fatih kısaparmak balon baskılı balon ERMENİ KRİZİNDEN SONRA İLİŞKİLER NEREYE GİDİYOR? - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ERMENİ KRİZİNDEN SONRA İLİŞKİLER NEREYE GİDİYOR?


selahattin_ay
10-06-2007, 21:52
Helsinki'de açılan üyelik ufkundan sonra, Türkiye'nin AB'ye entegrasyonu konusu kapsamlı ve hedefi belli bir yola girdikten sonra, bu süreci baltalama çabalarında artış gözleniyor. Önce Yunanistan, ardından Almanya ve şimdi de bir başka lokomotif ülke Fransa'nın Türkiye'yi dışlamadan AB sınırları dışında tutmak için sözde Ermeni soykırımı konusunu temcit pilavı gibi ısıtıp, gündeme getirdiği ve Avrupa Parlamentosu'nun 80'li yılların ortasında tanıdığı soykırımını ilk kez yasalaştırma yoluna gittiği öne sürülüyor. Ne zaman Türkiye AB'ye bir adım yaklaşsa bir gün Atina, bir gün insan hakları ve demokrasi veya Kıbrıs'ı öne sürüp uzaklaştırma yoluna gidenler bugün de Türkiye'nin duyarlı olduğu Ermeni konusunu yeniden kullanmaya ve AB'yi reddeden taraf olarak Ankara'yı göstermeye çabalıyorlar. Ermeni konusunun yeniden gündeme getirilmesiyle Türkiye'yi üyeliğe taşıyacak katılım ortaklığı belgesine işlerlik kazandırma çabalarının paralellik taşıması bir tesadüf değil. Brüksel'deki siyasi gözlemcilere göre Fransa ve diğer AB üyesi ülkelerin bu duyarlı konuyu gündeme getirmelerinin tek bir sebebi var o da adaylık sürecini daha başlamadan dinamitlemek. Zira Türkiye'nin ulusal programını açıklamasıyla birlikte işin asıl ciddi ve geriye dönüşü olmayan sürecine girilmiş olunacağına dikkat çeken diplomatik çevreler şu görüşü sergiliyorlar: "Avrupa Parlamentosu bütçe ve genişleme üzerindeki yetkisini kullanarak şubat ayında Türkiye için katılım ortaklığı belgesini onaylayacak ve görüş bildirecek. Önümüzdeki hafta Avrupa Parlamentosu dışişleri komiysonu adaylık sürecini donatacak malî işbirliğiyle ilgili çerçeve anlaşma üzerine mütalaada bulunacak. Ardından da Avrupa Birliği bakanlar konseyinin katılım ortaklığı sürecini resmen başlatması gerekiyor. Bu arada Türkiye Ulusal Programına son şeklini verdikten sonra Brüksel'e iletecek. Bu süreçte Türkiye hızlı adımlar attığı takdirde en kısa zamanda Avrupa Birliği ile üyelik müzakereleri masasına oturma imkânına sahip. İşte bu ciddi süreci başlatmak istemeyen ve Türkiye'yi hiçbir zaman Avrupa ailesinin bir ferdi olarak görmek istemeyenler bu kez de Fransa'yı kullanacaklar. Zira ikili ilişkilerin bozulduğu ve kriz ortamına girdiği bir sırada Avrupa Birliği içinde Fransız hükümetinin Türkiye yanlısı bir politika izlemesi imkânsız. Avrupa Birliği'ndeki Türkiye karşıtları ERmeni yasası ile bir taşla iki kuş vurmuş oluyorlar. Hem Türkiye ile adaylık sürecini soğutmuş ve ertelemiş hem de Avrupa Güvenlik ve Savunma sisteminden dışlamış olacaklar."

Fransa'yı asıl rahatsız eden olay ise Türkiye'nin Nato'da Paris'e kafa tutması ve Fransız emellerinin gerçekleşmesine set çekmesi oldu. Paris hükümeti de Avrupa Birliği'nde oynanan oyunu tekrarladı. Yani hükümetler bazında söylenemeyen ve yapılamayanları Avrupa Parlamentosu'nda gündeme getirip karara dönüştürenler gibi Paris de kendi ulusal parlamentosunu öne sürdü. "Kusura bakmayın biz parlamenterleri kontrol etme yetkisine sahip değiliz" bahanesinin arkasına sığındı. Oysa o Avrupa Parlementosu'nda olduğu gibi milli meclislerde de yine hükümetlerde yer alan partilerin Türkiye aleyhindeki kararlara imza attıkları unutulmuyor. Aralık ayında Nato'da Türkiye Fransa'ya kafa tutmasaydı ve silah ihalelerini Paris'e verseydi bugün durum farklı olacaktı. Fransa aynı taşla bir başka kuşu daha vurmuş oluyor. Kafkaslarda ve Orta-Doğu'da nüfuzunu arttırma yoluna gidiyor. Hem ABD hem de Almanya karşısındaki dengesini pekiştirmek istiyor.
KAYNAK : VAKUR KAYA – TÜRKİYE GAZETESİ