fatih kısaparmak balon baskılı balon Her İşte Özenle Bir Bit Yeniği Aranır - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Her İşte Özenle Bir Bit Yeniği Aranır


ribat
03-27-2013, 16:36
Kenan Alpay- Haksöz Haber

Hayatın normal, olağan akışından bu kadar fazla şüphe duyulduğu bir dönem daha var mıdır acaba? Antik dönem Atinasında septisizmin zirve yaptığı, şüphe etmenin bir alışkanlık olmaktan öteye ideal bir meslek/formasyon olarak pazarlandığı dönemin adeta kopyasıyla karşı karşıyayız. Tarihin tekerrürü denen durum böyle bir şey olsa gerek.

Hemen her şeyden kuşku duyan, hiçbir olay ve gelişmeyi şüpheden azade kılmayan bir mantık örgüsü siyasal analiz yeteneği olarak cilalanıp takdim ediliyor. Üstelik şüphe üzerinden üretilen karamsarlık ve korku söylemiyle kimileri toplum üzerinde iktidar kurmaya, siyaset ve toplumun kurtulmaya çalıştığı vesayet rejimine hayatiyet kazandırmaya çalışılıyor.

Gerçeğin Yerini Gerçek Ötesi Tutar mı?

Maalesef bu tuhaf söylem ve siyaset biçimi geniş toplum kesimlerinden önce kimi sağ-sol, muhafazakâr-liberal veya İslamcı-ulusalcı aydın-entelektüel sınıflar arasında popülarite kazanmış durumda. Bu sebeple aydın-entelektüeller arasında gerek Türkiye’deki gerekse de İslam coğrafyasındaki Müslüman halklar arasında heyecan yaratan mücadeleler, ağır bedeller ödenip kazanılan haklar, ümidi besleyip özgüven kazandıran atılım ve açılımların her biri için birer kulp bulma yarışı halen sürüp gidiyor.

Hemen her gelişmede bir bit yeniği bulmayı marifet bilip vesvese üreten aydın ve entelektüeller, üstad ve önderler oldukça ne mutlu olunabilir ne de kimseye güven duyulabilir elbet. Mutsuz olmak için gerekçe üretmenin, güvensizliği yaygınlaştırmanın marifet sayıldığı sisli-puslu bir vasattan önce böylesine iç karatıcı atmosferleri özenle inşa eden söylem ve siyaset biçiminden kurtulmak gerekiyor.

Eskinin bölünme ve parçalanma uyarılarına eşlik eden şimdinin etnik veya mezhep savaşlarına sürüklenecek toplumlar şantajı eşlik ediyor. İlerlemeci tarih anlayışı tersine çevrilmiş de kötüye ve ilkele dönüşçü (geri/leme/ci) tarih felsefesi benimsenmiş adeta.Neden acaba? Toplumsal çözümleme ve siyaset üretmede düşülen acziyetin, toplum nezdinde bir türlü itibar kazanamamanın bu durumun oluşmasında belirleyici faktör olduğu inkâr edilebilir mi sizce? Hâkim olamadığı Roma’yı yakmaya girişen Neron’un tarihte kaldığını zannedenler fena halde yanılıyorlar kanaatimce.

Öcalan ve Netenyahu Kimleri Üzdü?

Resmi ideoloji ve iktidar sınıflarının üretip kangrene dönüştürdüğü Kürt sorununun çözümü yolunda atılan adımlar görüldüğü gibi sadece Türk ulusalcılarını tedirgin etmekle kalmadı. Kürt ulusal hareketi ve ona eklemlenmiş sosyalist ve liberal siyasi kadroların bu süreçteki endişelerinin Kemalistler kadar olmasa bile tavan yaptığı gizlenecek gibi değildi. Çünkü Öcalan’ın AK Parti Hükümeti adına görüşmeleri yürüten MİT’le geliştirdiği söylem ve tercih ettiği siyasi rota eskiye oranla epeyce farklılaşmıştı. Hatta Öcalan’ın Newroz dolayısıyla Diyarbakır’da okunan mesajı Kürt ulusal hareketi için tayin edilen resmi ideoloji ve rotadan “kopuş” olarak da okunabilirdi.

Söylemlerinin ilk defa değişmediğini, Öcalan’ın pragmatik hatta oportünist kişiliğinin her türlü duruma hızla uyum sağlamaya müsait olduğunu delillendirmek için PKK uzmanı filan olmaya gerek yok. Ancak şimdiki söylem ve siyasi rota değişiminin öncekilerden temelden farklılıklar arz ettiğini de teslim etmek gerek. Çünkü Öcalan sadece Türk ve Kürt ulusalcılıklarıyla değil bunları üreten modernist paradigmanın günahlarıyla da hesaplaşmanın gereğine dikkat çekiyor. Sadece silahlı mücadelenin değil dinle, tarihle, insanın özüyle savaş(tır)an emperyalist ve despotik devletlere taşeronluk yapma devrinin de kapandığını ilan ediyor.

Öcalan’ın mesajı bütün bir ülkede Kürt halkıyla sınırlı olmayan bir heyecan ve sevinç uyandırırken Kürt ulusalcılarına rehberliğe soyunmuş sosyalist ve liberal çevrelerde önce bir şaşkınlığa sonra da açık bir hüzne dönüştü. Yaşamayı arzu ettikleri kanlı-çatışmalı ve de pür laik-ulusalcı Newroz sevinci çok şükür ki kursaklarında kaldı.

Öcalan sadece zamanın değil mevcut iktidarın da ruhunu okuyup yeni bir konum alırken tarihin çöp sepetine atılmaktan kendini ve tabanını korumaya çalışıyordu. Ergenekon ve Balyoz davalarıyla tasfiye sürecine girmeden önce Kemalist oligarşinin Öcalan’a dikte ettiği mesajlarla alanlarda coşmaya alışmış profesyonel Kürt dostlarının “Eyvah! Önderlik de AKP’yle uzlaşmış” diye kederlenmesi boşuna değil. Öcalan’ın mektubu üzerinde metin tahlilleri yapıldıkça kederi artıp yolları ayrışacakları pek yakında hep birlikte göreceğiz.

Göreceğiz görmesine ama her daim mutlaka aldatılacağına inanmakta karar kılmış, ulusalcı-sosyalist propaganda mekanizmaları tarafından üretilen komplo teorilerine kulak kesilen kimi muhafazakâr ve İslamcı çevrelerin kederlenmek için yarışa girişmelerine şahit olunca insanın nutku tutuluyor doğrusu. Yine yaşanacak daha büyük felaketlere ilişkin kehanetler serdediliyor. Maalesef şimdiye kadar yaşadıklarımızdan daha kötülerini bize yaşatmak için ABD-İsrail ve PKK tarafından yeni kurulan tuzaklara sürükleniyormuşuz!

Kürt sorunun çözümü noktasında atılan adımların yoğunlaştığı ve belli bir başarı yakaladığı bir vasatta İsrail’den gelen özrü en alakasız yere bağlama çabaları gözlerden kaçmıyor tabii ki. Mavi Marmara katliamı dolayısıyla İsrail’in resmen özür dilemesi Öcalan’ın mektubuyla üzülenlerin kederini katmerleştirdi. “Isırılamayacak kadar büyük lokma” olarak tasvir edilen Siyonist İsrail’in kolunu büken siyasi iradeyi ABD’nin kuyruğuna takılmış gibi takdim etmek nedir biliyor musunuz? Hiç de masum olmayan bir misyonun kirli bir maskesidir.

HaArP
03-27-2013, 17:42
Isırılamayacak kadar büyük lokma” olarak tasvir edilen Siyonist İsrail’in kolunu büken siyasi iradeyi ABD’nin kuyruğuna takılmış gibi takdim etmek nedir biliyor musunuz? Hiç de masum olmayan bir misyonun kirli bir maskesidir.


İç siyasette Ergenekon tarzı hatta bu ''Terör'' siyasetinden rant alanların yahut ta ! Siyasi düzlemlerini bu yıpratıcı politikaları üzerine kuranların endişe, korku paranoyaları ile karşı çıkmalarını iç siyasette netleşsede ! Abd'nin müttefikliği ve Ortadoğudaki dizayn ve İsrail güvenliği adına atılan adımların ortak ve Türkiye-İsrail ilişkileri adına yapılmasını da Masum olmayan bir misyonun kirli maskesi olarak tanıtmak dahi Abd'nin kuyruğuna bilerek yahut bilmeyerek takılmak olarak görülebilir !

ribat
03-27-2013, 18:05
Abd'nin müttefikliği ve Ortadoğudaki dizayn ve İsrail güvenliği adına atılan adımların ortak ve Türkiye-İsrail ilişkileri adına yapılması...

Bir parçadan yola çıkarak bütünü hep bu parçaya takılı kalarak okumak büyük bir zafiyet. ABD Tanrı değil. İsrail Tanrının yavrusu değil. Onların hesapları hakikatin tamamı değil, şaşmaz-yanılmaz-yenilmez değil. Yazı bu okumaz zaafına işaret etmiş. Mesele bu.

HaArP
03-27-2013, 19:07
Bir parçadan yola çıkarak bütünü hep bu parçaya takılı kalarak okumak büyük bir zafiyet. ABD Tanrı değil. İsrail Tanrının yavrusu değil. Onların hesapları hakikatin tamamı değil, şaşmaz-yanılmaz-yenilmez değil. Yazı bu okumaz zaafına işaret etmiş. Mesele bu.

Aslında mesajım yazıyı yazan içindi... İçinde söylediğim gibi İç siyasette evet lakin dış siyasette hayır ! Mantığının arkasındayım çünkü realite böyledir...!

Abd Haşa Allah değildir...! Olamazda Lakin Deccal olamaz dememek gerekir !

İşin aslını sorarak gitmek lazım gelir !

Siz naçizane şahsıma Abd'nin Türkiye ve İsrail'i Ortadoğuda stratejik işbirliği ile kendi çıkarlarını savunma görevi vermediğini , Kuzey Irak'ı dizayn etmediğini, Kuzey Suriyeyi dizayn etmeye çalışmadığını, Ortadoğuda Türkiye-israil barışı ve ortak hareket etmek istemediğini mi anlatmaya gayret ediyorsunuz ???

ribat
03-27-2013, 19:59
Siz naçizane şahsıma Abd'nin Türkiye ve İsrail'i Ortadoğuda stratejik işbirliği ile kendi çıkarlarını savunma görevi vermediğini , Kuzey Irak'ı dizayn etmediğini, Kuzey Suriyeyi dizayn etmeye çalışmadığını, Ortadoğuda Türkiye-israil barışı ve ortak hareket etmek istemediğini mi anlatmaya gayret ediyorsunuz ???

Bunların çoğu zannın konusu, biz dışardan bakarak ancak zannlara göre tavır belirliyoruz, başka seçeneğimiz yok ayrı mesele ama kanaatleri kesin bilgi olarak konuşamayız. Aksine kanaatler de mevcut.

Basit bir şey iddia ediyorum, velev ki öyle olsun:

"Öbürleri hileler yaptılar. Allah da onların hilelerini boşa çıkardı. Allah, hileleri boşa çıkarmakta pek güçlüdür." Al-i İmran 59

Müslümanlar-egemenlerin dışında kalan insanlar tarihin önünde bir toz bulutu, bir yaprak değildir. Bunun bariz örnekleri önümüzde.

HaArP
03-27-2013, 23:13
Bunların çoğu zannın konusu, biz dışardan bakarak ancak zannlara göre tavır belirliyoruz, başka seçeneğimiz yok ayrı mesele ama kanaatleri kesin bilgi olarak konuşamayız. Aksine kanaatler de mevcut.


Öncelikle bunlar realitedir... Küresel Finans ve Devletlerin çıkarları adına diğerleri ise siyaset ve detaylardır !!!

Basit bir şey iddia ediyorum, velev ki öyle olsun:

Öyle olduğunda durum ve saflar hatta yaptığım naçizane yorumlar hedefine gider ! Dediğiniz doğrudur ! Allah c.c. Tuzaklarını başlarına geçirecektir ! Lakin bu genel kaidedir... Müslümanların da imtihanlarında hareket tarzları Düşmanı tanımak bilmek üzerine olduğunu unutmamak gerekir !

ribat
03-28-2013, 01:41
Öncelikle bunlar realitedir...

Sizin realiteniz. Tartışılır. ;)

Öyle olduğunda durum ve saflar hatta yaptığım naçizane yorumlar hedefine gider ! Dediğiniz doğrudur ! Allah c.c. Tuzaklarını başlarına geçirecektir ! Lakin bu genel kaidedir... Müslümanların da imtihanlarında hareket tarzları Düşmanı tanımak bilmek üzerine olduğunu unutmamak gerekir !

Somut düşmanları tanımaktan önce düşmanlığı ve soyut olarak düşmanı tanımak gerekir. Düşman bir beşer-bir ülke-bir politika... -her neyse- herşeyi kontrol eden, stratejileri birebir yerini bulan, radarlarıyla basir(!), uydularıyla semi (!), ajanlarıyla habir(!) olamaz. Onların ortaya attıkları düşünceler, projeler mutlak-hedefine ulaşması muhakkak olan şeyler değil. Adıvvul mübin- apaçık/en büyük düşman olan şeytanın hilesi dahi pek zayıftır. Müslümanların stratejik olarak hakim bir konumda olduğu söylenemez ama bu onların tarihe hiçbir katkılarının olmadığını-dışardaki projelerin nesnesi olduğu anlamına da gelmez. Bunun en basit örneği BOP projesi. Ahmet Davudoğlu'nun stratejik derinlik kitabını öneririm.

HaArP
03-28-2013, 01:58
Sizin realiteniz. Tartışılır. ;)

Eğer böyle okuyorsanız Hucurat Suresi 6ncı ayet uyarınca Bir Müslüman'a düşen görevi yerine getirmenizi istirham ederim...

Somut düşmanları tanımaktan önce düşmanlığı ve soyut olarak düşmanı tanımak gerekir. Düşman bir beşer-bir ülke-bir politika... -her neyse- herşeyi kontrol eden, stratejileri birebir yerini bulan, radarlarıyla basir(!), uydularıyla semi (!), ajanlarıyla habir(!) olamaz. Onların ortaya attıkları düşünceler, projeler mutlak-hedefine ulaşması muhakkak olan şeyler değil. Adıvvul mübin- apaçık/en büyük düşman olan şeytanın hilesi dahi pek zayıftır. Müslümanların stratejik olarak hakim bir konumda olduğu söylenemez ama bu onların tarihe hiçbir katkılarının olmadığını-dışardaki projelerin nesnesi olduğu anlamına da gelmez. Bunun en basit örneği BOP projesi. Ahmet Davudoğlu'nun stratejik derinlik kitabını öneririm.

MaşaAllah bu sözlerinize katılıyorum... Bende size Naçizane Ahir zaman ve Büyük Alametler Hadislerini ve bu konuda işleyen her Alim_Ulema_Evliya yorumlarını araştırıp incelemenizi öneriyorum...!

ribat
03-28-2013, 02:00
Eyvallah :)

HaArP
03-29-2013, 06:49
Ahmet Davudoğlu'nun stratejik derinlik kitabını öneririm.

Kitabı büyük bir dikkatle okumuş bulunmaktayım...

''Stratejik Derinlik'' zengin içerikli olmasına karşın bazı bilgilerde ve analizlerde büyük eksiklikler içermektedir... Bilgilerin çoğunluğu Devletlerin kabul ettiği gerçekler şeklinde akademik tarz taşıdığı hatta herşeyin ekonomik, tarih, sosyal ve politik bir metadolojide yazıldığı görülmekte...

İslami bi bakış açısı bulamadığım gibi Sistemleşmiş bir batı jargonu göze çarpmaktadır...!

Vel hasılı ''Soğuk Savaş'' kavramını İslami kaynaklardan incelemesini tavsiye ederim Davudoğluna bu onun Soğuk Savaş sonrası açıklamalarındaki bazı kavramları tamamen değiştirecektir kanaatindeyim...!

barayev
03-29-2013, 21:51
CHP ,Mhp ve Solcu Darbeciler Güçlüleri sevdikleri ve onlara AŞIK oldukları için Türkiyenin İsraile Özür diletmesi onların KANINA dokundu