selahattin_ay
10-07-2007, 11:08
http://img338.imageshack.us/img338/9834/kguclupo0.gif (http://imageshack.us)
Anayasa tartışmalarından ekonomiye, terörden eğitime kafalarda pek çok soru var. Örneğin eğitimi ele alalım.
Milli Eğitim Bakanlığı, sanki Bakan Hüseyin Çelik'in çiftliği ve istediği gibi at koşturuyor. Yapılanlara, yapılmayanlara, ne kendi partisinden ne de muhalefetten tek eleştiri yok. Tıpkı arada bir yaptığı doğru işlerin alkışlanmadığı gibi.
Eğitimde alınan her karar, yediden yetmişe hepimizi ilgilendiriyor. Ağır faturaları, bugün olmasa da yarın çıkıyor. İşte bu yüzden sürekli takip edilmesi gerekir.
Bir bakanlık düşünün ki, bakandan sonraki en önemli koltuğu aylardır boş. Müsteşar Necat Birinci, hakkındaki kesinleşmiş hapis cezalarından kurtulmak için milletvekili seçildi. Aradan aylar geçti, yerine atama yapılmıyor. Eskiden olsa, Cumhurbaşkanı Sezer engelliyor denilirdi. Şimdi kim engelliyor?..
Koskoca Milli Eğitim camiasında o koltuğu dolduracak isim mi yok?
Öğretmen atamaları tam bir komediye dönüştü. Ücretli, sözleşmeli, usta öğretici adı altında sürekli öğretmen alınıyor. Üç kuruş paraya çalıştırılıyor. MEB'in uyguladığı bu taşeronluk yöntemini herhangi bir şirket yapsa, Maliye, SSK kapısına bin defa kilit vururdu. Ama devletin kendisi bunu yapıyor? Muhalefet uyuyor.
Anadolu liselerinde yabancı dille eğitim kaldırıldı. Geçen yıl ve bu yıl 5'er bin kontenjan boş kaldı. Hâlâ kimseden çıt yok. Bakanlığa, aylardır müsteşar atamayan kafa, yüz binlerce kişinin girmek için can attığı anadolu liselerini de boş bırakıyor. Ama, ne bu keyfiyet diye soran yok. Ne iktidardan ne de muhalefetten. Meclis'e ne için gittilerse!..
Dershaneye bağımlılık yaratıyor diye kaldırılan OKS'nin yerine getirilen SBS'ye bağımlılığı daha da artırdı. Ama ne sorgulayan var ne de bu yanlıştan ne zaman döneceksiniz diyen. Öğrenciler eskiden 8. sınıfta dershaneye gidiyordu. Şimdi 6. sınıftan itibaren bu yarışın içine girdiler. Bu nasıl bağımlılığı azaltmaksa!..
İlköğretim okullarında okula yeni başlayanlara el yazısı zorunluluğu getirildi. Veliler de, öğretmenler de feveran ediyor. Okumayı da, yazmayı da güçleştiriyor diyorlar. Ama ne dinleyenleri var ne de geçen yılın bir değerlendirmesini yapan! Oysa şimdiye kadar bin defa gözden geçirilmeliydi.
Eğitim fakülteleri her yıl on binlerce mezun veriyor. İşsiz öğretmen sayısı 200 bin civarında. Ama yeni kurulan üniversitelerin hemen hepsine yeni eğitim fakülteleri açılıyor. Peki ileriye yönelik bir istihdam politikası var mı? Kesinlikle hayır. Bu konuyu da sorgulayan yok.
Ücretsiz verilen ders kitapları her yıl çöpe atılıyor. En azından yarısının geri dönüşümü sağlanıp tasarruf yoluna gidilemez mi? Öğrenciye bu yolla malını koruma, temiz kullanma ve tasarruf öğretilemez mi? Bu konuda kim, bu işten ne kazanıyor diye sorgulanamaz mı?
Dünyanın masrafı yapılıp her okula bilgisayar sınıfları kuruldu. Bu konuda bir araştırma yapıldı mı? Geçen yıl kaç saat kullanıldılar? Yapılan masrafa değdi mi?
Kış geliyor. Okullara ne kadar yakacak parası gönderildi? Bu parayla kaç ay idare edilir, açıklar nasıl kapatılacak?
Son beş yılda kaç kişi sınıfta kaldı? Kaç kişi sistem dışına itildi? ÖSS'de, OKS'de kaç kişi sıfır aldı? Kaç kişi barajı aşamadı? Niye?
Bakan Çelik, "Sistemi kökten değiştirdik. Ezberci eğitime son verdik. Artık soran, sorgulayan öğrenciler yetiştirdik" diyor. Hangi somut verilere dayanarak bunu söylüyor?
Özetin özeti: Ciddi bir muhalefet boşluğu var. CHP gibi MHP de yok gibi. CHP'de eskiden Mustafa Gazalcı vardı. Milli Eğitim'de yapılanların da, yapılmayanların da takipçisi olurdu. O da sistem dışına itildi. Merak ediyorum, TBMM'de eğitime ilgi duyan hiç mi milletvekili yok?..
Anayasa tartışmalarından ekonomiye, terörden eğitime kafalarda pek çok soru var. Örneğin eğitimi ele alalım.
Milli Eğitim Bakanlığı, sanki Bakan Hüseyin Çelik'in çiftliği ve istediği gibi at koşturuyor. Yapılanlara, yapılmayanlara, ne kendi partisinden ne de muhalefetten tek eleştiri yok. Tıpkı arada bir yaptığı doğru işlerin alkışlanmadığı gibi.
Eğitimde alınan her karar, yediden yetmişe hepimizi ilgilendiriyor. Ağır faturaları, bugün olmasa da yarın çıkıyor. İşte bu yüzden sürekli takip edilmesi gerekir.
Bir bakanlık düşünün ki, bakandan sonraki en önemli koltuğu aylardır boş. Müsteşar Necat Birinci, hakkındaki kesinleşmiş hapis cezalarından kurtulmak için milletvekili seçildi. Aradan aylar geçti, yerine atama yapılmıyor. Eskiden olsa, Cumhurbaşkanı Sezer engelliyor denilirdi. Şimdi kim engelliyor?..
Koskoca Milli Eğitim camiasında o koltuğu dolduracak isim mi yok?
Öğretmen atamaları tam bir komediye dönüştü. Ücretli, sözleşmeli, usta öğretici adı altında sürekli öğretmen alınıyor. Üç kuruş paraya çalıştırılıyor. MEB'in uyguladığı bu taşeronluk yöntemini herhangi bir şirket yapsa, Maliye, SSK kapısına bin defa kilit vururdu. Ama devletin kendisi bunu yapıyor? Muhalefet uyuyor.
Anadolu liselerinde yabancı dille eğitim kaldırıldı. Geçen yıl ve bu yıl 5'er bin kontenjan boş kaldı. Hâlâ kimseden çıt yok. Bakanlığa, aylardır müsteşar atamayan kafa, yüz binlerce kişinin girmek için can attığı anadolu liselerini de boş bırakıyor. Ama, ne bu keyfiyet diye soran yok. Ne iktidardan ne de muhalefetten. Meclis'e ne için gittilerse!..
Dershaneye bağımlılık yaratıyor diye kaldırılan OKS'nin yerine getirilen SBS'ye bağımlılığı daha da artırdı. Ama ne sorgulayan var ne de bu yanlıştan ne zaman döneceksiniz diyen. Öğrenciler eskiden 8. sınıfta dershaneye gidiyordu. Şimdi 6. sınıftan itibaren bu yarışın içine girdiler. Bu nasıl bağımlılığı azaltmaksa!..
İlköğretim okullarında okula yeni başlayanlara el yazısı zorunluluğu getirildi. Veliler de, öğretmenler de feveran ediyor. Okumayı da, yazmayı da güçleştiriyor diyorlar. Ama ne dinleyenleri var ne de geçen yılın bir değerlendirmesini yapan! Oysa şimdiye kadar bin defa gözden geçirilmeliydi.
Eğitim fakülteleri her yıl on binlerce mezun veriyor. İşsiz öğretmen sayısı 200 bin civarında. Ama yeni kurulan üniversitelerin hemen hepsine yeni eğitim fakülteleri açılıyor. Peki ileriye yönelik bir istihdam politikası var mı? Kesinlikle hayır. Bu konuyu da sorgulayan yok.
Ücretsiz verilen ders kitapları her yıl çöpe atılıyor. En azından yarısının geri dönüşümü sağlanıp tasarruf yoluna gidilemez mi? Öğrenciye bu yolla malını koruma, temiz kullanma ve tasarruf öğretilemez mi? Bu konuda kim, bu işten ne kazanıyor diye sorgulanamaz mı?
Dünyanın masrafı yapılıp her okula bilgisayar sınıfları kuruldu. Bu konuda bir araştırma yapıldı mı? Geçen yıl kaç saat kullanıldılar? Yapılan masrafa değdi mi?
Kış geliyor. Okullara ne kadar yakacak parası gönderildi? Bu parayla kaç ay idare edilir, açıklar nasıl kapatılacak?
Son beş yılda kaç kişi sınıfta kaldı? Kaç kişi sistem dışına itildi? ÖSS'de, OKS'de kaç kişi sıfır aldı? Kaç kişi barajı aşamadı? Niye?
Bakan Çelik, "Sistemi kökten değiştirdik. Ezberci eğitime son verdik. Artık soran, sorgulayan öğrenciler yetiştirdik" diyor. Hangi somut verilere dayanarak bunu söylüyor?
Özetin özeti: Ciddi bir muhalefet boşluğu var. CHP gibi MHP de yok gibi. CHP'de eskiden Mustafa Gazalcı vardı. Milli Eğitim'de yapılanların da, yapılmayanların da takipçisi olurdu. O da sistem dışına itildi. Merak ediyorum, TBMM'de eğitime ilgi duyan hiç mi milletvekili yok?..