Cihannur
06-27-2011, 17:25
İsmail Küçükkaya
http://img687.imageshack.us/img687/9421/ismailkucukkaya.jpg (http://imageshack.us/photo/my-images/687/ismailkucukkaya.jpg/)
Her iki kişiden biri
İlk kez bu köşede yazılmıştı, 'Başbakan Erdoğan'ın haziran seçimleri için hedefi % 50 diye...
3 Ocak tarihli yazımız...
Ve başardı, her iki kişiden birinin oyunu aldı.
Son kez genel başkan ve başbakan olarak seçime katıldı. Bundan sonraki hedefi halkın seçeceği cumhurbaşkanı olmak...
Siyasi tarihimizin büyük seçim zaferlerinden birini elde etti.
Başarıya giden yolu tamamıyla kendi uyguladığı stratejiyle döşedi.
Yarışı 'sol-sağ' denklemi üzerine oturttu ve CHP'deki yükselişi durdurmak için sağ seçmenin duygularına hitap etti. 'Alevi vurgusu' da aynı amaca yönelikti. Sol gelmesin diye geniş bir kesim Adalet ve Kalkınma Partisi üzerinde birleştirildi.
Erdoğan, son dönemdeki sert söylemiyle bile hanesine puan yazdırmayı bildi. Yani Başbakan, o kadar popüler ve taban üzerinde etkili oldu ki; kutuplaştırdıkça oyunu artırdı.
Erdoğan, milliyetçi kitleyi de 'Kürt sorunuyla ilgili söylemini' tamamen değiştirerek yanına çekti.
İktidar partisinin tek bir handikabı vardı: Ana muhalefet partisi gerçekleştirilebilecek veya gerçekleştirilemeyecek bir yığın proje öne sürüyordu. Böylece gündemi de belirlemeyi başarıyordu. 9 yıllık iktidar bu açıdan doğal olarak şanssızdı.
Ancak Erdoğan son anda ustaca bir manevrayla 'İstanbul'a çılgın kanal'la başlayıp, her büyük ile dev projelerle seslenip açığı kapattı.
Aslında Adalet ve Kalkınma Partisi 'gündelik hayat problemlerine getirdiği çözümler'le kazandı. Bunda en önemli etken sağlık politikalarıdır. Hükümet ayrıca hemen her eve bir şekilde para sokmayı başardı. Yaşlı anne babasına veya özürlü evladına bakanlara devlet yardımı sağlandığı gibi, çocuğunu okutan ailelere de para ödemesi uygulamasına geçildi. Kömür, gıda gibi ayni yardımları da ekleyin...
CHP'den MHP'ye ciddi bir miktar oy kayması olduğu da kesin. Önce 'barajın altında kalmasın', sonra 'kaset sonucu etkilemesin', en sonunda da 'Kürt siyasetinde söz sahibi olsun' düşünceleriyle muhalefetten hatırı sayılır bir seçmen, mührünü MHP'ye bastı.
Erdoğan için Haziran 2011 seçimlerini böylesine ezici bir üstünlükle kazanmak ayrıca önemli. Çünkü bu kez tek başına yarıştı. Partisini ilk kurduğu günlerde Erdoğan-Gül-Arınç ve Şener'li dörtlüydü, 22 Temmuz'da Gül faktörü çok baskındı. Bu kez âdeta tek kişilik bir kampanya yürüttü.
Ne seçim kampanyası, ne milletvekili listeleri ve oradaki hatalar, ne sertleşen söylem... Sonuçlar, hiçbir şeyin Erdoğan'ın kişisel popülaritesi kadar önemli olmadığını ortaya koyuyor. Üstelik bu kez rakiplerinin mazereti de yok. Laiklik tartışılmadı, başörtüsü konuşulmadı, askerler gündem olmadı, sadece projelerle halkın karşısına çıkıldı. Rakipleri de Erdoğan kadar çok çalıştı, çok miting düzenledi. Adil bir yarış sergilendi. Milletvekili sayısının 330'un altında kalması da anayasa çalışmaları için uzlaşıyı şart koşuyor, bu da güzel.
Bazılarının söylediği gibi bu seçimin Kılıçdaroğlu için başarısızlık olduğuna katılmıyorum. CHP'ninki başarı değilse de başarısızlık da sayılmaz. Bir önceki seçime göre beş puan artırmış partisinin oylarını. Bana kalırsa, başlattığı yenileşme hamlelerini sürdürmeli. Özellikle CHP'li belediyeleri ciddi olarak gözden geçirmeli. İstanbul sonucunu da özellikle ele almalı.
Çok ama çok renkli bir Meclis bizi bekliyor. Seçim sonucu Türkiye'ye hayırlı olsun.
Kaynak: http://www.aksam.com.tr/her-iki-kisiden-biri-2565y.html
Akşam 13.06.2011
http://img687.imageshack.us/img687/9421/ismailkucukkaya.jpg (http://imageshack.us/photo/my-images/687/ismailkucukkaya.jpg/)
Her iki kişiden biri
İlk kez bu köşede yazılmıştı, 'Başbakan Erdoğan'ın haziran seçimleri için hedefi % 50 diye...
3 Ocak tarihli yazımız...
Ve başardı, her iki kişiden birinin oyunu aldı.
Son kez genel başkan ve başbakan olarak seçime katıldı. Bundan sonraki hedefi halkın seçeceği cumhurbaşkanı olmak...
Siyasi tarihimizin büyük seçim zaferlerinden birini elde etti.
Başarıya giden yolu tamamıyla kendi uyguladığı stratejiyle döşedi.
Yarışı 'sol-sağ' denklemi üzerine oturttu ve CHP'deki yükselişi durdurmak için sağ seçmenin duygularına hitap etti. 'Alevi vurgusu' da aynı amaca yönelikti. Sol gelmesin diye geniş bir kesim Adalet ve Kalkınma Partisi üzerinde birleştirildi.
Erdoğan, son dönemdeki sert söylemiyle bile hanesine puan yazdırmayı bildi. Yani Başbakan, o kadar popüler ve taban üzerinde etkili oldu ki; kutuplaştırdıkça oyunu artırdı.
Erdoğan, milliyetçi kitleyi de 'Kürt sorunuyla ilgili söylemini' tamamen değiştirerek yanına çekti.
İktidar partisinin tek bir handikabı vardı: Ana muhalefet partisi gerçekleştirilebilecek veya gerçekleştirilemeyecek bir yığın proje öne sürüyordu. Böylece gündemi de belirlemeyi başarıyordu. 9 yıllık iktidar bu açıdan doğal olarak şanssızdı.
Ancak Erdoğan son anda ustaca bir manevrayla 'İstanbul'a çılgın kanal'la başlayıp, her büyük ile dev projelerle seslenip açığı kapattı.
Aslında Adalet ve Kalkınma Partisi 'gündelik hayat problemlerine getirdiği çözümler'le kazandı. Bunda en önemli etken sağlık politikalarıdır. Hükümet ayrıca hemen her eve bir şekilde para sokmayı başardı. Yaşlı anne babasına veya özürlü evladına bakanlara devlet yardımı sağlandığı gibi, çocuğunu okutan ailelere de para ödemesi uygulamasına geçildi. Kömür, gıda gibi ayni yardımları da ekleyin...
CHP'den MHP'ye ciddi bir miktar oy kayması olduğu da kesin. Önce 'barajın altında kalmasın', sonra 'kaset sonucu etkilemesin', en sonunda da 'Kürt siyasetinde söz sahibi olsun' düşünceleriyle muhalefetten hatırı sayılır bir seçmen, mührünü MHP'ye bastı.
Erdoğan için Haziran 2011 seçimlerini böylesine ezici bir üstünlükle kazanmak ayrıca önemli. Çünkü bu kez tek başına yarıştı. Partisini ilk kurduğu günlerde Erdoğan-Gül-Arınç ve Şener'li dörtlüydü, 22 Temmuz'da Gül faktörü çok baskındı. Bu kez âdeta tek kişilik bir kampanya yürüttü.
Ne seçim kampanyası, ne milletvekili listeleri ve oradaki hatalar, ne sertleşen söylem... Sonuçlar, hiçbir şeyin Erdoğan'ın kişisel popülaritesi kadar önemli olmadığını ortaya koyuyor. Üstelik bu kez rakiplerinin mazereti de yok. Laiklik tartışılmadı, başörtüsü konuşulmadı, askerler gündem olmadı, sadece projelerle halkın karşısına çıkıldı. Rakipleri de Erdoğan kadar çok çalıştı, çok miting düzenledi. Adil bir yarış sergilendi. Milletvekili sayısının 330'un altında kalması da anayasa çalışmaları için uzlaşıyı şart koşuyor, bu da güzel.
Bazılarının söylediği gibi bu seçimin Kılıçdaroğlu için başarısızlık olduğuna katılmıyorum. CHP'ninki başarı değilse de başarısızlık da sayılmaz. Bir önceki seçime göre beş puan artırmış partisinin oylarını. Bana kalırsa, başlattığı yenileşme hamlelerini sürdürmeli. Özellikle CHP'li belediyeleri ciddi olarak gözden geçirmeli. İstanbul sonucunu da özellikle ele almalı.
Çok ama çok renkli bir Meclis bizi bekliyor. Seçim sonucu Türkiye'ye hayırlı olsun.
Kaynak: http://www.aksam.com.tr/her-iki-kisiden-biri-2565y.html
Akşam 13.06.2011