktur. Üstelik aklıselimin yerini öfke almıştır.

Bu nedenle insanlar, derin bir sessizliğe gömülür; hatta meseleyi "Allah'a havale ederek" bir çeşit protestoda bulunur. Çünkü insaf hudutları yıkılmıştır artık. "En güzel cevap susmaktır" der, kendi işinize bakarsınız. Bu milletin sessiz çığlığını anlamayan, aslında bu halet-i ruhiyeyi anlayamıyor. Vatandaş, susarak konuşuyor. Bu beliğ hitabı duymayan, halkın davranış biçimleri karşısında şaşırıp kalıyor.

Öteden beri hep böyle oldu. Halk, kendisine zorla telkin edilen düşüncelere boyun eğmedi. Onun bu sessiz direnişi kimi zaman korkaklığına hamledildi. Yanlış. Buna feraset derdi, basiret derdi eskiler. Öyle dönemler oldu ki insanımız gözyaşlarını yavrularından gizledi; tâ ki tertemiz yüreklerinde intikam zakkumu filizlenmesin. "Bu da geçer ya hu!" deyip sabretti. Fitne çıkarmayı, cinayetlerin en büyüğü sayan Anadolu insanının kendine özgü direniş metotlarından biriydi bu. Evlatlarını bir kıyamet yangını içinde gördü bu insanlar, o yüzden kâh imam hatiplere koştu, kâh Kur'an kurslarına. Şimdi adam çıkmış televizyonlara diyor ki; "Kardeşim kız çocuğu bu okulda okuyup da imam mı olacak?" Bu soruyu ancak halktan kopuk yaşayan biri sorabilir. Vatandaşın umurunda değil kızının imam olması, müezzin olması. O, çocuğunu "cehennem ateşinden sakındırmak" için çırpındı, çırpınıyor, çırpınacak. Bulduğu çözümler doğrudur ya da yanlıştır; bunun tartışması başka bir konu. Aslolan, bu hissiyatı anlamak; en azından anlamaya gayret etmek. İnsanlar çocuklarına sahip çıkmak, onları "vatana millete faydalı yetiştirmek" istiyor. Bu saffet ve iffet duygusunu anlamadan yapılan her tahlil yanlıştır, tepeden bakıştır, yaralayıcıdır. Sen kâh Kur'an kursunu diline dolayacaksın kâh gencecik çocukların namaz kılmasını. Bir yandan kimlik erozyonları yaşanacak ve sen dut yemiş bülbül gibi lâl kesileceksin; diğer yandan vatandaşın "iyi insan yetiştirme" gayretini yerden yere vuracaksın. Bir taraftan "Kızlarınızı okula gönderin" diye teşvik edeceksin, öbür yandan "Üniversiteye başınız kapalı giremezsiniz" diye kükreyip demir perde öreceksin. Vatandaşın gönlü razı değil bunlara. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir halkın gönlü de razı olmaz bu tip yasaklara. Fildişi kulelerde "Canım bu yaşta çocuk Kur'an mı öğrenirmiş?" deyip atıp tutarsın; ancak ma'şeri vicdanın nasıl yaralandığını anlayamazsın. Belki de bu yüzden iyi niyetli talepleri bile irtica sanır; sonra buna gösterdiğin anlamsız tepki yüzünden sakil durumlara düşersin.

Başörtüsü meselesine bir kerecik olsun "içerden bakış" yapamadan yazarlık hayatını sona erdirecek insanlar var. Bir kerecik! N'olurdu bir defaya mahsus da olsa bu insanların samimi bir duyguyla (siyaset dışı bir mülahazayla) örtünmek istediklerini düşünebilselerdi. Onlarca yıldır süren mağduriyeti bir an-ı seyyale içinde yüreklerinde hissetselerdi, problem bu kadar devasa bir inatlaşmaya dönüşmeyecekti. "Başı açık öğrencilerin duygularını anlayın" deniyor. El hak doğrudur. O çocukları anlamak, milletçe anlaşmak demektir. Burada dikkat çeken, empati kültüründen bir kırıntı bile devşirmemiş insanların varlığı. Onlar bir de kalkıp ötekini anlama edebiyatı yapınca vicdanlar sızlıyor. Samimi olmak, karşıdakini anlamak için çırpınmaktır. Samimi aydın, samimi demokrat, samimi dindar, samimi vatansever... "Öteki"ni düşman gören insandan ne aydın olur, ne demokrat, ne dindar, ne vatansever...

Cehlin maskesi, kalabalığın arasına karışıp ezberlenmiş sloganlara sığınmaktır. Toplumun sezgisi bilgisinden ötedir. Şimdi o sezgi, "Yeter kavga istemiyorum" diye haykırıyor. Bu sessiz çığlık bütün kampüslerde, lojmanlarda, camilerde, kışlalarda, medya plazalarda duyulmak zorundadır. Toplumun her katmanından yükselen iyi niyetli temennilere kulak vermeden "milli birlik ve beraberlik" şarkılarını gürül gürül söylemek mümkün değil!..


EKREM DUMANLI

CeVHeR
02-06-2008, 18:49
Başörtüsü meselesine bir kerecik olsun "içerden bakış" yapamadan yazarlık hayatını sona erdirecek insanlar var. Bir kerecik! N'olurdu bir defaya mahsus da olsa bu insanların samimi bir duyguyla (siyaset dışı bir mülahazayla) örtünmek istediklerini düşünebilselerdi. Onlarca yıldır süren mağduriyeti bir an-ı seyyale içinde yüreklerinde hissetselerdi, problem bu kadar devasa bir inatlaşmaya dönüşmeyecekti.

Bunlar da duygu, samimiyet ne arar. Yürekleri taşlaşmış.
İstedikleri kadar inat etsinler, bu sessiz çığlığı duyan ve birşeyler yapmak için çırpınan insanlar var. Allahın izniyle de istediklerimiz birbir yerine gelecek. Sabır...
Teşekkürler Eda...

Neşe
02-06-2008, 18:58
gerçekten haklısınız bu nsanların yürekleri taşlaşmış ama inşallah allahın izniyle bunun da üstesinde gelip yüreklerini yumuşatmaya çalışcaz.

ümitli_bekleyis
02-08-2008, 01:41
Başörtüsü meselesine bir kerecik olsun "içerden bakış" yapamadan yazarlık hayatını sona erdirecek insanlar var. Bir kerecik! N'olurdu bir defaya mahsus da olsa bu insanların samimi bir duyguyla (siyaset dışı bir mülahazayla) örtünmek istediklerini düşünebilselerdi. Onlarca yıldır süren mağduriyeti bir an-ı seyyale içinde yüreklerinde hissetselerdi, problem bu kadar devasa bir inatlaşmaya dönüşmeyecekti.

Bunlar da duygu, samimiyet ne arar. Yürekleri taşlaşmış.
İstedikleri kadar inat etsinler, bu sessiz çığlığı duyan ve birşeyler yapmak için çırpınan insanlar var. Allahın izniyle de istediklerimiz birbir yerine gelecek. Sabır...
Teşekkürler Eda...


Rica ederim...