fatih kısaparmak balon baskılı balon Hoşgör işkembecisi - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hoşgör işkembecisi


EbuHafs
01-01-2008, 23:51
Hoşgör işkembecisi

Fatih Sertyüz
fatihs@hotmail.com
01.01.2008


Bazı kelimeler vardır, anlamı olumlu olsa bile, hoşnut olmadığımız insanlar ağızlarından düşürmeyince olumsuz bir anlama bürünüverir.

Örneğin ‘ak’ kelimesi, beyaz, temiz, pak, duru, temiz, berrak anlamlarını çağrıştırır belleğimize. Fakat öyle zamanlar oldu ki, siz de mutlaka yakından şahit olmuşsunuzdur, bu kelime bizim mahallenin insanlarına ‘kara’ gelir oldu. Herhangi bir şeyin başına ‘ak’ eki gelince şüpheyle yaklaşıldı.

Yeşil çok güzel bir renktir. Kırmızı da öyle... Renklerin dilinde yeşil iç huzuru yansıtır, kırmızı hareketliliği ve kendine güveni. Yine hatırlarsınız, nice günler gördü gözleriniz. Hayatında yeşil renge yer veren insanlar ‘Arap sempatizanı’, kırmızıyı tercih edenler ise ‘Moskova hayranı’ damgası yediler. Kaldırımları yeşil renge boyayan belediye laikliğe saldırıyla suçlandı. Neredeyse ektikleri çimler yeşil çıktığı için, bütün kurumlar gericilikle suçlanacaktı.

Benzer durum çok güncel bir kelime için söz konusu şimdi. ‘Hoşgörü’ size neyi çağrıştırıyor desem, ne cevap verirdiniz? Yaratılanı hoş görmek medeniyetimizin çağlar boyu bize öğrettiği bir husustur. Güçsüz olanı, küçük olanı, mazlum olanı, zayıf olanı hoş görürüz hatalı olsa bile. Anne yavrusunu hoş görür, öğretmen öğrencisini. Devlet vatandaşını hoş görür, abla kardeşini. Çağrıştırdığı olumsuz bir anlamı yoktur. Maalesef bu kelime de artık duymaktan hoşlanmadığımız ve şüpheyle yaklaştığımız diğer kelimelerin arasına girdi.

Beni mazur görün, halk arasında şöyle bir söz vardır "Sokma akıl, yedi adım gitmez". Sokma hoşgörü o kadar bile gitmez. Hoşgörü çılgınlığı ve yalakalığının ne amaçla hangi kaynaklardan destek bulduğu konularına girmeden yazımı bitirme niyetindeyim. O yüzden, düşüncenin etiği açısından yaklaşmak isterim. Buna çılgınlık diyorum çünkü eline mikrofon veya kalem alan herkes ne kadar hoşgörülü olduğumuzu ispatlamaya çalışıyor. İlköğretim ders kitaplarında hoşgörü adı altında konular işleniyor.

Koca Mevlana hazretleri bile hoşgörü sayesinde gündemimize girdi. Bazen içimden geçirmiyor değilim hani, yahu Hazreti Mevlana ne kadar büyük insanmış, ta Avrupa insanının gündemine Peygamber efendimizin girdiğinden daha fazla giriyor. Hoşgörüde, merhamette, tevazuda, mahviyette, edepte ve ahlakta daima örnek aldığımız ve Hazreti Mevlana’nın dahi örnek aldığı o güzel Peygamberim neden gündemde onun kadar yer işgal etmiyor? Cevher dururken neden arazla uğraşıyorsun? Tüm ışığını Güneşten alan Ayla uğraşmaktan Güneşe dikkat bile etmiyorsun.

Tüm gayretler samimi olsa yine gam çekmeyeceğim. Hakikatin bir ucundan tutmuşlar, zamanla asıl kaynağa varırlar diyecek insan. Heyhat, nerede o günler? Takmışlar ‘Gel, gel, ne olursan ol yine gel" sözüne. Başka söz söylememiş mi bu insan? Yani kâfir de gelsin, Hıristiyan da Yahudi de. Kimseye ses çıkarmayın mı demek istemiş? Zamanının en büyük âlimi ve mutasavvıfı olduğunu görmek istemiyorlar bir türlü. Bir ara Yunus Emre’ye sarılmışlardı. "Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz" deyişi ağızlardan düşmedi epey zaman. Alevi oylarından pay kapma savaşı vardı. Herkes birbirini sevsin, oylar bizim partiye gelsin. Yunus Emre’nin de tarikat terbiyesi almış, bağrı yanık bir Allah dostu olması kimsenin umurunda olmadı.

Habire Mevlana isminin pazarlanmasından amaçlanan ne o zaman? Tahmin ettiğiniz gibi Avrupa Birliği’ne hoş görünmek. Bakın bizim geçmişimiz hoşgörü örnekleriyle dolu. Topraklarımızda Hıristiyan, Musevi, Müslüman bir arada huzur içinde yaşamışlar. Türkler Avrupa’ya gelirse sorun çıkarmaz, yine huzur içinde yaşarız. Bizden korkmanıza gerek yok demeye getiriyorlar.

Hatta "Biz üçüncü dünya Müslümanları gibi tutucu ve radikal değiliz. Bu hoşgörü sayesinde model ülke olarak onların sivriliklerinin törpülenmesine yardımcı oluruz" demek de isteniyor. Yoksa Mevlana’yı ne Avrupalı takıyor, ne de bizimkiler. Samimi olarak bu işe gönül verenleri her zaman bir kenarda tutuyoruz elbette. Allah gayretlerini artırsın.

İşte böylesi samimiyetsizliklerden ötürü hoşgörü lafından köşe bucak kaçar olduk. Bu sözü ne zaman duysam aklıma sadece Meşhur Hoşgör İşkembecisi geliyor. Hoşgörü dendi mi herkes işkembeden atıyor çünkü. Küçük hesaplara en temel değerlerimizi ve medeniyet önderlerimizi alet ediyorlar. Medeniyetimizi ayakta tutan değerlerin içini boşaltıyorlar. Etraf, Mesneviden bir beyit dahi okumamış Mevlana hayranlarıyla doldu. Mevlana deyine akıllarına sadece semazenler geliyor.