fatih kısaparmak balon baskılı balon İÇİMİZDEKİ GURBET - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İÇİMİZDEKİ GURBET


Ayşe_Berra
01-03-2008, 02:55
İÇİMİZDEKİ GURBET

Siz hiç bir insanın gözünde hasreti okudunuz mu?
Bir yere ya da birine hiç farketmez…
Sadece hasreti…

Siz, o hasretin insana nasıl bir hal verdiğini bilir misiniz? Yüzüne, gözüne, ayaktayken ellerinin duruşuna, otururken o ellerin devrilmiş kafasına nasıl destek olduğuna…

Siz “havasına, suyuna, taşına, toprağına” diye başlayan memleketim adlı şarkının, gözyaşları arasında haykırırcasına söylenişine, buğulanan gözlerin yanaklardan akışına aldırmaksızın gözyaşlarını elinin tersiyle silen bir genç kızın, bir taze gelinin yüreğinin nasıl şahlandığına şahit oldunuz mu?

Siz sokaklarında her çan çalınışında, memleketinde okunan ezanlara hasret bir amcaya, teyzeye rastladınız mı?

Siz tv de her akşam sadece “haberleri” izlerken, birilerinin haberden ziyade Türkiyesini izlediğine… Çorum, Yozgat, Diyarbakır denildiğinde, mutfağa doğru seslenip
“Hanım koş bizim oralar çıktı” heyecanına hiç denk geldiniz mi?

Her yerde okunan sıradan bir türkünün, anlamını bulduğu o yerde bir yüreği nasıl dağladığına, koca koca adamların hıçkırıklarla nasıl ağladığına…

Beypazarı meskenimiz, ilimiz
Kim bilir, nerde kalır ölümüz... N. Hikmet

Bu bayram Avrupa’da yaban ellerde bayramını mahzun kutlayan, hüzün kokan gurbetçilerle beraberdim…

Kesilen kurbanını bile göremeyen gurbette…

Önce Belçika Brüksel, sonra sırasıyla Hollanda Rotterdam, Belçika Beringen ve Fransa Paris…

Belki de birçoğunuzun iç geçirerek baktığı yerler;
- Oh üç günde dört ülke ne âlâ… diye de bana öykünenler...

Ama biz oraya gezmeye değil vatana hasret gurbetçilerle, hasret gidermeye, onlara memleket şiirleri, memleket türküleri seslendirmeye gittik. Hakeza yurt içi yurt dışı fark etmez; biz nereye gidersek gidelim, istisnalar hariç toplam üç yer görürüz.

Havaalanı, salon, otel… istisnadır oraları gezmek dolaşmak aylak aylak dükkanlarına bakmak, sokağında ıslık çalmak…

Hüzünlü gurbet

Hani Gökmen’in bestelediği hasret türküsüne söz olmuştu yazdıklarım…

Sen gideli burdan bunca yıl oldu
Bahar geldi geçti, zemheri oldu
Dizde takat kalmadı, dilim lal oldu

Teller kopuk, mızrap kırık, sözüm dar
Yüzyüze gelmeden ölmek de mi var?

Ben bu bayram hüzünlü gurbeti gözlerimle gördüm, dönemeyenleri, dönemeyecek olanları ve dönemeyiz, biz buralarda öleceğiz diyenleri, belki de dönmemek üzere gidenleri…

“Yüz yüze gelmeden ölmek” duygusunu baştan kabul edenleri ya da korkusunu seslendirmekten bile ürkenleri…

Bizim göçebe bir toplum oluşumuzdan mıdır nedir hiç bitmez gurbetimiz, belki de bu yüzden yazılan şiirler, yakılan türküler bizi bize besteler…

İçimizdeki gurbet

Bir de yüreğimize düşen gurbet var ki o bambaşka birşey. Hani dibindeyken özlediğimiz, bakmaya doyamadığımız, gözlerinin içinde yanıp tutuştuğumuz, yüzünün bir yanını dönse öbür yanına hasret kaldığımız, bir yanağıyla diğer yanağı arasında mesafeler aldığımız, bir kez baksa şöyle gözlerimin içine dediğimiz, bazen bir annenin çocuğuna, bazen Kerem’in Aslısı’na bazen de yoluna can koyduklarımızın anlatılmaz ağrısına…

Belki de “ben gurbette değilim, gurbet benim içimde” diyen yanlarımızın, gözün karnının olmadığının, yıllarca baksak da doyamayacağımızın garip hezeyanına. İç sıkışmasına, yürek daraltısına adı konulmamış bir “kalp ağrısına”;
Her neyse işte…

Gitme bir adım öteye gülüm
Bir adım gurbet olur
Gitme bir nefes öteye gülüm
Her nefes hasret olur… Y. Erdoğan

Ancak, eli buruk öpülenlerin, yüreğine hasret ekilenlerin, gönlü sürgüne düşenlerin anlayabileceği, sıcak bayram kartlarının, soğuk telefon mesajlarına yükleyebileceği anlam…

Ah gurbet, hüzünlü gurbet, içimizdeki gurbet
Hepsi hepsi bir yeryüzü masalı
Hiç bilmediğin yerlerde hiç bilmediğin insanlara hizmet
Fransa’dan Urfalı Fatihlerin, Hollanda’dan Kayserili Kemallerin ve Belçika’dan Antepli Hasanların, Malatyalı Bülentlerin hikayesi bu… Bu gurbette bir bayramın hikayesi

Şakir amcalardan Fadime teyzelere uzanan Ahmetlerin, Ayşelerin, Zaferlerin hikayesi bu.

Memleketim, memleketim, memleketim
Ne kasketim kaldı senin ora işi…
Ne yollarını taşımış ayakkabım
Son mintanım da sırtımda paralandı çoktan
Şile bezindendi
Sen şimdi yalnız saçımın akında
Enfarktında yüreğimin
Alnımın çizgilerindesin memleketim,
Memleketim,
Memleketim… N. Hikmet

Bedirhan Gökçe

ak_mavish
01-03-2008, 15:31
:'( :'( :'( :'( +1

ümitli_bekleyis
01-03-2008, 15:33
:'( Teşekkürler Ayşe

CeVHeR
01-03-2008, 16:55
Foruma üye, gurbette ki arkadaşlarımızı biraz hüzünlendirecek bir yazı...