Gölge
02-03-2009, 20:10
GO HOME IMF *
http://www.samanyoluhaber.com/images/yazar/blok/1226.jpg
Türkiye artık eski Türkiye değil. Bitti, geçti o günler.
Başbakan’ın Davos’taki tavrı gösterdi ki siyasi ve ekonomik olarak “varız”.
Yiyiciler yiyip bitiremedi, altımızı oymaya kalkanların kazmaları ellerinde kırıldı.
Bu asil milleti güzel günler bekliyor.
İyiliklerimizi, coşkumuzu, heyecanımızı dünyaya anlatabileceğimiz güzel günler.
Peres’e ve moderatöre karşı bu çıkış, milletin gönlünde gereken aksi sedayı yaptı. Türkiye Başbakan’a, asıl önemlisi ülkesinin geleceğine sahip çıktı.
IMF’ye de kapıyı göstermenin zamanı geldi.
Borcumuzu 40 milyar dolardan 8 milyara indirdik.
Onlarsa yeniden Ankara’nın yollarını aşındırıyorlar.
Oysa krizden kurtaracağız diyen IMF’nin kendisi krizde.
Japonya’dan para alıp, yüksek faizle başka ülkelere satmaya çalışıyor.
Bir bakıma kendi varlığını devam ettirebilmenin yolunu, bizim gibilerin sırtına yapışmakta buluyor.
Para vereyim derken, ülkeyi yönetmeye kalkmaktan da geri durmuyor.
İşler kötüyken “kemerleri sık”, işler düzelince kemeri “gevşet”, paraları bana göndermeye devam et.
8 milyar borç, 25 daha verelim. Etti 33.
Dönelim başa. 2001’e, 93’e ve daha gerilere. 60 yıldır olduğu gibi.
Boyunduruğu başımıza takmaya.
Vergileri arttıralım, kamudan işçileri çıkaralım. Yeni zamları vatandaşa bindirelim.
Gelişmiş hangi ülkenin IMF ile ilişkisi var. Brezilya, Güney Kore, Rusya… İMF ile işleri olur mu?
Neden onlar değil de biz?
Şimdi dikkat!
Parayı ellerinde bulunduranlar kolay pes etmezler.
Başbakan’ın dediği gibi “ümüğümüzü sıkmak” için fırsat kollayabilirler.
Türkiye’yi bir dönemin “5 kuruşa muhtaç” günlerine döndürmek isteyebilirler.
Ergenekoncular da eminim bunu için fırsat kolluyorlar.
Bağlantılarıyla, ülkede kargaşa, ekonomide kriz oluşturmak için kara bulutları bekliyorlar.
IMF ile şimdiye kadar defalarca anlaşma, çok defa stand by’lar imzaladık.
İmzaladık da ne oldu?
İtibar mı kazandık, rahata mı kavuştuk, gelirimiz mi arttı?
Bakın son 7 yıla.
IMF’nin kapısından yavaş yavaş uzaklaştıkça neler yaptık?
Milli gelir 7000 dolarlara yükseldi.
Faizler neredeyse dünya standartlarına geldi.
Enflasyon ortada. Hayallerin de ötesinde geriledi.
IMF yoksa istikrar var.
IMF yoksa eylem de yok, işçi-hükümet anlaşması var.
IMF yoksa bilin ki o ülkede refah var, mutlu bir gelecek var.
Eğer şu yaşadığımız günlerdeki badireyi ve reel sektörün borç sarmalını IMF’siz atlatabilirsek gelecek bizimdir inşallah. Önümüzdeki 5-6 yılı IMF’ye ipotek etmemek için ülkemize sahip çıkmalı, içerdeki fırsat kollayıcı, oyun kurucu, karanlık sevenlere fırsat vermemeliyiz.
Bu kez Türkiye, ülkesine hizmet edenlerin sesini daha çok çıkarabildiği bir ülke.
Davos’ta bir kere kendimizi gösterdik.
Şimdi sıra sende. Başka kapıya, go home IMF.
*Go home= Evine git
http://www.samanyoluhaber.com/images/yazar/blok/1226.jpg
Türkiye artık eski Türkiye değil. Bitti, geçti o günler.
Başbakan’ın Davos’taki tavrı gösterdi ki siyasi ve ekonomik olarak “varız”.
Yiyiciler yiyip bitiremedi, altımızı oymaya kalkanların kazmaları ellerinde kırıldı.
Bu asil milleti güzel günler bekliyor.
İyiliklerimizi, coşkumuzu, heyecanımızı dünyaya anlatabileceğimiz güzel günler.
Peres’e ve moderatöre karşı bu çıkış, milletin gönlünde gereken aksi sedayı yaptı. Türkiye Başbakan’a, asıl önemlisi ülkesinin geleceğine sahip çıktı.
IMF’ye de kapıyı göstermenin zamanı geldi.
Borcumuzu 40 milyar dolardan 8 milyara indirdik.
Onlarsa yeniden Ankara’nın yollarını aşındırıyorlar.
Oysa krizden kurtaracağız diyen IMF’nin kendisi krizde.
Japonya’dan para alıp, yüksek faizle başka ülkelere satmaya çalışıyor.
Bir bakıma kendi varlığını devam ettirebilmenin yolunu, bizim gibilerin sırtına yapışmakta buluyor.
Para vereyim derken, ülkeyi yönetmeye kalkmaktan da geri durmuyor.
İşler kötüyken “kemerleri sık”, işler düzelince kemeri “gevşet”, paraları bana göndermeye devam et.
8 milyar borç, 25 daha verelim. Etti 33.
Dönelim başa. 2001’e, 93’e ve daha gerilere. 60 yıldır olduğu gibi.
Boyunduruğu başımıza takmaya.
Vergileri arttıralım, kamudan işçileri çıkaralım. Yeni zamları vatandaşa bindirelim.
Gelişmiş hangi ülkenin IMF ile ilişkisi var. Brezilya, Güney Kore, Rusya… İMF ile işleri olur mu?
Neden onlar değil de biz?
Şimdi dikkat!
Parayı ellerinde bulunduranlar kolay pes etmezler.
Başbakan’ın dediği gibi “ümüğümüzü sıkmak” için fırsat kollayabilirler.
Türkiye’yi bir dönemin “5 kuruşa muhtaç” günlerine döndürmek isteyebilirler.
Ergenekoncular da eminim bunu için fırsat kolluyorlar.
Bağlantılarıyla, ülkede kargaşa, ekonomide kriz oluşturmak için kara bulutları bekliyorlar.
IMF ile şimdiye kadar defalarca anlaşma, çok defa stand by’lar imzaladık.
İmzaladık da ne oldu?
İtibar mı kazandık, rahata mı kavuştuk, gelirimiz mi arttı?
Bakın son 7 yıla.
IMF’nin kapısından yavaş yavaş uzaklaştıkça neler yaptık?
Milli gelir 7000 dolarlara yükseldi.
Faizler neredeyse dünya standartlarına geldi.
Enflasyon ortada. Hayallerin de ötesinde geriledi.
IMF yoksa istikrar var.
IMF yoksa eylem de yok, işçi-hükümet anlaşması var.
IMF yoksa bilin ki o ülkede refah var, mutlu bir gelecek var.
Eğer şu yaşadığımız günlerdeki badireyi ve reel sektörün borç sarmalını IMF’siz atlatabilirsek gelecek bizimdir inşallah. Önümüzdeki 5-6 yılı IMF’ye ipotek etmemek için ülkemize sahip çıkmalı, içerdeki fırsat kollayıcı, oyun kurucu, karanlık sevenlere fırsat vermemeliyiz.
Bu kez Türkiye, ülkesine hizmet edenlerin sesini daha çok çıkarabildiği bir ülke.
Davos’ta bir kere kendimizi gösterdik.
Şimdi sıra sende. Başka kapıya, go home IMF.
*Go home= Evine git