LüGaT
11-24-2007, 02:13
AK Parti'nin 22 Temmuz seçimlerindeki yüzde 47'lik seçim başarısı, aynı zamanda Türkiye'nin temel problemlerini çözme fırsatını da verdi.
Bizim meselemiz; Türkiye'nin demokratikleşmesi, uluslararası yarışta gerilere düşmemek için özgürlük, güvenlik ve refah çıtasını yükseltmektir. Bir itici güç olarak da, Avrupa Birliği üyeliğinde ısrar etmektir. Bunu yaparken de bizi millet yapan değerlere bağlı kalmayı, kendi ruh kökümüzden kopmamayı, Türk ve İslam coğrafyası ile kültürel ve ticarî bağları kuvvetlendirmeyi ihmal etmemeyi esas almaktır.
Bizi engelleyen, bize enerji kaybettiren, hamle gücümüze ayak bağı olan nedir?
1. Ayrılık ve kutuplaşmalar. Cumhuriyet üzerinden yapılan tartışmalar, laik- anti laik kutuplaşması, Türk-Kürt çekişmesi, Sünni-Alevi ayrımı, kan davası gibi götürülen iktidar-muhalefet çekişmeleri. Birbirimizi dinlemeyi bilmemek, anlamaya çalışmamak.
2. Türkiye'yi kimin yöneteceğine dair bitmeyen güç mücadelesi. Askerî bürokrasinin seçilmişlere güvenmeyerek, sivil irade üzerindeki vesayetçi uygulamalardan, tavırlardan, üslûptan vazgeçmemesi. Anayasal kurumların, bu vesayette bilerek ve isteyerek rol alarak demokrasiye inançsızlık sergilemeleri. Demokratik reformlara karşı, yargıda bir zihniyetin devleti koruma gerekçesiyle direnç göstermesi.
3. Bilim ve teknolojide gerilere düşmemiz. Üniversitelerimizde araştırma aşk ve heyecanının ikinci plana atılması, yerine ideolojik, rantçı bir zihniyetin yönlendirmesiyle YÖK cemaatinin hâkim kılınması.
4. Demokrasi kültürümüzün zayıflığı. Vatandaşın ödev ve sorumlulukları yanında haklarını yeterince bilmemesi. Kanunlara ve kurallara uymamayı, uyanıklık sanma hastalığı.
5. Cehalet ve fakirlik. Maarifte hedefsizlik, yol yordam bilmeme ve ekonomik refahın istenilen düzeyde olmayışı...
Bu temel problemleri çözme adına AK Parti neden Türkiye'ye altın bir fırsat imkânı kazandırıyor?
Çünkü koalisyonların dağınıklığından sonra siyasî ve ekonomik istikrarı temsil ediyor.
Çünkü Kürt meselesinin çözümü için Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde aldığı yüzde 54'lük oy oranı ile çözüm adına kendisine verilen şansı değerlendirme azmi taşıyor.
Çünkü kurulan tuzakların farkında, oyunlara gelmiyor, duruşunu bozmuyor.
Bir de çok önemli bir konjonktür var. Dış dünyada bu temel problemlerimizin çözümü adına Türkiye'ye karşı önemli bir anlayış değişikliği oldu. PKK konusunda, terör konusunda şu Amerika ve Avrupa bize karşı hiç bu kadar insafa yakın durmamıştı... AK Parti elbet bu fırsatı, imkânı değerlendirecektir/değerlendirmek zorundadır.
Sözü Demokratik Toplum Partisi (DTP)'nin kapatılması isteğine getireceğim.
Kuzey Irak'a geniş kapsamlı bir sınır ötesi harekât yapılması yönündeki tahrik ve provokasyonlar ilk tuzaktı. Hükümet bu tuzağa, kriz sürecini iyi yöneterek düşmedi.
Şimdi ikinci tuzak DTP'nin kapatılmasıdır. Bunu belli çevreler değil, PKK da istiyor. Çünkü taban kaybediyor. Teröre karşı artık kesin tavır koyan bölge halkı, şu hükümet döneminde hizmet, iş ve aş bekliyor.
Terör örgütüne sahip çıkan DTP, bir katile "halk önderi" diyerek, şehit cenazeleri ile ayağa kalkmış bu milleti alenen tahrik ederek, kışkırtarak Meclis'ten atılmayı tercih etse bile bu tuzağa da düşülmemelidir.
Birileri bize, "ağrıyan bu dişi hemen çekin" diyor. Onu köyleri dolaşan kerpetenli adamlar yapıyordu. Çağın diş hekimleri, biraz acı çekilse de kanal tedavisi ile dişi kurtarmaya bakıyor.
Hislerimizle değil, mantık ve sağduyu ile yola devam etmeliyiz...
H.Gülerce
Bizim meselemiz; Türkiye'nin demokratikleşmesi, uluslararası yarışta gerilere düşmemek için özgürlük, güvenlik ve refah çıtasını yükseltmektir. Bir itici güç olarak da, Avrupa Birliği üyeliğinde ısrar etmektir. Bunu yaparken de bizi millet yapan değerlere bağlı kalmayı, kendi ruh kökümüzden kopmamayı, Türk ve İslam coğrafyası ile kültürel ve ticarî bağları kuvvetlendirmeyi ihmal etmemeyi esas almaktır.
Bizi engelleyen, bize enerji kaybettiren, hamle gücümüze ayak bağı olan nedir?
1. Ayrılık ve kutuplaşmalar. Cumhuriyet üzerinden yapılan tartışmalar, laik- anti laik kutuplaşması, Türk-Kürt çekişmesi, Sünni-Alevi ayrımı, kan davası gibi götürülen iktidar-muhalefet çekişmeleri. Birbirimizi dinlemeyi bilmemek, anlamaya çalışmamak.
2. Türkiye'yi kimin yöneteceğine dair bitmeyen güç mücadelesi. Askerî bürokrasinin seçilmişlere güvenmeyerek, sivil irade üzerindeki vesayetçi uygulamalardan, tavırlardan, üslûptan vazgeçmemesi. Anayasal kurumların, bu vesayette bilerek ve isteyerek rol alarak demokrasiye inançsızlık sergilemeleri. Demokratik reformlara karşı, yargıda bir zihniyetin devleti koruma gerekçesiyle direnç göstermesi.
3. Bilim ve teknolojide gerilere düşmemiz. Üniversitelerimizde araştırma aşk ve heyecanının ikinci plana atılması, yerine ideolojik, rantçı bir zihniyetin yönlendirmesiyle YÖK cemaatinin hâkim kılınması.
4. Demokrasi kültürümüzün zayıflığı. Vatandaşın ödev ve sorumlulukları yanında haklarını yeterince bilmemesi. Kanunlara ve kurallara uymamayı, uyanıklık sanma hastalığı.
5. Cehalet ve fakirlik. Maarifte hedefsizlik, yol yordam bilmeme ve ekonomik refahın istenilen düzeyde olmayışı...
Bu temel problemleri çözme adına AK Parti neden Türkiye'ye altın bir fırsat imkânı kazandırıyor?
Çünkü koalisyonların dağınıklığından sonra siyasî ve ekonomik istikrarı temsil ediyor.
Çünkü Kürt meselesinin çözümü için Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde aldığı yüzde 54'lük oy oranı ile çözüm adına kendisine verilen şansı değerlendirme azmi taşıyor.
Çünkü kurulan tuzakların farkında, oyunlara gelmiyor, duruşunu bozmuyor.
Bir de çok önemli bir konjonktür var. Dış dünyada bu temel problemlerimizin çözümü adına Türkiye'ye karşı önemli bir anlayış değişikliği oldu. PKK konusunda, terör konusunda şu Amerika ve Avrupa bize karşı hiç bu kadar insafa yakın durmamıştı... AK Parti elbet bu fırsatı, imkânı değerlendirecektir/değerlendirmek zorundadır.
Sözü Demokratik Toplum Partisi (DTP)'nin kapatılması isteğine getireceğim.
Kuzey Irak'a geniş kapsamlı bir sınır ötesi harekât yapılması yönündeki tahrik ve provokasyonlar ilk tuzaktı. Hükümet bu tuzağa, kriz sürecini iyi yöneterek düşmedi.
Şimdi ikinci tuzak DTP'nin kapatılmasıdır. Bunu belli çevreler değil, PKK da istiyor. Çünkü taban kaybediyor. Teröre karşı artık kesin tavır koyan bölge halkı, şu hükümet döneminde hizmet, iş ve aş bekliyor.
Terör örgütüne sahip çıkan DTP, bir katile "halk önderi" diyerek, şehit cenazeleri ile ayağa kalkmış bu milleti alenen tahrik ederek, kışkırtarak Meclis'ten atılmayı tercih etse bile bu tuzağa da düşülmemelidir.
Birileri bize, "ağrıyan bu dişi hemen çekin" diyor. Onu köyleri dolaşan kerpetenli adamlar yapıyordu. Çağın diş hekimleri, biraz acı çekilse de kanal tedavisi ile dişi kurtarmaya bakıyor.
Hislerimizle değil, mantık ve sağduyu ile yola devam etmeliyiz...
H.Gülerce