Ammar
11-19-2011, 12:23
Yerin ve göğün, ebedin ve ezelin halıkı olan Rabbi Züllcelal ''ol'' dedi ve Türk ''ol''du..
Ahkamul Hakimin; insanın müşerref olduğu tüm sıfatları bu kullarına nakş etti ...
Derken nesiller bozuldu ...
Türkler ''Yaratan''ı unuttular ...
Kore yanardağından kaçarak Orta Asya steplerine yerleştiler ...
Kendi atalarına tapacak, atlarının sütlerini bayatlatıp alkol haline getirip içecek kadar cehalet çukuruna düştüler ...
Tüm alemin tesbih tanesi gibi önünde secde durduğu Malikül Hamd'e sırt çevirdiler ...
Sürekli din değiştiren ''çok tanrılı'' bir topluluğa dönüştüler ...
Kendilerine önder bildikleri zatların sözlerinden çıkmamaya özen göstererek, töre kültü ile varlıklarını idame ettirdiler ...
Türklerin gaddarlığından ve barbarlığından tüm insanlık korkar oldu ...
At üzerinde; basılmadık toprak, kesilmedik baş bırakmadılar ...
Derken ''şanı yüce'' olan Allah; sevgili kulları vasıtasıyla bu milletin kalbine rabbaniyet duygusunu tekrardan yerleştirdi ...
Alimlerini ve Dostlarını bu kavmin hidayete ermesi için aracı kıldı ...
Kalpler yumuşadı, kafalar değişti ...
Zulüm için kalkan kılınçlar bu kez adalet ve hak için kınlarından çıkarıldılar ...
Gaflet uykusundaki bir topluluktan, medeniyetler kuran bir nesil türedi ...
İlayı Kelimetullah bayraktarlığını üç kıtada göğüsleyen kahraman cengaverler farklı kavimlerin Türkler'e muhabbet beslemesine vesile oldular ...
Ulan Batur'un yabanları; barbar bir toplumdan uygar bir topluma evrildiler ...
Bu salih ameller karşılığını buldu ...
Sayısız Türk Boyu ilimde sanatta en üst seviyeye ulaştılar ...
Türkçe Ümmetin en çok konuşulan dillerinden birisi oldu ...
Sayısız Türk orjinli Alim'den Ümmet-i Muhammed istifade etti ...
Ne yazık ki;
Viyana kapılarını zorlayan Türk, kendisine bu izzeti lütf edeni unutur oldu!
Alemlerin Rabbine şükretmeyi bir kenara bıraktı ...
İlimde ve ibadette tembelleşti ...
Dünyanın şatafatı ve şaşa'a'sına kapıldı ...
Enaniyet tılsımı benliğini yedi bitirdi ...
Derken; Türk gerilemeye başladı ...
Türk; islami kimliğine sıkıca sarılıp, ölü toprağı serpilmiş bedenine ab-ı hayat vermeye kalkışmak yerine; kurtuluşu freng diyarında aradı ...
Veledlerini habire garp topraklarına yolladı ...
Haçlı hayranı oldu ...
Ceddinden utanır, dininden çekinir hale geldi ...
Alimlerine yüz çevirdi, kitabullah ile arasına sınır koydu ...
Kalbi köreldi, zihni bozuldu Türk'ün ...
Derken; selahiyeti reddi din ile bulacağına basbayağı inanır oldu!
Beynamazları başına reis seçti!
Şer'i hukuku lağv edip, garbi memleketlerin kanunlarını taklit etmeyi uygun gördü ...
Alimlerini astı ...
Tekke,zaviye ve medreselerinin kapısına kilit vurdu ...
Türk Din'e Allahısmarladık derken, en büyük basiretsizliği Lozan'da kadim kardeşi Kürd'e yaptı ...
Lozan'da Kürd kardeşinin yaşadığı toprakların bir kısmını, Irak ve Suriye arasında taksim edip; Onları çitlerle ayırdı!
Kürdün dilini,kültürünü,ülkesini, örf ve adetini inkar etti ...
Yasakladı, küçümsedi ve hakir gördü ...
Seneler seneleri kovaladı ...
İhanetin karşılığı sorun olarak karşısına çıktı!
Her taşın altından bir mesele çıkıyor, her tan yeli ağardığında Türk'ün başı yeni bir problemle derde giriyordu!
Çünkü; bu yeni kimlik Türk'e beklediğini vermemişti!
Gözleri açılmaya başladı; 'ata'sı Osmanlı'yı özler oldu!
Batıcılık yerine ceddinin geçmişine hayranlık duymaya başladı!
Derken; anti-laik siyasetmedarlar etraflarına sistemden memnun olmayan Türkleri topladılar ...
Her seçim biraz daha kuvvetlendiler ...
Ağırlıklarını sürekli arttıran ve hissettiren bu ''yeni Türkler'', iktidarı yavaş yavaş ele geçirdiler ...
Tüm bu gelişmeler en çok ta Kürtleri heyecanlandırdı ...
Ne mi oldu?
Bu ''yeni'' Türkler, çok fazla hata yapılan geçmişle yüzleşmekten korktular ...
Hududullah'a teslim olmaktan kaçındılar ...
Kur'an-ı Kerim'i hakem tayin edip, uhuvvet hukukunu referans almaktan ürktüler ...
Onlar da seleflerine benzemeye başladılar ...
Şimdi Kürd, kafasını kuma gömmüş Türk kardeşinden, sadece Allah'ın kendisine hak kıldığı fıtri hürriyetini istiyor ...
Türk enecilikten kendini azade edip, Kürd kardeşine elini uzatır ve ''ayrı gayrı'' yapmadan hak olana amenna der ise; Anadolu'nun muazzam topraklarında sulhun tekrar tesis edilmesi işten bile değil!
Sadece biraz cesaret ve ''samimi'' iman ...
Yaşar Gülen
kaynak (http://www.haberdiyarbakir.com/author_article_detail.php?id=1634)
Ahkamul Hakimin; insanın müşerref olduğu tüm sıfatları bu kullarına nakş etti ...
Derken nesiller bozuldu ...
Türkler ''Yaratan''ı unuttular ...
Kore yanardağından kaçarak Orta Asya steplerine yerleştiler ...
Kendi atalarına tapacak, atlarının sütlerini bayatlatıp alkol haline getirip içecek kadar cehalet çukuruna düştüler ...
Tüm alemin tesbih tanesi gibi önünde secde durduğu Malikül Hamd'e sırt çevirdiler ...
Sürekli din değiştiren ''çok tanrılı'' bir topluluğa dönüştüler ...
Kendilerine önder bildikleri zatların sözlerinden çıkmamaya özen göstererek, töre kültü ile varlıklarını idame ettirdiler ...
Türklerin gaddarlığından ve barbarlığından tüm insanlık korkar oldu ...
At üzerinde; basılmadık toprak, kesilmedik baş bırakmadılar ...
Derken ''şanı yüce'' olan Allah; sevgili kulları vasıtasıyla bu milletin kalbine rabbaniyet duygusunu tekrardan yerleştirdi ...
Alimlerini ve Dostlarını bu kavmin hidayete ermesi için aracı kıldı ...
Kalpler yumuşadı, kafalar değişti ...
Zulüm için kalkan kılınçlar bu kez adalet ve hak için kınlarından çıkarıldılar ...
Gaflet uykusundaki bir topluluktan, medeniyetler kuran bir nesil türedi ...
İlayı Kelimetullah bayraktarlığını üç kıtada göğüsleyen kahraman cengaverler farklı kavimlerin Türkler'e muhabbet beslemesine vesile oldular ...
Ulan Batur'un yabanları; barbar bir toplumdan uygar bir topluma evrildiler ...
Bu salih ameller karşılığını buldu ...
Sayısız Türk Boyu ilimde sanatta en üst seviyeye ulaştılar ...
Türkçe Ümmetin en çok konuşulan dillerinden birisi oldu ...
Sayısız Türk orjinli Alim'den Ümmet-i Muhammed istifade etti ...
Ne yazık ki;
Viyana kapılarını zorlayan Türk, kendisine bu izzeti lütf edeni unutur oldu!
Alemlerin Rabbine şükretmeyi bir kenara bıraktı ...
İlimde ve ibadette tembelleşti ...
Dünyanın şatafatı ve şaşa'a'sına kapıldı ...
Enaniyet tılsımı benliğini yedi bitirdi ...
Derken; Türk gerilemeye başladı ...
Türk; islami kimliğine sıkıca sarılıp, ölü toprağı serpilmiş bedenine ab-ı hayat vermeye kalkışmak yerine; kurtuluşu freng diyarında aradı ...
Veledlerini habire garp topraklarına yolladı ...
Haçlı hayranı oldu ...
Ceddinden utanır, dininden çekinir hale geldi ...
Alimlerine yüz çevirdi, kitabullah ile arasına sınır koydu ...
Kalbi köreldi, zihni bozuldu Türk'ün ...
Derken; selahiyeti reddi din ile bulacağına basbayağı inanır oldu!
Beynamazları başına reis seçti!
Şer'i hukuku lağv edip, garbi memleketlerin kanunlarını taklit etmeyi uygun gördü ...
Alimlerini astı ...
Tekke,zaviye ve medreselerinin kapısına kilit vurdu ...
Türk Din'e Allahısmarladık derken, en büyük basiretsizliği Lozan'da kadim kardeşi Kürd'e yaptı ...
Lozan'da Kürd kardeşinin yaşadığı toprakların bir kısmını, Irak ve Suriye arasında taksim edip; Onları çitlerle ayırdı!
Kürdün dilini,kültürünü,ülkesini, örf ve adetini inkar etti ...
Yasakladı, küçümsedi ve hakir gördü ...
Seneler seneleri kovaladı ...
İhanetin karşılığı sorun olarak karşısına çıktı!
Her taşın altından bir mesele çıkıyor, her tan yeli ağardığında Türk'ün başı yeni bir problemle derde giriyordu!
Çünkü; bu yeni kimlik Türk'e beklediğini vermemişti!
Gözleri açılmaya başladı; 'ata'sı Osmanlı'yı özler oldu!
Batıcılık yerine ceddinin geçmişine hayranlık duymaya başladı!
Derken; anti-laik siyasetmedarlar etraflarına sistemden memnun olmayan Türkleri topladılar ...
Her seçim biraz daha kuvvetlendiler ...
Ağırlıklarını sürekli arttıran ve hissettiren bu ''yeni Türkler'', iktidarı yavaş yavaş ele geçirdiler ...
Tüm bu gelişmeler en çok ta Kürtleri heyecanlandırdı ...
Ne mi oldu?
Bu ''yeni'' Türkler, çok fazla hata yapılan geçmişle yüzleşmekten korktular ...
Hududullah'a teslim olmaktan kaçındılar ...
Kur'an-ı Kerim'i hakem tayin edip, uhuvvet hukukunu referans almaktan ürktüler ...
Onlar da seleflerine benzemeye başladılar ...
Şimdi Kürd, kafasını kuma gömmüş Türk kardeşinden, sadece Allah'ın kendisine hak kıldığı fıtri hürriyetini istiyor ...
Türk enecilikten kendini azade edip, Kürd kardeşine elini uzatır ve ''ayrı gayrı'' yapmadan hak olana amenna der ise; Anadolu'nun muazzam topraklarında sulhun tekrar tesis edilmesi işten bile değil!
Sadece biraz cesaret ve ''samimi'' iman ...
Yaşar Gülen
kaynak (http://www.haberdiyarbakir.com/author_article_detail.php?id=1634)