ceyhanli
01-03-2008, 18:38
Kanadoğlu yine kanatlanmış!..
Sadece 2007 yılına değil; Türk Hukuk tarihine, belki de dünya hukuk tarihine damga vuran (Ama hangi yönde?!) 367 olayının baş kahramanı Sabih Kanadoğlu yine uçuşa geçmiş... Kanadoğlu’nun Cumhuriyet gazetesine (30 Aralık 2007) yazdığı makale, herhalde biraz da yılbaşı hengamesine rast geldiği için; izleyebildiğim kadarıyla basında hemen hiç tartışılmadı. Yoksa bu defa pek ciddiye mi alınmadı ne? Emekli başsavcı, kendine “özgü” yeni bir hukuki yorumla, sivil bir anayasanın yapılmasına set çekmeye çalışıyor... Besbelli Kanadoğlu ve onunla aynı zihniyetteki dar bir zümre, özgürlükçü ve sivil bir anayasayı hazmetmeye hazır değil. Baştan aşağı tartışmalı ve hukuki anlayış bakımından sakat bir yaklaşımla, kaleme alınan makalenin yalnızca başlığı bile, tek başına her şeyi ortaya koyuyor: “AKP yeni anayasa yapamaz.”
Neden yapamayacakmış?..
Kanadoğlu, anayasaların mahiyetini ve yeni anayasa yapma şartlarını kendince özetledikten sonra, şöyle diyor: “ ... 1982 Anayasası’nda da değiştirilebilme koşulları, 175. maddede gösterilmiş, ancak bu anayasanın bütünüyle ortadan kaldırılabileceğine ilişkin açık veya kapalı herhangi bir yetki tanınmamıştır. Anayasanın 6. maddesinde yer alan ‘Hiçbir kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz’ hükmüyle tali iktidarların, anayasayı yok sayarak yeni anayasa yapamayacakları vurgulanmak istenmiştir...”
Şimdi burada koskoca bir çarpıtma var!.. Yeni anayasa taslağı, mevcut anayasayı yok mu sayıyor? Hayır.
Kesinlikle böyle bir şey yok. Şu ana kadar hazırlanan ve kamuoyuna açıklanan ön taslakta açıkça görüldüğü üzere; 1982 Anayasasının değiştirilemez olan maddeleri aynen muhafaza ediliyor. Ama Sayın Kanadoğlu, sanki Anayasanın ilk dört maddesi de değiştiriliyormuş gibi bir varsayımla yola çıkıp iktidarı mahkum etmeye çalışıyor! Hatta o kadar ileriye gidiyor ki, Adalet ve Kalkınma Partisini alenen tehdit ediyor... O tehdidi aşağıda göreceksiniz. Şimdi biz malum yazıdan bir bölüm daha aktaralım: “23. Dönem TBMM’nin yeni anayasa yapma hakkı yoktur. Hele AKP iktidarının hiç yoktur. (Dikkat bu ifadeyi Cumhuriyet Başsavcılığı yapmış bir hukukçu kullanıyor...) Yeni anayasa yapma koşulları yukarıda açıklanmıştır. Anlaşılmaktadır ki, AKP iktidarı ortamı uygun görerek (Ne demek bu yani?) 1982 Anayasası çerçevesinde aşamadığı, değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez Cumhuriyetin niteliklerini, kendi ideolojisine çevirmek amacını gütmektedir. Bu bir sivil darbe teşebbüsüdür. Ancak bilinmelidir ki, bu teşebbüsü başarıya ulaştırmaya, istenen dinci oligarşik yapıyı kurmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir...”
Pes yani! Bir hukuki meseleyi saptırmak bu kadar olur...
Ama Kanadoğlu hızını alamıyor ve iktidar partisini tehdide devam ediyor. Sonunda yazısını şöyle bağlıyor:
“AKP bir yol ayırımında bulunuyor. Ya laik, demokratik Cumhuriyetin, çağdaş bir siyasal partisi olarak iktidarda veya muhalefette ülkeye hizmet verecektir ya da kendisini anayasanın 68/4. maddesinde belirtilen fiillerin işlendiği ‘odak’ durumunda bulacaktır. Takdir ve tercih AKP’nindir.”
Şimdi bazılarınız diyebilir ki; bu kadar ajite edici bir yazıyı yorumlamaya bile değmez. Ama unutmayalım: Bu yazının sahibi, Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı ve hali hazırdaki unvanı da “Onursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı”. 2007 yılının Mart veya Nisan ayında 367 iddiasını ortaya attığında; çoğu kimse “Böyle şey olmaz...” diye tepki göstermişti. Lakin o olmaz denen garabet oluverdi. Sonunda Türk Halkı duruma bizzat el koyarak meseleyi rayına oturttu ancak, bu arada ülke önemli bir hukukî ve siyasî kriz yaşadı.
Ancak bugün durum çok farklı. Hemen belirtelim ki, Kanadoğlu ve onun gibi düşünenler ne derse desin, yeni ve sivil bir anayasa mutlaka yapılacaktır... Bugünlük bu kadar. Fakat bu konuyu daha çok işleyeceğiz!
Noktalar
İsmail Kapan
Sadece 2007 yılına değil; Türk Hukuk tarihine, belki de dünya hukuk tarihine damga vuran (Ama hangi yönde?!) 367 olayının baş kahramanı Sabih Kanadoğlu yine uçuşa geçmiş... Kanadoğlu’nun Cumhuriyet gazetesine (30 Aralık 2007) yazdığı makale, herhalde biraz da yılbaşı hengamesine rast geldiği için; izleyebildiğim kadarıyla basında hemen hiç tartışılmadı. Yoksa bu defa pek ciddiye mi alınmadı ne? Emekli başsavcı, kendine “özgü” yeni bir hukuki yorumla, sivil bir anayasanın yapılmasına set çekmeye çalışıyor... Besbelli Kanadoğlu ve onunla aynı zihniyetteki dar bir zümre, özgürlükçü ve sivil bir anayasayı hazmetmeye hazır değil. Baştan aşağı tartışmalı ve hukuki anlayış bakımından sakat bir yaklaşımla, kaleme alınan makalenin yalnızca başlığı bile, tek başına her şeyi ortaya koyuyor: “AKP yeni anayasa yapamaz.”
Neden yapamayacakmış?..
Kanadoğlu, anayasaların mahiyetini ve yeni anayasa yapma şartlarını kendince özetledikten sonra, şöyle diyor: “ ... 1982 Anayasası’nda da değiştirilebilme koşulları, 175. maddede gösterilmiş, ancak bu anayasanın bütünüyle ortadan kaldırılabileceğine ilişkin açık veya kapalı herhangi bir yetki tanınmamıştır. Anayasanın 6. maddesinde yer alan ‘Hiçbir kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz’ hükmüyle tali iktidarların, anayasayı yok sayarak yeni anayasa yapamayacakları vurgulanmak istenmiştir...”
Şimdi burada koskoca bir çarpıtma var!.. Yeni anayasa taslağı, mevcut anayasayı yok mu sayıyor? Hayır.
Kesinlikle böyle bir şey yok. Şu ana kadar hazırlanan ve kamuoyuna açıklanan ön taslakta açıkça görüldüğü üzere; 1982 Anayasasının değiştirilemez olan maddeleri aynen muhafaza ediliyor. Ama Sayın Kanadoğlu, sanki Anayasanın ilk dört maddesi de değiştiriliyormuş gibi bir varsayımla yola çıkıp iktidarı mahkum etmeye çalışıyor! Hatta o kadar ileriye gidiyor ki, Adalet ve Kalkınma Partisini alenen tehdit ediyor... O tehdidi aşağıda göreceksiniz. Şimdi biz malum yazıdan bir bölüm daha aktaralım: “23. Dönem TBMM’nin yeni anayasa yapma hakkı yoktur. Hele AKP iktidarının hiç yoktur. (Dikkat bu ifadeyi Cumhuriyet Başsavcılığı yapmış bir hukukçu kullanıyor...) Yeni anayasa yapma koşulları yukarıda açıklanmıştır. Anlaşılmaktadır ki, AKP iktidarı ortamı uygun görerek (Ne demek bu yani?) 1982 Anayasası çerçevesinde aşamadığı, değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez Cumhuriyetin niteliklerini, kendi ideolojisine çevirmek amacını gütmektedir. Bu bir sivil darbe teşebbüsüdür. Ancak bilinmelidir ki, bu teşebbüsü başarıya ulaştırmaya, istenen dinci oligarşik yapıyı kurmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir...”
Pes yani! Bir hukuki meseleyi saptırmak bu kadar olur...
Ama Kanadoğlu hızını alamıyor ve iktidar partisini tehdide devam ediyor. Sonunda yazısını şöyle bağlıyor:
“AKP bir yol ayırımında bulunuyor. Ya laik, demokratik Cumhuriyetin, çağdaş bir siyasal partisi olarak iktidarda veya muhalefette ülkeye hizmet verecektir ya da kendisini anayasanın 68/4. maddesinde belirtilen fiillerin işlendiği ‘odak’ durumunda bulacaktır. Takdir ve tercih AKP’nindir.”
Şimdi bazılarınız diyebilir ki; bu kadar ajite edici bir yazıyı yorumlamaya bile değmez. Ama unutmayalım: Bu yazının sahibi, Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı ve hali hazırdaki unvanı da “Onursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı”. 2007 yılının Mart veya Nisan ayında 367 iddiasını ortaya attığında; çoğu kimse “Böyle şey olmaz...” diye tepki göstermişti. Lakin o olmaz denen garabet oluverdi. Sonunda Türk Halkı duruma bizzat el koyarak meseleyi rayına oturttu ancak, bu arada ülke önemli bir hukukî ve siyasî kriz yaşadı.
Ancak bugün durum çok farklı. Hemen belirtelim ki, Kanadoğlu ve onun gibi düşünenler ne derse desin, yeni ve sivil bir anayasa mutlaka yapılacaktır... Bugünlük bu kadar. Fakat bu konuyu daha çok işleyeceğiz!
Noktalar
İsmail Kapan