ceyhanli
03-11-2008, 23:25
Gazze’de kadın olmak
Dede, çağla yer, torunun dişi kamaşırmış. Sultan Abdülhamid’in ince diplomasisine rağmen el altından Yahudi muhacirlere arazilerini satanların torunları, yarım asırdan fazla bir zamandır kan kusmaktalar. İsrail 1948’de Kuruldu. O günden beri savaş durmuyor. Kör dünya çığlıklara da sağır. Bu neticede o paragöz dedelerin büyük vebali var. Bugünkü kimsesiz Filistinli için Osmanlı ve bilhassa Sultan Abdülhamid çok azizdir. Bade harab’il Basra. Ne fayda?
Gazze, Filistin’in en büyük kenti. İç göç sebebiyle tarihî kentte nüfus milyonu aşmış. Akdeniz’e sahili var. Eski yazlık merkez. Şimdiki merkez Ramallah. Her Filistinli için idealdeki başkentse kutsal Kudüs.
İsrail, kıyas kabul etmez çapta saldırılar yapmakta. Çakıl taşına füzeyle karşılık veriyor. Annapolis barış görüşmeleri felç oldu. Filistinli iki kampa ayrılmış durumda. Hükümet Hamas’ta. Diğer taraf el Fetih. Devlet başkanı el Fetih kurucularından Mahmud Abbas.
El Fetih’in de Türklere karşı suçu büyük. Yola Rusçu sosyalist olarak çıkan örgüt, ‘70’lerde Türkiyeli Türk ve Kürt Marksistlere gerilla eğitimi vererek yurdumuza saldırttı. Abdullah Öcalan epey zaman Bekaa Vadisinde kaldı.
Bunlar artık tarih.
Hakikat şu:
Bugün Filistinli şuurlanmıştır. Tek kurtarıcı çarenin Türkiye olduğunu biliyor. Türk hükümeti de yardımlar yapmakta. Fakat yetmiyor. Maddi ve mânevî daha fazlası olmalı. Çünkü ismini bütün Filistinli kadınlar adına sembol olarak aldığımız Gazzeli kadın, her iyiliğe layık. Gazzeli kadın/Filistin kadını bir kahraman. Savaşın felâketini onlar yaşamaktalar. Kocasını veya çocuğunu şehit vermeyen Gazzeli kadın yok gibi. Evi başına yıkılmayan Gazzeli kadın yok gibi. Suyu, elektriği kesilmeyen, ekmeksiz kalmayan Gazzeli kadın yok gibi. Hastalığın kapısını çalmadığı Gazzeli kadın yok gibi.
Buna rağmen...
Harbe...
Hastalığa....
Zulme rağmen...
Gazzeli kadın, vakur, Gazzeli kadın yine de hürriyet marşları söylüyor, Gazzeli/Filistinli kadın, tertemiz. O toz-toprak içinde başlarındaki örtü nur gibi, ışık gibi apaydınlık. Bu kadınlar, dua ve desteğe fazlasıyla layıklar.
Ey yüce Allah’ımız... Sen, o gafil dedelerin, satılan vatan parçalarının, ihanet Bekaa’larının günahını artık bu bîçarelere yükleme.
Çünkü...
Gazze’de kadın olmak...
Gazze’de kadın olmak kahramanlıktır.
Onlar...
Bunu isbatladılar.
Entellektüel Boyut
Rahim Er
11 Mart 2008 Salı
Türkiye Gazetesi
Dede, çağla yer, torunun dişi kamaşırmış. Sultan Abdülhamid’in ince diplomasisine rağmen el altından Yahudi muhacirlere arazilerini satanların torunları, yarım asırdan fazla bir zamandır kan kusmaktalar. İsrail 1948’de Kuruldu. O günden beri savaş durmuyor. Kör dünya çığlıklara da sağır. Bu neticede o paragöz dedelerin büyük vebali var. Bugünkü kimsesiz Filistinli için Osmanlı ve bilhassa Sultan Abdülhamid çok azizdir. Bade harab’il Basra. Ne fayda?
Gazze, Filistin’in en büyük kenti. İç göç sebebiyle tarihî kentte nüfus milyonu aşmış. Akdeniz’e sahili var. Eski yazlık merkez. Şimdiki merkez Ramallah. Her Filistinli için idealdeki başkentse kutsal Kudüs.
İsrail, kıyas kabul etmez çapta saldırılar yapmakta. Çakıl taşına füzeyle karşılık veriyor. Annapolis barış görüşmeleri felç oldu. Filistinli iki kampa ayrılmış durumda. Hükümet Hamas’ta. Diğer taraf el Fetih. Devlet başkanı el Fetih kurucularından Mahmud Abbas.
El Fetih’in de Türklere karşı suçu büyük. Yola Rusçu sosyalist olarak çıkan örgüt, ‘70’lerde Türkiyeli Türk ve Kürt Marksistlere gerilla eğitimi vererek yurdumuza saldırttı. Abdullah Öcalan epey zaman Bekaa Vadisinde kaldı.
Bunlar artık tarih.
Hakikat şu:
Bugün Filistinli şuurlanmıştır. Tek kurtarıcı çarenin Türkiye olduğunu biliyor. Türk hükümeti de yardımlar yapmakta. Fakat yetmiyor. Maddi ve mânevî daha fazlası olmalı. Çünkü ismini bütün Filistinli kadınlar adına sembol olarak aldığımız Gazzeli kadın, her iyiliğe layık. Gazzeli kadın/Filistin kadını bir kahraman. Savaşın felâketini onlar yaşamaktalar. Kocasını veya çocuğunu şehit vermeyen Gazzeli kadın yok gibi. Evi başına yıkılmayan Gazzeli kadın yok gibi. Suyu, elektriği kesilmeyen, ekmeksiz kalmayan Gazzeli kadın yok gibi. Hastalığın kapısını çalmadığı Gazzeli kadın yok gibi.
Buna rağmen...
Harbe...
Hastalığa....
Zulme rağmen...
Gazzeli kadın, vakur, Gazzeli kadın yine de hürriyet marşları söylüyor, Gazzeli/Filistinli kadın, tertemiz. O toz-toprak içinde başlarındaki örtü nur gibi, ışık gibi apaydınlık. Bu kadınlar, dua ve desteğe fazlasıyla layıklar.
Ey yüce Allah’ımız... Sen, o gafil dedelerin, satılan vatan parçalarının, ihanet Bekaa’larının günahını artık bu bîçarelere yükleme.
Çünkü...
Gazze’de kadın olmak...
Gazze’de kadın olmak kahramanlıktır.
Onlar...
Bunu isbatladılar.
Entellektüel Boyut
Rahim Er
11 Mart 2008 Salı
Türkiye Gazetesi