fatih kısaparmak balon baskılı balon NİHAL B. KARACA Fazıl Say'ın düellosu - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : NİHAL B. KARACA Fazıl Say'ın düellosu


selahattin_ay
12-19-2007, 16:54
Fazıl Say'ın bir Alman gazetesine verdiği ve 'Türkiye'yi terk edebilirim' dediği röportaj büyük bir kartopuna dönüştürüldü. Gelinen noktada Fazıl Say'ı bile şaşırtan bir durumun ortaya çıkmasının nedeni herhalde, ifadelerinin yerli ve büyük gazetelerin karın ağrılarına tercüman olmuş olması. Fazıl Say, bilerek ya da bilmeyerek kaygılarının bu zaviyede karşılık bulmasını sağlayacak şifreleri kullandı; 'Bakan eşleri başörtülü' gibi ifadeler, Türkiye'nin İslamcılar tarafından ele geçirildiğini ima eden tespitler, 'Ortaçağ karanlığı' gibi kullanılmaktan yalama olmuş metaforlar baron ağzıyla mağduriyet edebiyatı yapan malum medyanın kaçıracağı cinsten şeyler değildi.

Klasik Batı müziği ile hiçbir sorunum yok; Fazıl Say'ın önemli bir sanatçı olduğu da herhalde pek tartışılabilir bir şey değil. Elbette kendisi, bu ülkenin bilmem kaç senedir, resmi ideolojinin bürokratik elit oligarşinin zumzuğunu yemeye alışmış olan, dayağa çeliklenmiş zevatından değil, işlerin ters gittiği her anda 'ben oynamıyorum' diyebilme lüksüne sahip eşraftan; bu nedenle mazur görülmesi ilzam eder. Ama insan düşünmeden edemiyor; nasıl bir sanattır ki bu, insana hâlâ 'ortaçağ karanlığı' felan gibi, bayma kapasitesi şahikaya dayanmış, duyana ıyyykkk dedirtecek tasvirler kullandırır? Klasik Batı müziği, sanatçıları 'karanlık, gericilik' gibi bir temayı anlatmak için artık daha özgün imgeler bulmak gerektiğini sezdirme gücünden muaf mıdır? Yoksa klasik derken kastedilen bu mudur?

Öte yandan 'Çankaya'ya çağrılmadım' diyerek bu çağrılmamanın bir şeyi temsil ettiğini vurgulamak için daha fazlası gerekir. Çankaya'nın davetli listeleri, Fazıl Say'ın dünya görüşünü, sınıfını, hayat tarzını ve düşünce biçimini paylaşan başka kimselere de kapanmış mıdır? Hayır. Bilakis, o listeler ferahfeza tam ve daha çok Fazıl Say gibi 'mümtaz' ve mümtazlığı her fırsatta tehlikede olduğu iddia edilen Cumhuriyetin aydın/sanatçı/yazar perspektifi tarafından onaylanmış kimselere açılmış durumdadır. O takdirde Fazıl Say 'topunuz bir Fazıl Say etmezsiniz...' mi demek istemektedir bu mümtaz çağrılılara? Bu, bayağı ayıp bir şey değil midir?

'Oratoryo, opera, konçerto kurumlar olmadan yapılamaz, kurumlar da 'yaptırmam' diyorsa, artık orada düello kalmamakta, bunun adı pusu olmakta.' diyor sanatçı. Mevcut iktidar, 'yaptırmam' diyorsa elbette kötü yapmış oluyor.

Sanatçı ve aydın, devlete alınan her türden muhalif tutumun kendisine saygınlık ve erdem getireceğine inanan kişidir aynı zamanda. (Teoride böyledir en azından.) Tamam. Ama meseleyi daha en başından 'düello' mantığıyla kurguluyorsan, 'üslubunu seçmek' yerine, 'düşmanını silahını seçmeye' çağırıyorsan, elde ettiğin başarısızlık pusuya düşmek olmaz, Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak deriz buna halk dilinde.

Fazıl Say etrafında çıkan tartışma, aynı zamanda AK Parti'nin ve onu iktidar yapan toplum yüzdesinin klasik Batı müziğine 'karşı' düşmanca bir tavır geliştirdiği gibi bir yanılsama yaratıyor. Düşmanlık ayrı şeydir, çabuk algılanabilen melodik yapıları sevmek ayrı şeydir. Levi's'in reklâm müziği olduğu sırada herkesin Haendel'in 'Sarabande'sinin peşine düştüğünü hatırlıyorum ben. Bir ideolojik direnç olsaydı klasik Batı müziği teneffüs zillerinden santrallardaki bekleme müziklerine ve cep telefonu melodilerine kadar hemen her yerde, bu kadar 'hayatın içinde' olmazdı.

Öte yandan müzik öğretmeni yetiştiren müzik eğitim fakültelerimiz tamamıyla Batı müziği üzerine eğitim vermekte. Bu mevzuu dert edenler müzik öğretmenliği lisans programlarına bakıldığında Türk müziğinin bir ya da iki döneme sıkıştırıldığını, söz konusu derslerin de kerhen verildiğini iddia etmekte ve yakında Türk müziğine vâkıf olan müzik öğretmeni bile kalmayacağını ileri sürmekteler. (Bkz. 16 Aralık 2007 Zaman/ Gençlik eki Hüzzam'a Cüzam Muamelesi başlıklı Musa Güner imzalı dosya.)

Şu şartlarda Fazıl Say'ın içinin rahat olması gerekir. Haa ama kendisinin Batı müziğini değil, elit kesime özgü klasik Batı müziğini 'tabana yaymak' gibi bir gayreti varsa, o zaman sahiden bir silah seçmesi ve kendi sınıfıyla, imtiyazları gibi zevkleri konusunda da kıskanç olan kesimle mücadele etmesi gerekecektir, halkla değil.



Zaman