Ayşe_Berra
02-12-2008, 18:57
HAZIRLIKSIZ YAKALANIYOR İNSAN AYRILIĞA
Aşk vardı gerisi talandı Aliiii;
O Kays’ı Mecnun eden,
Leyla mıydı aşk mıydı,
O çöllerde sürünen
Mecnun muydu, Kays mıydı…
B.Gökçe
Şimdi buradan yürüyelim istiyorum, yenildikçe, ezildikçe, kaçıldıkça, yaktıkça büyüyen yerden…
Talan olmuş ve olacak bütün aşklardan…
Başlık Ali Ulurasba’nın sevgililer gününe denk gelmiş yeni kitabı, “aşk vardı gerisi yalandı”dan alınarak talandı diye düşülmüştür… Eğer, kitabın ismine biraz dikkat ederseniz harflerin puntoları ile oynanarak size şunu söyler kitap: aşk yalandı…
Şimdi gelelim bizim cevabi başlığımıza; AŞK TALANDI.
Çünkü nerde bir çirkinlik, kabalık, bozulmuşluk, sevgisizlik, hodbinlik, hoyratlık varsa orası talandır. Talan olan yerde aşk olmaz, talan olmuş duygularla aşk aynı ortamda duramaz, nezaketinden olsa gerek hemen terk eder orayı…
Ali kitabında “aşk vardı" diyor, "beni anlamlandıran, beni mana denizinde yüzdüren, beni var eden, beni en çok sana seni de en çok bana benzeten, bir yalan gibi soyunmuştuk her şeyimizi aşkı giyinirken ve gerisi yalandı… gerisi talandı”…
Aşkı çıkarsan bizden geriye ne kalır ki ?
Talan olmuş koca bir yalan ve alabildiğine acı ve her günü acılarla yoğrulmuş alabildiğine ayrılık…
Ayrılık acı, diyor ve ekliyor kitabın bir başka yerine…
Hazırlıksız yakalanıyor insan ayrılığa…
Aslında hazırlıksız yakalanmıyor, kubbe çatladıkça hep onarırız zannediliyor… yüreğe talan başlıyor onu da tek o yürek anlıyor ama dillendiremiyor…
Ve artık kimseye inanmıyorum da gizlidir talan olmuşluk, beni hiç anlamıyor da, bana karşı çok kaba da, bana hiç değer vermiyor da, insanlar içinde beni küçültüyor da…
EY AŞKZEDELER!
Kırgınlıkların ve suskunlukların başladığı yerde, aşk oturduğu o tahtında oturamaz olur artık. Kalkar kalkar dolaşır, tekrar yerine oturur ama o eski kurulma halinden, her an gitmeye hazır halde teyakkuzda bulunur, çünkü gönül köşkünün kapısında ayak sesleri duymaktadır: AŞK…
Kapıdakiler Talan ve arkadaşları; yani güvensizlik, kabalık, sevgisizlik, samimiyetsizlik, tahammülsüzlük hepsi beraberdir ve giderek kapıdaki gürültü artmaktadır…
Aşk da yanından yöresinden bulduğu her yere tutunup gönül köşkünü bunlara kaptırmamanın telaşındadır... Bunlar asla içeri girmemelidir; eğer girerlerse kendisi bir dakika bile duramayacaktır, bu tecrübelerle sabittir… o böyle çok kapılardan çıkmış gitmiştir; kapıdan çıktıktan sonra da elini kolunu paçasını tutup ‘aman n’olur’ diyerek içeri çekenlere ‘dön’ diyenlere asla prim vermemiştir…
Bunu da en iyi talan olmuş aşklar bilir…
O zaman sende öğren…
Sen de öğren ki, her duyduğun ve gördüğün aşk değil,
Ekranlardan aşk diye dökülenler de aynen Temel’in fıkrasına benzeyendir -ki kendini aşmış toplumlarda adam olanına malzeme değil…
Temel’e sorarlar ‘hiç aşık oldun mu’ diye o da cevap verir, ‘bir kere tam oluyordum üstümüze bekçi geldi’ diye…
Şimdi yeryüzünde sedası ile talan olanları sayan;
Bil ki, hoyratlıktan talan olmuş aşklarda ne onur olur, ne de şan…
Hepinizin aşka borcu var, yarın çıkarda hesap soracak olursa verecek cevabınız olsun, şimdi alın Ali’nin kitabını Adem ile Havva’dan başlayan sana bana bulaşan bu yaraya birazcık merhem olsun aşka dair iki çift sözünüz olsun, aşkınız var olsun…
Bedirhan Gökçe
Aşk vardı gerisi talandı Aliiii;
O Kays’ı Mecnun eden,
Leyla mıydı aşk mıydı,
O çöllerde sürünen
Mecnun muydu, Kays mıydı…
B.Gökçe
Şimdi buradan yürüyelim istiyorum, yenildikçe, ezildikçe, kaçıldıkça, yaktıkça büyüyen yerden…
Talan olmuş ve olacak bütün aşklardan…
Başlık Ali Ulurasba’nın sevgililer gününe denk gelmiş yeni kitabı, “aşk vardı gerisi yalandı”dan alınarak talandı diye düşülmüştür… Eğer, kitabın ismine biraz dikkat ederseniz harflerin puntoları ile oynanarak size şunu söyler kitap: aşk yalandı…
Şimdi gelelim bizim cevabi başlığımıza; AŞK TALANDI.
Çünkü nerde bir çirkinlik, kabalık, bozulmuşluk, sevgisizlik, hodbinlik, hoyratlık varsa orası talandır. Talan olan yerde aşk olmaz, talan olmuş duygularla aşk aynı ortamda duramaz, nezaketinden olsa gerek hemen terk eder orayı…
Ali kitabında “aşk vardı" diyor, "beni anlamlandıran, beni mana denizinde yüzdüren, beni var eden, beni en çok sana seni de en çok bana benzeten, bir yalan gibi soyunmuştuk her şeyimizi aşkı giyinirken ve gerisi yalandı… gerisi talandı”…
Aşkı çıkarsan bizden geriye ne kalır ki ?
Talan olmuş koca bir yalan ve alabildiğine acı ve her günü acılarla yoğrulmuş alabildiğine ayrılık…
Ayrılık acı, diyor ve ekliyor kitabın bir başka yerine…
Hazırlıksız yakalanıyor insan ayrılığa…
Aslında hazırlıksız yakalanmıyor, kubbe çatladıkça hep onarırız zannediliyor… yüreğe talan başlıyor onu da tek o yürek anlıyor ama dillendiremiyor…
Ve artık kimseye inanmıyorum da gizlidir talan olmuşluk, beni hiç anlamıyor da, bana karşı çok kaba da, bana hiç değer vermiyor da, insanlar içinde beni küçültüyor da…
EY AŞKZEDELER!
Kırgınlıkların ve suskunlukların başladığı yerde, aşk oturduğu o tahtında oturamaz olur artık. Kalkar kalkar dolaşır, tekrar yerine oturur ama o eski kurulma halinden, her an gitmeye hazır halde teyakkuzda bulunur, çünkü gönül köşkünün kapısında ayak sesleri duymaktadır: AŞK…
Kapıdakiler Talan ve arkadaşları; yani güvensizlik, kabalık, sevgisizlik, samimiyetsizlik, tahammülsüzlük hepsi beraberdir ve giderek kapıdaki gürültü artmaktadır…
Aşk da yanından yöresinden bulduğu her yere tutunup gönül köşkünü bunlara kaptırmamanın telaşındadır... Bunlar asla içeri girmemelidir; eğer girerlerse kendisi bir dakika bile duramayacaktır, bu tecrübelerle sabittir… o böyle çok kapılardan çıkmış gitmiştir; kapıdan çıktıktan sonra da elini kolunu paçasını tutup ‘aman n’olur’ diyerek içeri çekenlere ‘dön’ diyenlere asla prim vermemiştir…
Bunu da en iyi talan olmuş aşklar bilir…
O zaman sende öğren…
Sen de öğren ki, her duyduğun ve gördüğün aşk değil,
Ekranlardan aşk diye dökülenler de aynen Temel’in fıkrasına benzeyendir -ki kendini aşmış toplumlarda adam olanına malzeme değil…
Temel’e sorarlar ‘hiç aşık oldun mu’ diye o da cevap verir, ‘bir kere tam oluyordum üstümüze bekçi geldi’ diye…
Şimdi yeryüzünde sedası ile talan olanları sayan;
Bil ki, hoyratlıktan talan olmuş aşklarda ne onur olur, ne de şan…
Hepinizin aşka borcu var, yarın çıkarda hesap soracak olursa verecek cevabınız olsun, şimdi alın Ali’nin kitabını Adem ile Havva’dan başlayan sana bana bulaşan bu yaraya birazcık merhem olsun aşka dair iki çift sözünüz olsun, aşkınız var olsun…
Bedirhan Gökçe