Hüdaverdi
07-30-2008, 14:44
http://www.habervaktim.com/resim/resim27571_2.jpg
Eğitimci Yazar Muhittin Atıcı, “CHP-Ergenekoncular” başlıklı bir yazı kaleme alarak, anayasal düzeni silah zoruyla yıkmaya çalışan Ergenekoncu zevata avukatlık yapan CHP lideri Deniz Baykal ve şürekâsına işte böyle seslendi.
“Hey Ulusalcılar! Hey Sosyal Demokratlar! Hey Akredite Yazarlar! Hey vatanını ve namusunu savunanlara “terörist” diye hitabedenler! Hey Millet’imin kahır ekseriyetini potansiyel suçlu ve düşman görenler! Hey Millet’imin değerlerini tehdit olarak görenler! Hey İslâm diniyle ilgili her şeyi, sözüm ona “çağdışı ve öcü” olarak kabul edenler! Hey Osmanlı’yı hakaretlerle ve iftiralarla ananlar!
Son günlerde uykunuzu kaçıran, Ergenekon Soruşturması ile ilgili olarak; 17 Temmuz 2008 tarihli Taraf Gazetesi, 29 Ekim 1999 tarihli ‘Ergenekon Temel Bilgisi’ diye adlandırılan belgenin içeriğini şu şekilde açıklıyor:
1. Karşı kamptaki politikacılara suikast düzenlenecek.
2. Üniversite öğrencileri ajanlaştırılacak.
3. Uyuşturucu ve silah işine girilecek.
4. Naylon terör örgütü kurulacak.
5. Yarar sağlamayan ajanlar öldürülecek.
6. Yabancı bankalardaki hesaplar boşaltılacak.
7. Kara para aklanacak.
8. Yandaş medya oluşturulacak.
9. Askeri ataşelerden yararlanılacak.
10. Bütün sivil toplum kuruluşları kontrol edilecek.
Bu strateji, bir numara ve onun altındaki 6 komutan ile “sivil başkan” tarafından yürütülecek.”
20 Temmuz 2008 tarihli Zaman Gazetesi ise; CHP’nin de desteklediği ve ADD tarafından düzenlenen, ‘Atatürk ve Demokrasi’ adlı Ergenekoncuları destekleme mitinginde, ‘Lenin’ pankartının açıldığını söylüyor. Lütfen söyler misiniz, bu çeteler için boğazını patlatanlar; ‘Lenin’in’ posteri altında yapılan mitingin adı; nasıl oluyor da, ‘Atatürk ve Demokrasi’ oluyor? Yine aynı gazetenin yayınladığı bir başka bilgiye göre ise; 2006’da ‘Yılın Kuvvacısı’ ödülünü alan Nur Serter’in halen CHP’de milletvekili olması… Sizleri, biraz olsun düşünerek konuşmaya sevk etmiyor mu? Sorarım sizlere ve Bay Baykal’a, bütün bunlar normal şeyler mi? Sizin mahallenin ileri gelenleri, işte bunlar için boğaz patlatıyor. Eğer bunlar normalse, o zaman kanunlarda yazılanlar yanlış. Meselâ Nur Serter’in aldığı ödülü, bir AKP’li alsaydı veya Önder Sav’ın yerinde bir AKP’li olup ta, sizin kutsallarınızı aşağılayıp alay etseydi, ne yapardınız? İsterseniz sizin yerinize cevabı ben vereyim. En hafifinden o partiye kapatma davası açar, ilgili şahısları da ‘GİYOTİN’E’ götürürdünüz.
Ümraniye ve Eskişehir’de yakalanan bombalarla, daha sonraki baskınlarda ele geçirilen belgeler; ya hiç yokmuş, ya da bunlar, başörtüsü mağdurlarının ve dindar insanların evlerinden çıkmış gibi davranmak. Anayasal düzeni yıkmaya çalışan insanları, ‘Bunlar çok saygın kişiler. Bunlara böyle muamele edemezsiniz’ diye yaygarayı koparmak...
Yukarıda bahsedilen bombalar ve dokümanların; bir an için başka adreslerde ele geçirildiğini hayâl ediyorum da… Aman Allahım! Ne korkunç şey… ‘Gericiler, yobazlar, rejim karşıtları, mürteciler, Atatürk ve lâiklik düşmanları… Memleketin temeline bomba koyacaklardı. Cumhuriyeti yıkıp yerine, ‘ŞERİAT’ getireceklerdi. Kahrolsun şeriat! Türkiye lâiktir, lâik kalacak…’ gibi sloganlarla yer yerinden oynatılırdı. Fakat sizin mahallenin kahramanları, hangi fiilin veya eylemin üzerinde, ‘suçüstü’ olursa olsun, onlara kimse dokunamaz. Allahaşkına, söyler misiniz? sizler bu rüyadan ne zaman uyanacaksınız?
Zaman-zaman çıkıp, meydanlardan ve ekranlardan, hançereniz yırtılırcasına bağırıyorsunuz; ‘Çekilin aradan. Din de bizim, devlet te bizim’ Bay Baykal, madem din de sizin, devlet te sizin, 15 Temmuz 2008 tarihli Radikal Gazetesi’nde, Perihan Mağden diye biri; dinimizde çok önemli bir yeri ve anlamı olan ‘EZAN’ımıza’ saldırdığında, sizin mahalleden tek bir kelime olsun, itiraz duyulmadı. Ya da Genel Sekreter’inizin; yaratılmışların ve yaratılacakların en büyüğü ve en şereflisi olan PEYGAMBER EFENDİMİZ’i aşağılayıp alay etmesine, sizlerin ağzından destekten ve alkıştan başka bir şey duymadık. Sizler bu MİLLETİ uykuda mı zannediyorsunuz? Yoksa, ‘Yüksek tondan biraz bağırır, kanunlarla koruma altına alınmış birkaç slogan atar, biraz da tehdit ederiz. Her şey toz-pembe olur gider...’ diye hayâl kuruyorsunuz. Kusura bakmayın ama uykuda olan, hem de gaflet uykusunda olan sizlersiniz.
Beyler boşuna uğraşıp yorulmayın. Bu ülkede, dindar insanlardan hiç birinin, ne Atatürk’le, ne lâiklikle, ne de rejimle bir problemi yok. Bu değerlerle problemi olanlar da sizin mahalleden, bu değerleri kalkan olarak kullananlar da sizin mahalleden… Bizim problemimiz, dinimizin yerine ikame edilmeye çalışılan ‘LÂİSİZİMLE’… Bizim problemimiz, kendisini ‘İLÂH’ yerine koyarak, inançlarımızı ve ibadetlerimizi sınırlamaya çalışanlarla… Bizim problemimiz, halkın yüzde 99’unun Müslüman olduğu ülkede yönetici olup ta milletin değerlerine savaş açanlarla… Bizim problemimiz, teröristlerle işbirliği yapanlarla… Bizim problemimiz, devletin kaynaklarını çetelere aktaranlarla… Bizim problemimiz, Müslüman mahallesinde salyangoz satanlarla…
2007 yılında, sadece Cumhurbaşkanlığı seçimini engellemek için; Türkiye’nin dört bir yanından, partinize bağlı belediyelerin, ADD’lerin, ÇYDD’lerin, partinizin bir milletvekili veya il başkanı gibi çalışan rektörlerin, onların güdümündeki öğretim üyeleri ve öğrencilerin, partinizin yayın organı gibi çalışan gazete ve televizyonların sağladığı imkânlarla, taşıdığınız kalabalıklarla birlikte, günlerce bağırdınız…
Bugün çok iyi anlaşılıyor ki; arkasında, ‘ERGENEKON’ adlı çetenin olduğu, ‘DANIŞTAY’ baskınını, dindar insanların üzerine yıkmak için, delilleri karartmak, cenaze törenlerinde, edep ve terbiyeden yoksun militanlarınızın, hükûmet üyelerinin üzerine saldırarak, yetmiş yıldır değişmeyen; ‘Çözümsüzlük çözümdür. Kargaşa çıkarmak ve hedef saptırmak mubahtır’ mantığı ile, halen bulanık suda avlanmaya çalışıyorsunuz.
Sizlerin, bu kural ve hukuk dışı yaptığınız her şey normal. Kocaman-kocaman cübbeleriyle, ‘Ordu göreve’ diye bağırmak doğru. Sizler gibi düşünmeyenlere hakaret etmek ve aşağılamak mubah… Fakat 30 civarında STK’nun önderlik ettiği, hiçbir yolsuzluğa kuralsızlığa ismi karışmamış gazeteci ve fikir adamlarının katıldığı, içinde tek bir tane AKP’li yetkilinin olmadığı; ‘Egemenlik kayıtsız-şartsız milletindir. Darbeye, vesayete hayır. Failimeçhul istemiyoruz. Daha çok özgürlük, daha çok adalet…’ gibi sloganların atıldığı mitingler için, ‘Tarihin karanlıklarından yola çıkarak, birtakım efsanelerden medet umarak, şu andaki siyasi amaçlara ulaşmak mümkün değildir’ diye buyurmuşsunuz. Aklı-mantığı ve vicdanı olan herkese sorun. Kullandığınız bu ifadeye; sizin içinde bulunduğunuz mitingler mi, yoksa bugün düzenlenen ve her çeşit hukuk dışı davranışları reddeden, ‘izan’ sahibi herkesin örnek alacağı, bu tertemiz niyetli insanların katıldığı mitingler mi uygun düşüyor?
Yetmiş yıldır, insanların kılık-kıyafetiyle uğraşıyorsunuz. Başörtüsü ile uğraşıyorsunuz. Ancak seçim meydanlarına çıkarken, başörtüsünü araç olarak kullanmayı da ihmal etmiyorsunuz. Başörtüsü denince, ‘kırmızı görmüşe’ dönenler iyice anlasın ki; bizim kızlarımız ve annelerimiz, o örtüyle sadece saçlarını kapatıyorlar. Sizler ise, beyninizi öyle bir kapatmışsınız ki; bütün gelişmelere, bütün yeniliklere, özgürlüklere ve adalete ‘KAPALI’ demişsiniz. Bir daha da açmamak üzere yemin etmişsiniz.
Bay BAYKAL ve o mahallenin kahraman savunucuları, sizin mahallede; ‘Karanlıklar aydınlık-aydınlıklar karanlık, karalar beyaz-beyazlar kara, eğriler doğru-doğrular eğri, haksızlar haklı-haklılar haksız’ şeklinde değerlendirilir. Bunu böyle bilesiniz ve Yüce Mevlâ’dan dilerim ki, yangın bacayı sarmadan uykudan uyanasınız…”
habervaktim.com
Eğitimci Yazar Muhittin Atıcı, “CHP-Ergenekoncular” başlıklı bir yazı kaleme alarak, anayasal düzeni silah zoruyla yıkmaya çalışan Ergenekoncu zevata avukatlık yapan CHP lideri Deniz Baykal ve şürekâsına işte böyle seslendi.
“Hey Ulusalcılar! Hey Sosyal Demokratlar! Hey Akredite Yazarlar! Hey vatanını ve namusunu savunanlara “terörist” diye hitabedenler! Hey Millet’imin kahır ekseriyetini potansiyel suçlu ve düşman görenler! Hey Millet’imin değerlerini tehdit olarak görenler! Hey İslâm diniyle ilgili her şeyi, sözüm ona “çağdışı ve öcü” olarak kabul edenler! Hey Osmanlı’yı hakaretlerle ve iftiralarla ananlar!
Son günlerde uykunuzu kaçıran, Ergenekon Soruşturması ile ilgili olarak; 17 Temmuz 2008 tarihli Taraf Gazetesi, 29 Ekim 1999 tarihli ‘Ergenekon Temel Bilgisi’ diye adlandırılan belgenin içeriğini şu şekilde açıklıyor:
1. Karşı kamptaki politikacılara suikast düzenlenecek.
2. Üniversite öğrencileri ajanlaştırılacak.
3. Uyuşturucu ve silah işine girilecek.
4. Naylon terör örgütü kurulacak.
5. Yarar sağlamayan ajanlar öldürülecek.
6. Yabancı bankalardaki hesaplar boşaltılacak.
7. Kara para aklanacak.
8. Yandaş medya oluşturulacak.
9. Askeri ataşelerden yararlanılacak.
10. Bütün sivil toplum kuruluşları kontrol edilecek.
Bu strateji, bir numara ve onun altındaki 6 komutan ile “sivil başkan” tarafından yürütülecek.”
20 Temmuz 2008 tarihli Zaman Gazetesi ise; CHP’nin de desteklediği ve ADD tarafından düzenlenen, ‘Atatürk ve Demokrasi’ adlı Ergenekoncuları destekleme mitinginde, ‘Lenin’ pankartının açıldığını söylüyor. Lütfen söyler misiniz, bu çeteler için boğazını patlatanlar; ‘Lenin’in’ posteri altında yapılan mitingin adı; nasıl oluyor da, ‘Atatürk ve Demokrasi’ oluyor? Yine aynı gazetenin yayınladığı bir başka bilgiye göre ise; 2006’da ‘Yılın Kuvvacısı’ ödülünü alan Nur Serter’in halen CHP’de milletvekili olması… Sizleri, biraz olsun düşünerek konuşmaya sevk etmiyor mu? Sorarım sizlere ve Bay Baykal’a, bütün bunlar normal şeyler mi? Sizin mahallenin ileri gelenleri, işte bunlar için boğaz patlatıyor. Eğer bunlar normalse, o zaman kanunlarda yazılanlar yanlış. Meselâ Nur Serter’in aldığı ödülü, bir AKP’li alsaydı veya Önder Sav’ın yerinde bir AKP’li olup ta, sizin kutsallarınızı aşağılayıp alay etseydi, ne yapardınız? İsterseniz sizin yerinize cevabı ben vereyim. En hafifinden o partiye kapatma davası açar, ilgili şahısları da ‘GİYOTİN’E’ götürürdünüz.
Ümraniye ve Eskişehir’de yakalanan bombalarla, daha sonraki baskınlarda ele geçirilen belgeler; ya hiç yokmuş, ya da bunlar, başörtüsü mağdurlarının ve dindar insanların evlerinden çıkmış gibi davranmak. Anayasal düzeni yıkmaya çalışan insanları, ‘Bunlar çok saygın kişiler. Bunlara böyle muamele edemezsiniz’ diye yaygarayı koparmak...
Yukarıda bahsedilen bombalar ve dokümanların; bir an için başka adreslerde ele geçirildiğini hayâl ediyorum da… Aman Allahım! Ne korkunç şey… ‘Gericiler, yobazlar, rejim karşıtları, mürteciler, Atatürk ve lâiklik düşmanları… Memleketin temeline bomba koyacaklardı. Cumhuriyeti yıkıp yerine, ‘ŞERİAT’ getireceklerdi. Kahrolsun şeriat! Türkiye lâiktir, lâik kalacak…’ gibi sloganlarla yer yerinden oynatılırdı. Fakat sizin mahallenin kahramanları, hangi fiilin veya eylemin üzerinde, ‘suçüstü’ olursa olsun, onlara kimse dokunamaz. Allahaşkına, söyler misiniz? sizler bu rüyadan ne zaman uyanacaksınız?
Zaman-zaman çıkıp, meydanlardan ve ekranlardan, hançereniz yırtılırcasına bağırıyorsunuz; ‘Çekilin aradan. Din de bizim, devlet te bizim’ Bay Baykal, madem din de sizin, devlet te sizin, 15 Temmuz 2008 tarihli Radikal Gazetesi’nde, Perihan Mağden diye biri; dinimizde çok önemli bir yeri ve anlamı olan ‘EZAN’ımıza’ saldırdığında, sizin mahalleden tek bir kelime olsun, itiraz duyulmadı. Ya da Genel Sekreter’inizin; yaratılmışların ve yaratılacakların en büyüğü ve en şereflisi olan PEYGAMBER EFENDİMİZ’i aşağılayıp alay etmesine, sizlerin ağzından destekten ve alkıştan başka bir şey duymadık. Sizler bu MİLLETİ uykuda mı zannediyorsunuz? Yoksa, ‘Yüksek tondan biraz bağırır, kanunlarla koruma altına alınmış birkaç slogan atar, biraz da tehdit ederiz. Her şey toz-pembe olur gider...’ diye hayâl kuruyorsunuz. Kusura bakmayın ama uykuda olan, hem de gaflet uykusunda olan sizlersiniz.
Beyler boşuna uğraşıp yorulmayın. Bu ülkede, dindar insanlardan hiç birinin, ne Atatürk’le, ne lâiklikle, ne de rejimle bir problemi yok. Bu değerlerle problemi olanlar da sizin mahalleden, bu değerleri kalkan olarak kullananlar da sizin mahalleden… Bizim problemimiz, dinimizin yerine ikame edilmeye çalışılan ‘LÂİSİZİMLE’… Bizim problemimiz, kendisini ‘İLÂH’ yerine koyarak, inançlarımızı ve ibadetlerimizi sınırlamaya çalışanlarla… Bizim problemimiz, halkın yüzde 99’unun Müslüman olduğu ülkede yönetici olup ta milletin değerlerine savaş açanlarla… Bizim problemimiz, teröristlerle işbirliği yapanlarla… Bizim problemimiz, devletin kaynaklarını çetelere aktaranlarla… Bizim problemimiz, Müslüman mahallesinde salyangoz satanlarla…
2007 yılında, sadece Cumhurbaşkanlığı seçimini engellemek için; Türkiye’nin dört bir yanından, partinize bağlı belediyelerin, ADD’lerin, ÇYDD’lerin, partinizin bir milletvekili veya il başkanı gibi çalışan rektörlerin, onların güdümündeki öğretim üyeleri ve öğrencilerin, partinizin yayın organı gibi çalışan gazete ve televizyonların sağladığı imkânlarla, taşıdığınız kalabalıklarla birlikte, günlerce bağırdınız…
Bugün çok iyi anlaşılıyor ki; arkasında, ‘ERGENEKON’ adlı çetenin olduğu, ‘DANIŞTAY’ baskınını, dindar insanların üzerine yıkmak için, delilleri karartmak, cenaze törenlerinde, edep ve terbiyeden yoksun militanlarınızın, hükûmet üyelerinin üzerine saldırarak, yetmiş yıldır değişmeyen; ‘Çözümsüzlük çözümdür. Kargaşa çıkarmak ve hedef saptırmak mubahtır’ mantığı ile, halen bulanık suda avlanmaya çalışıyorsunuz.
Sizlerin, bu kural ve hukuk dışı yaptığınız her şey normal. Kocaman-kocaman cübbeleriyle, ‘Ordu göreve’ diye bağırmak doğru. Sizler gibi düşünmeyenlere hakaret etmek ve aşağılamak mubah… Fakat 30 civarında STK’nun önderlik ettiği, hiçbir yolsuzluğa kuralsızlığa ismi karışmamış gazeteci ve fikir adamlarının katıldığı, içinde tek bir tane AKP’li yetkilinin olmadığı; ‘Egemenlik kayıtsız-şartsız milletindir. Darbeye, vesayete hayır. Failimeçhul istemiyoruz. Daha çok özgürlük, daha çok adalet…’ gibi sloganların atıldığı mitingler için, ‘Tarihin karanlıklarından yola çıkarak, birtakım efsanelerden medet umarak, şu andaki siyasi amaçlara ulaşmak mümkün değildir’ diye buyurmuşsunuz. Aklı-mantığı ve vicdanı olan herkese sorun. Kullandığınız bu ifadeye; sizin içinde bulunduğunuz mitingler mi, yoksa bugün düzenlenen ve her çeşit hukuk dışı davranışları reddeden, ‘izan’ sahibi herkesin örnek alacağı, bu tertemiz niyetli insanların katıldığı mitingler mi uygun düşüyor?
Yetmiş yıldır, insanların kılık-kıyafetiyle uğraşıyorsunuz. Başörtüsü ile uğraşıyorsunuz. Ancak seçim meydanlarına çıkarken, başörtüsünü araç olarak kullanmayı da ihmal etmiyorsunuz. Başörtüsü denince, ‘kırmızı görmüşe’ dönenler iyice anlasın ki; bizim kızlarımız ve annelerimiz, o örtüyle sadece saçlarını kapatıyorlar. Sizler ise, beyninizi öyle bir kapatmışsınız ki; bütün gelişmelere, bütün yeniliklere, özgürlüklere ve adalete ‘KAPALI’ demişsiniz. Bir daha da açmamak üzere yemin etmişsiniz.
Bay BAYKAL ve o mahallenin kahraman savunucuları, sizin mahallede; ‘Karanlıklar aydınlık-aydınlıklar karanlık, karalar beyaz-beyazlar kara, eğriler doğru-doğrular eğri, haksızlar haklı-haklılar haksız’ şeklinde değerlendirilir. Bunu böyle bilesiniz ve Yüce Mevlâ’dan dilerim ki, yangın bacayı sarmadan uykudan uyanasınız…”
habervaktim.com