CeVHeR
01-15-2008, 17:46
AK Parti iktidarına karşı çıkan kesimler açısından Türkiye’de her konuyu, kendi doğal atmosferinden çıkarıp, ideolojik kamplaşmada öne çıkarılan bir takım semboller üzerinden tartışmak neredeyse moda haline geldi.
Hiçbir konuyu, o konunun kendi şartları ve boyutları içinde tartışmıyorlar.
örneğin Türkiye’de iflas etmiş eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması üzerine yapılan herhangi bir tartışma, bir anda “Cumhuriyete sahip çıkmak ya da onu yıkmaya çalışmak” eksenine oturtuluyor.
özgürlük ve insan hakları konusu da öyle.
Dış politik problemler de öyle.
Hatta ekonomi ve finans açısından mütalaa edilmesi gereken konular bile, bir takım semboller üzerinden yapılan abartılı ve hamasi argümanlarla kendi doğal karakterinden yalıtılıp sadece ideolojik kamplaşmayı besleyecek bir zemine yaslandırılıyor.
Bunun son örneğini, “Merkez Bankası İstanbul’a taşınsın mı, taşınmasın mı” tartışmalarında yaşıyoruz.
Söz konusu çevreler, böylesi bir taşınmanın ekonomik ve finansal açıdan iş dünyasına neler getireceği ya da götüreceğiyle zerrece ilgilenmiyorlar.
Bu konuda ne bir araştırmaları var, ne de bir analizleri.
Tek yaptıkları bu taşınma işine önce sembolik anlamlar yüklemek, ardından da hem ürperip hem de toplumu ürpertmeye çalışmak suretiyle dumanlı bir hava oluşturmaya çalışmak.
Bu nedenle de söyledikleri sadece şu türden laflar oluyor:
“Ankara cumhuriyetin simgesidir. İstanbul Osmanlı’nın başkentidir. Bunlar Ankara’yı gözden düşürmeye çalışıyorlar. çünkü cumhuriyetle kavgalılar vs.”
Gözlerinden öfkeler saçarak “Bu AKP’liler Merkez Bankası’nı tabii ki İstanbul’a taşımak isteyeceklerdir. çünkü İstanbul’da Topkapı Sarayı, Ankara’da ise Anıtkabir var” diyen kimileri, Ankara’yı öveceğim derken öylesine şecaat arzediyor ki, sanırsın İstanbul bu ülkenin sınırları içinde ve hepimizin büyük hayranlığına mazhar olmuş bir tarih ve medeniyet şaheseri ilimiz değil de, sanki içimize saltanat özlemcileri tarafından gizlice yerleştirilmiş bir ajan şehir.Hele, halkımız üzerinde ters etki yaptığı defalarca görülmesine rağmen bu tür konularda gerilimli ve kavgacı bir üslubu pek seven CHP lideri Deniz Baykal, öylesine coşmuş ki, sormayın.
Şöyle diyor:
“Bu hükümet Ankara’nın kimliğine karşı. Cumhuriyetin başkenti olan Ankara’nın içini boşaltmaya çalışıyor. Başbakan’da da, partisinin anlayışında da Ankara kompleksi var. Ankara kompleksinin arkasında cumhuriyet kompleksi, cumhuriyet kompleksinin altında ise Atatürk kompleksi var.”
Türkiye’de muhalefet yapmak ne kadar kolay değil mi?
Her konuyu cumhuriyet ve Atatürk’e indirgiyor, ardından da üç beş sert söz söylüyorsun; o kadar.
Sonrası sandıkta hezimet ama olsun. Genel Başkanlık koltuğu yerinde duruyor ya!İşin ilginç yanı da şu:
Başta medyamız olmak üzere, Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınmasını salt ideolojik bir tartışma konusuna indirgeyenler, ekonomi ve finans söz konusu olunca Ankara’ya hiç de sahip çıkmıyorlar.
Kendi parasal çıkarları söz konusu olduğunda yaptıkları işe ideolojik argümanlarla değil, ekonomi ve finans dünyasının objektif kriterleri noktasında bakıyorlar.
Bu nedenle de iş, kültür, sanat, finans ve medya dünyasının bütün devleri genel merkezlerini İstanbul’da bulunduruyorlar.
Hiç kimse “Televizyonumun, gazetemin, holdingimin vs. merkezini Atatürk’ün başkent yaptığı Ankara’ya taşıyayım” diye düşünmüyor.
Ancak Başbakan Erdoğan “İş ve ekonomi dünyasının verili gerçekleri açısından Merkez Bankası’nın İstanbul’da bulunması iyi olur” dediğinde kıyameti koparıyorlar.Tamam, hükümetlerin yapmak istedikleri bir takım uygulamalara demokratik bir toplumda destek veren de olur, karşı çıkan da.
Nitekim, hükümete yakın olduğu varsayılan çevrelerde bile bu taşınma işini sağlıklı bulmayanlar olduğu gibi, hükümete muhalif olan kimileri de “Ama bu konuda Başbakan’ı destekliyorum” diyebiliyor.
Tabii ki özgürce tartışacağız.
Ancak her konuyu olduğu gibi Merkez Bankası tartışmalarını da bir takım semboller üzerinden yürütülen ideolojik bir savaşa dönüştürüp “Bir tarafta Damat Feritçi İstanbul taraftarları, diğer tarafta ise Mustafa Kemalci Ankara yanlıları vaaaar!” türünden zevzekliklere ne gerek var!
Biraz efendi olmak bu kadar mı zor?
--------
münaşaka
“Başörtüsü siyasi simgedir” diyenleri eleştiren Başbakan Erdoğan sormuş:
“Velev ki siyasi simge olsun.. Siyasi simgeleri yasaklayabilir misiniz?”
Maalesef sayın Başbakan;
Yasaklayabiliyorlar!..
----------
sözünözü
Birisini hiç anlamamak bile ters anlamaya çalışmaktan iyidir.
(Anatole France)
M. Emin KAZCI / VAKİT 15/01/2008
Hiçbir konuyu, o konunun kendi şartları ve boyutları içinde tartışmıyorlar.
örneğin Türkiye’de iflas etmiş eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması üzerine yapılan herhangi bir tartışma, bir anda “Cumhuriyete sahip çıkmak ya da onu yıkmaya çalışmak” eksenine oturtuluyor.
özgürlük ve insan hakları konusu da öyle.
Dış politik problemler de öyle.
Hatta ekonomi ve finans açısından mütalaa edilmesi gereken konular bile, bir takım semboller üzerinden yapılan abartılı ve hamasi argümanlarla kendi doğal karakterinden yalıtılıp sadece ideolojik kamplaşmayı besleyecek bir zemine yaslandırılıyor.
Bunun son örneğini, “Merkez Bankası İstanbul’a taşınsın mı, taşınmasın mı” tartışmalarında yaşıyoruz.
Söz konusu çevreler, böylesi bir taşınmanın ekonomik ve finansal açıdan iş dünyasına neler getireceği ya da götüreceğiyle zerrece ilgilenmiyorlar.
Bu konuda ne bir araştırmaları var, ne de bir analizleri.
Tek yaptıkları bu taşınma işine önce sembolik anlamlar yüklemek, ardından da hem ürperip hem de toplumu ürpertmeye çalışmak suretiyle dumanlı bir hava oluşturmaya çalışmak.
Bu nedenle de söyledikleri sadece şu türden laflar oluyor:
“Ankara cumhuriyetin simgesidir. İstanbul Osmanlı’nın başkentidir. Bunlar Ankara’yı gözden düşürmeye çalışıyorlar. çünkü cumhuriyetle kavgalılar vs.”
Gözlerinden öfkeler saçarak “Bu AKP’liler Merkez Bankası’nı tabii ki İstanbul’a taşımak isteyeceklerdir. çünkü İstanbul’da Topkapı Sarayı, Ankara’da ise Anıtkabir var” diyen kimileri, Ankara’yı öveceğim derken öylesine şecaat arzediyor ki, sanırsın İstanbul bu ülkenin sınırları içinde ve hepimizin büyük hayranlığına mazhar olmuş bir tarih ve medeniyet şaheseri ilimiz değil de, sanki içimize saltanat özlemcileri tarafından gizlice yerleştirilmiş bir ajan şehir.Hele, halkımız üzerinde ters etki yaptığı defalarca görülmesine rağmen bu tür konularda gerilimli ve kavgacı bir üslubu pek seven CHP lideri Deniz Baykal, öylesine coşmuş ki, sormayın.
Şöyle diyor:
“Bu hükümet Ankara’nın kimliğine karşı. Cumhuriyetin başkenti olan Ankara’nın içini boşaltmaya çalışıyor. Başbakan’da da, partisinin anlayışında da Ankara kompleksi var. Ankara kompleksinin arkasında cumhuriyet kompleksi, cumhuriyet kompleksinin altında ise Atatürk kompleksi var.”
Türkiye’de muhalefet yapmak ne kadar kolay değil mi?
Her konuyu cumhuriyet ve Atatürk’e indirgiyor, ardından da üç beş sert söz söylüyorsun; o kadar.
Sonrası sandıkta hezimet ama olsun. Genel Başkanlık koltuğu yerinde duruyor ya!İşin ilginç yanı da şu:
Başta medyamız olmak üzere, Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınmasını salt ideolojik bir tartışma konusuna indirgeyenler, ekonomi ve finans söz konusu olunca Ankara’ya hiç de sahip çıkmıyorlar.
Kendi parasal çıkarları söz konusu olduğunda yaptıkları işe ideolojik argümanlarla değil, ekonomi ve finans dünyasının objektif kriterleri noktasında bakıyorlar.
Bu nedenle de iş, kültür, sanat, finans ve medya dünyasının bütün devleri genel merkezlerini İstanbul’da bulunduruyorlar.
Hiç kimse “Televizyonumun, gazetemin, holdingimin vs. merkezini Atatürk’ün başkent yaptığı Ankara’ya taşıyayım” diye düşünmüyor.
Ancak Başbakan Erdoğan “İş ve ekonomi dünyasının verili gerçekleri açısından Merkez Bankası’nın İstanbul’da bulunması iyi olur” dediğinde kıyameti koparıyorlar.Tamam, hükümetlerin yapmak istedikleri bir takım uygulamalara demokratik bir toplumda destek veren de olur, karşı çıkan da.
Nitekim, hükümete yakın olduğu varsayılan çevrelerde bile bu taşınma işini sağlıklı bulmayanlar olduğu gibi, hükümete muhalif olan kimileri de “Ama bu konuda Başbakan’ı destekliyorum” diyebiliyor.
Tabii ki özgürce tartışacağız.
Ancak her konuyu olduğu gibi Merkez Bankası tartışmalarını da bir takım semboller üzerinden yürütülen ideolojik bir savaşa dönüştürüp “Bir tarafta Damat Feritçi İstanbul taraftarları, diğer tarafta ise Mustafa Kemalci Ankara yanlıları vaaaar!” türünden zevzekliklere ne gerek var!
Biraz efendi olmak bu kadar mı zor?
--------
münaşaka
“Başörtüsü siyasi simgedir” diyenleri eleştiren Başbakan Erdoğan sormuş:
“Velev ki siyasi simge olsun.. Siyasi simgeleri yasaklayabilir misiniz?”
Maalesef sayın Başbakan;
Yasaklayabiliyorlar!..
----------
sözünözü
Birisini hiç anlamamak bile ters anlamaya çalışmaktan iyidir.
(Anatole France)
M. Emin KAZCI / VAKİT 15/01/2008