Üç mevsim
10-24-2008, 02:59
http://www.habervaktim.com/y/resim242_1.jpg
Arzu Erdoğral
Evvel zaman içinde, Meclisin üstünde hiçbir organ yoktu…
Başbakan Erdoğan, Ocak 2008’de İspanya’ya bir ziyaret gerçekleştirmişti.
Bu ziyaret sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan,konu
üniversitelerdeki başörtüsü yasağına gelince, başörtüsünün dinin bir gereği olarak takıldığını ancak birilerinin bu gerçeğe rağmen, başörtüsü takma gerekçesine ”siyasi simge” dediğini anlatmıştı.
Bunun üzerine; ”Bir siyasi simge olarak taktığını düşünün. Bir siyasi simge olarak takmayı da suç kabul edebilir misiniz? Simgelere yasak getirebilir misiniz’ diye bir soru sormuş ve biz bu sorunu özgürlükler bağlamında en kısa zamanda çözeceğiz demişti.
Başbakan Erdoğan, ‘Anayasa ile mi bunu çözeceksiniz’’ sorusunu da yanıtlamış ve ‘’İdeal anlamda kanunla zaten çözülmüştü. Kanunda burada kilitlenme veya yasak yok. Kanun önünü açıyor’’ cevabını vermişti.
Açıklamasının devamında ise Anayasa Mahkemesi’nin bir yorumu ile ‘bu işin engellendiğini’’ anlatarak şöyle demişti;
“AİHM’in burada hükümete inisiyatif tanıyan yine bir yorumu vardı. Bunun üzerinden de, ülkemizde ağırlıklı olarak medya bir çorap örmeye çalıştı. O çorabı hala örmeye gayret ediyor. Şu anda Anayasa içinde bunun çözümü bizim arzumuzdur. Ama öyle çözelim ki bu herhangi bir gerginliğe de zemin hazırlamasın. Onun için bunun müzakeresini geniş tutuyoruz. Yani bütün siyasi partilerde, parlamentoda en geniş manada çözelim, çünkü,demokrasilerde çare tükenmez”….
………………………
Tabii,bu açıklamaların ardından ,halkın düşmanı olan bazı partiler daha Başbakan Erdoğan yurda dönmeden tartışmaları başlatmıştı.
Şimdiler de Ergenekon’un avukatlığını yapan bazı kişiler de, Başbakan’ın sözünü çarpıtarak,”Erdoğan başörtüsü siyasi simge diyor”
bile demişlerdi…
…………………
Yoğun tartışmaların yaşandığı bu süreçte, AK Parti ile MHP mutabakat sağlamış,bunun üzerine yasağın kalması için birlikte Anayasa değişiklik teklifi vermişlerdi.
TBMM’de 547 milletvekilinin 411’inin oyu ile AKP, MHP ve DTP’in uzlaşması ile yasa değişikliği kabul edilmişti…
Tabii CHP yine boş durmayarak,Anayasa Mahkemesi’nin yolunu tutmuştu…
Sevinç yarıda kalmış, yine CHP’nin istediği olmuştu…
…………………
İşte o günden sonra mahkemenin gerekçeli kararını bekliyorduk…
Acaba hangi gerekçeler ile yasak devam ediyordu…?
Merakımız yerini, büyük bir tepkiye bıraktı. Çünkü; hukukçulardan,STK temsilcilerine kadar, herkes kararın hukuki değil, siyasi olduğunu belirtti.
Karar, CHP’lilerin ‘demokratik uzlaşma yolları dışlandı, dayatma yapıldı’ iddialarına dayandırıldı…
Anayasa Mahkemesi,böylelik ile millet adına karar veren TBMM’nin haklarını da gasp etti.
Kuvvetler ayrılığının gereğini yerine getiren ve çoğunluğa uymayan Anayasa Mahkeme’si Başkanı Haşim Kılıç ve üye Sacit Adalı ise her zaman ki gibi birlerine hukuk dersi verdi…
Bu işte tek mutlu olan ise kuşkusuz CHP’ydi…
MHP ise kararı eleştirerek, anayasayı değiştirmeyi önerdi.Ancak bu konuda ne kadar samimi onu zaman gösterecek.
………………
Netice itibari ile, bu vatanın evlatları terör örgütünden bile daha tehlikeli
görüldü, geriye ise yine bir yığın soru işareti kaldı….
………………………
Bu karar ile Anayasa Mahkemesi iktidarın yerine mi geçti?
Mahkeme, yetkisi bulunmadığı halde hukuku zorlayarak,Anayasa değişikliklerini esastan mı inceledi?
Anayasa Mahkemesi, Anayasa'dan almayan bir yetki kullanamayacağı halde,uyması gereken kurallardan istisna mı edildi?
Ulusa karşı sorumluluk bilinci içinde görev yapmak zorunda olan Anayasa Mahkemesi,bu karar ile hukuk devleti ilkesini yerini getirebildi mi?
Çoğunluk görüşü, Anayasa'nın gelecek kuşakların sorunlarına cevap verme olanağını ortadan mı kaldırdı?
Değiştirilemez hükümleri işlevsiz hale getiren asıl kim oldu?
Artık hiçbir anayasa değişikliği yapılamayacak mı?
………………………..
Evet, insanın zihninde bunlar gibi bir çok soru, cevabı bilindiği halde hiçbir şey ifade etmiyor…
Nitekim; bu saatten sonra, bu karara göre anayasa yapmayı bırakın,en küçük bir değişiklik bile yapılamaz…
Aslında bu kadar uğraşmaya da gerek yok
Oldu olacak Meclis’i de kaldıralım…
Nasıl olsa,millet adına karar veren birileri var…!
Habervaktim
24 Ekim 2008
Arzu Erdoğral
Evvel zaman içinde, Meclisin üstünde hiçbir organ yoktu…
Başbakan Erdoğan, Ocak 2008’de İspanya’ya bir ziyaret gerçekleştirmişti.
Bu ziyaret sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan,konu
üniversitelerdeki başörtüsü yasağına gelince, başörtüsünün dinin bir gereği olarak takıldığını ancak birilerinin bu gerçeğe rağmen, başörtüsü takma gerekçesine ”siyasi simge” dediğini anlatmıştı.
Bunun üzerine; ”Bir siyasi simge olarak taktığını düşünün. Bir siyasi simge olarak takmayı da suç kabul edebilir misiniz? Simgelere yasak getirebilir misiniz’ diye bir soru sormuş ve biz bu sorunu özgürlükler bağlamında en kısa zamanda çözeceğiz demişti.
Başbakan Erdoğan, ‘Anayasa ile mi bunu çözeceksiniz’’ sorusunu da yanıtlamış ve ‘’İdeal anlamda kanunla zaten çözülmüştü. Kanunda burada kilitlenme veya yasak yok. Kanun önünü açıyor’’ cevabını vermişti.
Açıklamasının devamında ise Anayasa Mahkemesi’nin bir yorumu ile ‘bu işin engellendiğini’’ anlatarak şöyle demişti;
“AİHM’in burada hükümete inisiyatif tanıyan yine bir yorumu vardı. Bunun üzerinden de, ülkemizde ağırlıklı olarak medya bir çorap örmeye çalıştı. O çorabı hala örmeye gayret ediyor. Şu anda Anayasa içinde bunun çözümü bizim arzumuzdur. Ama öyle çözelim ki bu herhangi bir gerginliğe de zemin hazırlamasın. Onun için bunun müzakeresini geniş tutuyoruz. Yani bütün siyasi partilerde, parlamentoda en geniş manada çözelim, çünkü,demokrasilerde çare tükenmez”….
………………………
Tabii,bu açıklamaların ardından ,halkın düşmanı olan bazı partiler daha Başbakan Erdoğan yurda dönmeden tartışmaları başlatmıştı.
Şimdiler de Ergenekon’un avukatlığını yapan bazı kişiler de, Başbakan’ın sözünü çarpıtarak,”Erdoğan başörtüsü siyasi simge diyor”
bile demişlerdi…
…………………
Yoğun tartışmaların yaşandığı bu süreçte, AK Parti ile MHP mutabakat sağlamış,bunun üzerine yasağın kalması için birlikte Anayasa değişiklik teklifi vermişlerdi.
TBMM’de 547 milletvekilinin 411’inin oyu ile AKP, MHP ve DTP’in uzlaşması ile yasa değişikliği kabul edilmişti…
Tabii CHP yine boş durmayarak,Anayasa Mahkemesi’nin yolunu tutmuştu…
Sevinç yarıda kalmış, yine CHP’nin istediği olmuştu…
…………………
İşte o günden sonra mahkemenin gerekçeli kararını bekliyorduk…
Acaba hangi gerekçeler ile yasak devam ediyordu…?
Merakımız yerini, büyük bir tepkiye bıraktı. Çünkü; hukukçulardan,STK temsilcilerine kadar, herkes kararın hukuki değil, siyasi olduğunu belirtti.
Karar, CHP’lilerin ‘demokratik uzlaşma yolları dışlandı, dayatma yapıldı’ iddialarına dayandırıldı…
Anayasa Mahkemesi,böylelik ile millet adına karar veren TBMM’nin haklarını da gasp etti.
Kuvvetler ayrılığının gereğini yerine getiren ve çoğunluğa uymayan Anayasa Mahkeme’si Başkanı Haşim Kılıç ve üye Sacit Adalı ise her zaman ki gibi birlerine hukuk dersi verdi…
Bu işte tek mutlu olan ise kuşkusuz CHP’ydi…
MHP ise kararı eleştirerek, anayasayı değiştirmeyi önerdi.Ancak bu konuda ne kadar samimi onu zaman gösterecek.
………………
Netice itibari ile, bu vatanın evlatları terör örgütünden bile daha tehlikeli
görüldü, geriye ise yine bir yığın soru işareti kaldı….
………………………
Bu karar ile Anayasa Mahkemesi iktidarın yerine mi geçti?
Mahkeme, yetkisi bulunmadığı halde hukuku zorlayarak,Anayasa değişikliklerini esastan mı inceledi?
Anayasa Mahkemesi, Anayasa'dan almayan bir yetki kullanamayacağı halde,uyması gereken kurallardan istisna mı edildi?
Ulusa karşı sorumluluk bilinci içinde görev yapmak zorunda olan Anayasa Mahkemesi,bu karar ile hukuk devleti ilkesini yerini getirebildi mi?
Çoğunluk görüşü, Anayasa'nın gelecek kuşakların sorunlarına cevap verme olanağını ortadan mı kaldırdı?
Değiştirilemez hükümleri işlevsiz hale getiren asıl kim oldu?
Artık hiçbir anayasa değişikliği yapılamayacak mı?
………………………..
Evet, insanın zihninde bunlar gibi bir çok soru, cevabı bilindiği halde hiçbir şey ifade etmiyor…
Nitekim; bu saatten sonra, bu karara göre anayasa yapmayı bırakın,en küçük bir değişiklik bile yapılamaz…
Aslında bu kadar uğraşmaya da gerek yok
Oldu olacak Meclis’i de kaldıralım…
Nasıl olsa,millet adına karar veren birileri var…!
Habervaktim
24 Ekim 2008