CeVHeR
12-24-2007, 23:46
Kafaları "özgür" olmayanlar, "beyinlerini kiraya veren"ler, asla fikir üretemezler... Böyleleri; sadece başkaları tarafından üretilen "fikir"leri dillendirir ve yayarlar... Onların tek "görev"leri vardır; "farklı fikirler"le mücadele etmek!.. Onlar, "sahiplerinin sesi"dirler!.. "Sahip"leri ne "talimat" veriyorsa, onu yerine getirirler!.. "Farklı bir fikir"e tahammülleri yoktur!.. Farklı fikirle, "sahipleri adına" savaşırlar... Gözleri, sürekli "sahip"lerinin gözlerinde, kulakları sürekli "sahip"lerinin sesindedir!.. Onlara göre; "sahip" dışında herkes "düşman" ve "yok" edilmesi gereken birer "hedef"tir!.. O hedefe saldırırlar ve var güçleriyle boğuşurlar!..
Tıpkı, Vakit'e saldırdıkları, Vakit'le boğuştukları gibi... Vakit, onlara göre "aykırı"dır!.. Vakit, onlara göre "farklı"dır!.. Ve yine Vakit, "bağımsız"dır, "bağlantısız"dır, "güdümsüz"dür!.. Vakit, hiçbir zaman "kiralık beyin" olmamış, "talimat"la hareket etmemiştir!..
"Hazırol"da beklemez!..
Yaltaklanmaz!..
"Sahip"lere kuyruk sallamaz!..
O halde, Vakit'e saldırılmalı, bu "özgür ses" boğulmalıdır!..
HEYY AKIL, GEL çENGEL'E TAKIL!
Biliyorsunuz... Vakit'in sadece "haber"leri ve "köşe yazıları" değil, artık "bulmaca"ları da "saldırılara" maruz kalmaya başladı!..
Arkadışımız Fatih Uğurlu tarafından hazırlanan "bulmaca"lar, "sahibinin sesi" gazeteler tarafından "eleştiri" konusu yapılmaya başlandı.
"Basın hürriyeti"ni savunuyor gibi davranan gazetelerin "Vakit'i susturmaya" yönelik bu tavrı; elbette düşündürücü, elbette içler acısıdır!..
Aynı zamanda "komik"tir!..
Evet, komiktir!..
çünkü;
"Bizim Türkiye rüyalarımız biraz öldü. Tüm bakan eşleri türban takıyor. İslamcılar zaten kazandı, biz yüzde 30, onlar ise yüzde 70... Kızımla birlikte başka bir ülkeye gitmeyi düşünüyorum."
Diyen bir sanatçı, "dünyaca ünlü bir piyanist" de olsa, "halt" etmiştir!..
Bu sözler, bir "densizlik" ifadesidir!..
Bu sözler, bu millete bir "saygısızlık"tır, "küstahlık"tır!..
Bu saygısızlık, bu densizlik, bu küstahlık, birçok çevre tarafından eleştirildiği gibi, Vakit tarafından da eleştirilmiştir!.. "Haber"lerle eleştirilmiştir, "köşe yazıları"yla eleştirilmiştir!..
Arkadaşımız Fatih Uğurlu da, bu densizliği "bulmaca" vasıtasıyla eleştirmiş ve "Fazıl Say-gısız" demiştir!..
AMAç, VAKİT'İ SUSTURMAK
Peki, bunun neresi "hedef gösterme"dir?..
Ama, kartel gazeteleri bu kadarcık bir eleştiriye bile tahammül edememiş ve "Vakit hedef gösterdi" diyerek, gerçekten de "kargaları bile güldürecek" bir komediye imza atmıştır!..
Ama, maksat başkadır:
Maksat, "psikolojik baskı" uygulayarak, "Vakit'in sesi"ni kısmaktır!..
çünkü Vakit'in sesi, "milletin sesi"dir!.. Fazıl Say, "onlar yüzde 70" diyerek "milletin çoğunluğu"nu hedef aldığına, Vakit de bu küstahlığa karşı çıktığına göre; "milletin inancı ile savaşanlar"ın yapması gereken tek şey "Vakit'le mücadele etmek"tir!..
Sizin anlayacağınız;
Nasıl ki, "irtica" adı altında "din ile savaş" yapılmaktadır; "yüzde 70" ile savaşanlar da, aslında "Vakit'le savaşmakta"dır!..
Maksat ve hedef bellidir:
"Milletin sesi"ni kesebilmek için, ilk önce "Vakit'in sesi" kısılmalıdır!..
öyle ya;
Vakit demek, "milletin sesi" demektir!..
Kartel gazetelerinin destek verdiği Fazıl Say ise; "Onlar yüzde 70, biz yüzde 30" diyerek, aslında "baskıcı, otoriter, despot, buyurgan, yasakçı ve dayatmacı" azgın azınlığın görüşlerini dile getirmiştir!.. Bu görüşler, "kartelin görüşleri" ile birebir örtüşmektedir!..
Fazıl Say'a destek verilmelidir ki; bir avuç mutlu ve putlu azınlığın "çağdaş yaşam tarzı" devam etsin!..
Fazıl Say'a destek verilmeli ki; "yüzde 30'un, yüzde 70 üzerindeki egemenliği", yani "azgın azınlığın, sessiz çoğunluğa tahakkümü" devam etsin!..
ONLAR, DİNî COŞKUYU GöRMEDİLER
Evet; Vakit, yayın hayatına atıldığı ilk günkü gibi, bugün de "milletin sesi"dir!..
"Milletin coşkusu"nun, "milletin inancı"nın, "milletin heyecanı"nın sesidir!..
Gördünüz işte;
Bu yıl, 4 milyon Müslüman'ın "hacı" olması, Türkiye'de ve dünyada, "yağmur, kar ve soğuk hava"ya rağmen, mü'minlerin "bayram namazı" için camilere akın etmesi, "kıble"ye yönelip, aynı "secde"ye baş koyması, kısacası müslümanların yaşadıkları coşku ve heyecan, bu coşku ve heyecanı yansıtan muhteşem fotoğraflar, "kartel gazeteleri"ne yansımadı!..
Ama Vakit, Allah'a açılan "el"leri, dua eden "dil"leri ve coşkuyla titreyen "gönül"leri mümkün olduğunca yansıttı sizlere!..
Onlar; "Türkiye'nin yüzakları" olan İHH'yı da, Deniz Feneri Derneği'ni de, Cansuyu ve Kimse Yok mu Derneği’ni de görmedi... Oysa bu yüzaklarımız; Türkiye'de ve dünyada yüzbinlerce yetimi sevindirdi, yüzbinlerce aileye et ve gıda yardımı yaparak gönüllere taht kurdu...
Onlar, bu "dayanışma"yı, bu "yardım seferberliği"ni görmek ve duyurmak yerine; sırf "milletin inancıyla mücadele" ettiklerini göstermek için, yine "kurban kesimi"ne taktılar kafayı!..
Allah'ın rızası için akıtılan kurban kanına "kan gölü" dediler!..
"Kurban ruhu"na fransız oldukları için, coşku ve heyecan dolu manzarayı, "dehşet" ve "vahşet" olarak yansıttılar!..
YEDİĞİ KABA PİSLEYENLERE öVGü!
"Böyle bir kafa"nın, bu millet tarafından "takdir" edilmesi, bu millet tarafından övülmesi elbette mümkün değildi!..
Böyle bir kafayı, ancak ve ancak "Vatikan" övebilirdi, "Patrikhane" övebilirdi, "sinagog"lar övebilirdi!..
Nitekim, öyle de oldu!..
Geçen haftaki kartel gazetelerinde, "Vatikan'dan Türk basınına övgü" şeklinde bir başlık vardı ki; bu başlık, "kimin, kime dost" olduğunu göstermeye herhalde yeterlidir!..
Düşünebiliyor musunuz;
"Namaz"a, "başörtüsü"ne, "cami"ye ve "mescid"lere verdikleri destekten dolayı değil bu övgü!.. Bu övgü; "basının, Vatikan'ın faaliyetlerine verdiği destek"ten dolayı!..
Yani; "misyoner faaliyetleri"ni görmezden geldikleri, yani "İncil arası 100 Dolar"larla gerçekleştirilen Hıristiyanlık propagandasını duymazdan geldikleri için yapılıyor bu "övgü"ler!..
Bu övgü yapılıyor ki; "bu milletin inancı" ile daha güçlü mücadele etsinler, "İslâm"a olan saldırılarını daha da yoğunlaştırsınlar!..
Bu "övgü"lerin arkasından bir "ödül" gelirse hiç şaşırmayın!..
Orhan Pamuk'a verilen "ödül" de, bu tür "övgü"lerin ardından gelmedi mi?..
Bu milletin inanç ve geleneklerine "yabancı" olan Orhan Pamuk, yazdığı romanda "camideki balkon(!)dan" ezan okutmadı mı?..
"1 milyon Ermeni'yi ve 30 bin Kürt'ü öldürdüğümüzü" iddia ederek almadı mı Nobel ödülü'nü?..
Kısaca;
"Yemek yediği kabın içine pislemedi mi?"
Şimdi, Fazıl Say da aynı taktiği uyguluyor!..
Bu "millet"e, bu milletin "inanç ve değer"lerine düşmanlık ediyor ki, belki "ödül" verirler!..
Kartel medyasının Orhan Pamuk ve Fazıl Say'a verdiği desteğin tek izahı vardır: Millete düşmanlık!..
Milletin inanç ve değerlerine olan düşmanlıklarını "doğrudan" değil, "onlar üzerinden" dile getiriyorlar!..
Ve tabiî, "Vakit'e duydukları kin ve öfke"nin temelinde de; Vakit'in, "milletin sesi" olması yatıyor!..
Hani; "kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla" sözü vardır ya; "Vakit'e saldırıyor" olmakla, aslında millete gönderme yapıyorlar;
"Heyy millet, aslında benim düşmanlığım sana!.. Senin inanç ve değerlerine!.. Vakit'e saldırıyorum ki, sen anla!"
Biz, bunu biliyoruz... öyle inanıyoruz ki; bu taktiği bir gün "milletimiz" de anlayacak ve onların "Vakit düşmanlığı"nın perde gerisinde "millet düşmanlığı"nın olduğunu görecek!..
İşte bunu "deşifre" ettiği gün de; bütün "oyun"lar, bütün "tuzak"lar bozulacak!..
İnsanımız anlayacak ki;
Kartel gazeteleri "azgın azınlığın sesi"dir!.. Vakit ise, "milletin sesi"dir!..
Selâm, saygı ve gönül dolusu muhabbetlerimizle!
Hasan KARAKAYA / VAKİT 24/12/2007
Tıpkı, Vakit'e saldırdıkları, Vakit'le boğuştukları gibi... Vakit, onlara göre "aykırı"dır!.. Vakit, onlara göre "farklı"dır!.. Ve yine Vakit, "bağımsız"dır, "bağlantısız"dır, "güdümsüz"dür!.. Vakit, hiçbir zaman "kiralık beyin" olmamış, "talimat"la hareket etmemiştir!..
"Hazırol"da beklemez!..
Yaltaklanmaz!..
"Sahip"lere kuyruk sallamaz!..
O halde, Vakit'e saldırılmalı, bu "özgür ses" boğulmalıdır!..
HEYY AKIL, GEL çENGEL'E TAKIL!
Biliyorsunuz... Vakit'in sadece "haber"leri ve "köşe yazıları" değil, artık "bulmaca"ları da "saldırılara" maruz kalmaya başladı!..
Arkadışımız Fatih Uğurlu tarafından hazırlanan "bulmaca"lar, "sahibinin sesi" gazeteler tarafından "eleştiri" konusu yapılmaya başlandı.
"Basın hürriyeti"ni savunuyor gibi davranan gazetelerin "Vakit'i susturmaya" yönelik bu tavrı; elbette düşündürücü, elbette içler acısıdır!..
Aynı zamanda "komik"tir!..
Evet, komiktir!..
çünkü;
"Bizim Türkiye rüyalarımız biraz öldü. Tüm bakan eşleri türban takıyor. İslamcılar zaten kazandı, biz yüzde 30, onlar ise yüzde 70... Kızımla birlikte başka bir ülkeye gitmeyi düşünüyorum."
Diyen bir sanatçı, "dünyaca ünlü bir piyanist" de olsa, "halt" etmiştir!..
Bu sözler, bir "densizlik" ifadesidir!..
Bu sözler, bu millete bir "saygısızlık"tır, "küstahlık"tır!..
Bu saygısızlık, bu densizlik, bu küstahlık, birçok çevre tarafından eleştirildiği gibi, Vakit tarafından da eleştirilmiştir!.. "Haber"lerle eleştirilmiştir, "köşe yazıları"yla eleştirilmiştir!..
Arkadaşımız Fatih Uğurlu da, bu densizliği "bulmaca" vasıtasıyla eleştirmiş ve "Fazıl Say-gısız" demiştir!..
AMAç, VAKİT'İ SUSTURMAK
Peki, bunun neresi "hedef gösterme"dir?..
Ama, kartel gazeteleri bu kadarcık bir eleştiriye bile tahammül edememiş ve "Vakit hedef gösterdi" diyerek, gerçekten de "kargaları bile güldürecek" bir komediye imza atmıştır!..
Ama, maksat başkadır:
Maksat, "psikolojik baskı" uygulayarak, "Vakit'in sesi"ni kısmaktır!..
çünkü Vakit'in sesi, "milletin sesi"dir!.. Fazıl Say, "onlar yüzde 70" diyerek "milletin çoğunluğu"nu hedef aldığına, Vakit de bu küstahlığa karşı çıktığına göre; "milletin inancı ile savaşanlar"ın yapması gereken tek şey "Vakit'le mücadele etmek"tir!..
Sizin anlayacağınız;
Nasıl ki, "irtica" adı altında "din ile savaş" yapılmaktadır; "yüzde 70" ile savaşanlar da, aslında "Vakit'le savaşmakta"dır!..
Maksat ve hedef bellidir:
"Milletin sesi"ni kesebilmek için, ilk önce "Vakit'in sesi" kısılmalıdır!..
öyle ya;
Vakit demek, "milletin sesi" demektir!..
Kartel gazetelerinin destek verdiği Fazıl Say ise; "Onlar yüzde 70, biz yüzde 30" diyerek, aslında "baskıcı, otoriter, despot, buyurgan, yasakçı ve dayatmacı" azgın azınlığın görüşlerini dile getirmiştir!.. Bu görüşler, "kartelin görüşleri" ile birebir örtüşmektedir!..
Fazıl Say'a destek verilmelidir ki; bir avuç mutlu ve putlu azınlığın "çağdaş yaşam tarzı" devam etsin!..
Fazıl Say'a destek verilmeli ki; "yüzde 30'un, yüzde 70 üzerindeki egemenliği", yani "azgın azınlığın, sessiz çoğunluğa tahakkümü" devam etsin!..
ONLAR, DİNî COŞKUYU GöRMEDİLER
Evet; Vakit, yayın hayatına atıldığı ilk günkü gibi, bugün de "milletin sesi"dir!..
"Milletin coşkusu"nun, "milletin inancı"nın, "milletin heyecanı"nın sesidir!..
Gördünüz işte;
Bu yıl, 4 milyon Müslüman'ın "hacı" olması, Türkiye'de ve dünyada, "yağmur, kar ve soğuk hava"ya rağmen, mü'minlerin "bayram namazı" için camilere akın etmesi, "kıble"ye yönelip, aynı "secde"ye baş koyması, kısacası müslümanların yaşadıkları coşku ve heyecan, bu coşku ve heyecanı yansıtan muhteşem fotoğraflar, "kartel gazeteleri"ne yansımadı!..
Ama Vakit, Allah'a açılan "el"leri, dua eden "dil"leri ve coşkuyla titreyen "gönül"leri mümkün olduğunca yansıttı sizlere!..
Onlar; "Türkiye'nin yüzakları" olan İHH'yı da, Deniz Feneri Derneği'ni de, Cansuyu ve Kimse Yok mu Derneği’ni de görmedi... Oysa bu yüzaklarımız; Türkiye'de ve dünyada yüzbinlerce yetimi sevindirdi, yüzbinlerce aileye et ve gıda yardımı yaparak gönüllere taht kurdu...
Onlar, bu "dayanışma"yı, bu "yardım seferberliği"ni görmek ve duyurmak yerine; sırf "milletin inancıyla mücadele" ettiklerini göstermek için, yine "kurban kesimi"ne taktılar kafayı!..
Allah'ın rızası için akıtılan kurban kanına "kan gölü" dediler!..
"Kurban ruhu"na fransız oldukları için, coşku ve heyecan dolu manzarayı, "dehşet" ve "vahşet" olarak yansıttılar!..
YEDİĞİ KABA PİSLEYENLERE öVGü!
"Böyle bir kafa"nın, bu millet tarafından "takdir" edilmesi, bu millet tarafından övülmesi elbette mümkün değildi!..
Böyle bir kafayı, ancak ve ancak "Vatikan" övebilirdi, "Patrikhane" övebilirdi, "sinagog"lar övebilirdi!..
Nitekim, öyle de oldu!..
Geçen haftaki kartel gazetelerinde, "Vatikan'dan Türk basınına övgü" şeklinde bir başlık vardı ki; bu başlık, "kimin, kime dost" olduğunu göstermeye herhalde yeterlidir!..
Düşünebiliyor musunuz;
"Namaz"a, "başörtüsü"ne, "cami"ye ve "mescid"lere verdikleri destekten dolayı değil bu övgü!.. Bu övgü; "basının, Vatikan'ın faaliyetlerine verdiği destek"ten dolayı!..
Yani; "misyoner faaliyetleri"ni görmezden geldikleri, yani "İncil arası 100 Dolar"larla gerçekleştirilen Hıristiyanlık propagandasını duymazdan geldikleri için yapılıyor bu "övgü"ler!..
Bu övgü yapılıyor ki; "bu milletin inancı" ile daha güçlü mücadele etsinler, "İslâm"a olan saldırılarını daha da yoğunlaştırsınlar!..
Bu "övgü"lerin arkasından bir "ödül" gelirse hiç şaşırmayın!..
Orhan Pamuk'a verilen "ödül" de, bu tür "övgü"lerin ardından gelmedi mi?..
Bu milletin inanç ve geleneklerine "yabancı" olan Orhan Pamuk, yazdığı romanda "camideki balkon(!)dan" ezan okutmadı mı?..
"1 milyon Ermeni'yi ve 30 bin Kürt'ü öldürdüğümüzü" iddia ederek almadı mı Nobel ödülü'nü?..
Kısaca;
"Yemek yediği kabın içine pislemedi mi?"
Şimdi, Fazıl Say da aynı taktiği uyguluyor!..
Bu "millet"e, bu milletin "inanç ve değer"lerine düşmanlık ediyor ki, belki "ödül" verirler!..
Kartel medyasının Orhan Pamuk ve Fazıl Say'a verdiği desteğin tek izahı vardır: Millete düşmanlık!..
Milletin inanç ve değerlerine olan düşmanlıklarını "doğrudan" değil, "onlar üzerinden" dile getiriyorlar!..
Ve tabiî, "Vakit'e duydukları kin ve öfke"nin temelinde de; Vakit'in, "milletin sesi" olması yatıyor!..
Hani; "kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla" sözü vardır ya; "Vakit'e saldırıyor" olmakla, aslında millete gönderme yapıyorlar;
"Heyy millet, aslında benim düşmanlığım sana!.. Senin inanç ve değerlerine!.. Vakit'e saldırıyorum ki, sen anla!"
Biz, bunu biliyoruz... öyle inanıyoruz ki; bu taktiği bir gün "milletimiz" de anlayacak ve onların "Vakit düşmanlığı"nın perde gerisinde "millet düşmanlığı"nın olduğunu görecek!..
İşte bunu "deşifre" ettiği gün de; bütün "oyun"lar, bütün "tuzak"lar bozulacak!..
İnsanımız anlayacak ki;
Kartel gazeteleri "azgın azınlığın sesi"dir!.. Vakit ise, "milletin sesi"dir!..
Selâm, saygı ve gönül dolusu muhabbetlerimizle!
Hasan KARAKAYA / VAKİT 24/12/2007