ceyhanli
01-07-2008, 21:48
Eve ekmek getirmek
Genç evli çift, iki göz odalı evlerinin mutfağını iptal edip, raf, çekmece ve dolaplara elbise, kazak, tişört, ayakkabı doldurmuş. Fotoğrafını gördüm. “Sabah kalkar kalkmaz işe koşuyor, geç vakit eve gelip yatıyoruz. Mutfakta geçirecek vaktimiz yok” demişler. Sanki otelde yaşıyorlar.
Her ev, sahibinin gözünde bir bakıma “nohut oda, bakla sofa”dır. Küçüğü de yetmez, büyüğü de...
Evlerde salon sosyalleşme, gösteriş, statü, tüketim içinse, yatak odası istirahat ve mahremiyet içindir. Banyo sağlık ve kişisel bakıma, oturma odası ise magazin, popüler kültür ve dedikoduya ayrılır. Mutfak hem bir üretim, hem de bir tüketim mekânıdır.
Mutfaksız ev, otel odasına benzer. Mutfak evin temelidir, bacasını tüttürür. Evin bereketi mutfaktadır. Mutfak, işin de aşın da aynasıdır.
Dünyada 200 ülkede 7 milyara yakın insan yaşıyor. Hepsi de evlerine ekmek götürme ve bunu nesiller boyunca garantiye alma telaşında. Dünyada yılda 50 trilyon dolarlık mal ve hizmet üretiliyor. Bunun üç çeyreği Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Doğu Asya’da üretiliyor. Nüfusun dörtte üçü ise, geri kalan çeyreği üretiyor.
Dünya bir büyük pazar yeri. Bu pazarda üç tür insan var: Tasarlayanlar (nüfusun yüzde biri), Üretenler (yüzde dokuzu), Çalışanlar (dünya nüfusunun yüzde doksanı). Ülkelerin rekabetine kafa yoran Michael Porter’a göre, dünyadaki toplam kazancın yüzde 10’u çalışanlara, yüzde 20’si üretenlere, yüzde 70’i ise tasarlayanlara pay ediliyormuş.
İster başkasına çalışın hizmetçi olun, ister üretin fasonculuk yapın, isterse tasarlayın, akıl satın, ama eve ekmek getirmeyi ihmal etmeyin. Ülke de evler gibi. Yatakta fazla yatıp, emeklilikle yetinmeyin. Salonda gösterişe boğulmayın. Oturma odasında içe kapanıp kalmayın. Eve ekmek getirin. Mutfağı canlandırın.
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, ihracatçı firma sayısının 45 bini aştığını, bu sayıyı 100 bine çıkarmayı hedeflediklerini söylemiş. Beş yıl öncenin 1.70’inden bugün gelinen 1.15’lik dolar kuruna rağmen, sayıları 31 binden 45 binine ulaşan bu ihracatçılar âdeta evlerimizin mutfağı. Başımızın tacıdırlar.
Hemen her ilimizden çıkan, aralarına her gün yenileri eklenen ihracatçı firmalarımızın sayıları da ciroları da bol olsun.
İnşallah tez zamanda, daha aklı başında; müşteri, pazar ve ülke odaklı stratejilerle çalışmayı da öğrenirler. Evde ve ülkede huzur ve mutluluk bunların dışarıdan getirecekleri katma değerlere bağlı.
Eve ekmek getirenle, önünü kesenleri bir tutmamayı bir becerebilsek, ah becerebilsek...
(Pazarola, pazartesi günleri yayınlanır.)
Pazarola
İsmail Kaya
Genç evli çift, iki göz odalı evlerinin mutfağını iptal edip, raf, çekmece ve dolaplara elbise, kazak, tişört, ayakkabı doldurmuş. Fotoğrafını gördüm. “Sabah kalkar kalkmaz işe koşuyor, geç vakit eve gelip yatıyoruz. Mutfakta geçirecek vaktimiz yok” demişler. Sanki otelde yaşıyorlar.
Her ev, sahibinin gözünde bir bakıma “nohut oda, bakla sofa”dır. Küçüğü de yetmez, büyüğü de...
Evlerde salon sosyalleşme, gösteriş, statü, tüketim içinse, yatak odası istirahat ve mahremiyet içindir. Banyo sağlık ve kişisel bakıma, oturma odası ise magazin, popüler kültür ve dedikoduya ayrılır. Mutfak hem bir üretim, hem de bir tüketim mekânıdır.
Mutfaksız ev, otel odasına benzer. Mutfak evin temelidir, bacasını tüttürür. Evin bereketi mutfaktadır. Mutfak, işin de aşın da aynasıdır.
Dünyada 200 ülkede 7 milyara yakın insan yaşıyor. Hepsi de evlerine ekmek götürme ve bunu nesiller boyunca garantiye alma telaşında. Dünyada yılda 50 trilyon dolarlık mal ve hizmet üretiliyor. Bunun üç çeyreği Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Doğu Asya’da üretiliyor. Nüfusun dörtte üçü ise, geri kalan çeyreği üretiyor.
Dünya bir büyük pazar yeri. Bu pazarda üç tür insan var: Tasarlayanlar (nüfusun yüzde biri), Üretenler (yüzde dokuzu), Çalışanlar (dünya nüfusunun yüzde doksanı). Ülkelerin rekabetine kafa yoran Michael Porter’a göre, dünyadaki toplam kazancın yüzde 10’u çalışanlara, yüzde 20’si üretenlere, yüzde 70’i ise tasarlayanlara pay ediliyormuş.
İster başkasına çalışın hizmetçi olun, ister üretin fasonculuk yapın, isterse tasarlayın, akıl satın, ama eve ekmek getirmeyi ihmal etmeyin. Ülke de evler gibi. Yatakta fazla yatıp, emeklilikle yetinmeyin. Salonda gösterişe boğulmayın. Oturma odasında içe kapanıp kalmayın. Eve ekmek getirin. Mutfağı canlandırın.
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, ihracatçı firma sayısının 45 bini aştığını, bu sayıyı 100 bine çıkarmayı hedeflediklerini söylemiş. Beş yıl öncenin 1.70’inden bugün gelinen 1.15’lik dolar kuruna rağmen, sayıları 31 binden 45 binine ulaşan bu ihracatçılar âdeta evlerimizin mutfağı. Başımızın tacıdırlar.
Hemen her ilimizden çıkan, aralarına her gün yenileri eklenen ihracatçı firmalarımızın sayıları da ciroları da bol olsun.
İnşallah tez zamanda, daha aklı başında; müşteri, pazar ve ülke odaklı stratejilerle çalışmayı da öğrenirler. Evde ve ülkede huzur ve mutluluk bunların dışarıdan getirecekleri katma değerlere bağlı.
Eve ekmek getirenle, önünü kesenleri bir tutmamayı bir becerebilsek, ah becerebilsek...
(Pazarola, pazartesi günleri yayınlanır.)
Pazarola
İsmail Kaya