ümitli_bekleyis
02-05-2008, 05:42
Aşağıdaki mektup Aziz Nesin"in küçük oğlu Ahmet"ten büyük oğlu Ali Nesin"e hitaben yazıldı. Ahmet mektubun bir kopyasını bana da yollamış.
Aziz Nesin ülkemizin fikir hayatına damga vurmuş bir bilge insandı. Onun iki oğlu arasına giren “türban sorunu” sanırım Türkiye"yi yakından okuyan herkesi ilgilendiriyor. O yüzden uzunca mektubu olduğu gibi yayınlıyorum.
***
Bir grup akademisyen tarafından, "Öğretim üyelerinden üniversitede özgürlük bildirisi" başlıklı metin imzaya açıldı. Bildiriye imza veren öğretim üyeleri arasında Gazi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Levent Köker, Selçuk Üniversitesi'nden Doç. Dr. Şaban Çalış, Bilgi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ali Nesin, Bilkent Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ümit Cizre, ODTÜ'den Prof.Dr. Elisabeth Özdalga, Bahçeşehir Üniversitesi'nden Prof. Dr. Eser Karakaş, Gazi Üniversitesi'nden Prof.Dr. Naci Bostancı, Prof. Dr. Mümtazer Türköne ile Gazi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Atilla Yayla da yer alıyor. Değişik üniversitelerden öğretim üyelerinin imza attığı bildiride şu ifadelere yer verildi:
"Öğretim üyeleri olarak, bizler, kılık kıyafet konusunda yıllardır uygulanan politikaları ve son günlerde yapılan tartışmaları yakından ve kaygıyla izliyoruz. Üniversitelerin düşünce, ifade, din ve inanç özgürlükleri ile eğitim ve öğretim gibi en temel insan hakları karşısında yasakçı değil, özgürlükçü bir tavır alması gereken kurumlar olduğunu düşünüyoruz.
Üniversitelerimizin çağdaş uygar toplumlara yaraşır biçimde özgürlüklerle ve bilim üretimiyle anılmasını istiyoruz. İstisnasız her demokratik ülkede olduğu gibi, üniversitelerimizde de kılık kıyafet serbestliğinin hiçbir din, inanç, düşünce, ırk, grup ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın bütün öğrencilere tanınması gerektiğine inanıyor, aksi yöndeki tüm düzenleme ve uygulamalara bir an önce son verilmesini talep ediyoruz."
Yukarıdaki gazete haberini okuduğum zaman şaşırmadım, ama uzun zamandır yazmak isteyip de yazamadıklarımı düşünmeye başladım ve sanırım zor bitireceğim bir yazı olacak. Sevgili Ali bu mektubu sana yazıyorum ama, seninle beraber imza atan herkesi kapsıyor.
Sevgili büyüğüm Ali,
Önce imzaladığınız bildirideki kimi sözcüklerin üzerinde durmak istiyorum.
ÇAĞDAŞ: Aynı çağda yaşayan, muasır...
ÇAĞCIL: Zamanın yeniliklerini benimseyen, asrî, modern...
Sözlük karşılıklarından da anlayacağın gibi Çağdaş Toplum diye bir şey olamaz zaten aynı çağı yaşadığı için Çağdaş'tır ve hiçbir özelliği yoktur.
Çağcıl toplumlar vardır ve ne yaptıklarını dünya alem görüyor. Mesela senin konun olan matematik bilimi de öyledir ve senin yaptığın çalışma ve bulduğun yenilik Çağdaş değil Çağcıl'dır...
Ayrıca sizin inatla söylediğiniz gibi illa da Çağdaş Toplum diyorsanız, bizim Çağdaşlarımız olmayan insanların getirdiği önerileri Çağımıza uygulamak da ayrıca Çağcıl bir davranış değildir...
MEDENİ: Düşün, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme göstermiş olan, medenileşmiş, medeni, mütemeddin…
Sözlük karşılığı olarak çok açık anlatıldığı gibi, kız öğrencilerin kılık kıyafetlerini yaşadığımız medeniyetin gerisine götürmek ülkenin modernleşmesi değil, daha da geri gitmesine neden olur... Medeni ülkelerde insanların nasıl giyindiği çok açık ortadadır.
DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ: Düşünce Özgürlüğü ileriye atılan adımlar için geçerlidir...
Geçmişteki yanlışlıkları savunarak özgürlük isteyemezsin. Özgürlük modernlik ve demokrasi üzerine kurulur ama demokrasi sandığın gibi o kadar herkesin her istediğini her an yapabilmesi demek değildir.
Demokrasinin kendine göre kısıtlamaları vardır...
Tayyip Erdoğan'ın şiir sandığı ve hepinizi kandırdığı ve hapis yatmasına neden olan olay özgürlük değil şeriat istemidir... Düşünce Özgürlüğü'nün hedefi demokrasi ve sosyalizmin gelmesi içindir, gericiliğin değil...
BİLİM ÜRETİMİ: Bana bütün imza atan arkadaşlarınla beraber Bilim Üretimi yapan bir İslami ülke yada kişi gösterirseniz çok memnun olurum... Ama ben size eğer bir gün sormak aklınıza gelirse, onların bilimsel olan nelere karşı çıktıklarını gösteren bir çizelge sunabilirim. Fazla merak edeceğinizi sanmıyorum ya...
Senin ders verdiğin üniversitede başına gelecekleri sıralamaya başlayayım istersen:
1- Bir süre sonra türbanlı öğrencilerin erkeklerin yanında oturmaktan şikayet edecekler ve dilekçe verecekler...
2- İşin ucu kaçtığı için bu izin mecburen verilecek ama sonrası gelecek ve türbanlı kızlar, başı açık kızlarla da oturmak istemeyecekler...
3- Ramazan zamanında ders saatlerinizi sen ve öğretim üyesi arkadaşların değil, onlar belirleyecek...
4- Daha sonra sen ne kadar iyi matematikçi olursan ol, yönetimden kadın öğretmen isteyecekler...
5- Bu arada Kur'an'ı iyi okuman gerekiyor, matematiğin Kur'an'daki önemi üzerine nutuklar atacaklar...
6- Çıkacak olası tartışma ve kavgaları saymıyorum, umarım olmaz ama onları yaşayacaksınız.
Bu ülkede oruç tutmadığı için öldürülen gençleri, 12 Mart'ta babam hapse atıldığında sınıfta yüzüme bakarak "Hapse girenleri asmak gerekir," diyen edebiyat hocam Gültekin Tarı'yı ve senin kafanı ayağınla ezen beden eğitimi hocanız Süleyman Ateş'i unutmadım ben...
Kahramanmaraş olaylarını gazetede 48 saat senin dinlemeni isterdim benim yerime, konuşurken sesi kaybolan insanın sessizliğini hissetmeni isterdim...
Aziz Nesin'in en büyük eleştirmeni olarak "Korkudan Korkmak" yada "Ah Biz Ödlek Aydınlar" kitaplarını bir kaç kez daha oku...
Yada bana göre babam haklıymış, O'nun en büyük eleştirmeniymişsin ama yüzüne söyleme cesareti gösterememişsin...
Sana şimdilik söyleyeceklerim bunlardan ibaret...
Yıllardır gösterilen hoşgörünün ülkeyi getirdiği nokta çok açık olarak ortada... Biz babamla hiç din yada ateistlik tartışmadık ama sanırım ÇAĞCIL insan nasıl olur öğrendik...
Sevgiyle kal sevgili kardeşim Ali...
Ahmet Nesin
....
YAZAR: NAZIM ALPMAN
Aziz Nesin ülkemizin fikir hayatına damga vurmuş bir bilge insandı. Onun iki oğlu arasına giren “türban sorunu” sanırım Türkiye"yi yakından okuyan herkesi ilgilendiriyor. O yüzden uzunca mektubu olduğu gibi yayınlıyorum.
***
Bir grup akademisyen tarafından, "Öğretim üyelerinden üniversitede özgürlük bildirisi" başlıklı metin imzaya açıldı. Bildiriye imza veren öğretim üyeleri arasında Gazi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Levent Köker, Selçuk Üniversitesi'nden Doç. Dr. Şaban Çalış, Bilgi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ali Nesin, Bilkent Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ümit Cizre, ODTÜ'den Prof.Dr. Elisabeth Özdalga, Bahçeşehir Üniversitesi'nden Prof. Dr. Eser Karakaş, Gazi Üniversitesi'nden Prof.Dr. Naci Bostancı, Prof. Dr. Mümtazer Türköne ile Gazi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Atilla Yayla da yer alıyor. Değişik üniversitelerden öğretim üyelerinin imza attığı bildiride şu ifadelere yer verildi:
"Öğretim üyeleri olarak, bizler, kılık kıyafet konusunda yıllardır uygulanan politikaları ve son günlerde yapılan tartışmaları yakından ve kaygıyla izliyoruz. Üniversitelerin düşünce, ifade, din ve inanç özgürlükleri ile eğitim ve öğretim gibi en temel insan hakları karşısında yasakçı değil, özgürlükçü bir tavır alması gereken kurumlar olduğunu düşünüyoruz.
Üniversitelerimizin çağdaş uygar toplumlara yaraşır biçimde özgürlüklerle ve bilim üretimiyle anılmasını istiyoruz. İstisnasız her demokratik ülkede olduğu gibi, üniversitelerimizde de kılık kıyafet serbestliğinin hiçbir din, inanç, düşünce, ırk, grup ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın bütün öğrencilere tanınması gerektiğine inanıyor, aksi yöndeki tüm düzenleme ve uygulamalara bir an önce son verilmesini talep ediyoruz."
Yukarıdaki gazete haberini okuduğum zaman şaşırmadım, ama uzun zamandır yazmak isteyip de yazamadıklarımı düşünmeye başladım ve sanırım zor bitireceğim bir yazı olacak. Sevgili Ali bu mektubu sana yazıyorum ama, seninle beraber imza atan herkesi kapsıyor.
Sevgili büyüğüm Ali,
Önce imzaladığınız bildirideki kimi sözcüklerin üzerinde durmak istiyorum.
ÇAĞDAŞ: Aynı çağda yaşayan, muasır...
ÇAĞCIL: Zamanın yeniliklerini benimseyen, asrî, modern...
Sözlük karşılıklarından da anlayacağın gibi Çağdaş Toplum diye bir şey olamaz zaten aynı çağı yaşadığı için Çağdaş'tır ve hiçbir özelliği yoktur.
Çağcıl toplumlar vardır ve ne yaptıklarını dünya alem görüyor. Mesela senin konun olan matematik bilimi de öyledir ve senin yaptığın çalışma ve bulduğun yenilik Çağdaş değil Çağcıl'dır...
Ayrıca sizin inatla söylediğiniz gibi illa da Çağdaş Toplum diyorsanız, bizim Çağdaşlarımız olmayan insanların getirdiği önerileri Çağımıza uygulamak da ayrıca Çağcıl bir davranış değildir...
MEDENİ: Düşün, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme göstermiş olan, medenileşmiş, medeni, mütemeddin…
Sözlük karşılığı olarak çok açık anlatıldığı gibi, kız öğrencilerin kılık kıyafetlerini yaşadığımız medeniyetin gerisine götürmek ülkenin modernleşmesi değil, daha da geri gitmesine neden olur... Medeni ülkelerde insanların nasıl giyindiği çok açık ortadadır.
DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ: Düşünce Özgürlüğü ileriye atılan adımlar için geçerlidir...
Geçmişteki yanlışlıkları savunarak özgürlük isteyemezsin. Özgürlük modernlik ve demokrasi üzerine kurulur ama demokrasi sandığın gibi o kadar herkesin her istediğini her an yapabilmesi demek değildir.
Demokrasinin kendine göre kısıtlamaları vardır...
Tayyip Erdoğan'ın şiir sandığı ve hepinizi kandırdığı ve hapis yatmasına neden olan olay özgürlük değil şeriat istemidir... Düşünce Özgürlüğü'nün hedefi demokrasi ve sosyalizmin gelmesi içindir, gericiliğin değil...
BİLİM ÜRETİMİ: Bana bütün imza atan arkadaşlarınla beraber Bilim Üretimi yapan bir İslami ülke yada kişi gösterirseniz çok memnun olurum... Ama ben size eğer bir gün sormak aklınıza gelirse, onların bilimsel olan nelere karşı çıktıklarını gösteren bir çizelge sunabilirim. Fazla merak edeceğinizi sanmıyorum ya...
Senin ders verdiğin üniversitede başına gelecekleri sıralamaya başlayayım istersen:
1- Bir süre sonra türbanlı öğrencilerin erkeklerin yanında oturmaktan şikayet edecekler ve dilekçe verecekler...
2- İşin ucu kaçtığı için bu izin mecburen verilecek ama sonrası gelecek ve türbanlı kızlar, başı açık kızlarla da oturmak istemeyecekler...
3- Ramazan zamanında ders saatlerinizi sen ve öğretim üyesi arkadaşların değil, onlar belirleyecek...
4- Daha sonra sen ne kadar iyi matematikçi olursan ol, yönetimden kadın öğretmen isteyecekler...
5- Bu arada Kur'an'ı iyi okuman gerekiyor, matematiğin Kur'an'daki önemi üzerine nutuklar atacaklar...
6- Çıkacak olası tartışma ve kavgaları saymıyorum, umarım olmaz ama onları yaşayacaksınız.
Bu ülkede oruç tutmadığı için öldürülen gençleri, 12 Mart'ta babam hapse atıldığında sınıfta yüzüme bakarak "Hapse girenleri asmak gerekir," diyen edebiyat hocam Gültekin Tarı'yı ve senin kafanı ayağınla ezen beden eğitimi hocanız Süleyman Ateş'i unutmadım ben...
Kahramanmaraş olaylarını gazetede 48 saat senin dinlemeni isterdim benim yerime, konuşurken sesi kaybolan insanın sessizliğini hissetmeni isterdim...
Aziz Nesin'in en büyük eleştirmeni olarak "Korkudan Korkmak" yada "Ah Biz Ödlek Aydınlar" kitaplarını bir kaç kez daha oku...
Yada bana göre babam haklıymış, O'nun en büyük eleştirmeniymişsin ama yüzüne söyleme cesareti gösterememişsin...
Sana şimdilik söyleyeceklerim bunlardan ibaret...
Yıllardır gösterilen hoşgörünün ülkeyi getirdiği nokta çok açık olarak ortada... Biz babamla hiç din yada ateistlik tartışmadık ama sanırım ÇAĞCIL insan nasıl olur öğrendik...
Sevgiyle kal sevgili kardeşim Ali...
Ahmet Nesin
....
YAZAR: NAZIM ALPMAN