ceyhanli
12-05-2007, 15:30
Halkın gündemi ile sanal gündemler
Demokrasiye geçiş tarihimizden öncesini bir yana bırakıp, yalnızca, son yarım yüzyılı aşkın süreye dikkatlice bakıldığında, görülecek olan husus; halkın gündemi ile birileri tarafından bu gündemin sürekli olarak saptırılmak istendiğine şahit oluruz.
Bu durum neden böyledir, biliyor musunuz, sevgili okuyucularım?
Demokrasiye geçtiğimiz 1950 senesinden itibaren iktidarı kaybetmiş olan CHP ve ona yandaş bir kısım medya, yıkıcı muhalefeti kendilerine hayat tarzı olarak seçmiş ve bu uğurda ellerinden geleni artlarına koymamışlardır. El’an da koymamaktadırlar.
Yanlış anlaşılmasın; muhalefet; ismi üzerinde.. Elbette iktidarların hık deyicisi olmayacaklardır. Medya da, kamu adına denetleme ve hatta sorgulama işlevini sürdürecektir.
Ama; bizdeki gibi, “benden sonrası tufan!” anlayışıyla değil!
Toplumları sanal gündemlerle meşgul etmek, asıl problemlerini görmezlikten gelmek ve onları halının altına süpürmek, o toplumlara yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Özal’dan intikam almak uğruna
Zira, bu dert ve problemler, zamanla öylesine büyüyor ve urlaşıyor ki, onları bertaraf edebilmek kolay olmuyor. Hele bir de buna iktidarların sorumsuz uygulamalarını ilave ederseniz; yandı gülüm keten helva!
Nitekim, merhum Özal, Sosyal Güvenlik sistemindeki çöküntüyü farketmiş; bu durumu önlemek ve toplumu, içinden çok zor çıkabileceği durumdan korumak gayesiyle emeklilik yaş hadlerini artırmıştı.
Sırf Özal’dan intikam almak uğruna; iktidara gelen Süleyman Demirel bu uygulamayı değiştirmiş ve Türk cemiyetinde kişilere 38-40 yaşında emekli olma imkanı sağlamıştır. Bu durum, Batı’nın hiçbir gelişmiş veya doğunun gelişmemiş ülkelerinde yoktur ve olamaz. Nasıl olsun ki; böylesi duruma dayanabilecek hiçbir ekonomi yoktur.
Neticede bizde de öyle oldu ve Türk cemiyetinin sosyal güvenlik sistemi tümüyle çöktü. Şimdilerde “kırk akıllı, delinin kuyuya attığı taş”ı bulmaya çalışıyor!
Demirel iktidarının popülist yaklaşımı
Süleyman Demirel iktidarının bu keyfi ve popülist yaklaşımının Türk Cemiyeti’ne maliyeti nedir biliyor musunuz?
Tam 30 milyar dolar!..
Yani A’dan Z’ye yeniden ve bitirilmesi için on milyar dolara ihtiyacımız olan bir GAP projesinin tamam bedeli!..
Şimdi düşünün sevgili okuyucularım; bu toplum ne denli bir, hatta bin bir türlü belalara giriftar olmuştur!
Bir yanda yıkıcı muhalefet, bir yanda sanal gündemlerle adeta delilere yaptırılan “meşguliyetle tedavi!” uygulamaları; diğer yanda ise, gafil iktidarların popülist kararlarıyla istikbali büsbütün karartılan zavallı Türk Cemiyeti!
Allah’dan 2007 seçimlerinde AK Parti tek başına iktidara geldi de milletimiz “pösteki saymaktan!” kurtuldu.
Tek başına iktidar yerine koalisyonlara mahkum olsa idik, dert ve problemleri halıların altına itmeye devam edecektik.
Bu günlere de şükür!..
Çerçeve
Fuat Bol
Demokrasiye geçiş tarihimizden öncesini bir yana bırakıp, yalnızca, son yarım yüzyılı aşkın süreye dikkatlice bakıldığında, görülecek olan husus; halkın gündemi ile birileri tarafından bu gündemin sürekli olarak saptırılmak istendiğine şahit oluruz.
Bu durum neden böyledir, biliyor musunuz, sevgili okuyucularım?
Demokrasiye geçtiğimiz 1950 senesinden itibaren iktidarı kaybetmiş olan CHP ve ona yandaş bir kısım medya, yıkıcı muhalefeti kendilerine hayat tarzı olarak seçmiş ve bu uğurda ellerinden geleni artlarına koymamışlardır. El’an da koymamaktadırlar.
Yanlış anlaşılmasın; muhalefet; ismi üzerinde.. Elbette iktidarların hık deyicisi olmayacaklardır. Medya da, kamu adına denetleme ve hatta sorgulama işlevini sürdürecektir.
Ama; bizdeki gibi, “benden sonrası tufan!” anlayışıyla değil!
Toplumları sanal gündemlerle meşgul etmek, asıl problemlerini görmezlikten gelmek ve onları halının altına süpürmek, o toplumlara yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Özal’dan intikam almak uğruna
Zira, bu dert ve problemler, zamanla öylesine büyüyor ve urlaşıyor ki, onları bertaraf edebilmek kolay olmuyor. Hele bir de buna iktidarların sorumsuz uygulamalarını ilave ederseniz; yandı gülüm keten helva!
Nitekim, merhum Özal, Sosyal Güvenlik sistemindeki çöküntüyü farketmiş; bu durumu önlemek ve toplumu, içinden çok zor çıkabileceği durumdan korumak gayesiyle emeklilik yaş hadlerini artırmıştı.
Sırf Özal’dan intikam almak uğruna; iktidara gelen Süleyman Demirel bu uygulamayı değiştirmiş ve Türk cemiyetinde kişilere 38-40 yaşında emekli olma imkanı sağlamıştır. Bu durum, Batı’nın hiçbir gelişmiş veya doğunun gelişmemiş ülkelerinde yoktur ve olamaz. Nasıl olsun ki; böylesi duruma dayanabilecek hiçbir ekonomi yoktur.
Neticede bizde de öyle oldu ve Türk cemiyetinin sosyal güvenlik sistemi tümüyle çöktü. Şimdilerde “kırk akıllı, delinin kuyuya attığı taş”ı bulmaya çalışıyor!
Demirel iktidarının popülist yaklaşımı
Süleyman Demirel iktidarının bu keyfi ve popülist yaklaşımının Türk Cemiyeti’ne maliyeti nedir biliyor musunuz?
Tam 30 milyar dolar!..
Yani A’dan Z’ye yeniden ve bitirilmesi için on milyar dolara ihtiyacımız olan bir GAP projesinin tamam bedeli!..
Şimdi düşünün sevgili okuyucularım; bu toplum ne denli bir, hatta bin bir türlü belalara giriftar olmuştur!
Bir yanda yıkıcı muhalefet, bir yanda sanal gündemlerle adeta delilere yaptırılan “meşguliyetle tedavi!” uygulamaları; diğer yanda ise, gafil iktidarların popülist kararlarıyla istikbali büsbütün karartılan zavallı Türk Cemiyeti!
Allah’dan 2007 seçimlerinde AK Parti tek başına iktidara geldi de milletimiz “pösteki saymaktan!” kurtuldu.
Tek başına iktidar yerine koalisyonlara mahkum olsa idik, dert ve problemleri halıların altına itmeye devam edecektik.
Bu günlere de şükür!..
Çerçeve
Fuat Bol